Kelimeler arşivi içinde; sonunda "id" olan, toplam 144 adet kelime bulunmaktadır. Sonu id ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında id olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde id olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
KLORDİAZEPOKSİD, POLİVİNİLKLORİD
METAKLORTİAZİD
GLUTARALDEHİD, GLÜTARALDEHİD, KİNETOPLASTİD, METOKLOPRAMİD, SİKLOFOSFAMİD, TETRAKOZAKTİD
ASETAZOLAMİD, HARPACTİCOİD, KRİSTALLOYİD, SÜLFANİLAMİD
ADENOMATOİD, AMİKARBALİD, PERİTEKTOİD, PİROPLASMİD, PROKAİNAMİD, RADYONÜKLİD, SARKOMATOİD, TETRAPLOYİD, TRİPARSAMİD, TROMBOKULİD
EGZAMATOİD, ELEFANTOİD, HELMİNTOİD, METİZERJİD, MONOHİBRİD, MÜTEMERRİD, PARATİFOİD, POLİHİBRİD, POLİPLOYİD, REPAGLİNİD, STRONGİLİD
BUMETANİD, CYCLOPOİD, DİFTEROİD, FİBRİNOİD, FUROSEMİD, GİNKGOLİD, İNDOGENİD, İZONİAZİD, KARSİNOİD, MÜTEAHHİD, MÜTEEDDİD, NİMESÜLİD, PEMFİGOİD, PLANORBİD, PROGLOTİD, SPERMATİD, TRİHİBRİD, TRİPLOYİD
AKANTOİD, ASTEROİD, BEMEGRİD, DİHİBRİD, DİPLOYİD, HAPLOYİD, HELİKOİD, İKTEROİD, KARBAMİD, KEROTOİD, KOLLOYİD, KONİKOİD, KROMATİD, KTENOYİD, LİKENOİD, MEFLUSİD, MİYELOİD, MONORŞİD, MÜCELLİD, OKSYURİD, ÖTEKTOİD, PLAKOYİD, SİKLOYİD, SKABİSİD
ADENOİD, AFAZMİD, AMİLOİD, ARGASİD, DERMOİD, ENERGİD, GANOYİD, GRUPOİD, HİDATİD, İKSODİD, KİNETİD, KOPERİD, LENFOİD, MİKSOİD, PLASTİD, PROTEİD, RİFAMİD, SARKOİD, SESTOİD, SİMİSİD, TABANİD, TEKAVİD
AKARİD, DİMNİD, FEVAİD, HİYOİD, İGAMİD, KANOİD, KELOİD, KİRBİD, KİRPİD, MONOİD, MORBİD, MÖRŞİD, MUKOİD, NÜKLİD, SEROİD, TAHDİD, TAKYİD, TECDİD, TEHDİD, TEHZİD, VİDVİD, VİROİD
AMFİD, BECİD, BEYİD, KİLİD, MİDİD, MÖRİD, NAKİD, NEHİD, REŞİD, SOLİD, ŞAHİD, ŞAYİD, ŞİBİD, TİRİD, YEĞİD, YİĞİD
AKİD, GRİD, İGİD, YİİD
ÇİD, MİD, ZİD
İD
İD
İt, köpek.
HARPACTİCOİD
Kabuklular (Crustacea) sınıfının Copepoda alt sınıfından, genellikle göllerin çamurlu bölgelerinde veya sucul yüksek yapılı bitkiler üzerinde yaşayan bir takım.
AMİKARBALİD
Piroplazmalara karşı kullanılan bir ilaç.
GLUTARALDEHİD
Proteinlerin amino gruplarını ve DNA bazlarını alkilleyerek onların yapı ve işlevini bozarak hücre üzerinde zehirli etki oluşturan geniş spektrumlu bir jermisit.
TETRAKOZAKTİD
24 amino asitten oluşan sentetik bir kortikotropin.
METOKLOPRAMİD
Benzamid türevi bir dopamin antagonisti ilaç.
