Kelimeler arşivinde; içinde "gev" olan, toplam 157 tane kelime bulunuyor. İçerisinde gev bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu gev ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında gev olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
GEVELEYİVERMEK
BELGEVŞEKLİĞİ, GEVELEYİVERME, GEVŞETEBİLMEK, GEVŞEYEBİLMEK
GEVEZELENMEK, GEVGEŞTİRMEK, GEVŞETEBİLME, GEVŞEYEBİLME
GEVEZELENME, GEVREKÇİLİK, GEVRETİLMEK, GEVŞETİLMEK, GEVGEÇLEMEK, GEVHERUŞAĞI, GEVREKSEYDİ, KARINGEVENİ, KIZILGEVREK
KARAGEVREK, GEVACHROME, GEVÇELEMEK, GEVELEŞMEK, GEVELLEMEK, GEVERLEMEK, GEVİLCENLİ, GEVİRDEMEK, GEVRETİLME, GEVSELEMEK, GEVŞELEMEK, GEVŞETİLME
GEVELEMEK, GEVELEYİŞ, GEVEZELİK, GEVREKLİK, GEVRETMEK, GEVŞEKLİK, GEVŞETMEK, GERGEVŞET, GEVACOLOR, GEVENDERE, GEVENTEPE, GEVLETMEK, GEVREKLER, GEVREKMEK, GEVRİKMEK, GEVŞENMEK, GEZENGEVİ, MÜGEVEMET
BOZGEVEN, GEVELEME, GEVENLİK, GEVRECİK, GEVREKÇİ, GEVREMEK, GEVRETME, GEVŞEMEK, GEVŞETME, GEVŞEYİŞ, ENGEVİRT, GEVELCİN, GEVELMEK, GEVERMEK, GEVGİLLE, GEVİKMEK, GEVİLCEN, GEVİLMEK, GEVİŞMEK, GEVİZMEK, GEVLEMEK, GEVLİCEN, GEVREKLİ, GEVREYİK, GEVREYÜK, GEVRİYEN, GEVŞEMÜK, GEVŞEREK, GEVŞÜRÜK, GEVURMEK, Devamını Oku »»
GEVREME, GEVŞEME, GEVEĞEN, GEVENCE, GEVENDE, GEVENUR, GEVERSE, GEVGENE, GEVHERİ, GEVİGEN, GEVİLLİ, GEVİMEK, GEVİNTİ, GEVİRCİ, GEVİRGE, GEVİŞEN, GEVLENK, GEVRELE, GEVREZE, MÜGEVİM, MÜGEVVE
GEVEZE, GEVHER, GEVMEK, GEVREK, GEVŞEK, AŞGEVE, GEVCEK, GEVCEN, GEVÇEN, GEVEKE, GEVELE, GEVEME, GEVENE, GEVERE, GEVGEÇ, GEVGEŞ, GEVGEV, GEVGEZ, GEVGİR, GEVİLE, GEVKİR, GEVRİK, GEVVEZ, İŞGEVE
GEVAŞ, GEVEN, GEVİŞ, GEVME, GEVAD, GEVAR, GEVDE, GEVEÇ, GEVEL, GEVER, GEVEŞ, GEVEZ, GEVGE, GEVİG, GEVİK, GEVİL, GEVİN, GEVİR, GEVİT, GEVİZ, GEVLE, GEVRİ, GEVSİ, GEVUK, GEVÜK
EGEV, GEVE, GEVİ
GEV
GEV
Damların üzerine konulan su geçirmez killi toprak. Mavi, masmavi.
GEVEZELENMEK
Gevezelik etmek, zevzeklenmek.
GEVEZELENME
Gevezelenmek işi, zevzeklenme.
GEVŞETİLMEK
Bir şeyin gevşemesini sağlamak, bir şeyi gevşek duruma getirmek.
GEVŞETEBİLMEK
Gevşetme imkânı veya olasılığı bulunmak.
GEVŞEYEBİLME
Gevşeyebilmek işi.
GEVELEYİVERMEK
Çabucak gevelemek.
GEVRETİLMEK
Gevreme işi yapılmak.
GEVHERUŞAĞI
Malatya ilinde, Doğanyol ilçesi, merkez bucağına bağlı bir bölge.
GEVGEÇLEMEK
Zayıflamak: Atım gevgeçledi.
GEVŞEYEBİLMEK
Gevşeme imkânı veya olasılığı bulunmak.
GEVELEYİVERME
Geveleyivermek işi.
BELGEVŞEKLİĞİ
Cinsel gücü yitirme.
GEVREKÇİLİK
Gevrekçinin yaptığı iş.
GEVGEŞTİRMEK
Makası boşyere açıp kapamak: Makası çocukların elinden alın, gevgeştiriyorlar.
GEVŞETEBİLME
Gevşetebilmek işi.
Bu bölümde tanımı içerisinde GEV geçen kelimeler listesi verilmiştir.
BOŞBOĞAZ
Saklanması gereken şeyleri söyleyiveren, sır saklayamayan, geveze, ayran ağızlı. Yerli yersiz konuşan.
