Kelimeler arşivi içinde; başında "gel" olan, toplam 323 adet kelime bulunmaktadır. gel ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu gel ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde gel olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
GELİŞTİRİLEBİLMEK
GELENEKLEŞTİRMEK, GELENEKSELLEŞMEK, GELİŞTİRİLEBİLME
GELENEKLEŞTİRME, GELENEKSELLEŞME, GELİŞTİREBİLMEK
GELİNCİKGİLLER, GELİPDURUPATIR, GELİŞTİREBİLME
GELDÜĞÜNLEYİN, GELENEKLEŞMEK, GELENEKSİZLİK, GELİNGÜLDÜREN, GELİNLİKÇİLİK, GELİŞTİRİLMEK
GELECEKBİLİM, GELECEKÇİLİK, GELENEKÇİLİK, GELENEKLEŞME, GELİBATIRMAK, GELİNBANNAĞI, GELİNBARMAĞI, GELİNCİKLEME, GELİNDASTARI, GELİNKİRPİĞİ, GELİNKÖYNEĞİ, GELİNÖLDÜREN, GELİNPARMAĞI, GELİNTIRNAĞI, GELİŞEBİLMEK, GELİŞİMCİLİK, GELİŞİVERMEK, GELİŞTİRİLME, GELİVERİNMEK
GELENKARDEŞ, GELİKGELMEK, GELİNARMUTU, GELİNBÖCEĞİ, GELİNBUĞDAY, GELİNCİĞERİ, GELİNCİKDEN, GELİNELMASI, GELİNERTESİ, GELİNFENERİ, GELİNKUŞAĞI, GELİNPERTEK, GELİNYANAĞI, GELİNYEMİŞİ, GELİRSİZLİK, GELİŞEBİLME, GELİŞİGÜZEL, GELİŞİVERME, GELİŞKİNLİK, GELİŞMİŞLİK, GELİŞTİRİCİ, GELİŞTİRMEK, GELİŞTİRMEN, GELİYAMAMAK, GELİYORUMAK, GELLENKESDİ, GELMİŞLEYİN
GELDİBULDU, GELEBEKOTU, GELEBİLMEK, GELECEKLİK, GELENEKSEL, GELENEKSİZ, GELENVARAN, GELEPLEMEK, GELGELELİM, GELİÇLEMEK, GELİNALICI, GELİNBOĞAN, GELİNGADUN, GELİNGÜLLÜ, GELİNKADIN, GELİNKIZCI, GELİNLİKÇİ, GELİNPINAR, GELİNTARLA, GELİPBATIR, GELİRLİLİK, GELİŞTİRİM, GELİŞTİRME, GELİŞÜYHLÜ, GELİVERMEK, GELİVİYMEK
GELDİKKOP, GELEBİCİN, GELEBİLME, GELECEKÇİ, GELEGEMRİ, GELEMAĞRI, GELENCESİ, GELENDOST, GELENEKÇİ, GELENEKLİ, GELEZİMEK, GELİBAKAN, GELİDOĞRU, GELİNABBA, GELİNABLA, GELİNALAN, GELİNBABA, GELİNBACI, GELİNBACİ, GELİNBUDU, GELİNCÜYH, GELİNDERE, GELİNDİLİ, GELİNGITI, GELİNGÖRE, GELİNGÜLÜ, GELİNKAŞI, GELİNKAYA, GELİNKITI, GELİNMUMU, Devamını Oku »»
GELBERAN, GELBERİG, GELBERİİ, GELDİREK, GELEBORU, GELEGELE, GELEKENE, GELEMBUR, GELEMGEN, GELEMGER, GELEMİYE, GELENÇEN, GELENEÇE, GELENGEÇ, GELENGEN, GELENGÜL, GELENGÜR, GELENLER, GELEPÇEK, GELGEÇÇİ, GELGELLİ, GELGÜLÜM, GELİBOLU, GELİNABA, GELİNALI, GELİNALİ, GELİNANA, GELİNATI, GELİNCEK, GELİNCİK, Devamını Oku »»
GELBERE, GELBERİ, GELEBAK, GELEBEK, GELEBER, GELEBİK, GELEBİR, GELECEG, GELECEK, GELECOŞ, GELEGEN, GELEĞEN, GELEHOH, GELEJEH, GELEKÜŞ, GELEMBE, GELEMEK, GELEMGE, GELEMİÇ, GELEMİŞ, GELEMLE, GELENAY, GELENBE, GELENEK, GELENER, GELENGİ, GELENGÜ, GELENKİ, GELENLİ, GELENÖZ, Devamını Oku »»
GELCİR, GELÇEK, GELDEÇ, GELDEK, GELDEL, GELDER, GELDIR, GELDÜŞ, GELEBE, GELECE, GELEĞİ, GELEĞÜ, GELEHO, GELEME, GELENİ, GELENU, GELERE, GELESİ, GELETE, GELEVE, GELEVÜ, GELGEÇ, GELGEL, GELGET, GELGİN, GELGİT, GELİBA, GELİBE, GELİYA, GELLEŞ, Devamını Oku »»
GELAH, GELCE, GELEÇ, GELEE, GELEK, GELEM, GELEN, GELEP, GELER, GELET, GELEZ, GELGİ, GELİÇ, GELİF, GELİG, GELİK, GELİM, GELİN, GELİP, GELİR, GELİS, GELİŞ, GELLE, GELME, GELNİ, GELOĞ, GELÜÇ, GELÜR, GELÜŞ, GELVİ
GELE, GELİ, GELÖ, GELP, GELT
GEL
GEL
Tahta. Oyuk, gedik. Bir tarlanın diğer tarla içine doğru yaptığı girinti. Dağ ve tepelerdeki çukurluklar.
