Kelimeler arşivi içinde; başında "dol" olan, toplam 202 adet kelime bulunmaktadır. dol ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu dol ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde dol olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
DOLANDIRABİLMEK, DOLAŞTIRABİLMEK, DOLGUNLAŞTIRMAK
DOLANDIRABİLME, DOLANDIRICILIK, DOLAŞTIRABİLME, DOLGUNLAŞTIRMA
DOLANDIRILMAK, DOLAŞTIRILMAK, DOLMADEĞİRMEN
DOLANABİLMEK, DOLANDIRILIŞ, DOLANDIRILMA, DOLANIVERMEK, DOLAŞABİLMEK, DOLAŞIVERMEK, DOLAŞTIRILMA, DOLAYABİLMEK, DOLDURBOŞALT, DOLGUNDURMAK, DOLGUNLAŞMAK, DOLİKOSEFALE, DOLOMİTLEŞME
DOLAMBAÇSIZ, DOLANABİLME, DOLANDIRICI, DOLANDIRMAK, DOLANIVERME, DOLAPLIDERE, DOLAŞABİLME, DOLAŞIVERME, DOLAŞTIRMAK, DOLAYABİLME, DOLAYISIYLA, DOLDURULMAK, DOLGUNLAŞMA, DOLİKOSEFAL, DOLMUŞÇULUK
DOLABİLMEK, DOLAĞALMAK, DOLAKALMAK, DOLAMBAÇLI, DOLAMLILAR, DOLANDIRIŞ, DOLANDIRMA, DOLANILMAK, DOLANMALIK, DOLAPÇILIK, DOLARLAŞMA, DOLAŞIKLIK, DOLAŞIKSIZ, DOLAŞILMAK, DOLAŞTIRMA, DOLAYLAMAK, DOLDURTMAK, DOLDURULMA, DOLMACILIK, DOLUDİZGİN, DOLUHARMAN, DOLUKLAMAK, DOLUKSAMAK, DOLUKSUMAK, DOLUSALKIM, DOLUVERMEK
DOLABİLME, DOLAMLAMA, DOLANIŞIK, DOLAŞILMA, DOLAYLAMA, DOLDURMAK, DOLDURTMA, DOLGULAMA, DOLGUNLUK, DOLHANLAR, DOLİYOLUM, DOLUÇANAK, DOLUÇIKIN, DOLUDİBEK, DOLUKSUMA, DOLUTEKNE, DOLUVERME
DOLAKSIZ, DOLAMALI, DOLAMBAÇ, DOLANBAÇ, DOLANCAL, DOLANGAÇ, DOLANGAN, DOLANGER, DOLANMAK, DOLAŞLAR, DOLAŞMAK, DOLAYLAR, DOLAYSIZ, DOLDURMA, DOLDURUŞ, DOLGUNCA, DOLKUMAK, DOLMALIK, DOLMUŞÇU, DOLUDERE, DOLUHMAH, DOLUHMAK, DOLUKAPI, DOLUKMAK, DOLUNMAK, DOLUŞMAK, DOLUTEPE
DOLABAŞ, DOLAKCI, DOLAKÇI, DOLAKLI, DOLAMAÇ, DOLAMAK, DOLAMAN, DOLAMAŞ, DOLAMBA, DOLAMIK, DOLANAK, DOLANCA, DOLANER, DOLANIL, DOLANIM, DOLANIŞ, DOLANKI, DOLANLI, DOLANMA, DOLANTI, DOLAPÇI, DOLAPLI, DOLAŞIH, DOLAŞIK, DOLAŞIM, DOLAŞMA, DOLAYAN, DOLAYLI, DOLGULU, DOLİKOL, Devamını Oku »»
DOLADI, DOLALI, DOLAMA, DOLAME, DOLANI, DOLAŞI, DOLAVA, DOLAVU, DOLAYI, DOLGUN, DOLHAN, DOLLAN, DOLLEN, DOLLER, DOLLUK, DOLMAÇ, DOLMAK, DOLMAN, DOLMEN, DOLMUŞ, DOLUCA, DOLUKA, DOLUSU
DOLAĞ, DOLAH, DOLAK, DOLAM, DOLAN, DOLAP, DOLAR, DOLAS, DOLAV, DOLAY, DOLGU, DOLİM, DOLİN, DOLMA, DOLME, DOLOP, DOLUH, DOLUK, DOLUM, DOLUN, DOLUŞ
DOLI, DOLİ, DOLU
DOL
DOL
Değil anlamında kullanılır. Bir kısım yer, vatan parçası. Sığır derisinden yapılmış torba. Soy, soyun devamını sağlayan çocuk. Canlılarda üremeyi sağlayan tohum. Damızlık hayvan.
DOLGUNLAŞTIRMAK
Dolgunlaşma işini yaptırmak.
DOLANDIRILMA
Dolandırılmak işi.
DOLAŞTIRILMAK
Dolaştırma işine konu olmak.
DOLANIVERMEK
Çabucak veya kısa zamanda dolanmak.
DOLANDIRICILIK
Dolandırıcı olma durumu, ayyarlık. Dolandırıcının yaptığı iş.
DOLGUNLAŞTIRMA
Dolgunlaştırmak işi.
DOLANDIRILIŞ
Dolandırılma işi.
DOLAŞTIRABİLMEK
Dolaştırmak elinde olmak.
DOLAŞABİLMEK
Dolaşmak elinde olmak.
DOLMADEĞİRMEN
Manisa ili, Akhisar ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yer.
DOLANDIRILMAK
Dolandırma işine konu olmak.
DOLANDIRABİLMEK
Dolandırmayı becermek.
