İçinde ANEY geçen kelimeler

Kelimeler arşivinde; içinde "aney" olan, toplam 11 tane kelime bulunuyor. İçerisinde aney bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ek olarak sonu aney ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında aney olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.

 
 

Bazı kelimelerin anlamları

ANEY

Korku, şaşma, hayranlık bildirir ünlem. Anne. Birkaç katlı yüksek bina. En iyi.

ANEYŞ

Anlayış, bellek, zekâ.

YILANEYAĞSİ

Yılankavi.

KANEYAKLI

Kadın, kız.

HANEYLİ

Dört katlı ev.

MANEYA

Ocaklarda, baca içlerinde biriken kurum.

YAMANEYİSİ

Şalgam.

MANEYLİ

Tarlakuşu. Serseri.

HASANEYN

Kocaeli ilinde, Gölcük ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi.

HANEY

İki ya da daha çok katlı büyük ev. Sofa, hol, koridor. Salon. Evin katları arasındaki bölümler: Bizim evin haneyi tahtadır.

ZANEYİR

Fırsat düşkünü.

  -   -   -  

Anlamında ANEY bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde ANEY geçen kelimeler listesi verilmiştir.

TIMARHANELİK

Tımarhaneye kapatılmasını gerektirecek kadar akıl hastası olan.

HASTANELİK

Hastaneye kaldırılacak durumda olan.

KALDIRMAK

Bulunduğu yerden almak. Yukarı doğru hareket ettirmek. Yükseltmek. Piyasadan çekmek. Bir kuruluşun çalışmasına son vermek, feshetmek, lağvetmek. Tayin etmek, atamak. Kaçırmak. Hastayı hastaneye götürmek. Uygun gelmek, yakışmak. Çekmek, taşımak. Çalmak, aşırmak. Uyandırmak. Elin ulaşamayacağı yere koymak, saklamak. Tören yaparak ölüyü gömmek. Bir şeyden çokça satın almak. Ürün toplamak, taşımak. Alıp başka yere götürmek. Yok etmek, ortadan silmek. İyi etmek, iyileştirmek. Toplamak.

KANZİYE

Fındık fabrikasında taneyi kabuğundan ayıran bölüm.

CURUN

Taş veya tahtadan yapılmış oluk, kurna. Şıra yapılırken şıranın aktığı yer. Taş, çimento veya tahtadan yapılmış üzüm ezmeğe yarıyan kazan. Curun, kurna, hamam kurnası. Suyun tabakhaneye ilk girdiği yer. (Bor Niğde). Musluk. (Yenikent Aksaray Niğde).

BAŞHEKİM

Bir hastaneyi yönetmekle görevlendirilen hekim, başdoktor, baştabip, sertabip.

ARAGOGİK

Tarlalarda biten ve kestaneye benziyen bir ot kökü.

KAPIALTI

Mahkûmların hapishaneye girerken çırılçıplak arandıkları yer.

HEBİK

Kestaneyi dikeninden ayırmakta kullanılan tokmak.

CILKI

İnce, dar, taşlı yol, patika. Su yolu. At sürüsü. Eşek. Mısır püskülü. Harmanda saman ile taneyi ayırmak için her ikisi arasına uzatılan ağaç. Çığır, patika, dağ yolu.

HAPSETMEK

Bir suçluyu hapishaneye koymak. Bir yere kapatıp salıvermemek. Bir kimseyi veya bir şeyi boşu boşuna tutmak, alıkoymak. Engellemek, sınırlamak.

GRADE

Türüne göre kimi zaman damarlarının sıklık ve paralellik düzeyinden doğan güzelliği ile, kimi zaman üzerindeki figürlerin düzgünlüğü ve çekiciliği ile ölçülen; bir taneden dört taneye kadar yan yana konulabilen A harfleri ile derecelendirilen; kerestenin fiyatı için belirleyici olan ağaç ve kereste özelliği.

KAPI

Bir yere girip çıkarken geçilen ve açılıp kapanma düzeni olan duvar veya bölme açıklığı. Osmanlı Devleti'nde resmî görev yeri. Bu açıklıktaki açılıp kapanan kanat. Gelir, geçim, kısmet sağlayan yer, kaynak veya imkân. Ev gezmesi için gidilen yer. Devlet dairesi. Tavla oyununda iki pul üst üste getirilerek karşı oyuncunun o haneyi kullanmasına engel olunan yer. Sadece bir konuda yoğunlaşmış bilgilerin yer aldığı Genel Ağ sayfası, portal. Gidere yol açan gereksinim.

HOSPİTALİZASYON

Hastayı tedavi için hastaneye yatırma.

GOŞGOZ

Toprağı sürerken, toprak altından çıkan ve kestaneye benzer bir kök. Köstebeğin topladığı bir çeşit ot ve kökü. "Goşgoz olur tarlalarda ekmeg etmiş yemişler.

HARABİ

Meyhaneye giden, âlemci.

KAKLAMAK

1.Kurutmak için meyveleri çizmek ya da parçalara ayırmak. Odunları kesmek, parçalamak. Küçültmek. İkiye bükmek. Saplamak, sokmak, batırmak : İğneyi perdeye kaklarken elime kokladım. Afyon kozasının üstü kesilerek haşhaş çıkarmak: Kozakları kakladık. Kurutmak için meyveleri kesmek, yarmak. Bıçaklamak: Kaklamışlar, hastaneye varmadan ölmüş.

KÖRMEN

Çiğ olarak yenilen sarmısağa benzer bir çeşit yaban otu, yaban sarımsağı. Dağlarda yetişen rengi hafif yeşil yaban soğanı. Kokusu naneye benzeyen, yemeklere konan bir çeşit ot, dağ nanesi. Yabanıl sarmısak.

EFSANEVİ

Efsanelerde geçen, kendisi için efsaneler düzülen veya efsaneyi andırır nitelikte olan (kimse, hayvan, yer), menkıbevi.

DÖVÜLÜRLÜK

Özdeğin çekiçle dövülerek ya da merdaneyle ezilerek her yöne doğru boyutlarını genişletebilmesi.