Kelimeler arşivinde; içinde "anga" olan, toplam 227 tane kelime bulunuyor. İçerisinde anga bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu anga ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında anga olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
ALAFRANGALAŞTIRMA, YUKARIİHSANGAZİLİ
AŞAĞIİHSANGAZİLİ, HACIALİPALANGASI, MANGALİTSADOMUZU
ALAFRANGALAŞMAK, HÜRREMPALANGASI, PIRANGADIVERMEK
ALAFRANGACILIK, ALAFRANGALAŞMA, ANGAJMANSIZLIK, DANGALAKLAŞMAK, GANGALAZLAŞMAK
ÇANGAZILANMAK, DANGALAFISDİT, DANGALAFISTIK, DANGALAFISTİK, DANGALAKLAŞMA, KANGALTEKKESİ
ALAFRANGALIK, ANGARYACILIK, KANGALLANMAK, DANGALAFIŞTI, GANGALLATMAH, GANGALLATMAK, KANGALDİKENİ
ALAFRANGACI, ANGAJMANSIZ, DANGALAKLIK, KANGALLAMAK, KANGALLANMA, PERMANGANAT, DANGAZLAMAK, FERROMANGAN, GANGALLAMAK, GARAMANGARK, KANAMANGARK, KELLEMANGAY
ANGAJMANLI, DANGALAKÇA, PALANGASIZ, UTANGAÇLIK, ALAFIRANGA, ALAFURANGA, CANGALAMAK, CIRTDANGAZ, GALKANGAZI, GAPLANGAYA, GARTLANGAZ, GAŞANGALAK, KANGALAÇAR, KANGALLAMA, KILFIRANGA, KILPIRANGA, TANGALOĞLU, TOZMANGARA, ZANGADANAK, ZANGARAKÇI
ALAFRANGA, ANGARYACI, İHSANGAZİ, ORHANGAZİ, OSMANGAZİ, PALANGALI, PATLANGAÇ, PRANGASIZ, ANGALAMAK, ASLANGAZİ, BATLANGAÇ, CILLANGAÇ, CİHANGAZİ, CİVANGAŞI, ÇANGALLAR, GAYRANGAŞ, HASANGAZİ, HAVLANGAÇ, HAYLANGAZ, HILLANGAÇ, KANGALLAR, KARLANGAÇ, KAVLANGAZ, PANGALLIK, PATLANGAZ, PIRLANGAÇ, SABANGAYA, SALLANGAÇ, SALLANGAZ, SEYRANGAH, Devamını Oku »»
ANGAJMAN, AVANGART, DANGADAK, DANGALAK, MANGANEZ, MANGANİN, PRANGALI, SALANGAN, ALDANGAÇ, ALDANGAN, APLANGAÇ, ATLANGAÇ, BASANGAÇ, BIRANGAR, CANCANGA, CANGALAK, CANGALAZ, CANGALOZ, ÇANGALAK, ÇANGALAZ, ÇANGALLI, ÇARŞANGA, ÇEYANGAŞ, ÇİYANGAÇ, DAYANGAÇ, DAYANGAN, DIRANGAZ, DIRRANGA, DOLANGAÇ, DOLANGAN, Devamını Oku »»
ANGARYA, LALANGA, PALANGA, TARANGA, UTANGAÇ, UTANGAN, ANGAARE, ANGABAK, ANGALAK, BANGACI, BASANGA, CANGAMA, CANGAME, CANGAZA, CAZANGA, ÇANGALA, ÇANGARA, ÇANGATA, ÇANGAZA, DIRANGA, FIRANGA, GANGALA, HANGARA, HARANGA, ILANGAÇ, İNANGAN, KANGALA, KANGAŞI, KOLANGA, KURANGA, Devamını Oku »»
ANGAJE, ÇANGAL, HANGAR, KANGAL, MANGAL, MANGAN, PRANGA, CANGAL, DANGAL, DANGAZ, GANGAK, GANGAL, GANGAM, KANGAŞ, KANGAY, LANGAR, LANGAZ, MANGAM, MANGAŞ, TANGAL, YANGAK, YANGAL, YANGAR, YANGAZ, ZANGAÇ, ZANGAL
MANGA, ANGAÇ, ANGAK, BANGA, CANGA, ÇANGA, DANGA, GANGA, LANGA, PANGA, SANGA, TANGA, ZANGA
ANGA
ANGA
Ahmak, sersem, akılsız, dangalak, angıt. Bülbül büyüklüğünde, sarı renkli bir ilkbahar kuşu, çalıkuşu. Zengin, varlıklı. Geniş. Aksi, hırçın, huysuz hayvan. Ona.