SİKLOFOSFAMİD
Hardal bitkisinden elde edilen ve karaciğerde etkin hâle geldikten sonra etki gösteren, alkilleyici azotlu bileşik. Özellikle köpek ve kedilerde kimi kanserlerin ve otoimmün hastalıkların tedavisinde kullanılır.
ASETAZOLAMİD
Vücutta su ve karbondioksit arasındaki tepkimeye aracılık eden karbonikanhidraz enziminin etkinliğini engelleyerek işemeye neden olan bir ilaç.
ADENOMATOİD
Adenoma benzeyen, adenomu andıran.
METAKLORTİAZİD
Tiyazit grubu işetici bir ilaç.
POLİVİNİLKLORİD
Vinilkloridin polimerizasyonuyla elde edilen sentetik bir madde.
KLORDİAZEPOKSİD
Benzodizepin türevi anksiyolitik etkili ilaç.
GLÜTARALDEHİD
Dokuların, elektron mikroskopik incelemesinden önce tespit için kullanılan bir madde.
KRİSTALLOYİD
Bir çözelti içinde hayvansal ya da bitkisel bir zardan kolayca geçen bir madde, bk. kolloyid.
KİNETOPLASTİD
Kinetoplastida takımındaki protozoonlara ait.
SÜLFANİLAMİD
Sülfonamidlerin ana maddesi olup streptokok, meningekok ve pnömökoklara karşı etkili olan bileşik.
Bu bölümde tanımı içerisinde İD geçen kelimeler listesi verilmiştir.
AGARAGAR
Deniz yosunlarından çıkarılan, beslenme endüstrisinde, hekimlikte ve bakteriyolojide kullanılan bir jelatin türü, jeloz.
AHUDUDU
Gülgillerden, böğürtleni andıran, çalı görünümünde, dikenli bir bitki (Rubus idaeus). Bu bitkinin duta benzeyen, kırmızı renkli, sulu ve kokulu yemişi, ağaç çileği, frambuaz.
ACILAŞMAK
Tadı bozulmak, acı olmak. Konuşma sert bir durum almak, kırıcılaşmak. Dokunaklı duruma gelmek. Yemlerde genellikle yağ asitlerinin oksidasyonu ve hidroliz sonucu uygun olmayan koku ve tat meydana gelmek.
ACI
Bazı maddelerin dilde bıraktığı yakıcı duyu, tatlı karşıtı. Kırıcı, üzücü, incitici, dokunaklı, kötü. Herhangi bir dış etken dolayısıyla duyulan rahatsızlık, ızdırap. Keskin, şiddetli. Çarpıcı, göz alıcı (renk). Tadı bu nitelikte olan. Ölüm, yangın, deprem vb. olayların yarattığı üzüntü, keder, elem.
AĞAÇKESEN
Zar kanatlılardan, kurtçukları en çok gül fidanları üzerinde yaşayarak yapraklara zarar veren, kara renkli bir böcek (Hylotoma).
AKPAS
Lahana, turp, şalgam, karnabahar vb. bitkilerin kök dışındaki bütün bölgelerine yerleşebilen, özellikle semizotugillerde karşılaşılan yosunumsu mantar (Albugo candida).
AÇILMAK
Açma işine konu olmak. Kendine gelmek, biraz iyileşmek, ferahlamak. Kıyıdan uzaklaşmak. Yeni bir bakış açısı getirmek. Renk koyuluğunu yitirmek. Kapı, yol vb. geçit vermek. Gereken güce ulaşmak. Kuruluşlar ilk kez veya yeniden işe başlamak. Sıkılması, çekinmesi, tutukluğu kalmamak. Herhangi bir konuyla veya sorunla ilgili olarak düşünce ve uygulamalarda yeni koşulların gerektirdiği değişiklikleri veya yenilikleri yapmak. Ayrıntıya girmek. Sırrını, üzüntüsünü, sorunlarını birine söylemek. Genişlemek, bollaşmak. İşini gereğinden veya yapabileceğinden geniş tutmak. Delinmek, yırtılmak. Sis, karanlık, duman vb. dağılmak, yoğunluğunu yitirmek.