ÇENE
Canlılarda baş bölümünde yer alan, kemik veya kıkırdak ile desteklenen, altlı üstlü dişleri taşıyan ve ağzın kapanıp açılmasını sağlayan kasları üzerinde barındıran iki parçaya verilen ad. Baş bodoslamasının omurga ile birleştiği yer, çarık. Köşe. Mengene, kerpeten vb. araçların eşyayı sıkıştıran karşılıklı iki parçasından her biri. Çok konuşma huyu, gevezelik.
ATAK
Düşüncesizce her işe atılan, cüretkâr. Saldırı, saldırış, hücum, hamle, akın. Gol atmak veya sayı kazanmak amacıyla yapılmış olan akın, ofans. Çevik, hareketli. Atılım. Geveze. Aniden başlayan hastalık nöbeti.
ÇÜRÜTMEK
Çürümesine sebep olmak. Eti bayatlatıp gevrek bir duruma getirmek. Doğru olarak ileri sürülen bir düşüncenin, bir davanın, bir iddianın yanlışlığını ortaya koymak.
BOZGEVEN
Yurdumuzda Erciyes dağında yetişen bir tür geven (Astragalus microcephalus).
BOŞALMAK
Boş duruma gelmek, içinde bir şey kalmamak, inhilal etmek. Doyuma ulaşmak. Derdini, sıkıntısını birine anlatarak ferahlamak, deşarj olmak. Gevşemek, açılmak. Hayvan, bağından kurtulmak. Dışarıya akmak, dökülmek.
ÇENÇEN
Geveze.
ÇAÇARON
Geveze.
BİSKÜVİ
Un, süt, şeker veya tuzla yapılmış olan ince, gevrek bir tür kuru pasta.
ÇÖREK
Az yağlı, bazen şekerli ve yumurtalı, gevrekçe bir hamur işi. Kurs.
BÖRKENEK
Geviş getiren hayvanların midelerinin ikinci bölümü. Yağmurdan veya soğuktan korunmak için giyilen ucu sivri boşluk, külah.
ANAHTAR
Kilidi açıp kapamak için kullanılan araç, açar, açkı, miftah, dil. Kurgu. Şifre yazmak ve çözmek için kararlaştırılmış olan yol. Konserve kutularının kapağını keserek açmaya yarayan alet, açacak. Herhangi bir olayda belirleyici olan. İstenilen yere veya aygıta, isteğe göre elektrik akımının geçmesini sağlamak için kullanılan düzen, çevirici, çevirgeç, şalter, komütatör. Somunları veya vidaları çevirerek sıkıştırıp gevşetmek için kullanılan çelik saplı araç. Notaların müzik merdivenindeki yükseklik derecelerini göstermek ve buna göre okunmasını sağlamak için portenin başına konulan işaret. Vesile, araç, vasıta.
ANEVRİZMA
Bir atardamarın bir bölgesinde oluşan gevşemeye bağlı ur biçimindeki genişleme.
AĞIRLIK
Ağır olma durumu. Ağırbaşlılık. Terazilerde tartma işi yapılırken bir kefeye konulan nesne. Değerlendirmelerde herhangi bir konu veya evreye, olağanın üzerinde ve belli oranda tanınan değer. Yer çekiminin, bir cismin molekülleri üzerindeki etkisinin oluşturduğu bileşke, gravite. Uykudayken gelen ve insana boğulur gibi bir duygu veren durum. Uyuşukluk ve gevşeklik durumu. Sıkıcı, bunaltıcı, iç karartıcı durum. Orduda bir birliğin cephane, yiyecek ve eşya yükleri. Sorumluluk. Sıkıntı. Takı. Değerli olma durumu. Yük, külfet. Dikkati ve önemi bir şey üzerinde yoğunlaştırmak. Güreş, boks, halter, judo vb. spor dallarında, sporcuların kilolarına göre girdikleri kategori. Etki, baskı, güçlük. Çeyizini düzmek için damadın geline verdiği para, kalın.
BOŞALTMAK
Boş duruma getirmek. Dökmek, boca etmek. Gevşetmek, açmak. Kusmak. Bir silahta ne kadar mermi varsa hepsini arka arkaya patlatmak.
DALAK
Midenin arkasında, diyaframın altında, sol böbreğin üstünde, yassı, uzunca, akyuvar üreten ve yıpranmış alyuvarları toplayan, damarlı, gevşek bir dokudan oluşmuş organ. Omurgalı hayvanlarda lenf bezine benzeyen ve kan damarları çok olan bir organ. Tekerlek biçimindeki kaşar peyniri. Bal peteği.
ÇALÇENE
Durup dinlenmeden konuşan, çenesi düşük (kimse), geveze.
ÇÖZÜLMEK
Çözme işine konu olmak. Gevşeyip yumuşamak, erimeye başlamak. Dağılmak, çökmek. Gevşemek, güçsüz kalmak. Birliğini, beraberliğini yitirmek, dağılmak, parçalanmak.
BAKANAK
Geviş getiren hayvanların ayaklarının arkasındaki körelmiş tırnak, kemik çıkıntısı.
CEVHER
Bir şeyin özü, maya, gevher. İyi yetenek. Töz. Değerli süs taşı, mücevher.