Kelimeler arşivinde; içinde "dol" olan, toplam 305 tane kelime bulunuyor. İçerisinde dol bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu dol ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında dol olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
AŞIRIDOLDURTICU, DOLANDIRABİLMEK, DOLAŞTIRABİLMEK, DOLGUNLAŞTIRMAK
DOLANDIRICILIK, DOLANDIRABİLME, DOLAŞTIRABİLME, DOLGUNLAŞTIRMA, YUKARIDOLAYLAR
DOLANDIRILMAK, DOLAŞTIRILMAK, ADOLFAKTORYUM, AŞAĞIDOLAYLAR, AŞIRIDOLDURMA, ÇOKDOLAMLILAR, DOLMADEĞİRMEN, GONADOLİBERİN, MANDOLİNCİLİK, PSEUDOLYNCHİA, RAGDOLLKEDİSİ
DOLANDIRILIŞ, DOLANDIRILMA, DOLAŞTIRILMA, DOLGUNLAŞMAK, DOLDURBOŞALT, DARMADOLAŞIK, DOLANABİLMEK, DOLANIVERMEK, DOLAŞABİLMEK, DOLAŞIVERMEK, DOLAYABİLMEK, DOLGUNDURMAK, DOLİKOSEFALE, DOLOMİTLEŞME, DORMADOLAŞIK, KLORKİNALDOL, TRANSALDOLAZ, YUKARIDOLUCA
DOLAMBAÇSIZ, DOLANDIRICI, DOLANDIRMAK, DOLAŞTIRMAK, DOLAYISIYLA, DOLDURULMAK, DOLGUNLAŞMA, DOLİKOSEFAL, DOLMUŞÇULUK, GONDOLCULUK, KARAMANDOLA, METODOLOJİK, REDDOLUNMAK, ADOLESCARİA, AŞAĞIDOLUCA, DOLANABİLME, DOLANIVERME, DOLAPLIDERE, DOLAŞABİLME, DOLAŞIVERME, DOLAYABİLME, GÖNÜLDOLABI, GÜNDOLAMASI, PENFLURİDOL, PİPERİDOLAT, PSÖDOLABİYA, PSÖDOLENFOM, SESTODOLOJİ, YUKARIDOLAY
ADDOLUNMAK, DOLAPÇILIK, DOLAŞIKLIK, DOLAŞIKSIZ, DOLAŞILMAK, DOLDURTMAK, DOLDURULMA, DOLUDİZGİN, GADOLİNYUM, HİNDOLOJİK, MANDOLİNCİ, METODOLOJİ, REDDOLUNMA, VADOLUNMAK, AŞAĞIDOLAY, AŞAĞIDOLMA, DOLABİLMEK, DOLAĞALMAK, DOLAKALMAK, DOLAMBAÇLI, DOLAMLILAR, DOLANDIRIŞ, DOLANDIRMA, DOLANILMAK, DOLANMALIK, DOLARLAŞMA, DOLAŞTIRMA, DOLAYLAMAK, DOLMACILIK, DOLUHARMAN, Devamını Oku »»
ADDOLUNMA, ANADOLULU, BUZDOLABI, DOLAŞILMA, DOLAYLAMA, DOLDURMAK, DOLDURTMA, DOLGUNLUK, FIRDOLAYI, HİNDOLOJİ, KAYDOLMAK, PEDOLOJİK, BUZDOLAVİ, DİLDOLAĞI, DOLABİLME, DOLAMLAMA, DOLANIŞIK, DOLGULAMA, DOLHANLAR, DOLİYOLUM, DOLUÇANAK, DOLUÇIKIN, DOLUDİBEK, DOLUKSUMA, DOLUTEKNE, DOLUVERME, ENDOLİTİK, HAMDOLSUN, HASANDOLU, SODOLAMAK, Devamını Oku »»
DOLAKSIZ, DOLAMBAÇ, DOLANMAK, DOLAŞMAK, DOLAYSIZ, DOLDURMA, DOLDURUŞ, DOLGUNCA, DOLMALIK, DOLMUŞÇU, DOLUKMAK, DOLUŞMAK, GONDOLCU, HİNDOLOG, KAYDOLMA, MANDOLİN, PEDOLOJİ, ALTDOLAM, BOŞDOLAV, DAVUDOLU, DEREDOLU, DOLAMALI, DOLANBAÇ, DOLANCAL, DOLANGAÇ, DOLANGAN, DOLANGER, DOLAŞLAR, DOLAYLAR, DOLKUMAK, Devamını Oku »»
ANADOLU, DOLAMAK, DOLAMIK, DOLANIM, DOLANIŞ, DOLANMA, DOLANTI, DOLAPÇI, DOLAŞIK, DOLAŞIM, DOLAŞMA, DOLAYLI, DOLGULU, DOLOMİT, DOLUKMA, DOLULUK, DOLUNAY, DOLUŞMA, DOPDOLU, PEDOLOG, AKDOLUN, ALDOLAZ, AYDOLUN, CODOLOZ, DOLABAŞ, DOLAKCI, DOLAKÇI, DOLAKLI, DOLAMAÇ, DOLAMAN, Devamını Oku »»