AĞRI
Vücudun herhangi bir yerinde duyulan şiddetli acı. Türkiye'nin Doğu Anadolu Bölgesi'nde yer alan illerinden biri.
AĞIRBAŞLI
Davranışları ölçülü, olgun (kimse), vakur, ciddi, hoppa karşıtı. Gösterişli. Değeri çok olan, ağır.
AĞIR
Tartıda çok çeken, hafif karşıtı. Değeri çok olan, gösterişli. Dokunaklı, insanın gücüne giden, kırıcı. Yoğun. Sindirimi güç (yiyecek). Çetin, güç. Çapı, boyutu büyük. Yavaş. Ağır sıklet. Keskin, boğucu (koku). Fiziksel sebeplerden dolayı güç işiten (kulak). Kısık, alçak. Yavaş bir biçimde. Ciddi. Ağırbaşlı, ciddi. Sıkıntı veren, bunaltan. Davranışları yavaş olan.
AKSEDİR
Kaplaması mobilyacılıkta kullanılan, açık kahverengi öz odunlu olan bir ağaç (Thuya occidentalist).
AĞIRBAŞLILIK
Ağırbaşlı olma durumu, vakar, ciddilik, ciddiyet, vakurluk.
AKIŞKANLIK
Akışkan olma durumu. Para ve ticaretle ilgili işlemlerde kullanılabilecek durumda olan satın alma gücü, likidite. Kolaylıkla paraya çevrilebilme özelliği fazla olan varlıklar, likidite.
ABAZAN
Uzun süre cinsel ilişkide bulunmayan (erkek). Karnı aç olan (kimse).
AKIMÖLÇER
Bir elektrik akımının şiddetini ölçmeye yarayan aygıt, amperölçer, ampermetre.
AĞDIRMAK
Ağmasına sebep olmak. Aşağı inmek, yük veya terazide denge bozularak bir yanı ağır gelmek.
AKİDE
İnanç. Şekerin kaynatılarak katılaşması yolu ile yapılan, renkli ve kokulu, ağızda güç eriyen şeker, akide şekeri.
AÇMAK
Bir şeyi kapalı durumdan açık duruma getirmek. Yakışmak, güzel göstermek. Engeli kaldırmak. Savaşla almak, fethetmek. Bir kuruluşu, bir iş yerini işler duruma getirmek. Sarılmış, katlanmış, örtülmüş veya iliklenmiş olan şeyleri bu durumdan kurtarmak. Birbirinden uzaklaştırmak. Satranç, poker vb. oyunları başlatmak. Ayırmak, tahsis etmek. Yarmak. Bir şeyi, bir yeri oyarak veya kazarak çukur, delik oluşturmak. Düğümü veya dolaşmış bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Yapmak, düzenlemek. Avunmak veya danışmak üzere söylemek, içini dökmek. Alışverişi başlatmak. Görünür duruma getirmek. Geçit sağlamak. Bir toplantıyı, etkinliği başlatmak. Bulutların dağılmasıyla gökyüzü aydınlanmak. Ferahlık vermek. Bir konu ile ilgili konuşmak. Tıkalı bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Sıkılganlığını, utangaçlığını gidermek. Rengin koyuluğunu azaltmak. Beğenmek. Bir aygıtı, bir düzeneği çalıştırmak. Alanını genişletmek.
AKSAKAL
Köyün veya mahallenin ihtiyar heyetinde olan kimse. Ermiş, evliya. Bir meslekte yaşça, kıdemce ileride ve yetenek bakımından üstün niteliğe sahip olan kimse, duayen.
AKTARICI
Dam kiremitlerini aktarıp kırıkları yenileyen kimse. Kaynak kişiden derlenen herhangi bir parçayı kitlelere duyuran ve yayan kimse. Görüntüyü bir bölgeden başka bir bölgeye ileten araç.