ANGA ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "anga" olan, toplam 15 adet kelime bulunmaktadır. anga ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu anga ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde anga olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

14 harfli kelimeler

ANGAJMANSIZLIK

12 harfli kelimeler

ANGARYACILIK

11 harfli kelimeler

ANGAJMANSIZ

10 harfli kelimeler

ANGAJMANLI

9 harfli kelimeler

ANGALAMAK, ANGARYACI

8 harfli kelimeler

ANGAJMAN

7 harfli kelimeler

ANGAARE, ANGABAK, ANGALAK, ANGARYA

6 harfli kelimeler

ANGAJE

5 harfli kelimeler

ANGAÇ, ANGAK

4 harfli kelimeler

ANGA

Bazı kelimelerin anlamları

ANGA

Ahmak, sersem, akılsız, dangalak, angıt. Bülbül büyüklüğünde, sarı renkli bir ilkbahar kuşu, çalıkuşu. Zengin, varlıklı. Geniş. Aksi, hırçın, huysuz hayvan. Ona.

ANGAJMANSIZLIK

Bağlantısızlık.

ANGABAK

Ahmak, sersem, akılsız, dangalak, angıt.

ANGAJE

"Bağlamak" anlamındaki angaje etmek, "bağlanmak" anlamındaki angaje olmak birleşik fiillerinde geçen bir söz.

ANGARYACI

Başkasına ücretsiz iş yaptıran kimse.

ANGARYA

Bir kimseye veya bir topluluğa zorla, ücret vermeden yaptırılan iş, yüklenti. Kölelik düzeninde köylünün derebeyine yaptığı zorunlu ücretsiz hizmet. Usandırıcı, bıktırıcı, zorla yapılmış olan iş. Savaş durumundaki bir devletin, kendi sularındaki yabancı bir devletin ticaret gemilerine el koyarak bunlardan yararlanması. Olağanüstü durumlarda veya sıkıyönetimde devletin vatandaşlara ait taşıtlara el koyması. Bir kişiye görevi dışında yaptırılan iş.

ANGAJMANSIZ

Bağlantısız.

ANGAJMANLI

Bağlantılı.

ANGAJMAN

Bağlantı.

ANGAÇ

Hatıra, hediye, armağan. Budak deliğinin etrafı. Dokumalarda direzi arasından geçen iplik. Zakkum ağacı. Karşı, ön taraf, gözönü, her taraftan görülebilen yer, meydan, açıklık. Şanlıurfa şehrinde, Ovacık nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi.

ANGALAMAK

Hayvanlar toprakta yatıp yuvarlanmak.

ANGAK

Ahmak, sersem, akılsız, dangalak, angıt.

ANGALAK

Ahmak, sersem, akılsız, dangalak, angıt.

ANGAARE

Angarya, ücretsiz ve isteksiz gördürülen iş.

ANGARYACILIK

Angaryacı olma durumu.

  -   -   -  

Anlamında ANGA bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde ANGA geçen kelimeler listesi verilmiştir.

AÇMAK

Bir şeyi kapalı durumdan açık duruma getirmek. Yakışmak, güzel göstermek. Engeli kaldırmak. Savaşla almak, fethetmek. Bir kuruluşu, bir iş yerini işler duruma getirmek. Sarılmış, katlanmış, örtülmüş veya iliklenmiş olan şeyleri bu durumdan kurtarmak. Birbirinden uzaklaştırmak. Satranç, poker vb. oyunları başlatmak. Ayırmak, tahsis etmek. Yarmak. Bir şeyi, bir yeri oyarak veya kazarak çukur, delik oluşturmak. Düğümü veya dolaşmış bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Yapmak, düzenlemek. Avunmak veya danışmak üzere söylemek, içini dökmek. Alışverişi başlatmak. Görünür duruma getirmek. Geçit sağlamak. Bir toplantıyı, etkinliği başlatmak. Bulutların dağılmasıyla gökyüzü aydınlanmak. Ferahlık vermek. Bir konu ile ilgili konuşmak. Tıkalı bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Sıkılganlığını, utangaçlığını gidermek. Rengin koyuluğunu azaltmak. Beğenmek. Bir aygıtı, bir düzeneği çalıştırmak. Alanını genişletmek.