DOLAMA, DOLAYI, DOLGUN, DOLMAK, DOLMEN, DOLMUŞ, DOLUSU, GONDOL, VİDOLU, ADOLET, AYDOLU, AZDOLU, DOLADI, DOLALI, DOLAME, DOLANI, DOLAŞI, DOLAVA, DOLAVU, DOLHAN, DOLLAN, DOLLEN, DOLLER, DOLLUK, DOLMAÇ, DOLMAN, DOLUCA, DOLUKA, KONDOL
DOLAK, DOLAM, DOLAP, DOLAR, DOLAY, DOLGU, DOLMA, DOLUM, DOLUŞ, ANDOL, DOLAĞ, DOLAH, DOLAN, DOLAS, DOLAV, DOLİM, DOLİN, DOLME, DOLOP, DOLUH, DOLUK, DOLUN, HODOL, İNDOL, İSDOL, LODOL, RODOL
DOLU, İDOL, ADOL, DOLI, DOLİ
DOL
DOL
Değil anlamında kullanılır. Bir kısım yer, vatan parçası. Sığır derisinden yapılmış torba. Soy, soyun devamını sağlayan çocuk. Canlılarda üremeyi sağlayan tohum. Damızlık hayvan.
ÇOKDOLAMLILAR
Birbirine bitişik birkaç dolamdan yapılı özdecikler.
DOLANDIRABİLME
Dolandırabilmek işi.
DOLAŞTIRILMAK
Dolaştırma işine konu olmak.
DOLAŞTIRABİLME
Dolaştırabilmek işi.
DOLGUNLAŞTIRMAK
Dolgunlaşma işini yaptırmak.
AŞIRIDOLDURMA
Yüksek güç almak amacıyla, motora doğal hava basıncından daha yüksek basınçlı hava gönderme işlemi.
DOLANDIRILMAK
Dolandırma işine konu olmak.
AŞAĞIDOLAYLAR
Kütahya şehrinde, Simav belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir bölge.
ADOLFAKTORYUM
Koku loplarına ait olan.
DOLAŞTIRABİLMEK
Dolaştırmak elinde olmak.
DOLANDIRICILIK
Dolandırıcı olma durumu, ayyarlık. Dolandırıcının yaptığı iş.
DOLANDIRABİLMEK
Dolandırmayı becermek.
DOLGUNLAŞTIRMA
Dolgunlaştırmak işi.
YUKARIDOLAYLAR
Kütahya ilinde, Simav belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir bölge.
AŞIRIDOLDURTICU
Motora doğal hava basıncından daha yüksek basınçta hava göndermeye yarayan aygıt.
Bu bölümde tanımı içerisinde DOL geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ANKARA
Türkiye'nin İç Anadolu Bölgesi'nde yer alan illerinden biri, Türkiye'nin başkenti.
AHİLİK
Cömertlik. Kökleri eski Türk törelerine dayanan ve Anadolu'da yüksek bir gelişim gösteren esnaf, zanaatçı, çiftçi vb. bütün çalışma kollarını içine alan ocak.
AKKARAMAN
Orta ve Doğu Anadolu'nun batı kesimlerinde yaygın olarak yetiştirilen, vücudu beyaz, ağız, burun, göz etrafı, kulak ve ayaklarında siyah lekeler bulunabilen, kaba karışık yapağılı, yerli bir tür koyun.
ADIYAMAN
Türkiye'nin Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde yer alan illerinden biri.
APAZLAMAK
Avuçlamak. Gemi apazlama rüzgârla gitmek. Yelken rüzgârla dolup şişmek.