DOLANDIRABİLME
Dolandırabilmek işi.
DOLANABİLMEK
Dolanma imkânı veya olasılığı bulunmak.
DOLAŞTIRABİLME
Dolaştırabilmek işi.
Bu bölümde tanımı içerisinde DOL geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ABLAK
Yayvan ve dolgun (yüz).
AÇMAK
Bir şeyi kapalı durumdan açık duruma getirmek. Yakışmak, güzel göstermek. Engeli kaldırmak. Savaşla almak, fethetmek. Bir kuruluşu, bir iş yerini işler duruma getirmek. Sarılmış, katlanmış, örtülmüş veya iliklenmiş olan şeyleri bu durumdan kurtarmak. Birbirinden uzaklaştırmak. Satranç, poker vb. oyunları başlatmak. Ayırmak, tahsis etmek. Yarmak. Bir şeyi, bir yeri oyarak veya kazarak çukur, delik oluşturmak. Düğümü veya dolaşmış bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Yapmak, düzenlemek. Avunmak veya danışmak üzere söylemek, içini dökmek. Alışverişi başlatmak. Görünür duruma getirmek. Geçit sağlamak. Bir toplantıyı, etkinliği başlatmak. Bulutların dağılmasıyla gökyüzü aydınlanmak. Ferahlık vermek. Bir konu ile ilgili konuşmak. Tıkalı bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Sıkılganlığını, utangaçlığını gidermek. Rengin koyuluğunu azaltmak. Beğenmek. Bir aygıtı, bir düzeneği çalıştırmak. Alanını genişletmek.
ADIYAMAN
Türkiye'nin Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde yer alan illerinden biri.
ARABALIK
Garaj. Araba dolduracak miktarda olan.
AKKARAMAN
Orta ve Doğu Anadolu'nun batı kesimlerinde yaygın olarak yetiştirilen, vücudu beyaz, ağız, burun, göz etrafı, kulak ve ayaklarında siyah lekeler bulunabilen, kaba karışık yapağılı, yerli bir tür koyun.
AĞRI
Vücudun herhangi bir yerinde duyulan şiddetli acı. Türkiye'nin Doğu Anadolu Bölgesi'nde yer alan illerinden biri.
ABRAŞ
Alaca benekli. Klorofil azlığından dolayı açık renkte lekeleri olan (bitki yaprağı). Cildin rengini bozup beyaz benekler ve lekeler yapan hastalık. Ters, kaba, görgüsüz (kimse). Deseni ve atkısı bozuk halı. Atın tüysüz yerlerinde görülen uyuza benzer bir hastalık. Çarpık, eğri, düzgün olmayan. Çilli, çopur yüzlü, gözleri açık renk olan (kimse).
ANIŞTIRMAK
Bir şeyi açıkça söylemeyip üstü kapalı anlatmak, dolaylı anlatmak, ima etmek, ihsas etmek.
ACI
Bazı maddelerin dilde bıraktığı yakıcı duyu, tatlı karşıtı. Kırıcı, üzücü, incitici, dokunaklı, kötü. Herhangi bir dış etken dolayısıyla duyulan rahatsızlık, ızdırap. Keskin, şiddetli. Çarpıcı, göz alıcı (renk). Tadı bu nitelikte olan. Ölüm, yangın, deprem vb. olayların yarattığı üzüntü, keder, elem.
AĞIR
Tartıda çok çeken, hafif karşıtı. Değeri çok olan, gösterişli. Dokunaklı, insanın gücüne giden, kırıcı. Yoğun. Sindirimi güç (yiyecek). Çetin, güç. Çapı, boyutu büyük. Yavaş. Ağır sıklet. Keskin, boğucu (koku). Fiziksel sebeplerden dolayı güç işiten (kulak). Kısık, alçak. Yavaş bir biçimde. Ciddi. Ağırbaşlı, ciddi. Sıkıntı veren, bunaltan. Davranışları yavaş olan.
AKŞAMLAMAK
Bütün günü bir yerde veya bir işte geçirerek akşama erişmek, akşamı bulmak. Ay dolunay durumundan sonra geç doğmak. Akşamı bir yerde geçirmek.
AKSARAY
Türkiye'nin İç Anadolu Bölgesi'nde yer alan illerinden biri.
ACYOCU
Borsa veya piyasada tahvil için çeşitli hileler uygulayan, dolaplar çeviren kimse.
AKÇÖPLEME
Zambakgillerden, yapraklarının uzun, geniş olması, çiçeklerinin güzelliği dolayısıyla bahçe çiçekleri arasına giren zehirli bir bitki cinsi (Veratrum album).
ANADOLULU
Anadolu halkından olan kimse.
ANKARA
Türkiye'nin İç Anadolu Bölgesi'nde yer alan illerinden biri, Türkiye'nin başkenti.
ALACALANMAK
Alaca bir duruma gelmek. Herhangi bir heyecan dolayısıyla benzi kızarıp bozarmak, renkten renge girmek. Eriyen karlar arasından yer yer toprak görünmek.
ABDAL
Gezgin derviş. Tasavvufta manevi üst bir rütbe. Safeviler devrinde İran'da yaşayan Türk oymaklarından biri. Dilenci kılıklı, üstü başı perişan kimse. Anadolu'da yaşayan oymaklardan bazısı.
AHİLİK
Cömertlik. Kökleri eski Türk törelerine dayanan ve Anadolu'da yüksek bir gelişim gösteren esnaf, zanaatçı, çiftçi vb. bütün çalışma kollarını içine alan ocak.
APAZLAMAK
Avuçlamak. Gemi apazlama rüzgârla gitmek. Yelken rüzgârla dolup şişmek.