Kelimeler arşivi içinde; başında "don" olan, toplam 110 adet kelime bulunmaktadır. don ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu don ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde don olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
DONDURULMUŞLUK, DONUKLAŞTIRMAK
DONDURMACILIK, DONUKLAŞTIRMA, DONUZBITIRAĞI, DONUZOĞLUKÖRÜ
DONATTIRMAK, DONDURULMAK, DONDURULMUŞ, DONKİŞOTLUK, DONUKLAŞMAK, DONUZBALIĞI
DONAKALMAK, DONATILMAK, DONDURMACI, DONDURULMA, DONMAÖNLER, DONUKLAŞMA, DONUKSAMAK, DONUVERMEK, DONUZERİĞİ, DONÜŞÖLÇER
DONAKALMA, DONATILMA, DONATIMCI, DONDURMAK, DONDURMAZ, DONGULDAK, DONGURDAK, DONGUZLUH, DONGUZLUK, DONIZLAĞI, DONUVERME, DONUZBAŞI, DONUZDAMI, DONUZKÖRÜ, DONUZTOPU
DONANMAK, DONATMAK, DONDURAÇ, DONDURMA, DONGABAŞ, DONGAYLI, DONGEYLİ, DONGİLİK, DONGİRİK, DONGRALI, DONGULCA, DONGURAK, DONGURCA, DONIŞIĞI, DONKAYLI, DONLUKÇU, DONMAMAK, DONUKLUK, DONULMAK, DONUŞMAK, DONUZLAN, DONUZLUH, DONUZLUK
DONAMAK, DONANIM, DONANMA, DONATIM, DONATIŞ, DONATMA, DONEMEK, DONGUCU, DONPALA, DONRAGI, DONRALI, DONUGUN, DONURCA, DONUŞUH, DONUZLA, DONYAĞI, DONZLUK
DONAMA, DONATI, DONGİL, DONGUN, DONGUR, DONGUZ, DONĞUZ, DONKUZ, DONLUK, DONMAK, DONNUH, DONRUK, DONSUZ, DONUCA, DONUCU
DONAM, DONEK, DONKA, DONLU, DONMA, DONÖR, DONRA, DONRO, DONUK, DONUP, DONUS, DONUZ, DONÜŞ
DONE, DONK, DONO, DONU
DON
DON
Giysi. Vücudun belden aşağısına giyilen uzun veya kısa iç giysisi, külot. At kılının rengi. Hava sıcaklığının sıfırdan aşağı düşmesiyle suların buz tutması.
DONDURMACILIK
Dondurmacının yaptığı iş.
DONAKALMAK
Şaşırıp bir süre ne yapacağını, ne diyeceğini bilememek.
DONUZBALIĞI
Derelerde yaşayan, siyah renkli, yuvarlak başlı ve gövdeli bir çeşit balık.
DONUZOĞLUKÖRÜ
Köy odalarında üzerine kütük dayamak için ocağın arka tarafına konulan, üç ayaklı, deve boyunlu, demir sacayak.
DONUKLAŞTIRMA
Donuklaştırmak işi.
DONKİŞOTLUK
Gereği yokken kahramanlık göstermeye kalkışma durumu.
DONDURMACI
Dondurma yapan veya satan kimse. Dondurma satılan yer.
DONUKLAŞTIRMAK
Donuk duruma getirmek.
DONDURULMAK
Dondurma işine konu olmak veya dondurma işi yapılmak. Değişmez duruma getirilmek. Beklemeye alınmak.
DONATTIRMAK
Donatma işini yaptırmak.
DONATILMAK
Donatma işine konu olmak veya donatma işi yapılmak.
DONUZBITIRAĞI
Uçları iğne gibi dikenli bir çeşit bitki, xanthium strumarium compositae.
DONDURULMUŞ
Soğutucu aracılığıyla buzlu duruma getirilmiş. Değiştirilemez durumda tutulmuş. Beklemeye alınmış.
DONDURULMUŞLUK
Dondurulmuş olma durumu.
DONUKLAŞMAK
Donuk duruma gelmek.
Bu bölümde tanımı içerisinde DON geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ARMADA
Donanma.
BOĞUNUK
Kısık, boğuk. Sıkıntılı, kapalı, donuk.
BİLGİSAYARLAŞMAK
Bilgisayar düzeniyle donatılmak.
ARMADOR
Geminin direk, seren, yelken, ip vb. donanımını düzenleyen usta.
AZAP
Büyük sıkıntı, eziyet, ezinç. Yeniçeriler zamanında gerektikçe sancaklardaki gençlerden toplanıp ordu ve donanmaya katılan asker. İslam inanışına göre dünyada günah işlemiş olanlara ahirette verilecek ceza. Anadolu'nun birçok bölgesinde çiftlik uşağı.
BAŞTARDA
Osmanlı donanmasında yer alan kadırga cinsinden bir savaş gemisi türü.
BULANIK
Bulanmış olan, duru olmayan. Açık seçik görünmeyen, net olmayan. Muş iline bağlı ilçelerden biri. Donuk, anlamsız, fersiz (bakış). Niteliği tam anlaşılmayan. Bulutlu, kapalı (hava). Bulanmış, duru olmayan bir biçimde.
ARABAŞI
Hindi veya tavuk etiyle hazırlanan, pişmiş ve dondurulmuş hamur ile birlikte yenen çorba.
BALDIRAK
Don, pantolon vb. giysilerin dizden aşağı olan bölümü. Kılıç kayışının aşağı uzanan parçası.
BAŞOYUNCU
Bir filmde veya tiyatro eserinde başrolü canlandıran erkek oyuncu, başaktör. Bir filmde veya tiyatro eserinde başrolü canlandıran kadın oyuncu, başaktris, primadonna.
AYVA
Gülgillerden, çiçekleri iri, beyaz veya pembe, yapraklarının altı tüylü, orta yükseklikte bir ağaç (Cydonia vulgaris). Bu ağacın büyük, sarı renkte, tüylü, mayhoş, dokusu sertçe, ufak çekirdekli meyvesi.
BİDONCU
Bidon satan kimse.
ALDANMAK
Görünüşe bakarak yanlış bir yargıya varmak, yanılmak. Hayal kırıklığına uğramak. Havanın birden ısınmasıyla zamansız açan çiçek, soğuk sebebiyle donmak. Bir hileye, bir yalana kanmak. Avunmak, oyalanmak.
BALKANLAR
Hırvatistan, Sırbistan, Karadağ, Kosova, Slovenya, Arnavutluk, Makedonya, Bosna-Hersek, Bulgaristan, Romanya, Yunanistan ve Trakya'yı içine alan bölge.
ATEŞBAZ
Ateşle hüner gösteren oyuncu. Osmanlılarda şenlikler için donanma fişeklerini hazırlayan kimse.
ALACALIK
Alaca olma durumu. Renkli ve renksiz kılların bütün vücutta düzenli bir biçimde dağılmayarak büyük ve küçük parçalar hâlinde birleşmesiyle meydana gelen bir at donu.
AL
Kanın rengi, kızıl, kırmızı. Dorunun açığı, kızıla çalan at donu. Aldatma, düzen, tuzak, hile. Yüze sürülen pembe düzgün, allık. Bu renkte olan (at). Alüminyum elementinin simgesi. Bu renkte olan.
BUYDURMAK
Dondurmak, çok üşütmek.
ANTİFRİZ
Dondurmaz.
BOKSİT
Korindon.