ABDAL
Gezgin derviş. Tasavvufta manevi üst bir rütbe. Safeviler devrinde İran'da yaşayan Türk oymaklarından biri. Dilenci kılıklı, üstü başı perişan kimse. Anadolu'da yaşayan oymaklardan bazısı.
ACI
Bazı maddelerin dilde bıraktığı yakıcı duyu, tatlı karşıtı. Kırıcı, üzücü, incitici, dokunaklı, kötü. Herhangi bir dış etken dolayısıyla duyulan rahatsızlık, ızdırap. Keskin, şiddetli. Çarpıcı, göz alıcı (renk). Tadı bu nitelikte olan. Ölüm, yangın, deprem vb. olayların yarattığı üzüntü, keder, elem.
ALACALANMAK
Alaca bir duruma gelmek. Herhangi bir heyecan dolayısıyla benzi kızarıp bozarmak, renkten renge girmek. Eriyen karlar arasından yer yer toprak görünmek.
ARABALIK
Garaj. Araba dolduracak miktarda olan.
ACYOCU
Borsa veya piyasada tahvil için çeşitli hileler uygulayan, dolaplar çeviren kimse.
ANIŞTIRMAK
Bir şeyi açıkça söylemeyip üstü kapalı anlatmak, dolaylı anlatmak, ima etmek, ihsas etmek.
ANADOLULU
Anadolu halkından olan kimse.
AKŞAMLAMAK
Bütün günü bir yerde veya bir işte geçirerek akşama erişmek, akşamı bulmak. Ay dolunay durumundan sonra geç doğmak. Akşamı bir yerde geçirmek.
ABRAŞ
Alaca benekli. Klorofil azlığından dolayı açık renkte lekeleri olan (bitki yaprağı). Cildin rengini bozup beyaz benekler ve lekeler yapan hastalık. Ters, kaba, görgüsüz (kimse). Deseni ve atkısı bozuk halı. Atın tüysüz yerlerinde görülen uyuza benzer bir hastalık. Çarpık, eğri, düzgün olmayan. Çilli, çopur yüzlü, gözleri açık renk olan (kimse).
ABLAK
Yayvan ve dolgun (yüz).
AÇMAK
Bir şeyi kapalı durumdan açık duruma getirmek. Yakışmak, güzel göstermek. Engeli kaldırmak. Savaşla almak, fethetmek. Bir kuruluşu, bir iş yerini işler duruma getirmek. Sarılmış, katlanmış, örtülmüş veya iliklenmiş olan şeyleri bu durumdan kurtarmak. Birbirinden uzaklaştırmak. Satranç, poker vb. oyunları başlatmak. Ayırmak, tahsis etmek. Yarmak. Bir şeyi, bir yeri oyarak veya kazarak çukur, delik oluşturmak. Düğümü veya dolaşmış bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Yapmak, düzenlemek. Avunmak veya danışmak üzere söylemek, içini dökmek. Alışverişi başlatmak. Görünür duruma getirmek. Geçit sağlamak. Bir toplantıyı, etkinliği başlatmak. Bulutların dağılmasıyla gökyüzü aydınlanmak. Ferahlık vermek. Bir konu ile ilgili konuşmak. Tıkalı bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Sıkılganlığını, utangaçlığını gidermek. Rengin koyuluğunu azaltmak. Beğenmek. Bir aygıtı, bir düzeneği çalıştırmak. Alanını genişletmek.
AKÇÖPLEME
Zambakgillerden, yapraklarının uzun, geniş olması, çiçeklerinin güzelliği dolayısıyla bahçe çiçekleri arasına giren zehirli bir bitki cinsi (Veratrum album).
AĞRI
Vücudun herhangi bir yerinde duyulan şiddetli acı. Türkiye'nin Doğu Anadolu Bölgesi'nde yer alan illerinden biri.
AKSARAY
Türkiye'nin İç Anadolu Bölgesi'nde yer alan illerinden biri.
AĞIR
Tartıda çok çeken, hafif karşıtı. Değeri çok olan, gösterişli. Dokunaklı, insanın gücüne giden, kırıcı. Yoğun. Sindirimi güç (yiyecek). Çetin, güç. Çapı, boyutu büyük. Yavaş. Ağır sıklet. Keskin, boğucu (koku). Fiziksel sebeplerden dolayı güç işiten (kulak). Kısık, alçak. Yavaş bir biçimde. Ciddi. Ağırbaşlı, ciddi. Sıkıntı veren, bunaltan. Davranışları yavaş olan.