Kelimeler arşivi içinde; başında "gev" olan, toplam 139 adet kelime bulunmaktadır. gev ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu gev ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde gev olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
GEVELEYİVERMEK
GEVELEYİVERME, GEVŞETEBİLMEK, GEVŞEYEBİLMEK
GEVEZELENMEK, GEVGEŞTİRMEK, GEVŞETEBİLME, GEVŞEYEBİLME
GEVEZELENME, GEVGEÇLEMEK, GEVHERUŞAĞI, GEVREKÇİLİK, GEVREKSEYDİ, GEVRETİLMEK, GEVŞETİLMEK
GEVACHROME, GEVÇELEMEK, GEVELEŞMEK, GEVELLEMEK, GEVERLEMEK, GEVİLCENLİ, GEVİRDEMEK, GEVRETİLME, GEVSELEMEK, GEVŞELEMEK, GEVŞETİLME
GEVACOLOR, GEVELEMEK, GEVELEYİŞ, GEVENDERE, GEVENTEPE, GEVEZELİK, GEVLETMEK, GEVREKLER, GEVREKLİK, GEVREKMEK, GEVRETMEK, GEVRİKMEK, GEVŞEKLİK, GEVŞENMEK, GEVŞETMEK
GEVELCİN, GEVELEME, GEVELMEK, GEVENLİK, GEVERMEK, GEVGİLLE, GEVİKMEK, GEVİLCEN, GEVİLMEK, GEVİŞMEK, GEVİZMEK, GEVLEMEK, GEVLİCEN, GEVRECİK, GEVREKÇİ, GEVREKLİ, GEVREMEK, GEVRETME, GEVREYİK, GEVREYÜK, GEVRİYEN, GEVŞEMEK, GEVŞEMÜK, GEVŞEREK, GEVŞETME, GEVŞEYİŞ, GEVŞÜRÜK, GEVURMEK, GEVÜLCEN
GEVEĞEN, GEVENCE, GEVENDE, GEVENUR, GEVERSE, GEVGENE, GEVHERİ, GEVİGEN, GEVİLLİ, GEVİMEK, GEVİNTİ, GEVİRCİ, GEVİRGE, GEVİŞEN, GEVLENK, GEVRELE, GEVREME, GEVREZE, GEVŞEME
GEVCEK, GEVCEN, GEVÇEN, GEVEKE, GEVELE, GEVEME, GEVENE, GEVERE, GEVEZE, GEVGEÇ, GEVGEŞ, GEVGEV, GEVGEZ, GEVGİR, GEVHER, GEVİLE, GEVKİR, GEVMEK, GEVREK, GEVRİK, GEVŞEK, GEVVEZ
GEVAD, GEVAR, GEVAŞ, GEVDE, GEVEÇ, GEVEL, GEVEN, GEVER, GEVEŞ, GEVEZ, GEVGE, GEVİG, GEVİK, GEVİL, GEVİN, GEVİR, GEVİŞ, GEVİT, GEVİZ, GEVLE, GEVME, GEVRİ, GEVSİ, GEVUK, GEVÜK
GEVE, GEVİ
GEV
GEV
Damların üzerine konulan su geçirmez killi toprak. Mavi, masmavi.
GEVEZELENME
Gevezelenmek işi, zevzeklenme.
GEVŞEYEBİLMEK
Gevşeme imkânı veya olasılığı bulunmak.
GEVŞETİLMEK
Bir şeyin gevşemesini sağlamak, bir şeyi gevşek duruma getirmek.
GEVGEŞTİRMEK
Makası boşyere açıp kapamak: Makası çocukların elinden alın, gevgeştiriyorlar.
GEVHERUŞAĞI
Malatya ilinde, Doğanyol ilçesi, merkez bucağına bağlı bir bölge.
GEVRETİLMEK
Gevreme işi yapılmak.
GEVŞETEBİLME
Gevşetebilmek işi.
GEVELEYİVERMEK
Çabucak gevelemek.
GEVGEÇLEMEK
Zayıflamak: Atım gevgeçledi.
GEVEZELENMEK
Gevezelik etmek, zevzeklenmek.
GEVELEYİVERME
Geveleyivermek işi.
GEVREKSEYDİ
Kütahya şehrinde, merkez belediyesi, merkez bucağına bağlı bir bölge.
GEVREKÇİLİK
Gevrekçinin yaptığı iş.
GEVŞETEBİLMEK
Gevşetme imkânı veya olasılığı bulunmak.
GEVŞEYEBİLME
Gevşeyebilmek işi.
Bu bölümde tanımı içerisinde GEV geçen kelimeler listesi verilmiştir.
BAKANAK
Geviş getiren hayvanların ayaklarının arkasındaki körelmiş tırnak, kemik çıkıntısı.
