Kelimeler arşivinde; içinde "erek" olan, toplam 215 tane kelime bulunuyor. İçerisinde erek bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu erek ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında erek olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
BEREKETLENEBİLMEK
GEREKÇELENDİRMEK, BEREKETLENDİRMEK, BEREKETLENEBİLME, BEREKETSİZLEŞMEK, HİPEREKSTENSİYON
GEREKÇELENDİRME, BEREKETLENDİRME, BEREKETSİZLEŞME, YADGEREKİRCİLİK
TESTEREKAPLAMA, ZEMBEREKÇİBAŞI
BEREKETLENMEK, BEREKETSİZLİK, GEREKÇESİZLİK, EĞERLİDEREKÖY, ENGEREKGİLLER, GEREKMEZCİLİK, YUKARIDEREKÖY
BEREKETLENME, BEREKETLİLİK, GEREKİRCİLİK, AŞAĞIDEREKÖY, DEREKAPLANCI, DEREKARAAĞAÇ, GEREKTİĞİNDE, HİSTEREKTOMİ, KARAÇEREKOTU, KÖFTEREKİRMA, ÜRETEREKTOMİ
GEREKSİNMEK, GEREKSİZLİK, GEREKTİRMEK, BEREKLEŞMEK, DEREKARABAĞ, DEREKÖSELER, DEREKUŞÇULU, DEREKUTUĞUN, ENTEREKTOMİ, GEREKLENMEK, HEREKLENMEK, HİPEREKOJEN, ORTABEREKET, SKLEREKTAZİ, SKLEREKTOMİ, TÖNGEREKMEK
GEREKÇESİZ, GEREKLİLİK, GEREKSEMEK, GEREKSİNİM, GEREKTİRİM, MÜŞTEREKEN, ZEMBEREKÇİ, ZEMBEREKLİ, BAŞBEREKET, BEREKETSİZ, DELİMSEREK, DEREKARGIN, DEREKAYASI, DİTREYEREK, EREKEMELİK, GEREKDÜĞÜN, GEREKİRLİK, GEREKLEYİŞ, GEREKSİNME, GEREKTİRME, HAMZAGEREK, HEREKLEMEK, HİPEREKOİK, HÖYKEREKLİ, PREREKRUİT, SEREKLEMEK
BEREKETLİ, EREKÇİLİK, EREKLİLİK, GEREKÇELİ, GEREKİRCİ, GEREKSEME, HEREKLEME, BEZENEREK, DEREKEMAL, DEREKIŞLA, DEREKIZIK, EREKBİLİM, EREKSİYON, GOKTEREKE, GÖKTEREKE, HEREKTERİ, HÖKEREKLİ, ÖĞENDEREK, ŞEREKERİM, TEREKELİK, YEREKAÇAN, YEREKSENİ
GEREKLİK, GEREKMEK, GEREKSİZ, MÜŞTEREK, TEREKKÜP, ZEMBEREK, ÇENGEREK, DEREKADI, DEREKAPI, DEREKENT, DEREKUYU, EREKLEME, FERFEREK, GEVŞEREK, HEREKEME, KENDEREK, KEŞKEREK, NESTEREK, SEYREREK, ŞİŞPEREK, TENGEREK, TENKEREK, TEREKEME, TEREKLİK, TEREKMEK, YUNSEREK, ZEMPEREK
BEREKET, BESEREK, ÇEKEREK, ENGEREK, EREKSEL, GEMEREK, GEREKÇE, GEREKLİ, GEREKME, GİDEREK, İNCEREK, SİVEREK, BİLEREK, BİSEREK, CEREKLİ, ÇEREKCİ, DEKEREK, DEPEREK, DEREKÖY, DÜZEREK, ELBEREK, ENDEREK, EREKÇİN, EREKEME, EREKMEK, EREKTOR, EREKTÖR, GECEREK, GEREKİM, GEYEREK, Devamını Oku »»
DEREKE, TEREKE, ÇEREKE, EĞEREK, EKEREK, EREKÇİ, EREKEN, EREKLİ, EREKME, EVEREK, HEREKE, İŞEREK, KEREKE, KEREKİ, MEREKE, NEREKE, ÖĞEREK, ÖTEREK, ÖZEREK, PEREKE
GEREK, HEREK, MEREK, TEREK, BEREK, CEREK, ÇEREK, DEREK, EREKİ, FEREK, KEREK, PEREK, SEREK, VEREK, ZEREK
EREK
EREK
Gerçekleştirmek için tasarlanan ve erişmek istenilen şey, amaç, gaye, maksat, hedef.
BEREKETLENEBİLMEK
Bereketlenme imkânı veya olasılığı bulunmak.
BEREKETSİZLİK
Bereketsiz olma durumu.
BEREKETLENDİRME
Bereketlendirmek işi.
BEREKETLENMEK
Çoğalmak, artmak.
BEREKETLENDİRMEK
Bereketlenme işini yaptırmak.
BEREKETSİZLEŞMEK
Bereketsiz duruma gelmek.
BEREKETSİZLEŞME
Bereketsizleşmek işi.
ZEMBEREKÇİBAŞI
Zemberekçi ortası komutanına verilen san.
HİPEREKSTENSİYON
Aşırı derecede gerilme.
TESTEREKAPLAMA
Testere ile biçilerek elde edilen Üstün değerli kaplama.
GEREKÇELENDİRME
Gerekçelendirmek işi.
BEREKETLENEBİLME
Bereketlenebilmek işi.
YADGEREKİRCİLİK
Neden ve sonucun birbirini izlemesinde kesin bir zorunluk olmadığını; yenilik, bağımsızlık ve şans gibi etmenlerin de neden - sonuç bağıntısı kadar olaylar arasındaki ilişkiyi belirlediğini ileri süren, bu bakımdan gerekirciliğin karşıtı olan öğreti, bk. gerekircilik.
