Kelimeler arşivi içinde; başında "iç" olan, toplam 256 adet kelime bulunmaktadır. iç ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu iç ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde iç olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
İÇBÜKEYİMSİLİK, İÇERİKLEŞTİRME, İÇSELLEŞTİRMEK, İÇTENLİKSİZLİK
İÇBASINÇÖLÇER, İÇEBAKIŞÇILIK, İÇEYÖNELİKLİK, İÇSELLEŞTİRME, İÇYAPIŞKANLIK, İÇYAPİŞKANLIK
İÇAYDINLATMA, İÇDEĞERBİÇİM, İÇGERÇEKLEME, İÇİNDENKOLLU, İÇTİMAİYATÇI, İÇTUTARLILIK
İÇASALAKLIK, İÇEDÖNÜKLÜK, İÇERDEKİLER, İÇEREBİLMEK, İÇERİKÖLÇER, İÇGİLLENMEK, İÇİLEBİLMEK, İÇİNDEKİLER, İÇİREBİLMEK, İÇKİLLENMEK, İÇLENDİRMEK, İÇMEZLEMMEK, İÇOĞLANLARI, İÇTENLİKSİZ, İÇTENSİZLİK
İÇBÜKEYLİK, İÇBÜTÜNLÜK, İÇÇEVİRTİM, İÇDAVRANIŞ, İÇEKAPANIŞ, İÇEREBİLME, İÇERİÇUMRA, İÇERLENMEK, İÇİKSİNMEK, İÇİLEBİLME, İÇİLETİŞİM, İÇİREBİLME, İÇLENDİRME, İÇMİMARLIK, İÇTENCİLİK, İÇTENLİKLE, İÇTENLİKLİ, İÇTİLENMEK, İÇTİMAİYAT, İÇÜKTÜRMEK
İÇAĞALARI, İÇAYRILMA, İÇDAĞLAMA, İÇDEDELER, İÇDENETİM, İÇDENETİR, İÇEBİLMEK, İÇELLİLİK, İÇERİBÜKÜ, İÇERİKSİZ, İÇERLEMEK, İÇERLEYİŞ, İÇERTİLER, İÇEVLİLİK, İÇGERİLİM, İÇGÜDÜSEL, İÇİNDİRİM, İÇİNLEMEK, İÇİNNEMEG, İÇİRİLMEK, İÇİVERMEK, İÇKATMASI, İÇKİCİLİK, İÇLİKAVAL, İÇMEHTERİ, İÇRASMASI, İÇTUTUNUM
İÇAĞRISI, İÇASALAK, İÇBASINÇ, İÇEBAKIŞ, İÇEBİLME, İÇEDÖNÜK, İÇERİDEN, İÇERİKLİ, İÇERLEME, İÇGÜÇLER, İÇGÜDÜLÜ, İÇGÜMRÜK, İÇHAZİNE, İÇİCİLİK, İÇİGIZIL, İÇİLİŞKİ, İÇİMBİKE, İÇİRİKLİ, İÇİRİLME, İÇİRTMEK, İÇİVERME, İÇKİNLİK, İÇKİTMEK, İÇLASTİK, İÇLENMEK, İÇSELLİK, İÇTENLİK, İÇTENSİZ, İÇYENİCE
İÇAĞACI, İÇAĞASI, İÇBOĞAZ, İÇBÜKEY, İÇÇEVRE, İÇDÖNME, İÇDÜZEY, İÇERİLİ, İÇERİSU, İÇERLEG, İÇERLEK, İÇERMEK, İÇGEÇİT, İÇGİDİM, İÇGİLİK, İÇGİLLİ, İÇGÖREÇ, İÇGÖRÜR, İÇHALKI, İÇİKMEK, İÇİLMEK, İÇİMLİK, İÇİNGİR, İÇİNMEK, İÇİRMEK, İÇİRTME, İÇİŞMEK, İÇKALIP, İÇKAPAK, İÇKAZAK, Devamını Oku »»
İÇAÇAN, İÇAKAR, İÇATIM, İÇAVLU, İÇDERE, İÇECEK, İÇEGÖÇ, İÇELİK, İÇELLİ, İÇERDA, İÇERİK, İÇERİM, İÇERKE, İÇERME, İÇGİLİ, İÇGÖRÜ, İÇGÜDÜ, İÇGÜYÖ, İÇİBOŞ, İÇİLİK, İÇİLİŞ, İÇİLME, İÇİLÜK, İÇİMEN, İÇİMLİ, İÇİMLÜ, İÇİNDE, İÇİRİK, İÇİRİŞ, İÇİRME, Devamını Oku »»
İÇADA, İÇEĞİ, İÇEĞÜ, İÇENÜ, İÇERE, İÇERİ, İÇESİ, İÇGİL, İÇGÖÇ, İÇİCİ, İÇİNE, İÇKİL, İÇKİN, İÇLEK, İÇLEM, İÇLER, İÇLEV, İÇLİK, İÇLÜK, İÇMEK, İÇRAN, İÇREK, İÇRİK, İÇSEL, İÇSİZ, İÇTEN, İÇYER, İÇYÜZ
İÇAR, İÇCU, İÇEK, İÇEL, İÇER, İÇGE, İÇİK, İÇİM, İÇİN, İÇİŞ, İÇİT, İÇKİ, İÇLİ, İÇMA, İÇME, İÇÖZ, İÇRE, İÇUN, İÇÜN
İÇE, İÇİ
İÇ
İÇ
