Kelimeler arşivi içinde; başında "ila" olan, toplam 78 adet kelime bulunmaktadır. ila ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu ila ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde ila olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
İLAHİYATÇILIK, İLAHLAŞTIRMAK
İLAHLAŞTIRMA
İLAHİYATÇI, İLAHLAŞMAK, İLANKAVIĞI, İLAÇSIZLIK, İLAÇLANMAK
İLAZIMSIZ, İLAHLAŞMA, İLANCILIK, İLAÇLANMA, İLAÇLANIŞ, İLAÇLAMAK, İLANİHAYE, İLARLAMAK
İLANDİLİ, İLANIAŞK, İLARSLAN, İLAVETEN, İLAKEDER, İLAHİYAT, İLAÇLAMA
İLAANÇE, İLANCIK, İLANCIH, İLAÇLIK, İLANCOH, İLANGEÇ, İLANKAÇ, İLANPAS, İLAÇSIZ, İLABADA, İLASANA, İLASDİK, İLATMAK, İLAVELİ, İLAHANA, İLAYDIN
İLASAN, İLARYA, İLAAŞI, İLAANE, İLAYDA, İLANEN, İLAĞAT, İLAZIM, İLAÇLI, İLAMUR, İLAHAH, İLALAN, İLAHAM, İLAHAT, İLAHNA, İLAĞAN, İLAĞAÇ, İLAGAN, İLAHET
İLARİ, İLAHİ, İLAVE, İLAŞE, İLANA, İLAEN, İLADE, İLANŞ, İLAHE
İLAS, İLAY, İLAH, İLAT, İLAF, İLAC, İLAÇ, İLAL, İLAM, İLAN
İLA
İLA
Belirtilen sayıların da dâhil edildiği aralığı anlatan söz.
İLAÇLANMAK
İlaçlama işi yapılmak veya ilaçlama işine konu olmak.
İLAÇLAMAK
İlaç sürmek. Mikroplardan arındırmak, zararlı böceklerden korunmak amacıyla ilaç püskürtmek veya sıkmak.
İLAÇSIZLIK
İlaçsız olma durumu.
İLANCILIK
Ticari bir amaçla geniş topluluklara tanıtılmak istenen bir şeyi basın ve yayım yoluyla duyurma işi.
İLANKAVIĞI
Dönemeçli yol.
İLAZIMSIZ
Gereksiz.
İLAHLAŞMAK
Yücelmek, çok beğenilmek, hayranlık uyandıran bir duruma gelmek.
İLANİHAYE
Sonsuza kadar. Sonsuz.
İLAHLAŞTIRMAK
İlah durumuna veya biçimine getirmek.
İLAHİYATÇI
Tanrı bilimci.
İLAÇLANMA
İlaçlanmak işi.
İLAHLAŞTIRMA
İlahlaştırmak durumu veya biçimi.
İLAHİYATÇILIK
Tanrı bilimcilik.
İLAÇLANIŞ
İlaçlanma işi.
İLAHLAŞMA
İlahlaşmak işi.
Bu bölümde tanımı içerisinde İLA geçen kelimeler listesi verilmiştir.
AKILLICA
Akla yakın, doğru, makul. (akıllı'ca) Akla yakın, doğru bir biçimde, akıllıcasına, akilane.
ARPACIK
Göz kapağının kenarında çıkan küçük çıban, it dirseği. Tüfek, tabanca vb. ateşli silahlarda namlunun en ileri bölümünde bulunan ve nişan alırken gezle birlikte göz ile hedef arasında aynı çizgi üzerine getirilen küçük çıkıntı.
ANLAŞMA
Anlaşmak durumu. Devletler arası siyasal, ekonomik, kültürel vb. alanlarda yapılmış olan uzlaşma ve bu uzlaşmanın tespit edildiği belge, uyuşma, itilaf, antant, konvansiyon. Sözleşme.