GEREKÇELENDİRMEK
Gerekçeli duruma getirmek.
GEREKÇESİZLİK
Gerekçesiz olma durumu.
Bu bölümde tanımı içerisinde EREK geçen kelimeler listesi verilmiştir.
AÇIKLAMAK
Bir konuyla ilgili gerekli bilgileri vermek, izah etmek. Açıkça söylemek, ifşa etmek. Belirtmek, göstermek, açığa vurmak, izhar etmek. Bir sorunla ilgili aydınlatıcı bilgi vermek, tavzih etmek. Bir sözün, bir yazının ne anlatmak istediğini belirtmek, yorumlamak.
AÇIK
Açılmış, kapalı olmayan, kapalı karşıtı. Örtüsüz, çıplak. Bir gereksinimin karşılanamaması durumu. Görevlisi olmayan, boş (iş, görev), münhal. Çalışır durumda olan. Gizliliği olmayan, olduğu gibi görünen. Sevişme sahnelerini bütün çıplaklığıyla anlatan (kitap, resim, film vb.). Boş. Belirgin bir biçimde. Rengi koyu olmayan, koyu karşıtı. Belli bir yerin biraz uzağı. Engelsiz, serbest. Aralığı çok. Kolay anlaşılır, vazıh. Denizin kıyıdan uzakça olan yeri. Her türlü düşünceyi hoşgörüyle karşılayabilen, etkisinde kalabilen.
ACİL
Hemen yapılması gereken, ivedi, ivedili, evgin, müstacel.
ABES
Gereksiz, yersiz, boş. Akla ve gerçeğe aykırı. Gereksiz bir biçimde.
ABORDA
Bir deniz teknesinin başka bir tekneye, bir iskeleye veya bir rıhtıma yanını vererek yanaşması.
AFYONLAMAK
Afyon vererek uyuşturmak, uyutmak. Birini telkin yoluyla doğru düşünmesini önleyerek zararlı bir yola sürüklemek.
AFAKİ
Gereksiz, önemsiz (söz). Bir kaynağa dayanmayan, hayalî.
AÇ
Yemek yemesi gereken, tok karşıtı. Karnı doymamış olarak. Yiyecek bulamayan. Çok istekli, hevesli. Gözü doymaz, haris.
AÇIKLAYICI
Bir sorunu gerekli açıklığa kavuşturan. Kendinden önce gelen kelimeyi belirten, açıklayan (kelime veya kelimeler): "Atatürk, yeni Türkiye'nin kurucusu, daima saygı ile anılacaktır" cümlesindeki 'yeni Türkiye'nin kurucusu' sözü Atatürk adının açıklayıcısıdır.
AĞAÇKAKAN
Serçegillerden, gagasıyla ağaçları oyabilen ve ağaç kurtlarını yiyerek beslenen, uzun gagalı kuş (Picus).
AÇKI
Bir cismin yüzeyi üzerinde sert bir madde veya bir araç sürterek onu düzleştirip parlatma, perdah. Her türlü açma aracı. Anahtar. Demircilikte delik büyütmekte kullanılan araç.
AÇILMAK
Açma işine konu olmak. Kendine gelmek, biraz iyileşmek, ferahlamak. Kıyıdan uzaklaşmak. Yeni bir bakış açısı getirmek. Renk koyuluğunu yitirmek. Kapı, yol vb. geçit vermek. Gereken güce ulaşmak. Kuruluşlar ilk kez veya yeniden işe başlamak. Sıkılması, çekinmesi, tutukluğu kalmamak. Herhangi bir konuyla veya sorunla ilgili olarak düşünce ve uygulamalarda yeni koşulların gerektirdiği değişiklikleri veya yenilikleri yapmak. Ayrıntıya girmek. Sırrını, üzüntüsünü, sorunlarını birine söylemek. Genişlemek, bollaşmak. İşini gereğinden veya yapabileceğinden geniş tutmak. Delinmek, yırtılmak. Sis, karanlık, duman vb. dağılmak, yoğunluğunu yitirmek.
AÇIKÇASI
Açık söylemek gerekirse, Türkçesi. Düpedüz.
ACELE
Hızlı yapılan, çabuk, tez, ivedi. Tez davranma gerekliliği. Vakit geçirmeden, tez olarak.
ABANMAK
Eğilerek bir şeyin, bir kimsenin üzerine kapanmak. Bir yere veya bir kimseye yaslanmak, dayanmak. Bir şeyin veya bir kimsenin üzerine çöküp çullanmak. Birine yük olarak onun sırtından geçinmeye çalışmak. Boksta karşılaşma sırasında rakibine yaslanmak. Futbolda topa olanca gücüyle vurmak.
ABONE
Süreli yayınları, parasını önceden ödeyerek alma işi. Bir şeyi sürekli olarak kullanmak için hizmeti verenle sözleşme yapan kimse, sürdürümcü. Bir yere gitmeyi alışkanlık hâline getiren (kimse).
AFALLATMAK
Şaşkınlığa düşürerek sersemleştirmek.
AÇILIM
Açılma işi. Herhangi bir konuyla veya sorunla ilgili olarak düşünce ve uygulamalarda yeni koşulların gerektirdiği değişiklikleri veya yenilikleri yapma. Yeni bir bakış açısı getirme. Sağ açıklık. Bir kısaltma veya formülün açık biçimi.
ACIKMAK
Yemek yeme gereksinimi duymak.
AÇIMLAMAK
Bir sorunu veya konuyu ele alıp en ince noktasına kadar gözden geçirerek anlatmak, şerh etmek, teşrih etmek.