Kelimeler arşivinde; içinde "deg" olan, toplam 61 tane kelime bulunuyor. İçerisinde deg bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu deg ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında deg olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
DEDEGÜLÜÇİVİSİ
DEGRANÜLASYON
DEGİŞİLİNMEK, DEGİRMENYOLU
DEGREGASYON, DEGRADASYON, DEGİRMENLİK
ZADEGANLIK, İĞDEGİLLER, ENDEGEREDE, DEGİŞTUMEK, DEDEGÜLÜNÇ, YERDEGEZEN
DEDEGÜLÜÇ, İDEGELMEK, DEGDİRMEK, DEGDÜRMEK, DEGGESİNE
DEDEGÜLÜ, DEGAJMAN, BARDEGİZ, DEGİŞMEK, DEDEGILI, DEDEGILİ, DEGİRMAN
ÖNDEGÜN, GİDEGİT, GİDEGEN, EVDEGÜL, ERDEGEN, DEGÜŞÜK, MEDEGÖZ, DEGERNİ, BADEGÜL, DEGİYGE, SADEGÜL, DEGİŞME, DEGENEH, DEGİŞİK, DEGİRMİ, DEGENEK, DEDEGÜL, ZADEGAN
SEDEGE, DEGMEK, DEGNEK, ÖDEGEÇ, EDEGÜL, DEGAJE
DEGRE, ÜDEGİ, DEGAJ, DEGAN, DEGEK, DEGME, DEGEL, DEGEN, DEGER, DEGİN, DEGİL
DEG
DEG
Eski türkçe tegmek: Meyvelerin olgunlaşması.
DEGİŞİLİNMEK
Değişmek.
YERDEGEZEN
Yılan.
DEDEGÜLÜNÇ
Sapanda okun ucundaki deliğe geçirilerek boyunduruk ve sapanı birbirine bağlayan kayış halkaya geçirilen ağaç çivi.
DEGRADASYON
Yıkılma. Bir bileşiğin kendisini oluşturan daha basit parçalara ayrılması. Bozulma.
DEDEGÜLÜÇİVİSİ
Boyunduruktan gelen bir sırım yardımıyla sabanın toprağa az ya da çok girmesini sağlayan ok üzerindeki bir kaç çivi. (Yenikent Aksaray Niğde).
DEGREGASYON
Disintegrasyonun granüllerden ufak partiküller durumuna geçişle ilgili ikinci fazı.
İĞDEGİLLER
İki çeneklilerden, örneği iğde olan bitki familyası. Yaprakları almaşlı dizilişte, basit ve stipülsüz, çiçekleri ışınsal simetrili ve yaprak koltuklarından tek ya da demetler şeklinde çıkan, ovaryum alt durumlu, çalı ya da ağaç formunda genellikle dikenli olan bitkiler.
DEGRANÜLASYON
Yerel iltihaplanmalarda ya da bazı alerjik durumlarda mast hücreleri, bazofil lökositler vb.nin sitoplâzmasında bulunan granüllerin hücre dışına bırakılması. Yerel iltihaplanmalarda veya bazı alerjik durumlarda mast hücreleri, bazofil lökositler gibi hücrelerin sitoplazmasında bulunan granüllerin hücre dışına bırakılması. Yerel yangılarda veya kimi alerjik durumlarda mast hücreleri, bazofil lökositler ve benzerleri hücrelerin sitoplazmasında bulunan granüllerin hücre dışına bırakılarak kaybedilmesi.
DEGİRMENLİK
Öğütülmek için değirmene gönderilecek tahıl.
ENDEGEREDE
İşte,orada.
DEGİŞTUMEK
Değiştirmek// elbise degiştumek: tebdili kıyafet etmek.
DEDEGÜLÜÇ
Sapanda okun ucundaki deliğe geçirilerek boyunduruk ve sapanı birbirine bağlayan kayış halkaya geçirilen ağaç çivi.
İDEGELMEK
Etmekte bulunmak, devamlı olarak yapmak.
DEGİRMENYOLU
Ankara ilinde, Şereflikoçhisar ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi.
ZADEGANLIK
Soyluluk.
Bu bölümde tanımı içerisinde DEG geçen kelimeler listesi verilmiştir.
İĞDE
İğdegillerden, kokulu, sarı çiçekleri olan, çalı biçiminde bir ağaç (Elaeagnus). Bu ağacın zeytin biçiminde, kabuğu kırmızıya çalan sarı renkte, beyaz unlu, tadı mayhoş yemişi.
TİTRASYON
Çözelti içindeki bir maddenin derişimini bulmak için, onunla tepkime verebilen derişimi bilinen bir çözeltiden belirli hacimlerde ekleyip, tepkimenin bitim noktasını çözeltinin bazı özelliklerindeki (renk degişimi, çökme, iletkenlik v.b) değişimi gözleyerek gerçekleştirilen bir analiz yöntemi. Bir solüsyonun belli bir ölçüye göre ayarlanması. Konsantrasyonu bilinen bir çözeltiyle bilinmeyen bir çözeltinin eşdeğerlik noktasına kadar karışımını sağlayarak harcanan standart çözelti miktarından konsantrasyonu bilinmeyen çözeltinin konsantrasyonunun bulunması yöntemi. Belirli bir miktar örnekteki etkenin sayısını belirlemek için gerçekleştirilen deney.
DEGİRMİ
Kare şekilli yüzey: Bana degirmili bir mendil yapıver. Yuvarlak: Degirmi yüzlü kıza bak. Yuvarlak. Yuvarlak, değirmi. Eni boyu aynı olan. Yuvarlak, toparlak.
DEGMEK
Dokunmak, hasta etmek: Çocuğa yemek degmiş. Vurmak, çarpmak: Ali'ye güneş degmiş. Miras kalmak. Olmak, olgunlaşmak. Değmek, dokunmak. Değmek, dokunmak, olgunlaşmak. Dokunmak, değmek.
ORANLAYICI
Herhangi bir özdegi değerlendiren kişi. Taşınır ve durağan mal değerlerini sayışımlama, oranlama için seçilen yetkili kişi.
DEGDİRMEK
Ulaştırmak: Hasan'ın verdiğini yerine degdirdim.
DEGİŞME
Aldatarak oynanan kar topu oyunu: Arkadaşlarla degişme oyunu oynadık.
SOYLULUK
Soylu olma durumu, asillik, asilzadelik, zadegânlık, asalet, asaletlilik, necabet.
DEGAJMAN
Degaj.
DEGAJ
Futbolda kalecinin topu sert bir ayak vuruşuyla uzağa atması, degajman.
YILAN
Sürüngenlerden, ayaksız, ince ve uzun olanların genel adı, yerdegezen, uzun hayvan. Sinsi ve hain.