HÜRREMPALANGASI
Erzincan ilinde, Çatalarmut nahiyesine bağlı bir bölge.
HACIALİPALANGASI
Erzincan ili, Çatalarmut bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi.
YUKARIİHSANGAZİLİ
Yozgat kenti, Salmanlı nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi.
GANGALAZLAŞMAK
Çok ihtiyarlamak.
ANGAJMANSIZLIK
Bağlantısızlık.
MANGALİTSADOMUZU
Ana vatanı Macaristan olan, son yıllarda Avrupa'da da bulunan, domuz eti ve domuz yağı üreticileri için oldukça fazla tercih edilen, strese ve hastalılara karşı dayanıklı, sağlıklı yapıda, güçlü bacak ve toynakları bulunan, deri yapısı kalın ve tüylü bu sayede hava koşullarından korunması kolay olan, çeşitli renk varyetelerine sahip (sarımsı-beyaz veya kırmızı) domuz ırkı.
ALAFRANGALAŞTIRMA
Alafrangalaştırmak işi.
ALAFRANGACILIK
Alafrangacı olma durumu.
DANGALAKLAŞMAK
Dangalak gibi davranmaya başlamak.
PIRANGADIVERMEK
Atıvermek : O elindeki kâğıdı pırangadıver.
AŞAĞIİHSANGAZİLİ
Kırıkkale ilinde, Delice ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yer.
ÇANGAZILANMAK
Gevezelik etmek.
ALAFRANGALAŞMAK
Alafranga olmak, alafranga davranmak.
DANGALAFISDİT
Eski türkçe tıngılamak: Sallanıp düşmek (Erzincan Merkez).
ALAFRANGALAŞMA
Alafrangalaşmak durumu.
Bu bölümde tanımı içerisinde ANGA geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ABRA
Dara. Angarya, yük. Bir değiş tokuşta üste verilen şey. Denge.
BAĞLANTISIZ
Aralarında bağlantı bulunmayan, irtibatsız, rabıtasız, angajmansız. Askerî, siyasi yönden hiçbir bloka bağlı olmayan (ülke), bloksuz.
AÇMAK
Bir şeyi kapalı durumdan açık duruma getirmek. Yakışmak, güzel göstermek. Engeli kaldırmak. Savaşla almak, fethetmek. Bir kuruluşu, bir iş yerini işler duruma getirmek. Sarılmış, katlanmış, örtülmüş veya iliklenmiş olan şeyleri bu durumdan kurtarmak. Birbirinden uzaklaştırmak. Satranç, poker vb. oyunları başlatmak. Ayırmak, tahsis etmek. Yarmak. Bir şeyi, bir yeri oyarak veya kazarak çukur, delik oluşturmak. Düğümü veya dolaşmış bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Yapmak, düzenlemek. Avunmak veya danışmak üzere söylemek, içini dökmek. Alışverişi başlatmak. Görünür duruma getirmek. Geçit sağlamak. Bir toplantıyı, etkinliği başlatmak. Bulutların dağılmasıyla gökyüzü aydınlanmak. Ferahlık vermek. Bir konu ile ilgili konuşmak. Tıkalı bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Sıkılganlığını, utangaçlığını gidermek. Rengin koyuluğunu azaltmak. Beğenmek. Bir aygıtı, bir düzeneği çalıştırmak. Alanını genişletmek.
