İçinde EDEK geçen kelimeler

Kelimeler arşivinde; içinde "edek" olan, toplam 76 tane kelime bulunuyor. İçerisinde edek bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ek olarak sonu edek ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında edek olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.

 
 

11 harfli kelimeler

DEDEKTİFLİK, YEDEKLEŞMEK, GEDEKLENMEK

10 harfli kelimeler

DEDEKILICI, DEDEKAZIĞI, SELLİMEDEK, DEDEKÜLAHI, DEDEKUŞAĞI, YEDEKLEMEK, YEDEKLEŞME, GÜLDÜREDEK, DEDEKULETİ, YEDEKÇİLİK, DEDEKARGIN, YEDEKÇEKİN, DEDEKILINÇ

9 harfli kelimeler

DEDEKULLE, DEDEKILIÇ, DEDEKILLI, KÜTÜREDEK, GEDEKILIÇ, GÜPÜREDEK, YEDEKLEME

8 harfli kelimeler

DEDEKTİF, LÜPPEDEK, GÜRREDEK, GÜRLEDEK, DEDEKTÖR, GÜMBEDEK, GURPEDEK, GÖRREDEK, GÖRPEDEK, LÜRPEDEK, GÜRPEDEK, KÜTTEDEK, MEDEKLİK, ŞIRPEDEK, ŞİRPEDEK, DÖMBEDEK, DİNGEDEK, LİRPEDEK, YEDEKLER, YEDEKLİK, KİPPEDEK, CİRPEDEK, DEDEKAŞI, DEDEKILI

7 harfli kelimeler

ZÖVEDEK, LÜPEDEK, LEPEDEK, MESEDEK, ZÖREDEK, TEKEDEK, YEDEKÇE, TÜMEDEK, KÜTEDEK, HEPEDEK, YEDEKÇİ, GÖBEDEK, YEDEKLİ, GEBEDEK, EDEKLİK, DEDEKIL, DEDEKÖY

6 harfli kelimeler

EDEKÖY

5 harfli kelimeler

YEDEK, BEDEK, ÇEDEK, DEDEK, PEDEK, NEDEK, GEDEK, MEDEK, HEDEK, KEDEK

4 harfli kelimeler

EDEK

Bazı kelimelerin anlamları

EDEK

Saklambaç oyunu.

YEDEKÇİLİK

Yedekçinin yaptığı iş, kolancılık. Dalkavukluk.

YEDEKÇEKİN

Motorlu taşıt tarafından çekilen motorsuz taşıt.

SELLİMEDEK

Yatağını ıslatan çocuk.

DEDEKAZIĞI

Sapanda okun ucundaki deliğe geçirilerek boyunduruk ve sapanı birbirine bağlayan kayış halkaya geçirilen ağaç çivi.

DEDEKULETİ

Hayvanlar ve insanlar tarafından yenilebilen, yıldız biçiminde, yere yapışık olan bir bitki.

YEDEKLEŞMEK

Karşılıklı olarak yedeklik etmek.

GEDEKLENMEK

Kuvvetçe zayıf gördüğü kimseye haksız bir iş önermek.

DEDEKTİFLİK

Dedektif olma durumu.

YEDEKLEŞME

Yedekleşmek işi.

DEDEKUŞAĞI

Gökkuşağı.

DEDEKARGIN

Malatya şehrinde, Yazıhan belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim yeri.

GÜLDÜREDEK

Duvar ve benzerleri şeylerin ansızın yıkılmasını anlatır.

DEDEKILICI

Sapanda okun ucundaki deliğe geçirilerek boyunduruk ve sapanı birbirine bağlayan kayış halkaya geçirilen ağaç çivi. Ardahan şehri, Göle belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri.

DEDEKÜLAHI

Yağ ve şerbet süzmeğe yarayan bakır telli süzgeç .(Bursa).

YEDEKLEMEK

Bir şeyin yedeğini sağlamak. Yedekte çekmek, yedeğe almak.

  -   -   -  

Anlamında EDEK bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde EDEK geçen kelimeler listesi verilmiştir.

ANSIZIN

Hatıra gelmeyen bir sırada, ani, anide, aniden, ansız, apansız, apansızın, birden, birdenbire, dangadak, defaten, durup dururken, fücceten, gürpedek, larp, larpadak, patadak, pattadak, rappadak, şakkadak, şapadanak, şappadak, şırakkadak, bedaheten, fücceten, nagehan, vehleten.

ALGILAYICI

Algı yetisi olan (kimse). Dedektör.