Herhangi bir durumun, cismin veya alanın sınırları arasında bulunan bir yer, dâhil, dış karşıtı. Muhteva. Bir ülke, şehir, topluluk vb.nde olan veya yapılan. Kabuğu olan veya dışı kabuk durumunda bulunan yiyeceklerde kabuğun sardığı bölüm. Değişik yemeklerde kullanılmak üzere et ile sebzelerin ince kıyımının karıştırılması ve yoğrulmasıyla meydana getirilen karışım. Cisimlerin yüzeyleri arasında kalan her nokta. Mide, bağırsak, karın. Ten ile dış giysiler arası. Oyuk şeylerin boşluğu. Akıl, gönül, irade gibi insanın manevi varlığını oluşturan şeylerden herhangi biri. Nesnelerin veya kimselerin arasında bulunan nesne veya kimse, ara. Pirinç, soğan ve baharatla hazırlanan, dolmalarda kullanılan karışım. İnsanın manevi varlığıyla ilgili olan. Somut kavramlarda iki veya ikiden çok şeyde merkeze daha yakın olan.
İÇYAPİŞKANLIK
Cisimlerin molekülleri arasında, birbirlerini bir arada tutan çekim gücü.
İÇEYÖNELİKLİK
Gerçeklerden kaçınarak imgesel olaylara bağlılığı geliştirme ve düşünceleri daha çok dileklerin yönetmesine bırakma durumu.
İÇDEĞERBİÇİM
Bir dizideki değerlerden dizide bulunmayan ara değerlerin kestirimi. Bir işlevin bilmen iki değeri arasında kalan bir noktadaki değerini bulma işi.
İÇSELLEŞTİRMEK
Özümsemek.
İÇERİKLEŞTİRME
Başka bir kişinin ya da toplumun bilgi, inanç ve davranışlarını benimseyerek kendine mal etme.
İÇEBAKIŞÇILIK
Ruhbilimde temel ve güvenilirliği olan tek yöntemin içebakış olduğunu savunan ruhbilim akımları.
İÇYAPIŞKANLIK
Sıvı ya da katı tanecikleri bir arada tutan kuvvet, erke.
İÇSELLEŞTİRME
İçselleştirmek işi.
İÇAYDINLATMA
Araçların yolcu taşınan bölümlerini aydınlatan donatım ve bu bölümleri aydınlatma işi.
İÇTİMAİYATÇI
Toplum bilimci.
İÇGERÇEKLEME
Bir gözlem yordamı ya da bir ölçme aracına alınan yanıtların geçerliğini ölçmek üzere, yanıtları kendi içinde tutarlılık süzgecinden geçirme, bk. geçerlik saptama yolları, geçerlik sınaması.
İÇİNDENKOLLU
Bir ayakkabı türü. (Senirkent Isparta).
İÇTENLİKSİZLİK
İçtenliksiz olma durumu, samimiyetsizlik.
İÇBASINÇÖLÇER
Bir aygıt ya da düzenek içindeki gaz ve sıvıların basıncını ölçen aygıt.
İÇBÜKEYİMSİLİK
İçbükeyimsi özeliğinin sağlanması, kuvazi içbükeylik.
Bu bölümde tanımı içerisinde İÇ geçen kelimeler listesi verilmiştir.
AÇILIM
Açılma işi. Herhangi bir konuyla veya sorunla ilgili olarak düşünce ve uygulamalarda yeni koşulların gerektirdiği değişiklikleri veya yenilikleri yapma. Yeni bir bakış açısı getirme. Sağ açıklık. Bir kısaltma veya formülün açık biçimi.
