Sonu GET ile biten kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; sonunda "get" olan, toplam 31 adet kelime bulunmaktadır. Sonu get ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.

Bunun yanı sıra, başında get olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde get olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.

 
 

9 harfli kelimeler

EBZEKÖGET

8 harfli kelimeler

MEŞEGGET, HECİRGET, HAÇIRGET, HACIRGET

7 harfli kelimeler

HAGİGET, GÖBÜGET, GÖBÖGET

6 harfli kelimeler

ATIGET, TİGGET, TAGGET, RİGGET, HAKGET, GERGET, GELGET, GASGET, FİRGET, ELEGET, DİRGET, BÜNGET, BÖNGET

5 harfli kelimeler

BAGET, BÖGET, TAGET, BÜGET, KÖGET, İSGET, CEGET, ÇEGET

Bazı kelimelerin anlamları

GET

Sırık, değnek. Bozuk dikiş, pot. Eskiden potin üstüne geçirilerek bağlanan, diz kapaktan topuğa kadar uzanan kösele tozluk. Arapça kökenli khıt: Kıt.

ATIGET

Etiket.

TİGGET

Arapça kökenli dikkat: dikkat; dikkatli.

GÖBÖGET

Burgaç, su çevrisi.

MEŞEGGET

Arapça kökenli meşakkat: meşakkat.

GERGET

Kurutulmak üzere ipe dizilen tütün yapraklarını asmaya yarayan özel çerçeve. Pencere çerçevesi.

TAGGET

Tahkikat.

HAÇIRGET

Sacayağı. Tandır üzerine tencere koymaya yarayan, çeşitli biçimde olan demir ızgara.

HACIRGET

Tandır üzerine tencere koymaya yarayan, çeşitli biçimde olan demir ızgara.

EBZEKÖGET

Yemişi olan bir ağaç.

HAKGET

Gerçekten.

HAGİGET

Hakikat.

GÖBÜGET

Burgaç, su çevrisi.

RİGGET

Arapça kökenli rikkat: rikkat; sevgi.

GELGET

Gel.

HECİRGET

Tandır üzerine tencere koymaya yarayan, çeşitli biçimde olan demir ızgara.

  -   -   -  

Anlamında GET bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde GET geçen kelimeler listesi verilmiştir.

AKAR

Kiraya verilerek gelir getiren ev, dükkân, tarla, bağ vb. mülk, akaret. Halı, koltuk, yatak vb. yerlerde ve nemli ortamlarda yaşayan, astıma yol açabilen, insan vücudundan dökülen deri tozlarıyla ve parçacıklarıyla beslenen bir tür canlı. Sıvı, mai, likit.

ACILAŞTIRMAK

Acı bir duruma getirmek.

AÇMAK

Bir şeyi kapalı durumdan açık duruma getirmek. Yakışmak, güzel göstermek. Engeli kaldırmak. Savaşla almak, fethetmek. Bir kuruluşu, bir iş yerini işler duruma getirmek. Sarılmış, katlanmış, örtülmüş veya iliklenmiş olan şeyleri bu durumdan kurtarmak. Birbirinden uzaklaştırmak. Satranç, poker vb. oyunları başlatmak. Ayırmak, tahsis etmek. Yarmak. Bir şeyi, bir yeri oyarak veya kazarak çukur, delik oluşturmak. Düğümü veya dolaşmış bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Yapmak, düzenlemek. Avunmak veya danışmak üzere söylemek, içini dökmek. Alışverişi başlatmak. Görünür duruma getirmek. Geçit sağlamak. Bir toplantıyı, etkinliği başlatmak. Bulutların dağılmasıyla gökyüzü aydınlanmak. Ferahlık vermek. Bir konu ile ilgili konuşmak. Tıkalı bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Sıkılganlığını, utangaçlığını gidermek. Rengin koyuluğunu azaltmak. Beğenmek. Bir aygıtı, bir düzeneği çalıştırmak. Alanını genişletmek.