FORMÜL

Genel bir olguyu, bir kuralı veya ilkeyi açıklayan simgeler takımı. Bir veya birçok niceliğe bağlı bulunan bir niceliğin hesaplanmasına yarayan matematiksel anlatım. Çıkar yol, tutulan yol, yöntem. Kalıplaşmış, basmakalıp anlatım. Bir ilacın hazırlanmasında bir sonucun elde edilmesinde izlenecek işlemlerin çeşitli sayılar ve semboller kullanılarak ifade edildiği özgün kavram. Birleşik bir cismin birleşimine giren maddeleri ve bunların o birleşik maddedeki oranlarını gösteren kısaltma takımı. Bir belgenin yazılacağı biçimi ve ona özgü olan deyimi gösteren örnek.

HAFİYE

Dedektif.

DÖNEMEÇ

Bir yolun yön değiştirdiği yer, viraj. Bir durum, tutum, davranış ve düşüncedeki aşama.

BULUCU

Kâşif. Dedektör.

ANAGRAM

Bir kelimedeki harflerin yerleri değiştirilerek elde edilen kelime.

GÖRÜŞ

Görme işi. Cezaevi veya hastanedeki birine yapılmış olan ziyaret. Gözle bir şeyi algılama yetisi. Benzerlerinden ayıran özellik, konsept. Bir olay, varlık veya düşünce üzerinde varılan yargı, fikir.

DEĞİŞİK

Değiştirilmiş, muaddel. Alışılmışın dışında bir özelliği bulunan. Çok hastalık geçirerek gelişmemiş çocuk. Farklı. Yedek iç çamaşırı, giyecek.

ÇIKIŞ

Çıkma işi. Bir yerden çıkmak için kullanılan nokta. Güreşte cazgırın alana çıkardığı pehlivanların izleyicilere doğru yürüyerek çalım yapmaya başlaması. Yokuş. Verilen bir işaretle yarışa başlama, depar. Uçağın bir havaalanından başka bir havaalanına gitme süreci, sorti. Çıktı. Mezuniyet, okul bitirme. Beklenilmeyen bir sırada yapılmış olan sert konuşma. Kuşatılmış bir bölgedeki birliklerin yaptığı saldırı. Çıkış belgesi.

EDAT

Tek başına anlamı olmayan, sonuna geldiği sözle cümledeki diğer kelimeler arasında ilişki kuran kelime türü, ilgeç: Ev gibi huzur köşesi olmaz. Çocuk sabaha karşı uyudu.

BABIALİ

Osmanlı Devleti'nde İstanbul'da sadaret (Başbakanlık), dâhiliye ve hariciye nezaretleri (İçişleri ve Dışişleri bakanlıkları) ile Şûrayıdevlet (Danıştay) dairelerinin bulunduğu yapı. Osmanlı hükûmeti. İstanbul'da bu çevredeki basın.

BAŞKONSOLOS

En yüksek derecedeki konsolos.

BÜZÜŞME

Büzüşmek işi. Birleşik kelimelerin oluşturulmasında iki ayrı hecedeki ünlünün tek hecede toplanması, kontraksiyon: kahve altı kahvaltı, ne için niçin vb.

GASTRİT

Midedeki yangı.

AYAK

Bacakların bilekten aşağıda bulunan ve yere basan bölümü. Birtakım şeylerin yerden yüksekçe durmasını sağlayan dayak, destek ya da bunlardan her biri. Göl ayağı. Halk edebiyatında koşuklarda kısa yedekli dizeler. Yarım arşın veya 30,5 santimetre uzunluğundaki ölçü birimi, kadem, fit, fut. Altılı ganyanda yer alan her bir koşu. Bacak. Karakucak ve yağlı güreşte pehlivanların ayrıldıkları beş dereceden biri. Vücudun belden aşağı bölümü. Mayalardan önce, makama uygun olarak çalınan veya söylenen beste. Kömür ocaklarında kömürün çıkarıldığı galeri. Bir doğrunun başka bir doğruyu veya bir düzlemi kestiği nokta. Futun küpü alınarak hesaplanan değer. Yürüyüşün ağırlık veya çabukluk derecesi. Basamak. Halk edebiyatında uyak.

ASIL

Bir şeyin kendisi, örnek, kopya karşıtı. Gerçek, esas. Aranılan nitelikleri en çok kendinde toplamış olan. Bir şeyin temelini oluşturan, ana. Bir görevde sürekli bulunan, yedek karşıtı. Kök, köken, kaynak. Gerçeklik. Soy, nesep. (a'sıl) Gerçekten, gerçek olarak.

ANALAŞTIRMAK

Annedeki özellikleri kazandırmak.

DENGELEYİCİ

Denge sağlayan, dengeleme özelliği olan kimse veya şey. Otomobillerde eğikliği veya yaylanma genliğini azaltmak için şasi ve tekerleklere yerleştirilen düzen, stabilizatör. Bir evredeki işlemin daha dengeli bir duruma gelmesini sağlayan alet.

EPİZOT

Bir romandaki ya da hikâyedeki olay. Dilim.