AÇGÖZLÜ
Mala, yiyeceğe ve içeceğe doymak bilmeyen, açgöz, gözü aç, doymaz, gözü doymaz, tamahkâr, haris, hırslı, tokgözlü karşıtı.
ABULLABUT
Kaba saba ve anlayışsız (kimse). Biçimsiz ve kötü giyinen, giyimine özen göstermeyen (kimse).
ACENTE
Bir kuruluşun yaptığı işi onun adına kazanç karşılığında yürüten daha küçük kuruluş. Bu kuruluşun veya şubelerinin başında bulunan kimse. Bir kuruluşa bağlı olmaksızın sözleşmeye dayanarak belirli bir yer ve bölge içinde sürekli olarak ticarethane veya işletmeyi ilgilendiren işlerde aracılık eden, bunları o işletme adına yapan kimse. Banka şubesi. Vapur ortaklığı.
ACIMASIZCA
Acımasız olarak, acımasız bir biçimde, acımasızcasına, zalimce, zalimcesine, zalimane.
ACEMBORUSU
Canlı kırmızı renkli çiçek açan, uzun boylu bir tür süs bitkisi (Bignonia radicams).
ABARTISIZ
Olduğu gibi gösterilen, abartmasız, mübalağasız. Abartmadan, abartısız olarak, mübalağasız bir biçimde.
AÇIK
Açılmış, kapalı olmayan, kapalı karşıtı. Örtüsüz, çıplak. Bir gereksinimin karşılanamaması durumu. Görevlisi olmayan, boş (iş, görev), münhal. Çalışır durumda olan. Gizliliği olmayan, olduğu gibi görünen. Sevişme sahnelerini bütün çıplaklığıyla anlatan (kitap, resim, film vb.). Boş. Belirgin bir biçimde. Rengi koyu olmayan, koyu karşıtı. Belli bir yerin biraz uzağı. Engelsiz, serbest. Aralığı çok. Kolay anlaşılır, vazıh. Denizin kıyıdan uzakça olan yeri. Her türlü düşünceyi hoşgörüyle karşılayabilen, etkisinde kalabilen.
AÇELYA
Kokusuz, güzel renkli çiçekler açan bir bitki (Rhododendron).
ABES
Gereksiz, yersiz, boş. Akla ve gerçeğe aykırı. Gereksiz bir biçimde.
AÇIKÇA
Gizli bir yönü kalmaksızın, kolay anlaşılır bir biçimde, alenen, aşikâre.
ACYOCU
Borsa veya piyasada tahvil için çeşitli hileler uygulayan, dolaplar çeviren kimse.
AÇACAK
Şişelenmiş bazı içeceklerin kapaklarını açmaya yarayan araç. Anahtar. Teneke kutu içinde korunmuş yiyeceklerin kapağını açmaya yarayan araç.
ABDEST
Müslümanların, belli ibadetleri yapabilmek için bir düzen içerisinde bazı organları yıkayıp bazılarını mesh etme yoluyla yaptıkları arınma.
ABAJUR
Işığı bir yere toplamak, doğrudan doğruya gözlere vurmasını önlemek için kullanılan, kâğıt, kumaş, maden veya renkli camdan yapılmış lamba siperi. Genellikle üzeri siperli masa lambası veya ayaklı lamba.
ABONE
Süreli yayınları, parasını önceden ödeyerek alma işi. Bir şeyi sürekli olarak kullanmak için hizmeti verenle sözleşme yapan kimse, sürdürümcü. Bir yere gitmeyi alışkanlık hâline getiren (kimse).
ABARTILI
Olduğundan fazla gösterilen, abartmalı, mübalağalı. Abartarak, abartılı olarak, mübalağalı bir biçimde.
ABONMAN
Bir satıcı veya kamu kuruluşu ile alıcılar arasında yapılmış olan anlaşma, sürdürüm. Abone olma durumunu gösteren belge. Kent içinde ulaşımı sağlayan otobüslerde para yerine geçen bilet veya kart.
ACELECİ
Tez iş gören, çabuk davranan, canı tez, farfara, fırtına gibi, içi tez, ivecen, iveğen, kıvrak, sabırsız, tez canlı, telaşlı, acul.
ABLİ
Yatay serenlerin ucuna bağlı bulunan ve bunları sağa, sola veya ortaya çevirmek için yararlanılan halat veya palanga.