Kelimeler arşivi içinde; başında "gen" olan, toplam 240 adet kelime bulunmaktadır. gen ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu gen ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde gen olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
GENELLEŞTİREBİLME
GENELLEŞTİRİLMEK
GENÇLEŞTİRİLMEK, GENELLEŞTİRİLME, GENELLEYEBİLMEK, GENİŞLETEBİLMEK, GENİŞLEYEBİLMEK
GENÇLEŞTİRİLME, GENELLEŞTİRMEK, GENELLEYEBİLME, GENİOHİYOİDEUS, GENİŞLETEBİLME, GENİŞLETTİRMEK, GENİŞLEYEBİLME
GENÇLEŞTİRMEK, GENELGEÇERLİK, GENELLEŞTİRME, GENİŞLETİLMEK, GENİŞLETTİRME, GENİZSİLLEŞME, GENLEŞMEÖLÇER
GENCELLİDERE, GENÇLEŞTİRME, GENEZLERİNCE, GENİOGLOSSUS, GENİŞLETİLME, GENLEŞTİRMEK
GENDİLLEMEK, GENELKURMAY, GENELLENMEK, GENELLEŞMEK, GENGİLDEMEK, GENGİLDEYİK, GENGİLDİYİK, GENGÜLDEMEK, GENİKULATUS, GENİŞLETMEK, GENLEŞİRLİK, GENLEŞTİRME
GENCLEŞMEK, GENÇLEŞMEK, GENEGERÇEK, GENELCİLİK, GENELGEÇER, GENELLEMEK, GENELLENME, GENELLEŞME, GENELLİKLE, GENERALİZE, GENERALLİK, GENEŞDÜMEK, GENEVİRALA, GENİŞLEMEK, GENİŞLETİN, GENİŞLETME, GENİTALYUM, GENİZLENME, GENOSİNTİP
GENCELMEK, GENÇASLAN, GENÇLEŞME, GENÇOSMAN, GENÇTAVUS, GENEGEREŞ, GENELLEME, GENEPAKLA, GENGEŞMEK, GENGİLDEK, GENGLEMEK, GENGÜLDEK, GENİKULUM, GENİRTLEK, GENİŞLEME, GENİTALİS, GENİTALYA, GENLENMEK, GENLEŞMEK, GENNEŞMEK, GENREŞMEK, GENŞEKLİK, GENŞETMEK
GENBİLİK, GENBİNİT, GENCECİK, GENCECÜK, GENCELLİ, GENCELME, GENÇTÜRK, GENDİRME, GENDÜRÜF, GENELEME, GENELLİK, GENELMEK, GENERÇEK, GENEŞMEK, GENEVİRT, GENEZİME, GENEZİNE, GENEZLİK, GENEZREK, GENGÜDUM, GENİKMEK, GENİRMEK, GENİŞLER, GENİŞLET, GENİŞLEV, GENİŞLİK, GENİTMEK, GENİZSİL, GENLEMEK, GENLEŞME, Devamını Oku »»
GENAPLA, GENAZMA, GENBİNİ, GENCELİ, GENÇAĞA, GENÇALİ, GENÇALP, GENÇKAL, GENÇLER, GENÇLIG, GENÇLİK, GENÇSAV, GENÇSOY, GENÇTAN, GENÇTEN, GENDEME, GENDİMA, GENDİME, GENDÜME, GENEKOP, GENEKSİ, GENELCİ, GENELEV, GENELGE, GENELME, GENERAL, GENERLİ, GENETİK, GENEVÇE, GENEVİR, Devamını Oku »»
GENAAZ, GENABA, GENBAĞ, GENBER, GENCAL, GENCAN, GENCEK, GENCEL, GENCER, GENCİK, GENÇAY, GENÇEL, GENÇER, GENÇSU, GENDEM, GENEBA, GENEPE, GENEZE, GENFET, GENGEÇ, GENGEL, GENGER, GENGEZ, GENGİR, GENİBA, GENKIY, GENLER, GENLİK, GENMEK, GENNEŞ, Devamını Oku »»
GENAZ, GENBİ, GENCE, GENCO, GENDİ, GENDÜ, GENEL, GENER, GENEŞ, GENEZ, GENGE, GENİM, GENİŞ, GENİZ, GENLE, GENNE, GENNİ, GENNZ, GENOM, GENRE, GENUS, GENYE
GENA, GENC, GENÇ, GENE, GENG, GENİ, GENK, GENŞ, GENT, GENU, GENZ
GEN
GEN
Geniş. Bir süre sürülmeyerek boş bırakılmış (tarla). İçinde bulunduğu hücre veya organizmaya özel bir etkisi olan, kuşaktan kuşağa ve hücreden hücreye geçen kalıtımsal öge. Üçgen, dörtgen vb. geometri terimlerinde "kenarlı" anlamıyla kullanılan bir söz.
