Kelimeler arşivi içinde; başında "id" olan, toplam 113 adet kelime bulunmaktadır. id ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu id ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde id olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
İDAREİMASLAHATÇI
İDAREİMASLAHAT, İDEALLEŞTİRMEK, İDENTİFİKASYON, İDİYOTAKSONOMİ
İDEALLEŞTİRME, İDİOSİNKRATİK
İDİOSİNKRAZİ
İDARESİZLİK, İDDİALAŞMAK, İDDİASIZLIK, İDEALİSTLİK, İDEALSİZLİK, İDMANSIZLIK, İDRAKSİZLİK
İDARECİLİK, İDDİACILIK, İDDİALAŞMA, İDDİALILIK, İDDİASIZCA, İDİYOPATİK, İDMANLILIK, İDODİFENİL, İDRİSYAYLA
İDAREHANE, İDDİALICA, İDDİANAME, İDEGELMEK, İDEKAKMAK, İDENTİKAL, İDEOGRAFİ, İDEOLOJİK, İDİKLEMEK, İDİOBLAST, İDİOPATİK, İDİYOGRAM, İDİYOPATİ, İDRİSKORU
İDARESİZ, İDARETEN, İDDİASIZ, İDEALİST, İDEALİZE, İDEALİZM, İDEALSİZ, İDELEMEK, İDEOGRAM, İDEOLOJİ, İDİOPATİ, İDİRTMEK, İDMANSIZ, İDRAKSİZ, İDRİSKÖY
İDAMLIK, İDARECE, İDARECİ, İDARELİ, İDDİACI, İDDİALI, İDDİRSE, İDEFİKS, İDEMKÖY, İDENTİK, İDEOLOG, İDEOTİP, İDEŞMEK, İDİKURT, İDİLMEK, İDİNMEK, İDİOSOM, İDİOTİP, İDİŞMEK, İDMANCI, İDMANLI, İDRİSLİ
İDALİN, İDEMİR, İDİKUT, İDİLLİ, İDİMİŞ, İDİRAR, İDOJEN
İDADİ, İDAME, İDARA, İDARE, İDARİ, İDDİA, İDEAL, İDERE, İDMAN, İDMEK, İDRAK, İDRAR, İDRİL, İDRİS, İDÜĞİ
İDAM, İDDA, İDEA, İDEM, İDİÇ, İDİL, İDİM, İDİN, İDİO, İDİR, İDİŞ, İDOL
İDA, İDE, İDİ
İD
İD
İt, köpek.
İDEALLEŞTİRME
İdealleştirmek işi.
İDDİALAŞMAK
Karşılıklı iddiaya girmek.
İDEALİSTLİK
İdealist olma durumu.
İDMANSIZLIK
İdmansız olma durumu, antrenmansızlık.
İDAREİMASLAHAT
Bir işi, gerektiği gibi değil de günün şartlarına göre yapma. İşi oluruna bırakma.
İDENTİFİKASYON
Bilinen bir sınıflandırmaya dâhil olan bir izolat veya mikroorganizmanın cins ve tür adının belirlenmesi.
İDARESİZLİK
Gevşeklik, beceriksizlik. Tutumsuzluk.
İDRAKSİZLİK
İdraksiz olma durumu, anlayışsızlık.
İDEALSİZLİK
İdealsiz olma durumu.
İDİOSİNKRAZİ
Bazı maddelerin etkilerine gösterilen özel tepki. Belli bir maddeye karşı, diğer bireylere oranla doğuştan olan aşırı duyarlık durumu.
İDİYOTAKSONOMİ
Geleneksel taksonomi.
İDİOSİNKRATİK
Özel durumla ilgili, özel duruma ait olan.
İDAREİMASLAHATÇI
Bir işi sağlam bir temele oturtmadan o günün şartlarına göre yapan kimse. İşi oluruna bırakan kimse.
İDDİASIZLIK
İddiasız olma durumu.
İDEALLEŞTİRMEK
İdeal duruma getirmek, idealize etmek.
Bu bölümde tanımı içerisinde İD geçen kelimeler listesi verilmiştir.
AÇILMAK
Açma işine konu olmak. Kendine gelmek, biraz iyileşmek, ferahlamak. Kıyıdan uzaklaşmak. Yeni bir bakış açısı getirmek. Renk koyuluğunu yitirmek. Kapı, yol vb. geçit vermek. Gereken güce ulaşmak. Kuruluşlar ilk kez veya yeniden işe başlamak. Sıkılması, çekinmesi, tutukluğu kalmamak. Herhangi bir konuyla veya sorunla ilgili olarak düşünce ve uygulamalarda yeni koşulların gerektirdiği değişiklikleri veya yenilikleri yapmak. Ayrıntıya girmek. Sırrını, üzüntüsünü, sorunlarını birine söylemek. Genişlemek, bollaşmak. İşini gereğinden veya yapabileceğinden geniş tutmak. Delinmek, yırtılmak. Sis, karanlık, duman vb. dağılmak, yoğunluğunu yitirmek.
AĞDIRMAK
Ağmasına sebep olmak. Aşağı inmek, yük veya terazide denge bozularak bir yanı ağır gelmek.
