Kelimeler arşivi içinde; sonunda "ic" olan, toplam 18 adet kelime bulunmaktadır. Sonu ic ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında ic olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde ic olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
İNHARMONİC, BOOKAMATİC, ENHARMONİC
CHROMATİC
HARMONİC
EKLEMİC
EĞİLİC, DORNİC
GILİC, HARİC, HATİC, HAVİC, İMVİC, TOPİC
CİC, KİC, PİC
İC
İC
Hiç.
İMVİC
Koliform grubu bakterilerin ayırımında kullanılan testler grubu.
DORNİC
Gıda maddelerinin asitliğini belirlerken titrasyonda N/9' luk alkali çözelti kullanılarak ölçülen asitlik birimi, oD.
TOPİC
Bir çeşit tokmak.
EKLEMİC
Sarmaşık denilen ot.
EĞİLİC
Kıvrıntı, büküntü.
CHROMATİC
Yarım seslerden oluşan ses dizisi.
BOOKAMATİC
İşlem kartlı ödünç verme için kullanılan terimsel ad. bk. işlem kartlı ödünç verme.
HAVİC
Kaymaktan yapılan bir çeşit yemek.
HARMONİC
Biri diğerinin tam katı frekansa sahip iki sesin bir arada tınlaması. Temel sesin tam katı frekansa sahip ses.
HATİC
Hz. Hatice.
İNHARMONİC
Armonik olmayan ancak ahenk oluşturabilen iki sesin bir arada tınlaması. Temel sesin armoniği olmayan ancak onunla ahenk oluşturabilecek ses.
CİC
Hasır dokumak için kullanılan ot. (Kayalık Susuz Kars). Süs.
HARİC
Hâriç.
ENHARMONİC
Perdeleri aynı, adları farklı iki nota.
GILİC
Kılıç.
Bu bölümde tanımı içerisinde İC geçen kelimeler listesi verilmiştir.
AÇMALIK
Kiri çıkarmak veya eşyayı iyice temizlemek için kullanılan her türlü madde.
AĞAÇKAKAN
Serçegillerden, gagasıyla ağaçları oyabilen ve ağaç kurtlarını yiyerek beslenen, uzun gagalı kuş (Picus).
ABLACI
Sevici.
AJİTATÖR
Körükleyici.
AKADEMİCİLİK
Akademici olma durumu.
ACYO
Herhangi bir paranın gerçek değeriyle sürüm değeri arasında veya bir ticaret senedinin üzerinde yazılı miktar ile indirimden sonraki tutarı arasında doğan fark. Bankaların senetli kredi işlemlerinde yaptıkları tahsilat. Bir ticaret senedinin yenilenmesinde alınan komisyon.
ADA
Deniz veya göl suları ile çevrilmiş küçük kara parçası, cezire. Tali yoldan ana yola güvenli çıkışı sağlamak için tali yolun sağ tarafına yapılan, çizgilerle ayrılmış bölüm. Çevresi yollarla belirlenmiş olan arsa ve böyle bir arsayı kaplayan yapılar topluluğu. Kavşaklarda trafiği düzenleyici, yönlendirici veya ayırıcı olmak üzere bordürle sınırlandırılmış veya yer çizgileriyle belirlenmiş alan.
ACENTE
Bir kuruluşun yaptığı işi onun adına kazanç karşılığında yürüten daha küçük kuruluş. Bu kuruluşun veya şubelerinin başında bulunan kimse. Bir kuruluşa bağlı olmaksızın sözleşmeye dayanarak belirli bir yer ve bölge içinde sürekli olarak ticarethane veya işletmeyi ilgilendiren işlerde aracılık eden, bunları o işletme adına yapan kimse. Banka şubesi. Vapur ortaklığı.
ACEMİLİK
Acemi olma durumu, toyluk. Acemice davranış, toyluk.
AHLAT
Gülgillerden, kendi kendine yetişen, üzerine armut aşılanan ağaç, yaban armudu, dağ armudu (Pirus piraster). Beden yapısının temelini oluşturan ögeler. Kaba adam, yol iz bilmez kimse. Bitlis iline bağlı ilçelerden biri. Bu ağacın, armuda benzeyen, iyice olgunlaştıktan sonra yenilebilen yemişi. Bir karışım içindeki parçalar, ögeler.
ADAMAKILLI
Gereğinden çok, iyice, bir güzel, bir temiz.
ABLACILIK
Sevicilik.
ACEMİCE
Toyca, beceriksizce, acemicesine.
AĞIZ
Yüzde, avurtlarla iki çene arasında bulunan, ses çıkarmaya, soluk alıp vermeye yarayan ve besinlerin sindirilmeye başlandığı organ. Bu boşluğun dudakları çevreleyen bölümü. Birkaç yolun birbirine kavuştuğu yer, kavşak. Koy, körfez, liman vb. yerlerin açık tarafı. Aynı dil içinde ses, şekil, söz dizimi ve anlamca farklılıklar gösterebilen, belli yerleşim bölgelerine veya sınıflara özgü olan konuşma dili. Uç, kenar. Kapların veya içi boş şeylerin açık tarafı. Bir bölge ezgilerinde görülen özelliklerin tümü. Çıkış yeri. Kesici aletlerin keskin tarafı. Bir akarsuyun denize veya göle döküldüğü yer, munsap. Yeni doğurmuş memelilerin ilk sütü. Üslup, ifade biçimi.
AKARLAR
Gövdeleri halkasız, başları göğüsle birleşik, ağız yapıları ısırıcı, sokucu veya emici örümceğimsiler takımı.
ACI
Bazı maddelerin dilde bıraktığı yakıcı duyu, tatlı karşıtı. Kırıcı, üzücü, incitici, dokunaklı, kötü. Herhangi bir dış etken dolayısıyla duyulan rahatsızlık, ızdırap. Keskin, şiddetli. Çarpıcı, göz alıcı (renk). Tadı bu nitelikte olan. Ölüm, yangın, deprem vb. olayların yarattığı üzüntü, keder, elem.
AĞ
İplik, sicim, tel vb. ince şeylerden kafes biçiminde yapılmış örgü. Ulaşım ve iletişim gibi alanlarda ülkenin her yerine yaygınlaştırılmış şebeke. Örümcek vb. hayvanların salgılarıyla oluşturdukları örgü. Çaprazlama örgü ile yapılmış olan ve kale direkleri arkasına gerilen örgü, file. Pantolon veya külotun apış arasına gelen yeri, apışlık. Tuzak. Oyun alanını ortadan ikiye bölen iple yapılmış örgü, file.
ACUR
Kabakgillerden, kabuğu çizgili ve tüylü, yeşil veya sarımtırak, üzeri yeşil lekeli, irice bir meyve (Cucumis flexuosus).
AGORA
Yunan klasik devrinde, sitenin yönetim, politika ve ticaret işlerini konuşmak için halkın toplandığı alan, halk meydanı.
ACEMBORUSU
Canlı kırmızı renkli çiçek açan, uzun boylu bir tür süs bitkisi (Bignonia radicams).