DOL ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "dol" olan, toplam 202 adet kelime bulunmaktadır. dol ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu dol ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde dol olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

15 harfli kelimeler

DOLANDIRABİLMEK, DOLAŞTIRABİLMEK, DOLGUNLAŞTIRMAK

14 harfli kelimeler

DOLANDIRABİLME, DOLANDIRICILIK, DOLAŞTIRABİLME, DOLGUNLAŞTIRMA

13 harfli kelimeler

DOLANDIRILMAK, DOLAŞTIRILMAK, DOLMADEĞİRMEN

12 harfli kelimeler

DOLANABİLMEK, DOLANDIRILIŞ, DOLANDIRILMA, DOLANIVERMEK, DOLAŞABİLMEK, DOLAŞIVERMEK, DOLAŞTIRILMA, DOLAYABİLMEK, DOLDURBOŞALT, DOLGUNDURMAK, DOLGUNLAŞMAK, DOLİKOSEFALE, DOLOMİTLEŞME

11 harfli kelimeler

DOLAMBAÇSIZ, DOLANABİLME, DOLANDIRICI, DOLANDIRMAK, DOLANIVERME, DOLAPLIDERE, DOLAŞABİLME, DOLAŞIVERME, DOLAŞTIRMAK, DOLAYABİLME, DOLAYISIYLA, DOLDURULMAK, DOLGUNLAŞMA, DOLİKOSEFAL, DOLMUŞÇULUK

10 harfli kelimeler

DOLABİLMEK, DOLAĞALMAK, DOLAKALMAK, DOLAMBAÇLI, DOLAMLILAR, DOLANDIRIŞ, DOLANDIRMA, DOLANILMAK, DOLANMALIK, DOLAPÇILIK, DOLARLAŞMA, DOLAŞIKLIK, DOLAŞIKSIZ, DOLAŞILMAK, DOLAŞTIRMA, DOLAYLAMAK, DOLDURTMAK, DOLDURULMA, DOLMACILIK, DOLUDİZGİN, DOLUHARMAN, DOLUKLAMAK, DOLUKSAMAK, DOLUKSUMAK, DOLUSALKIM, DOLUVERMEK

9 harfli kelimeler

DOLABİLME, DOLAMLAMA, DOLANIŞIK, DOLAŞILMA, DOLAYLAMA, DOLDURMAK, DOLDURTMA, DOLGULAMA, DOLGUNLUK, DOLHANLAR, DOLİYOLUM, DOLUÇANAK, DOLUÇIKIN, DOLUDİBEK, DOLUKSUMA, DOLUTEKNE, DOLUVERME

8 harfli kelimeler

DOLAKSIZ, DOLAMALI, DOLAMBAÇ, DOLANBAÇ, DOLANCAL, DOLANGAÇ, DOLANGAN, DOLANGER, DOLANMAK, DOLAŞLAR, DOLAŞMAK, DOLAYLAR, DOLAYSIZ, DOLDURMA, DOLDURUŞ, DOLGUNCA, DOLKUMAK, DOLMALIK, DOLMUŞÇU, DOLUDERE, DOLUHMAH, DOLUHMAK, DOLUKAPI, DOLUKMAK, DOLUNMAK, DOLUŞMAK, DOLUTEPE

7 harfli kelimeler

DOLABAŞ, DOLAKCI, DOLAKÇI, DOLAKLI, DOLAMAÇ, DOLAMAK, DOLAMAN, DOLAMAŞ, DOLAMBA, DOLAMIK, DOLANAK, DOLANCA, DOLANER, DOLANIL, DOLANIM, DOLANIŞ, DOLANKI, DOLANLI, DOLANMA, DOLANTI, DOLAPÇI, DOLAPLI, DOLAŞIH, DOLAŞIK, DOLAŞIM, DOLAŞMA, DOLAYAN, DOLAYLI, DOLGULU, DOLİKOL, Devamını Oku »»