ALERJİ
Birtakım yiyecek, ilaç, toz, koku vb.ne hastalık derecesinde gösterilen aşırı tepki. Bir kimseye veya bir şeye karşı olumsuz yönde duyulan aşırı duyarlılık.
ANLATMA
Anlatmak işi, ifham, ilam, tefhim.
ARKEBÜZ
XV. yüzyılda Fransa'da kullanılmaya başlanan, taşınabilir ateşli silah.
APRELİ
Apresi yapılmış, perdahlanmış veya cilalanmış.
ANTİALERJİK
Alerjilerin önlenmesinde veya tedavisinde kullanılan ilaç. Alerjiye neden olmayan.
ASEPSİ
Özellikle tıpta kullanılan araç gereçleri ilaç kullanmadan yalnız ısı yardımı ile mikroptan arındırma işi.
ACYO
Herhangi bir paranın gerçek değeriyle sürüm değeri arasında veya bir ticaret senedinin üzerinde yazılı miktar ile indirimden sonraki tutarı arasında doğan fark. Bankaların senetli kredi işlemlerinde yaptıkları tahsilat. Bir ticaret senedinin yenilenmesinde alınan komisyon.
ARAÇSIZ
Doğrudan doğruya yapılmış olan veya olan, vasıtasız, bilavasıta. Araç olmaksızın, vasıtasız bir biçimde, bilavasıta, doğrudan doğruya.
APRESİZ
Apresi yapılmamış, perdahlanmamış veya cilalanmamış.
APRELEMEK
Kumaş veya deriyi cilalamak, perdahlamak.
ASKI
Üzerine herhangi bir şey asmaya yarar nesne. Elbise, gömlek, tişört, ceket gibi elbiselerin kırışmadan düzgün bir biçimde elbise dolabına asılması için insan omzu biçiminde tasarlanmış, bazılarının altında pantolon asmak için düz bir çıta, bazılarının her iki kenarında etek asmak için çengel bulunan alet, elbise askısı. Saz şairleri arasında yapılmış olan deyiş yarışında üstün gelene verilmek için duvara asılan kumaş, tabanca vb. ödül. İpek böceğinin kozasını sarması için yanına konulan çalı çırpı. Düğünlerde geline yakınları tarafından takılan hediye. Artırma, eksiltme vb. resmî iş ilanlarının ilgili daire duvarında belli bir zaman süresince asılı durması. Kadınların kullandığı altın dizisi veya zincirli mücevherat. Hastanelerde kırık kol veya bacakların asılarak tutturulduğu araç. Gelinin odasına asılan süs. Yeni yapılmış olan yapıların çatısına, ev sahibi tarafından usta için veya düğün arabalarına düğün sahibi tarafından arabacı için armağan olarak asılan kumaş. Pantolon veya giysilerin düşmesini önlemek için omuzdan aşırılan bağ. Çay, kahve taşımaya yarar kahveci tepsisi, fener. Saklanmak için tavana asılmış dizi veya hevenk.
AHAR
Hattatların kâğıt cilalamak için kullandıkları nişasta ve yumurta akından yapılmış olan özel bir karışım.
ARDIÇ
Servigillerden, güzel kokulu yapraklarını kışın da dökmeyen, yuvarlak kara yemişleri ilaç olarak kullanılan bir ağaççık (Juniperus).
ARAMİCE
Sami dillerinin batı lehçelerini içine alan ve milattan önceki dönemlerde kullanılmış olan ölü bir dil. Bu dille yazılmış olan.
APRE
Kumaş ya da derinin cilalanması, perdahlanması. Dokumacılıkta, boyacılıkta cila olarak kullanılan madde.
ANLAŞMAZLIK
İki veya daha çok tarafın düşünce ve amaçları arasında ayrılık, uyuşmazlık, ihtilaf, ikilik, maraza, sürtüşme.
AMPUL
İçinde, elektrik akımı ile akkor durumuna gelerek ışık verebilen bir iletkeni bulunan, havası boşaltılmış cam şişe. İçinde sıvı durumda ilaç bulunan, kapalı cam tüp.