Sonu İHİ ile biten kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; sonunda "ihi" olan, toplam 9 adet kelime bulunmaktadır. Sonu ihi ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.

Bunun yanı sıra, başında ihi olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde ihi olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.

 
 

14 harfli kelimeler

LÖKOKROMOTRİHİ

11 harfli kelimeler

AKROMOTRİHİ

8 harfli kelimeler

BİZATİHİ

6 harfli kelimeler

BEDİHİ, NEZİHİ, TABİHİ, TARİHİ, VECİHİ

3 harfli kelimeler

İHİ

Bazı kelimelerin anlamları

İHİ

İşte. Gülüp alay etme ünlemi.

NEZİHİ

Temiz, saf, ince.

VECİHİ

Güzellik, hoşlukla ilgili.

BEDİHİ

Besbelli, apaçık.

TABİHİ

Tabii.

AKROMOTRİHİ

Lökokromotrihi.

LÖKOKROMOTRİHİ

Şiddetli deri tahribatı olan yerlerde veya işaretleme amacıyla yapılan deri yanık yerlerinde pigment yapan hücrelerin parçalanması nedeniyle, iyileşmelerden sonra renksiz kıllı, açık gri veya beyaz lekelerin oluşması, akromotrihi.

TARİHİ

Tarihsel. Tarihe geçmiş. Unutulmayan, anılma değeri olan.

BİZATİHİ

Kendiliğinden.

  -   -   -  

Anlamında İHİ bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde İHİ geçen kelimeler listesi verilmiştir.

BÜYÜLENME

Büyülenmek işi, efsunlanma, afsunlanma, sihirlenme.

BÜYÜLÜ

Kendisine büyü yapılmış (kimse). Büyü gücü olan, sihirli, afsunlu, efsunlu, füsunlu, füsunkâr, efsunkâr, sihirkâr. Çok etkileyici.

BARIŞ

Barışma işi. Uyum, karşılıklı anlayış ve hoşgörü ile oluşturulan ortam. Böyle bir antlaşmadan sonra insanlık tarihindeki süreç. Savaşın bittiğinin bir antlaşmayla belirtilmesinden sonraki durum, sulh, hazar.

BELLEK

Yaşananları, öğrenilen konuları, bunların geçmişle ilişkisini bilinçli olarak zihinde saklama gücü, dağarcık, akıl, hafıza, zihin. Bir bilgisayarda, programı değişmeyen verileri, yapılacak iş için gerekli olan ara sonuçları toplayan bölüm.

DEBİL

Bedensel ve zihinsel bakımdan güçsüz.

BUNAMAK

Çeşitli sebeplerle zihin gücünü yitirerek ne yaptığını bilemez duruma gelmek, ateh getirmek.

BÜYÜLENMEK

Büyüleme işine konu olmak, efsunlanmak, afsunlanmak, sihirlenmek, avurtlanmak.

BALKANOLOJİ

Balkan uluslarının dili, tarihi ve kültürü ile uğraşan bilim dalı.

BÜYÜCÜ

Büyü yapan kimse, bağıcı, afsuncu, efsuncu, afsuncu, sihirbaz. Çevresindekileri çabuk ve güçlü olarak etkileyen kimse.

ABRAKADABRA

Eski çağlarda bazı hastalıklara iyi geldiğine inanılan büyülü söz. Sihirbazların sıkça kullandığı büyü sözü.

BÜYÜ

Tabiat kanunlarına aykırı sonuçlar elde etmek iddiasında olanların başvurdukları gizli işlem ve davranışlara verilen genel ad, afsun, efsun, sihir, füsun, bağı. Karşı durulamaz güçlü etki.

ÇIKMAK

İçeriden dışarıya varmak, gitmek. Süresi dolduğunda ayrılmak. Gerçekleşmek. Yayılmak, duyulmak. Yerinden oynamak. Görünür ya da belli bir durumda bulunmak. Bir iddia ile ortalıkta görünmek. Belirmek, tanınmak. Meydana gelmek. Yayılmak. Niteliği sonradan anlaşılmak. Gelmek. Giderilmek, yok olmak. Yetkili birinin makamına iş için gitmek. Bir şeyin yukarısına doğru yürümek. Artırmak, fiyatı yükseltmek. Bir konu yetkililerce karara bağlanmak. Mal olmak. Bir durumla ilgili niteliklerini yitirmek, bir durumdan başka bir duruma geçmek. Büyük abdest bozmak. Karaya ayak basmak. Oyunda herhangi bir rolü oynamak. Elde edilmek, sağlanmak, istihsal edilmek. Yükselmek, artmak. Herhangi bir durumda olduğu anlaşılmak. Yetişecek ölçüde olmak. Harcamak zorunda kalmak. Eksilmek. Ay veya mevsim geçmek. Bir inceleme, bir araştırma sonucu bulmak. Binaya kat eklemek. Erişmek, görmek. Bulunduğu yerden fırlamak, kopmak. Sıyrılmak, ayrılmak. Olmak, bulunmak, var olmak. Bulunduğu yeri bırakıp başka yere geçmek, taşınmak, ayrılmak, ilgisini kesmek. Yapılmak, yürümek. Bitmek, büyümek, sürmek. Karşı gelebilmek, boy ölçüşmek. Bir yere ulaşmak, varmak. Bir sebeple bulunulan yerden ayrılmak. Talihine veya payına düşmek, isabet etmek, vurmak. Piyasaya sürülmek. Oluşmak, olmak. Sesini yükseltmek. Bir şeyin düzeni bozulmak, eskisinden daha değişik, kötü bir duruma girmek. Bulaşmak. Ay, Güneş görünmek. Bir meslek veya bilim kurumunda okuyup yetişmek, mezun olmak. Verilmek. Vermeye katlanmak. Flört etmek. Davranışta herhangi bir niteliği bulunmak. Unutmak. Yayımlanmak. Yeni yetişip satışa sunulmak.

BİLİNÇ

İnsanın kendisini ve çevresini tanıma yeteneği, şuur. Algı ve bilgilerin zihinde duru ve aydınlık olarak izlenme süreci, şuur. Temel bilgi, temel görüş.

BİLİRKİŞİ

Belirli bir konudan iyi anlayan ve bir anlaşmazlığı çözümlemek için kendisine başvurulan kimse, uzman, ehlihibre, ehlivukuf, eksper. Çözümlenmesi özel veya bilimsel bilgiye dayanan konularda oyuna veya düşüncesine başvurulan kimse, ehlihibre, ehlivukuf.

AMERİKANİST

Amerikan tarihi ve kültürü ile uğraşan bilimci.

BELLİ

Beli olan. Bilinmedik bir yanı olmayan, malum. Belirli, muayyen. Gizli olmayan, ortada olan, anlaşılan, bedihi, zahir, aşikâr.

BÜYÜCÜLÜK

Büyücünün yaptığı iş, bağıcılık, efsunculuk, afsunculuk, sihirbazlık.

AN

Zamanın bölünemeyecek kadar kısa olan parçası, lahza, dakika. Zihin. İki tarla arasındaki sınır.

BİLİNÇALTI

Bilinç dışı olmakla birlikte, dilendiğinde kapsamındakilerin bilince çağrılabildiği zihin bölgesi, şuuraltı, tahteşşuur.

ATARAKSİYA

Hiçbir heyecan veya zihin etkisiyle uyarılmayan ruh dinginliği, acıya olduğu kadar kıvanca karşı da ilgisizlik.