Kelimeler arşivi içinde; başında "get" olan, toplam 42 adet kelime bulunmaktadır. get ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu get ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde get olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
GETİRİLEBİLMEK
GETİRTEBİLMEK, GETİRİLEBİLME
GETİRTTİRMEK, GETİREBİLMEK, GETİRTEBİLME, GETİRİVERMEK, GETİRİMCİLİK
GETMİŞLEYİN, GETİTTİRMEK, GETİRTTİRME, GETİREBİLME, GETİREMEMEK, GETİRİVERME
GETERLEMEK, GETİRİLMEK
GETİRİMCİ, GETİRİMLİ, GETİRİLME, GETİRTMEK
GETÜRMEK, GETURMEK, GETİRTME, GETİRİCİ, GETİRMEK
GETİRİM, GETİMEK, GETİRME, GETÜMEK, GETİRİŞ, GETGEDE, GETLİAM
GETMEK, GETTEŞ, GETMER, GETGÜT, GETİRİ
GETNE, GETTO, GETİÇ
GETR
GET
GET
Sırık, değnek. Bozuk dikiş, pot. Eskiden potin üstüne geçirilerek bağlanan, diz kapaktan topuğa kadar uzanan kösele tozluk. Arapça kökenli khıt: Kıt.
GETMİŞLEYİN
Gitmiş iken.
GETİRTEBİLMEK
Getirtme imkânı veya olasılığı bulunmak.
GETİTTİRMEK
Getirtmek.
GETİRİVERMEK
Çabucak veya ansızın getirmek.
GETİRİLEBİLME
Getirilebilmek işi.
GETERLEMEK
Önüne katıp sürmek, kovalamak.
GETİREBİLME
Getirebilmek işi.
GETİRTTİRME
Getirttirmek işi.
GETİRTEBİLME
Getirtebilmek işi.
GETİREBİLMEK
Getirme imkânı veya olasılığı bulunmak.
GETİRİVERME
Getirivermek işi.
GETİRİMCİLİK
Getirimcinin yaptığı iş, rantçılık.
GETİRİLEBİLMEK
Getirilme imkânı veya olasılığı bulunmak.
GETİRTTİRMEK
Getirtme işini yaptırmak.
GETİREMEMEK
Anımsayamamak.
Bu bölümde tanımı içerisinde GET geçen kelimeler listesi verilmiştir.
AĞAÇLANDIRILMAK
Ağaçlı duruma getirilmek.
AĞARTMAK
Ak duruma getirmek, beyazlatmak. Kuyumculukta gümüşü temizlemek.
AĞAÇLANDIRMAK
Bir yeri ağaçlı duruma getirmek.
ADLAŞTIRMAK
Ad durumuna getirmek, isimleştirmek.
AÇMA
Açmak işi. Bir tür susamsız, kalınca, yağlı çörek. Orman içinde ağaç kesme veya yakma yoluyla tarıma elverişli bir duruma getirilen arazi.
ACILAŞTIRMAK
Acı bir duruma getirmek.
AÇILMAK
Açma işine konu olmak. Kendine gelmek, biraz iyileşmek, ferahlamak. Kıyıdan uzaklaşmak. Yeni bir bakış açısı getirmek. Renk koyuluğunu yitirmek. Kapı, yol vb. geçit vermek. Gereken güce ulaşmak. Kuruluşlar ilk kez veya yeniden işe başlamak. Sıkılması, çekinmesi, tutukluğu kalmamak. Herhangi bir konuyla veya sorunla ilgili olarak düşünce ve uygulamalarda yeni koşulların gerektirdiği değişiklikleri veya yenilikleri yapmak. Ayrıntıya girmek. Sırrını, üzüntüsünü, sorunlarını birine söylemek. Genişlemek, bollaşmak. İşini gereğinden veya yapabileceğinden geniş tutmak. Delinmek, yırtılmak. Sis, karanlık, duman vb. dağılmak, yoğunluğunu yitirmek.
