Kelimeler arşivi içinde; sonunda "iki" olan, toplam 47 adet kelime bulunmaktadır. Sonu iki ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında iki olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde iki olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
İSTATİSTİKİ
HİPOTRİKİ, TİLKİSİKİ, POLİTRİKİ, SIĞIRSİKİ
BUĞASİKİ, ÖNDEĞİKİ, ELLIYİKİ, POLİTİKİ, BERİĞİKİ, URUMTİKİ, ELASTİKİ, MİHANİKİ
DİVRİKİ, ŞİMDİKİ, HİNDİKİ, ETEĞİKİ, ÖTEĞİKİ, TATBİKİ, BELLİKİ, DEVLİKİ, ŞİLLİKİ, ÇELMİKİ, CİKCİKİ, SEĞRİKİ
ÜSTİKİ, BERİKİ, MELİKİ, KESİKİ, ZIRİKİ, BİZİKİ, FİZİKİ, HAKİKİ, MALİKİ, MUSİKİ, BİDİKİ, HULİKİ, ÇİVİKİ, ENDİKİ, ESSİKİ, FİLİKİ, HEKİKİ
İKİ
Birden sonra gelen sayının adı. Birden bir artık. Bu sayıyı gösteren 2 ve II rakamlarının adı.
URUMTİKİ
Bir çeşit horan.
POLİTRİKİ
Aşırı kıllılık.
TİLKİSİKİ
Yazma kenarlarına yapılan bir oya türü. (Yalvaç Isparta).
MİHANİKİ
Düşünmeden, ölçülerek değil de yalnızca alışkanlığın verdiği kolaylıkla veya yalnız kasların hareketiyle yapılmış olan (iş, hareket vb.).
İSTATİSTİKİ
İstatistiksel.
HİPOTRİKİ
Yetersiz kıllanma.
BERİĞİKİ
Beriki.
ELLIYİKİ
Elli iki.
ŞİMDİKİ
İçinde bulunulan anda olan veya yapılan, bu andaki, bu zamandaki.
ELASTİKİ
Esnek.
DİVRİKİ
Çevik, canlı, kıvrak kişi. Genç olmadığı halde yıpranmamış, sağlam kişi. Gayretli, çalışkan, hamarat. Yaramaz.
BUĞASİKİ
Ormanda, dağda yetişen, 20 - cm. boyunda bir ot.
ÖNDEĞİKİ
Öndeki.
SIĞIRSİKİ
Kurutulmuş hayvan sinirinden yapılan kamçı. (Kavalca Bozüyük Bilecik).
POLİTİKİ
Politika - polikiye: politikaya.
Bu bölümde tanımı içerisinde İKİ geçen kelimeler listesi verilmiştir.
AKÇAAĞAÇ
Akçaağaçgillerden, süs ağacı olarak da dikilen, tahtası hafif ve sağlam bir ağaç, isfendan (Acer).
ABANOZGİLLER
İki çeneklilerden, sıcak ülkelerde yetişen bir bitki familyası.
ALAMANA
Balık avlamakta veya yük taşımakta kullanılan, tek veya iki direkli ve açık güverteli, büyük kayık, alamanata.
ADAYAVRUSU
İki veya üç çifte kürekli küçük balıkçı teknesi.
AKÇAAĞAÇGİLLER
İki çeneklilerden, örneği akçaağaç olan bir bitki familyası.
AĞ
İplik, sicim, tel vb. ince şeylerden kafes biçiminde yapılmış örgü. Ulaşım ve iletişim gibi alanlarda ülkenin her yerine yaygınlaştırılmış şebeke. Örümcek vb. hayvanların salgılarıyla oluşturdukları örgü. Çaprazlama örgü ile yapılmış olan ve kale direkleri arkasına gerilen örgü, file. Pantolon veya külotun apış arasına gelen yeri, apışlık. Tuzak. Oyun alanını ortadan ikiye bölen iple yapılmış örgü, file.
AÇIORTAY
Bir açıyı, ölçüleri birbirine eşit olan iki açısal bölgeye ayıran doğru parçası.