BAĞLANTISIZLIK

Bağlantısız olma durumu, irtibatsızlık, angajmansızlık.

ARLI

Namuslu, utangaç, sıkılgan.

ABLİ

Yatay serenlerin ucuna bağlı bulunan ve bunları sağa, sola veya ortaya çevirmek için yararlanılan halat veya palanga.

BOZUM

Bozulma işi, utangaçlık, mahcupluk.

BAĞLAMAK

Bir şeyi bir yere veya bir şeye tutturmak. Birinde bir şeye karşı ilgi, istek uyandırarak o şeye ilgi, yakınlık duymasını sağlamak. Düğümlemek. Uyulması zorunlu olmak. Eklemek, bir araya getirmek, birleştirmek. Başka bir işle uğraşamaz durumda olmak. Anlaşma yapmak. Sona erdirmek, bitirmek, tamamlamak. Gönlünü kazanmak. Geçişi engellemek. Büyü, muska vb.nin aracılığıyla birinin birtakım isteklerini veya yetkinliğini engellemek, yok etmek. Birini söz veya yazı ile bağlamak, taahhüt etmek, angaje etmek. Yaraya ilaç koyup bezle sarmak. Bütün ilgisini bir yerde yoğunlaştırmak. Denk yapmak, paket yapmak.

BAĞLANMAK

Bağlama işine konu olmak. Yalnızca belli bir işle uğraşmak. Bir şey bir kimseye ayrılmak, tahsis edilmek. Beklenen şey elde edilmez olmak. Sevmek, içten bağlı olmak. Sözle veya yazılı olarak bir şeye bağlanmak, angaje olmak.

ALAFRANGALAŞMA

Alafrangalaşmak durumu.

ALATURKA

Eski Türk gelenek, görenek, töre ve hayatına uygun, Doğuluca, alafranga karşıtı. Düzensiz, yöntemsiz. Alaturka saat. Bu töre ve hayatı benimsemiş (kimse).

BARBEKÜ

Izgara et pişirmekte kullanılan, genellikle balkonlarda duvar içerisine gömülmüş ocak. Açık alanda mangal kullanılarak et ve deniz ürünlerini pişirme.

ALAFRANGACI

Alafrangayı benimseyen kimse.

BAĞLANTISIZ

Aralarında bağlantı bulunmayan, irtibatsız, rabıtasız, angajmansız. Askerî, siyasi yönden hiçbir bloka bağlı olmayan (ülke), bloksuz.

ALAFRANGALAŞMAK

Alafranga olmak, alafranga davranmak.

ANSIZIN

Hatıra gelmeyen bir sırada, ani, anide, aniden, ansız, apansız, apansızın, birden, birdenbire, dangadak, defaten, durup dururken, fücceten, gürpedek, larp, larpadak, patadak, pattadak, rappadak, şakkadak, şapadanak, şappadak, şırakkadak, bedaheten, fücceten, nagehan, vehleten.

BAĞLANTI

İki veya daha çok şeyin birbiriyle bağlı bulunması, ilişki, irtibat, bağlanak. İki şey arasında ilişki sağlayan bağ. Yapılacak işle ilgili sözlü veya yazılı anlaşma, angajman.

ANİME

Japon çizgi romanı mangaların televizyon, sinema vb. için filmleştirilmiş biçimi.

ALAFRANGACILIK

Alafrangacı olma durumu.

ALAFRANGALIK

Alafranga olma durumu.

ABRA

Dara. Angarya, yük. Bir değiş tokuşta üste verilen şey. Denge.

ALAFRANGALAŞTIRMA

Alafrangalaştırmak işi.