GELENEKLEŞTİRMEK
Bir şeyi gelenek durumuna getirmek.
GELİNCİKGİLLER
Ayrı taç yapraklı iki çeneklilerden, gelincik, haşhaş, kırlangıç otu ve benzerleri bitkileri içine alan familya. Yaprakları almaşlı, genelde tek çiçekli ve ışınsal simetrili, taç ve çanak yaprakları gösterişli, erkek organları çok sayıda ve bir ya da birkaç sıra dizili, meyveleri kapsül, lomentum ya da ince uzun kapsül şeklinde olan, bir ya da çok yıllık, otsu, çalmışı bazen de ağaçsı türleri olan, dünyada 28 cins ve 250 kadar türle, ülkemizde ise 5 cins ve 45 kadar türle temsil edilen bir familya.
GELİNLİKÇİLİK
Gelinlikçinin yaptığı iş.
GELENEKLEŞTİRME
Gelenekleştirmek işi.
GELİŞTİREBİLMEK
Geliştirme imkânı veya olasılığı bulunmak.
GELDÜĞÜNLEYİN
Geldiği gibi.
GELENEKSİZLİK
Geleneksiz olma durumu.
GELİŞTİREBİLME
Geliştirebilmek işi.
GELENEKLEŞMEK
Gelenek durumuna gelmek, gelenek değeri kazanmak.
GELİŞTİRİLEBİLMEK
Geliştirme imkânı veya olasılığı bulunmak.
GELİNGÜLDÜREN
Portakalgillerden güzel kokulu bir ağaç.
GELİPDURUPATIR
Gelip durmak.
GELENEKSELLEŞME
Gelenekselleşmek durumu.
GELİŞTİRİLEBİLME
Geliştirilebilmek işi.
GELENEKSELLEŞMEK
Gelenek durumunu almak.
Bu bölümde tanımı içerisinde GEL geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ABANDONE
Boks sporunda dövüşemeyecek duruma gelen boksörün karşılaşmayı yarıda bırakması. Herhangi bir olay karşısında çaresiz duruma düşme.
AÇILMAK
Açma işine konu olmak. Kendine gelmek, biraz iyileşmek, ferahlamak. Kıyıdan uzaklaşmak. Yeni bir bakış açısı getirmek. Renk koyuluğunu yitirmek. Kapı, yol vb. geçit vermek. Gereken güce ulaşmak. Kuruluşlar ilk kez veya yeniden işe başlamak. Sıkılması, çekinmesi, tutukluğu kalmamak. Herhangi bir konuyla veya sorunla ilgili olarak düşünce ve uygulamalarda yeni koşulların gerektirdiği değişiklikleri veya yenilikleri yapmak. Ayrıntıya girmek. Sırrını, üzüntüsünü, sorunlarını birine söylemek. Genişlemek, bollaşmak. İşini gereğinden veya yapabileceğinden geniş tutmak. Delinmek, yırtılmak. Sis, karanlık, duman vb. dağılmak, yoğunluğunu yitirmek.
AÇIKLAŞMAK
Açık duruma gelmek. Rengi açılmak.
AĞAÇLANMAK
Ağaçlı duruma gelmek.