AĞIRLIK
Ağır olma durumu. Ağırbaşlılık. Terazilerde tartma işi yapılırken bir kefeye konulan nesne. Değerlendirmelerde herhangi bir konu veya evreye, olağanın üzerinde ve belli oranda tanınan değer. Yer çekiminin, bir cismin molekülleri üzerindeki etkisinin oluşturduğu bileşke, gravite. Uykudayken gelen ve insana boğulur gibi bir duygu veren durum. Uyuşukluk ve gevşeklik durumu. Sıkıcı, bunaltıcı, iç karartıcı durum. Orduda bir birliğin cephane, yiyecek ve eşya yükleri. Sorumluluk. Sıkıntı. Takı. Değerli olma durumu. Yük, külfet. Dikkati ve önemi bir şey üzerinde yoğunlaştırmak. Güreş, boks, halter, judo vb. spor dallarında, sporcuların kilolarına göre girdikleri kategori. Etki, baskı, güçlük. Çeyizini düzmek için damadın geline verdiği para, kalın.
ÇÖZÜLMEK
Çözme işine konu olmak. Gevşeyip yumuşamak, erimeye başlamak. Dağılmak, çökmek. Gevşemek, güçsüz kalmak. Birliğini, beraberliğini yitirmek, dağılmak, parçalanmak.
CEVHER
Bir şeyin özü, maya, gevher. İyi yetenek. Töz. Değerli süs taşı, mücevher.
ÇAÇARON
Geveze.
ANEVRİZMA
Bir atardamarın bir bölgesinde oluşan gevşemeye bağlı ur biçimindeki genişleme.
BOŞBOĞAZ
Saklanması gereken şeyleri söyleyiveren, sır saklayamayan, geveze, ayran ağızlı. Yerli yersiz konuşan.
ÇÜRÜTMEK
Çürümesine sebep olmak. Eti bayatlatıp gevrek bir duruma getirmek. Doğru olarak ileri sürülen bir düşüncenin, bir davanın, bir iddianın yanlışlığını ortaya koymak.
ÇALÇENE
Durup dinlenmeden konuşan, çenesi düşük (kimse), geveze.
ANAHTAR
Kilidi açıp kapamak için kullanılan araç, açar, açkı, miftah, dil. Kurgu. Şifre yazmak ve çözmek için kararlaştırılmış olan yol. Konserve kutularının kapağını keserek açmaya yarayan alet, açacak. Herhangi bir olayda belirleyici olan. İstenilen yere veya aygıta, isteğe göre elektrik akımının geçmesini sağlamak için kullanılan düzen, çevirici, çevirgeç, şalter, komütatör. Somunları veya vidaları çevirerek sıkıştırıp gevşetmek için kullanılan çelik saplı araç. Notaların müzik merdivenindeki yükseklik derecelerini göstermek ve buna göre okunmasını sağlamak için portenin başına konulan işaret. Vesile, araç, vasıta.
BOŞALMAK
Boş duruma gelmek, içinde bir şey kalmamak, inhilal etmek. Doyuma ulaşmak. Derdini, sıkıntısını birine anlatarak ferahlamak, deşarj olmak. Gevşemek, açılmak. Hayvan, bağından kurtulmak. Dışarıya akmak, dökülmek.
ÇENÇEN
Geveze.
DALAK
Midenin arkasında, diyaframın altında, sol böbreğin üstünde, yassı, uzunca, akyuvar üreten ve yıpranmış alyuvarları toplayan, damarlı, gevşek bir dokudan oluşmuş organ. Omurgalı hayvanlarda lenf bezine benzeyen ve kan damarları çok olan bir organ. Tekerlek biçimindeki kaşar peyniri. Bal peteği.
ATAK
Düşüncesizce her işe atılan, cüretkâr. Saldırı, saldırış, hücum, hamle, akın. Gol atmak veya sayı kazanmak amacıyla yapılmış olan akın, ofans. Çevik, hareketli. Atılım. Geveze. Aniden başlayan hastalık nöbeti.
BOŞALTMAK
Boş duruma getirmek. Dökmek, boca etmek. Gevşetmek, açmak. Kusmak. Bir silahta ne kadar mermi varsa hepsini arka arkaya patlatmak.
ÇÖREK
Az yağlı, bazen şekerli ve yumurtalı, gevrekçe bir hamur işi. Kurs.
BOZGEVEN
Yurdumuzda Erciyes dağında yetişen bir tür geven (Astragalus microcephalus).
BİSKÜVİ
Un, süt, şeker veya tuzla yapılmış olan ince, gevrek bir tür kuru pasta.
BÖRKENEK
Geviş getiren hayvanların midelerinin ikinci bölümü. Yağmurdan veya soğuktan korunmak için giyilen ucu sivri boşluk, külah.
ÇENE
Canlılarda baş bölümünde yer alan, kemik veya kıkırdak ile desteklenen, altlı üstlü dişleri taşıyan ve ağzın kapanıp açılmasını sağlayan kasları üzerinde barındıran iki parçaya verilen ad. Baş bodoslamasının omurga ile birleştiği yer, çarık. Köşe. Mengene, kerpeten vb. araçların eşyayı sıkıştıran karşılıklı iki parçasından her biri. Çok konuşma huyu, gevezelik.