AKTARMA
Aktarmak işi. Bir yolcunun gideceği yere birkaç araç değiştirerek ulaşması. Bir kimsenin herhangi bir hakkını bir başkasına geçirmesini sağlayan iş, transfer. Alıntı. Bir oyuncunun topu kendi takımından bir başka oyuncuya göndermesi. Bir taşıttan başka bir taşıta geçme. Sürülmemiş tarlayı ilk veya ikinci kez sürme. Para aktarımı. Arıları bir kovandan ötekine geçirme.
AĞIZ
Yüzde, avurtlarla iki çene arasında bulunan, ses çıkarmaya, soluk alıp vermeye yarayan ve besinlerin sindirilmeye başlandığı organ. Bu boşluğun dudakları çevreleyen bölümü. Birkaç yolun birbirine kavuştuğu yer, kavşak. Koy, körfez, liman vb. yerlerin açık tarafı. Aynı dil içinde ses, şekil, söz dizimi ve anlamca farklılıklar gösterebilen, belli yerleşim bölgelerine veya sınıflara özgü olan konuşma dili. Uç, kenar. Kapların veya içi boş şeylerin açık tarafı. Bir bölge ezgilerinde görülen özelliklerin tümü. Çıkış yeri. Kesici aletlerin keskin tarafı. Bir akarsuyun denize veya göle döküldüğü yer, munsap. Yeni doğurmuş memelilerin ilk sütü. Üslup, ifade biçimi.
AKAR
Kiraya verilerek gelir getiren ev, dükkân, tarla, bağ vb. mülk, akaret. Halı, koltuk, yatak vb. yerlerde ve nemli ortamlarda yaşayan, astıma yol açabilen, insan vücudundan dökülen deri tozlarıyla ve parçacıklarıyla beslenen bir tür canlı. Sıvı, mai, likit.
AKIŞKANLIK
Akışkan olma durumu. Para ve ticaretle ilgili işlemlerde kullanılabilecek durumda olan satın alma gücü, likidite. Kolaylıkla paraya çevrilebilme özelliği fazla olan varlıklar, likidite.
AKAÇ
Bir yerde birikip kalan sıvıları, bir işlem sonunda geriye kalan artıkları, gereksiz nesneleri dışarıya akıtmak için kullanılan boru vb. araç. Yer altı su oluğu. Kanal, ark, su yolu.
ALMAŞ
İki veya daha çok şeyin sıra ile değiştirilerek kullanılması veya kendiliğinden değişerek çalışması, keşikleme, münavebe. Birinin doğru olması ötekinin yanlışlığını gerektiren iki önermenin oluşturduğu sistem.
ALACA
Birkaç rengin karışımından oluşan renk, ala. Birkaç renkli iplikten yapılmış dokuma. Meyvelere, genellikle üzüme düşen ben. Keklik, bıldırcın vb. kuşları avlamak için kullanılan iki renkli bez. Ağaçta ilk olgunlaşan meyve. İki ya da daha çok renkli. Çorum iline bağlı ilçelerden biri.
AKCİĞER
Göğüs kafesinin büyük bir bölümünü içten kaplayan, kanı temizleyen, sağlı sollu iki parçadan oluşan solunum organı. Bronşçukların son bölümü.
AKREP
Akreplerden, sıcak ve nemli yerlerde yaşayan, kıvrık ve kalkık kuyruğunda zehirli iğnesi olan bir tür böcek, kuyruklu (Scorpio). Zodyak üzerinde Terazi ile Yay arasında yer alan takımyıldızın adı. Saatin iki ibresinden küçüğü.
AĞIZLAŞMAK
İki kan damarı birbiri içine açılmak.
ADIM
Yürümek için yapılmış olan ayak atışlarının her biri. Bir yarışın belirli uzaklığı kapsayan bölümlerinden her biri, etap. Ayakta, esas duruşta, bir ayağın türlü yönlerde iki ayak boyu kadar yer değiştirmesi. Girişim, hamle. Bir ayak atışıyla alınan ve uzunluğu yaklaşık 75 santimetre olan mesafe. Bir gösterge ucunun eş olarak ayrılmış yaylardan biri boyunca aldığı yol. İki diş arasındaki aralık.
AKŞAMSEFASI
İki çeneklilerden, gece açan küçük kokulu çiçekleri olan, otsu bir bitki, gecesefası (Mirabilis jalapa).
AKEMİ
İki elemanlı mermer yapıştırıcısı.