AÇIK
Açılmış, kapalı olmayan, kapalı karşıtı. Örtüsüz, çıplak. Bir gereksinimin karşılanamaması durumu. Görevlisi olmayan, boş (iş, görev), münhal. Çalışır durumda olan. Gizliliği olmayan, olduğu gibi görünen. Sevişme sahnelerini bütün çıplaklığıyla anlatan (kitap, resim, film vb.). Boş. Belirgin bir biçimde. Rengi koyu olmayan, koyu karşıtı. Belli bir yerin biraz uzağı. Engelsiz, serbest. Aralığı çok. Kolay anlaşılır, vazıh. Denizin kıyıdan uzakça olan yeri. Her türlü düşünceyi hoşgörüyle karşılayabilen, etkisinde kalabilen.
ADLAŞMAK
Ad durumuna gelmek, isimleşmek.
ACILAŞMAK
Tadı bozulmak, acı olmak. Konuşma sert bir durum almak, kırıcılaşmak. Dokunaklı duruma gelmek. Yemlerde genellikle yağ asitlerinin oksidasyonu ve hidroliz sonucu uygun olmayan koku ve tat meydana gelmek.
AĞDALAŞMAK
Ağda durumuna gelmek, ağdalanmak. Sohbet tam tadına varılır durum almak, koyulaşmak.
AĞDALANMAK
Ağda durumuna gelmek, ağdalaşmaya başlamak. Ağda bulaşmak.
ACIMAK
Tadı acı duruma gelmek, acılaşmak. Başkasının uğradığı veya uğrayacağı kötü bir duruma üzülmek. Merhamet etmek. Acılı, ağrılı olmak.
AÇMAK
Bir şeyi kapalı durumdan açık duruma getirmek. Yakışmak, güzel göstermek. Engeli kaldırmak. Savaşla almak, fethetmek. Bir kuruluşu, bir iş yerini işler duruma getirmek. Sarılmış, katlanmış, örtülmüş veya iliklenmiş olan şeyleri bu durumdan kurtarmak. Birbirinden uzaklaştırmak. Satranç, poker vb. oyunları başlatmak. Ayırmak, tahsis etmek. Yarmak. Bir şeyi, bir yeri oyarak veya kazarak çukur, delik oluşturmak. Düğümü veya dolaşmış bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Yapmak, düzenlemek. Avunmak veya danışmak üzere söylemek, içini dökmek. Alışverişi başlatmak. Görünür duruma getirmek. Geçit sağlamak. Bir toplantıyı, etkinliği başlatmak. Bulutların dağılmasıyla gökyüzü aydınlanmak. Ferahlık vermek. Bir konu ile ilgili konuşmak. Tıkalı bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Sıkılganlığını, utangaçlığını gidermek. Rengin koyuluğunu azaltmak. Beğenmek. Bir aygıtı, bir düzeneği çalıştırmak. Alanını genişletmek.
AGLÜTİNİN
Serumda meydana gelen ve pıhtılaşmaya sebep olan antikor.
AĞABABA
Dede, ata. Bir yerde, bir topluluk içinde etkili olan, sözü geçen, ileri gelen (kimse). Sanı "ağa" olan babaya çocuğunun sesleniş sözü.
ACAYİPLEŞMEK
Başkalaşmak, yadırganacak bir duruma gelmek.
AFACANLAŞMAK
Yaramazlaşmak, yaramaz, ele avuca sığmaz duruma gelmek.
AÇIKLAYICI
Bir sorunu gerekli açıklığa kavuşturan. Kendinden önce gelen kelimeyi belirten, açıklayan (kelime veya kelimeler): "Atatürk, yeni Türkiye'nin kurucusu, daima saygı ile anılacaktır" cümlesindeki 'yeni Türkiye'nin kurucusu' sözü Atatürk adının açıklayıcısıdır.
AĞAÇLAŞMAK
Ağaç durumuna gelmek.
ACARLAŞMAK
Acar duruma gelmek.
AĞ
İplik, sicim, tel vb. ince şeylerden kafes biçiminde yapılmış örgü. Ulaşım ve iletişim gibi alanlarda ülkenin her yerine yaygınlaştırılmış şebeke. Örümcek vb. hayvanların salgılarıyla oluşturdukları örgü. Çaprazlama örgü ile yapılmış olan ve kale direkleri arkasına gerilen örgü, file. Pantolon veya külotun apış arasına gelen yeri, apışlık. Tuzak. Oyun alanını ortadan ikiye bölen iple yapılmış örgü, file.
ABRAKADABRA
Eski çağlarda bazı hastalıklara iyi geldiğine inanılan büyülü söz. Sihirbazların sıkça kullandığı büyü sözü.