Sonu ANEY ile biten kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; sonunda "aney" olan, toplam 2 adet kelime bulunmaktadır. Sonu aney ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.

Bunun yanı sıra, başında aney olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde aney olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.

 
 

Bazı kelimelerin anlamları

ANEY

Korku, şaşma, hayranlık bildirir ünlem. Anne. Birkaç katlı yüksek bina. En iyi.

HANEY

İki ya da daha çok katlı büyük ev. Sofa, hol, koridor. Salon. Evin katları arasındaki bölümler: Bizim evin haneyi tahtadır.

  -   -   -  

Anlamında ANEY bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde ANEY geçen kelimeler listesi verilmiştir.

KAKLAMAK

1.Kurutmak için meyveleri çizmek ya da parçalara ayırmak. Odunları kesmek, parçalamak. Küçültmek. İkiye bükmek. Saplamak, sokmak, batırmak : İğneyi perdeye kaklarken elime kokladım. Afyon kozasının üstü kesilerek haşhaş çıkarmak: Kozakları kakladık. Kurutmak için meyveleri kesmek, yarmak. Bıçaklamak: Kaklamışlar, hastaneye varmadan ölmüş.

TIMARHANELİK

Tımarhaneye kapatılmasını gerektirecek kadar akıl hastası olan.

HOSPİTALİZASYON

Hastayı tedavi için hastaneye yatırma.

KÖRMEN

Çiğ olarak yenilen sarmısağa benzer bir çeşit yaban otu, yaban sarımsağı. Dağlarda yetişen rengi hafif yeşil yaban soğanı. Kokusu naneye benzeyen, yemeklere konan bir çeşit ot, dağ nanesi. Yabanıl sarmısak.

CILKI

İnce, dar, taşlı yol, patika. Su yolu. At sürüsü. Eşek. Mısır püskülü. Harmanda saman ile taneyi ayırmak için her ikisi arasına uzatılan ağaç. Çığır, patika, dağ yolu.

CURUN

Taş veya tahtadan yapılmış oluk, kurna. Şıra yapılırken şıranın aktığı yer. Taş, çimento veya tahtadan yapılmış üzüm ezmeğe yarıyan kazan. Curun, kurna, hamam kurnası. Suyun tabakhaneye ilk girdiği yer. (Bor Niğde). Musluk. (Yenikent Aksaray Niğde).

BAŞHEKİM

Bir hastaneyi yönetmekle görevlendirilen hekim, başdoktor, baştabip, sertabip.

EFSANEVİ

Efsanelerde geçen, kendisi için efsaneler düzülen veya efsaneyi andırır nitelikte olan (kimse, hayvan, yer), menkıbevi.

HASTANELİK

Hastaneye kaldırılacak durumda olan.

KAPI

Bir yere girip çıkarken geçilen ve açılıp kapanma düzeni olan duvar veya bölme açıklığı. Osmanlı Devleti'nde resmî görev yeri. Bu açıklıktaki açılıp kapanan kanat. Gelir, geçim, kısmet sağlayan yer, kaynak veya imkân. Ev gezmesi için gidilen yer. Devlet dairesi. Tavla oyununda iki pul üst üste getirilerek karşı oyuncunun o haneyi kullanmasına engel olunan yer. Sadece bir konuda yoğunlaşmış bilgilerin yer aldığı Genel Ağ sayfası, portal. Gidere yol açan gereksinim.

GRADE

Türüne göre kimi zaman damarlarının sıklık ve paralellik düzeyinden doğan güzelliği ile, kimi zaman üzerindeki figürlerin düzgünlüğü ve çekiciliği ile ölçülen; bir taneden dört taneye kadar yan yana konulabilen A harfleri ile derecelendirilen; kerestenin fiyatı için belirleyici olan ağaç ve kereste özelliği.

KANZİYE

Fındık fabrikasında taneyi kabuğundan ayıran bölüm.

HEBİK

Kestaneyi dikeninden ayırmakta kullanılan tokmak.

KAPIALTI

Mahkûmların hapishaneye girerken çırılçıplak arandıkları yer.

HAPSETMEK

Bir suçluyu hapishaneye koymak. Bir yere kapatıp salıvermemek. Bir kimseyi veya bir şeyi boşu boşuna tutmak, alıkoymak. Engellemek, sınırlamak.

GOŞGOZ

Toprağı sürerken, toprak altından çıkan ve kestaneye benzer bir kök. Köstebeğin topladığı bir çeşit ot ve kökü. "Goşgoz olur tarlalarda ekmeg etmiş yemişler.

DÖVÜLÜRLÜK

Özdeğin çekiçle dövülerek ya da merdaneyle ezilerek her yöne doğru boyutlarını genişletebilmesi.

ARAGOGİK

Tarlalarda biten ve kestaneye benziyen bir ot kökü.

KALDIRMAK

Bulunduğu yerden almak. Yukarı doğru hareket ettirmek. Yükseltmek. Piyasadan çekmek. Bir kuruluşun çalışmasına son vermek, feshetmek, lağvetmek. Tayin etmek, atamak. Kaçırmak. Hastayı hastaneye götürmek. Uygun gelmek, yakışmak. Çekmek, taşımak. Çalmak, aşırmak. Uyandırmak. Elin ulaşamayacağı yere koymak, saklamak. Tören yaparak ölüyü gömmek. Bir şeyden çokça satın almak. Ürün toplamak, taşımak. Alıp başka yere götürmek. Yok etmek, ortadan silmek. İyi etmek, iyileştirmek. Toplamak.

HARABİ

Meyhaneye giden, âlemci.