AÇILIM

Açılma işi. Herhangi bir konuyla veya sorunla ilgili olarak düşünce ve uygulamalarda yeni koşulların gerektirdiği değişiklikleri veya yenilikleri yapma. Yeni bir bakış açısı getirme. Sağ açıklık. Bir kısaltma veya formülün açık biçimi.

ADLAŞTIRMAK

Ad durumuna getirmek, isimleştirmek.

AĞIT

Ölenin iyi niteliklerini, ölümünden duyulan acıyı dile getiren söz veya ezgi. Gelinin arkasından niteliklerini anlatan söz veya ezgi. Ölen bir kimsenin gençliğini, güzelliğini, iyiliklerini, değerlerini, arkada bıraktıklarının acılarını, büyük felaketlerin acılı etkilerini dile getiren söz veya okunan ezgi, yazılan yazı, sagu, mersiye.

ADALET

Yasalarla sahip olunan hakların herkes tarafından kullanılmasının sağlanması, türe. Herkese kendine uygun düşeni, kendi hakkı olanı verme, doğruluk. Bu işi uygulayan, yerine getiren devlet kuruluşları. Hak ve hukuka uygunluk, hakkı gözetme.

AÇIKLAŞTIRMAK

Açık duruma getirmek. Rengini açtırmak.

AĞDALAŞTIRMAK

Ağda durumuna getirmek.

ADAM

İnsan. Birinin yararlandığı, kullandığı kimse. Birinin yanında bulunan ve işini yapan kimse. Bir alanı benimseyen kimse. Eş, koca. Görevli kimse. İyi huylu, güvenilir kimse. Erkek kişi. Daima birinin yanında olan, onu destekleyen, isteklerini yerine getiren kimse.

AÇMA

Açmak işi. Bir tür susamsız, kalınca, yağlı çörek. Orman içinde ağaç kesme veya yakma yoluyla tarıma elverişli bir duruma getirilen arazi.

AĞILANDIRMAK

Ağılı duruma getirmek.

AĞAÇLANDIRMAK

Bir yeri ağaçlı duruma getirmek.

AĞDA

Kaynatılarak çok koyu ve yapışkan bir macun durumuna getirilen pekmez veya limonlu şeker eriyiği. Şekerle yapılmış olan ürünlerin hazırlanması veya beklemesi sırasında şekerin ulaştığı koyuluk.

ACAYİPLEŞTİRMEK

Yadırganacak bir duruma getirmek.

ABONE

Süreli yayınları, parasını önceden ödeyerek alma işi. Bir şeyi sürekli olarak kullanmak için hizmeti verenle sözleşme yapan kimse, sürdürümcü. Bir yere gitmeyi alışkanlık hâline getiren (kimse).

AĞAÇLANDIRILMAK

Ağaçlı duruma getirilmek.

AÇILMAK

Açma işine konu olmak. Kendine gelmek, biraz iyileşmek, ferahlamak. Kıyıdan uzaklaşmak. Yeni bir bakış açısı getirmek. Renk koyuluğunu yitirmek. Kapı, yol vb. geçit vermek. Gereken güce ulaşmak. Kuruluşlar ilk kez veya yeniden işe başlamak. Sıkılması, çekinmesi, tutukluğu kalmamak. Herhangi bir konuyla veya sorunla ilgili olarak düşünce ve uygulamalarda yeni koşulların gerektirdiği değişiklikleri veya yenilikleri yapmak. Ayrıntıya girmek. Sırrını, üzüntüsünü, sorunlarını birine söylemek. Genişlemek, bollaşmak. İşini gereğinden veya yapabileceğinden geniş tutmak. Delinmek, yırtılmak. Sis, karanlık, duman vb. dağılmak, yoğunluğunu yitirmek.

AĞARTMAK

Ak duruma getirmek, beyazlatmak. Kuyumculukta gümüşü temizlemek.

ACINDIRMAK

Birinin acımasına yol açmak, birini merhamete getirmek.