BAĞLAMAK
Bir şeyi bir yere veya bir şeye tutturmak. Birinde bir şeye karşı ilgi, istek uyandırarak o şeye ilgi, yakınlık duymasını sağlamak. Düğümlemek. Uyulması zorunlu olmak. Eklemek, bir araya getirmek, birleştirmek. Başka bir işle uğraşamaz durumda olmak. Anlaşma yapmak. Sona erdirmek, bitirmek, tamamlamak. Gönlünü kazanmak. Geçişi engellemek. Büyü, muska vb.nin aracılığıyla birinin birtakım isteklerini veya yetkinliğini engellemek, yok etmek. Birini söz veya yazı ile bağlamak, taahhüt etmek, angaje etmek. Yaraya ilaç koyup bezle sarmak. Bütün ilgisini bir yerde yoğunlaştırmak. Denk yapmak, paket yapmak.
ÇAVUŞ
Bir işin veya işçilerin başında bulunan ve onları yöneten sorumlu kimse. Osmanlı ordusunda üst komutanların buyruklarını ast komutanlara ulaştıran görevli. Askerî okullarda sınıf başkanı. Osmanlı Devleti teşkilatında çeşitli hizmetler yapan görevli. Onbaşıdan sonra gelen ve görevi manga komutanlığı olan erbaş.
BARBEKÜ
Izgara et pişirmekte kullanılan, genellikle balkonlarda duvar içerisine gömülmüş ocak. Açık alanda mangal kullanılarak et ve deniz ürünlerini pişirme.
ALAFRANGACI
Alafrangayı benimseyen kimse.
ANİME
Japon çizgi romanı mangaların televizyon, sinema vb. için filmleştirilmiş biçimi.
BUKAĞI
Ağır cezalıların ayaklarına takılıp ucuna pranga bağlanan demir halka. Kaçmaması için hayvanların ayağına takılan zincir, demir köstek.
ANSIZIN
Hatıra gelmeyen bir sırada, ani, anide, aniden, ansız, apansız, apansızın, birden, birdenbire, dangadak, defaten, durup dururken, fücceten, gürpedek, larp, larpadak, patadak, pattadak, rappadak, şakkadak, şapadanak, şappadak, şırakkadak, bedaheten, fücceten, nagehan, vehleten.
ANGAJE
"Bağlamak" anlamındaki angaje etmek, "bağlanmak" anlamındaki angaje olmak birleşik fiillerinde geçen bir söz.
ALATURKA
Eski Türk gelenek, görenek, töre ve hayatına uygun, Doğuluca, alafranga karşıtı. Düzensiz, yöntemsiz. Alaturka saat. Bu töre ve hayatı benimsemiş (kimse).
BOZUM
Bozulma işi, utangaçlık, mahcupluk.
ARLI
Namuslu, utangaç, sıkılgan.
BAĞLANMAK
Bağlama işine konu olmak. Yalnızca belli bir işle uğraşmak. Bir şey bir kimseye ayrılmak, tahsis edilmek. Beklenen şey elde edilmez olmak. Sevmek, içten bağlı olmak. Sözle veya yazılı olarak bir şeye bağlanmak, angaje olmak.
ANGARYACILIK
Angaryacı olma durumu.
ABLİ
Yatay serenlerin ucuna bağlı bulunan ve bunları sağa, sola veya ortaya çevirmek için yararlanılan halat veya palanga.
BAĞLANTI
İki veya daha çok şeyin birbiriyle bağlı bulunması, ilişki, irtibat, bağlanak. İki şey arasında ilişki sağlayan bağ. Yapılacak işle ilgili sözlü veya yazılı anlaşma, angajman.
ALAFRANGALIK
Alafranga olma durumu.
BAĞLANTISIZLIK
Bağlantısız olma durumu, irtibatsızlık, angajmansızlık.