6 harfli kelimeler

DOLADI, DOLALI, DOLAMA, DOLAME, DOLANI, DOLAŞI, DOLAVA, DOLAVU, DOLAYI, DOLGUN, DOLHAN, DOLLAN, DOLLEN, DOLLER, DOLLUK, DOLMAÇ, DOLMAK, DOLMAN, DOLMEN, DOLMUŞ, DOLUCA, DOLUKA, DOLUSU

5 harfli kelimeler

DOLAĞ, DOLAH, DOLAK, DOLAM, DOLAN, DOLAP, DOLAR, DOLAS, DOLAV, DOLAY, DOLGU, DOLİM, DOLİN, DOLMA, DOLME, DOLOP, DOLUH, DOLUK, DOLUM, DOLUN, DOLUŞ

4 harfli kelimeler

DOLI, DOLİ, DOLU

3 harfli kelimeler

DOL

Bazı kelimelerin anlamları

DOL

Değil anlamında kullanılır. Bir kısım yer, vatan parçası. Sığır derisinden yapılmış torba. Soy, soyun devamını sağlayan çocuk. Canlılarda üremeyi sağlayan tohum. Damızlık hayvan.

DOLGUNLAŞTIRMAK

Dolgunlaşma işini yaptırmak.

DOLANDIRILMA

Dolandırılmak işi.

DOLAŞTIRILMAK

Dolaştırma işine konu olmak.

DOLANIVERMEK

Çabucak veya kısa zamanda dolanmak.

DOLANDIRICILIK

Dolandırıcı olma durumu, ayyarlık. Dolandırıcının yaptığı iş.

DOLGUNLAŞTIRMA

Dolgunlaştırmak işi.

DOLANDIRILIŞ

Dolandırılma işi.

DOLAŞTIRABİLMEK

Dolaştırmak elinde olmak.

DOLAŞABİLMEK

Dolaşmak elinde olmak.

DOLMADEĞİRMEN

Manisa ili, Akhisar ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yer.

DOLANDIRILMAK

Dolandırma işine konu olmak.

DOLANDIRABİLMEK

Dolandırmayı becermek.

DOLANDIRABİLME

Dolandırabilmek işi.

DOLANABİLMEK

Dolanma imkânı veya olasılığı bulunmak.

DOLAŞTIRABİLME

Dolaştırabilmek işi.

  -   -   -  

Anlamında DOL bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde DOL geçen kelimeler listesi verilmiştir.

ABLAK

Yayvan ve dolgun (yüz).

AÇMAK

Bir şeyi kapalı durumdan açık duruma getirmek. Yakışmak, güzel göstermek. Engeli kaldırmak. Savaşla almak, fethetmek. Bir kuruluşu, bir iş yerini işler duruma getirmek. Sarılmış, katlanmış, örtülmüş veya iliklenmiş olan şeyleri bu durumdan kurtarmak. Birbirinden uzaklaştırmak. Satranç, poker vb. oyunları başlatmak. Ayırmak, tahsis etmek. Yarmak. Bir şeyi, bir yeri oyarak veya kazarak çukur, delik oluşturmak. Düğümü veya dolaşmış bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Yapmak, düzenlemek. Avunmak veya danışmak üzere söylemek, içini dökmek. Alışverişi başlatmak. Görünür duruma getirmek. Geçit sağlamak. Bir toplantıyı, etkinliği başlatmak. Bulutların dağılmasıyla gökyüzü aydınlanmak. Ferahlık vermek. Bir konu ile ilgili konuşmak. Tıkalı bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Sıkılganlığını, utangaçlığını gidermek. Rengin koyuluğunu azaltmak. Beğenmek. Bir aygıtı, bir düzeneği çalıştırmak. Alanını genişletmek.

ADIYAMAN

Türkiye'nin Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde yer alan illerinden biri.

ARABALIK

Garaj. Araba dolduracak miktarda olan.