AKAR
Kiraya verilerek gelir getiren ev, dükkân, tarla, bağ vb. mülk, akaret. Halı, koltuk, yatak vb. yerlerde ve nemli ortamlarda yaşayan, astıma yol açabilen, insan vücudundan dökülen deri tozlarıyla ve parçacıklarıyla beslenen bir tür canlı. Sıvı, mai, likit.
AĞDALAŞTIRMAK
Ağda durumuna getirmek.
ABONE
Süreli yayınları, parasını önceden ödeyerek alma işi. Bir şeyi sürekli olarak kullanmak için hizmeti verenle sözleşme yapan kimse, sürdürümcü. Bir yere gitmeyi alışkanlık hâline getiren (kimse).
ACINDIRMAK
Birinin acımasına yol açmak, birini merhamete getirmek.
AÇMAK
Bir şeyi kapalı durumdan açık duruma getirmek. Yakışmak, güzel göstermek. Engeli kaldırmak. Savaşla almak, fethetmek. Bir kuruluşu, bir iş yerini işler duruma getirmek. Sarılmış, katlanmış, örtülmüş veya iliklenmiş olan şeyleri bu durumdan kurtarmak. Birbirinden uzaklaştırmak. Satranç, poker vb. oyunları başlatmak. Ayırmak, tahsis etmek. Yarmak. Bir şeyi, bir yeri oyarak veya kazarak çukur, delik oluşturmak. Düğümü veya dolaşmış bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Yapmak, düzenlemek. Avunmak veya danışmak üzere söylemek, içini dökmek. Alışverişi başlatmak. Görünür duruma getirmek. Geçit sağlamak. Bir toplantıyı, etkinliği başlatmak. Bulutların dağılmasıyla gökyüzü aydınlanmak. Ferahlık vermek. Bir konu ile ilgili konuşmak. Tıkalı bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Sıkılganlığını, utangaçlığını gidermek. Rengin koyuluğunu azaltmak. Beğenmek. Bir aygıtı, bir düzeneği çalıştırmak. Alanını genişletmek.
AĞILANDIRMAK
Ağılı duruma getirmek.
AÇIKLAŞTIRMAK
Açık duruma getirmek. Rengini açtırmak.
ADAM
İnsan. Birinin yararlandığı, kullandığı kimse. Birinin yanında bulunan ve işini yapan kimse. Bir alanı benimseyen kimse. Eş, koca. Görevli kimse. İyi huylu, güvenilir kimse. Erkek kişi. Daima birinin yanında olan, onu destekleyen, isteklerini yerine getiren kimse.
ACAYİPLEŞTİRMEK
Yadırganacak bir duruma getirmek.
AĞIT
Ölenin iyi niteliklerini, ölümünden duyulan acıyı dile getiren söz veya ezgi. Gelinin arkasından niteliklerini anlatan söz veya ezgi. Ölen bir kimsenin gençliğini, güzelliğini, iyiliklerini, değerlerini, arkada bıraktıklarının acılarını, büyük felaketlerin acılı etkilerini dile getiren söz veya okunan ezgi, yazılan yazı, sagu, mersiye.
ADALET
Yasalarla sahip olunan hakların herkes tarafından kullanılmasının sağlanması, türe. Herkese kendine uygun düşeni, kendi hakkı olanı verme, doğruluk. Bu işi uygulayan, yerine getiren devlet kuruluşları. Hak ve hukuka uygunluk, hakkı gözetme.
AÇILIM
Açılma işi. Herhangi bir konuyla veya sorunla ilgili olarak düşünce ve uygulamalarda yeni koşulların gerektirdiği değişiklikleri veya yenilikleri yapma. Yeni bir bakış açısı getirme. Sağ açıklık. Bir kısaltma veya formülün açık biçimi.
AĞDA
Kaynatılarak çok koyu ve yapışkan bir macun durumuna getirilen pekmez veya limonlu şeker eriyiği. Şekerle yapılmış olan ürünlerin hazırlanması veya beklemesi sırasında şekerin ulaştığı koyuluk.