AKSEDİR
Kaplaması mobilyacılıkta kullanılan, açık kahverengi öz odunlu olan bir ağaç (Thuya occidentalist).
AKIŞKANLIK
Akışkan olma durumu. Para ve ticaretle ilgili işlemlerde kullanılabilecek durumda olan satın alma gücü, likidite. Kolaylıkla paraya çevrilebilme özelliği fazla olan varlıklar, likidite.
AKİDE
İnanç. Şekerin kaynatılarak katılaşması yolu ile yapılan, renkli ve kokulu, ağızda güç eriyen şeker, akide şekeri.
AĞIR
Tartıda çok çeken, hafif karşıtı. Değeri çok olan, gösterişli. Dokunaklı, insanın gücüne giden, kırıcı. Yoğun. Sindirimi güç (yiyecek). Çetin, güç. Çapı, boyutu büyük. Yavaş. Ağır sıklet. Keskin, boğucu (koku). Fiziksel sebeplerden dolayı güç işiten (kulak). Kısık, alçak. Yavaş bir biçimde. Ciddi. Ağırbaşlı, ciddi. Sıkıntı veren, bunaltan. Davranışları yavaş olan.
AHUDUDU
Gülgillerden, böğürtleni andıran, çalı görünümünde, dikenli bir bitki (Rubus idaeus). Bu bitkinin duta benzeyen, kırmızı renkli, sulu ve kokulu yemişi, ağaç çileği, frambuaz.
AKPAS
Lahana, turp, şalgam, karnabahar vb. bitkilerin kök dışındaki bütün bölgelerine yerleşebilen, özellikle semizotugillerde karşılaşılan yosunumsu mantar (Albugo candida).
AĞIRBAŞLILIK
Ağırbaşlı olma durumu, vakar, ciddilik, ciddiyet, vakurluk.
ACILAŞMAK
Tadı bozulmak, acı olmak. Konuşma sert bir durum almak, kırıcılaşmak. Dokunaklı duruma gelmek. Yemlerde genellikle yağ asitlerinin oksidasyonu ve hidroliz sonucu uygun olmayan koku ve tat meydana gelmek.
AKTARICI
Dam kiremitlerini aktarıp kırıkları yenileyen kimse. Kaynak kişiden derlenen herhangi bir parçayı kitlelere duyuran ve yayan kimse. Görüntüyü bir bölgeden başka bir bölgeye ileten araç.
AÇMAK
Bir şeyi kapalı durumdan açık duruma getirmek. Yakışmak, güzel göstermek. Engeli kaldırmak. Savaşla almak, fethetmek. Bir kuruluşu, bir iş yerini işler duruma getirmek. Sarılmış, katlanmış, örtülmüş veya iliklenmiş olan şeyleri bu durumdan kurtarmak. Birbirinden uzaklaştırmak. Satranç, poker vb. oyunları başlatmak. Ayırmak, tahsis etmek. Yarmak. Bir şeyi, bir yeri oyarak veya kazarak çukur, delik oluşturmak. Düğümü veya dolaşmış bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Yapmak, düzenlemek. Avunmak veya danışmak üzere söylemek, içini dökmek. Alışverişi başlatmak. Görünür duruma getirmek. Geçit sağlamak. Bir toplantıyı, etkinliği başlatmak. Bulutların dağılmasıyla gökyüzü aydınlanmak. Ferahlık vermek. Bir konu ile ilgili konuşmak. Tıkalı bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Sıkılganlığını, utangaçlığını gidermek. Rengin koyuluğunu azaltmak. Beğenmek. Bir aygıtı, bir düzeneği çalıştırmak. Alanını genişletmek.
AĞRI
Vücudun herhangi bir yerinde duyulan şiddetli acı. Türkiye'nin Doğu Anadolu Bölgesi'nde yer alan illerinden biri.
AGARAGAR
Deniz yosunlarından çıkarılan, beslenme endüstrisinde, hekimlikte ve bakteriyolojide kullanılan bir jelatin türü, jeloz.
AĞAÇKESEN
Zar kanatlılardan, kurtçukları en çok gül fidanları üzerinde yaşayarak yapraklara zarar veren, kara renkli bir böcek (Hylotoma).
AKIMÖLÇER
Bir elektrik akımının şiddetini ölçmeye yarayan aygıt, amperölçer, ampermetre.
ACI
Bazı maddelerin dilde bıraktığı yakıcı duyu, tatlı karşıtı. Kırıcı, üzücü, incitici, dokunaklı, kötü. Herhangi bir dış etken dolayısıyla duyulan rahatsızlık, ızdırap. Keskin, şiddetli. Çarpıcı, göz alıcı (renk). Tadı bu nitelikte olan. Ölüm, yangın, deprem vb. olayların yarattığı üzüntü, keder, elem.
AKSAKAL
Köyün veya mahallenin ihtiyar heyetinde olan kimse. Ermiş, evliya. Bir meslekte yaşça, kıdemce ileride ve yetenek bakımından üstün niteliğe sahip olan kimse, duayen.
AĞIRBAŞLI
Davranışları ölçülü, olgun (kimse), vakur, ciddi, hoppa karşıtı. Gösterişli. Değeri çok olan, ağır.
ABAZAN
Uzun süre cinsel ilişkide bulunmayan (erkek). Karnı aç olan (kimse).