AKKARAMAN

Orta ve Doğu Anadolu'nun batı kesimlerinde yaygın olarak yetiştirilen, vücudu beyaz, ağız, burun, göz etrafı, kulak ve ayaklarında siyah lekeler bulunabilen, kaba karışık yapağılı, yerli bir tür koyun.

AĞRI

Vücudun herhangi bir yerinde duyulan şiddetli acı. Türkiye'nin Doğu Anadolu Bölgesi'nde yer alan illerinden biri.

ABRAŞ

Alaca benekli. Klorofil azlığından dolayı açık renkte lekeleri olan (bitki yaprağı). Cildin rengini bozup beyaz benekler ve lekeler yapan hastalık. Ters, kaba, görgüsüz (kimse). Deseni ve atkısı bozuk halı. Atın tüysüz yerlerinde görülen uyuza benzer bir hastalık. Çarpık, eğri, düzgün olmayan. Çilli, çopur yüzlü, gözleri açık renk olan (kimse).

ANIŞTIRMAK

Bir şeyi açıkça söylemeyip üstü kapalı anlatmak, dolaylı anlatmak, ima etmek, ihsas etmek.

ACI

Bazı maddelerin dilde bıraktığı yakıcı duyu, tatlı karşıtı. Kırıcı, üzücü, incitici, dokunaklı, kötü. Herhangi bir dış etken dolayısıyla duyulan rahatsızlık, ızdırap. Keskin, şiddetli. Çarpıcı, göz alıcı (renk). Tadı bu nitelikte olan. Ölüm, yangın, deprem vb. olayların yarattığı üzüntü, keder, elem.

AĞIR

Tartıda çok çeken, hafif karşıtı. Değeri çok olan, gösterişli. Dokunaklı, insanın gücüne giden, kırıcı. Yoğun. Sindirimi güç (yiyecek). Çetin, güç. Çapı, boyutu büyük. Yavaş. Ağır sıklet. Keskin, boğucu (koku). Fiziksel sebeplerden dolayı güç işiten (kulak). Kısık, alçak. Yavaş bir biçimde. Ciddi. Ağırbaşlı, ciddi. Sıkıntı veren, bunaltan. Davranışları yavaş olan.

AKŞAMLAMAK

Bütün günü bir yerde veya bir işte geçirerek akşama erişmek, akşamı bulmak. Ay dolunay durumundan sonra geç doğmak. Akşamı bir yerde geçirmek.

AKSARAY

Türkiye'nin İç Anadolu Bölgesi'nde yer alan illerinden biri.

ACYOCU

Borsa veya piyasada tahvil için çeşitli hileler uygulayan, dolaplar çeviren kimse.

AKÇÖPLEME

Zambakgillerden, yapraklarının uzun, geniş olması, çiçeklerinin güzelliği dolayısıyla bahçe çiçekleri arasına giren zehirli bir bitki cinsi (Veratrum album).

ANADOLULU

Anadolu halkından olan kimse.

ANKARA

Türkiye'nin İç Anadolu Bölgesi'nde yer alan illerinden biri, Türkiye'nin başkenti.

ALACALANMAK

Alaca bir duruma gelmek. Herhangi bir heyecan dolayısıyla benzi kızarıp bozarmak, renkten renge girmek. Eriyen karlar arasından yer yer toprak görünmek.

ABDAL

Gezgin derviş. Tasavvufta manevi üst bir rütbe. Safeviler devrinde İran'da yaşayan Türk oymaklarından biri. Dilenci kılıklı, üstü başı perişan kimse. Anadolu'da yaşayan oymaklardan bazısı.

AHİLİK

Cömertlik. Kökleri eski Türk törelerine dayanan ve Anadolu'da yüksek bir gelişim gösteren esnaf, zanaatçı, çiftçi vb. bütün çalışma kollarını içine alan ocak.

APAZLAMAK

Avuçlamak. Gemi apazlama rüzgârla gitmek. Yelken rüzgârla dolup şişmek.