GENİŞLETEBİLMEK
Genişletme imkânı veya olasılığı bulunmak.
GENELLEŞTİRİLMEK
Genelleştirme işi yapılmak.
GENELLEŞTİREBİLME
Genelleştirebilmek işi.
GENİŞLETTİRMEK
Genişletme işini yaptırmak.
GENİŞLETEBİLME
Genişletebilmek işi.
GENELLEYEBİLMEK
Genelleme imkânı veya olasılığı bulunmak.
GENİŞLEYEBİLMEK
Genişleme imkânı veya olasılığı bulunmak.
GENÇLEŞTİRİLMEK
Gençleştirme işi yapılmak.
GENELLEŞTİRİLME
Genelleştirilmek işi.
GENİOHİYOİDEUS
Alt çenede dil kemiğine gelen (kas).
GENELLEYEBİLME
Genelleyebilmek durumu.
GENÇLEŞTİRMEK
Yeniden gençliğine ve dinçliğine kavuşturmak. Bir kuruluşu genç üyelerle canlandırmak. Genç göstermek.
GENİŞLEYEBİLME
Genişleyebilmek işi.
GENÇLEŞTİRİLME
Gençleştirilmek işi.
GENELLEŞTİRMEK
Genel duruma getirmek.
Bu bölümde tanımı içerisinde GEN geçen kelimeler listesi verilmiştir.
AKAĞAÇ
Gürgengillerin, kerestesinden yararlanılan beyaz kabuklu bir türü (Zelkova carpinifolia).
ADAMOTU
Patlıcangillerden, geniş yapraklı, mavi çiçekli, meyveleri sarı, çok yıllık bir bitki, kankurutan, adamkökü (Mandragora autumnalis).
ABANİ
Genellikle sarık, bohça, kundak ve yorgan yüzü yapımında kullanılan, zemini beyaz, üzerinde safran renginde nakışlar bulunan ipek kumaş. Bu kumaştan yapılmış.
ABLATYA
Uzunluğu 150, genişliği 4-10 kulaç olan, geniş gözlü bir balık ağı türü.
ABAJUR
Işığı bir yere toplamak, doğrudan doğruya gözlere vurmasını önlemek için kullanılan, kâğıt, kumaş, maden veya renkli camdan yapılmış lamba siperi. Genellikle üzeri siperli masa lambası veya ayaklı lamba.
AKAMBER
Özellikle amber balığının bağırsaklarından çıkarılan, kül renginde, yapışkan, bükülgen ve misk gibi kokusu olan bir taş. Sıcak ülkelerde yetişen bir ağaçtan elde edilen katı, güzel kokulu reçine.
AĞIRŞAKLANMAK
Ergenlik döneminde çıbanda veya memede ağırşak biçiminde bir tümsek oluşmak.
ABLA
Bir kimsenin kendisinden büyük olan kız kardeşi. Erkeklerin kız veya kadınlara seslenirken söyledikleri söz. Büyük kız kardeş gibi saygı ve sevgi gösterilen kız veya kadın. Genelev veya randevuevi işletmecisi kadın, çaça, mama (II).
AĞIT
Ölenin iyi niteliklerini, ölümünden duyulan acıyı dile getiren söz veya ezgi. Gelinin arkasından niteliklerini anlatan söz veya ezgi. Ölen bir kimsenin gençliğini, güzelliğini, iyiliklerini, değerlerini, arkada bıraktıklarının acılarını, büyük felaketlerin acılı etkilerini dile getiren söz veya okunan ezgi, yazılan yazı, sagu, mersiye.
AHTAPOT
Kafadan bacaklılardan, dokunaçlı bir tür mürekkep balığı (Octopus). Genellikle burun zarı üzerinde çıkan bir ur türü, polip.
AKÇÖPLEME
Zambakgillerden, yapraklarının uzun, geniş olması, çiçeklerinin güzelliği dolayısıyla bahçe çiçekleri arasına giren zehirli bir bitki cinsi (Veratrum album).
AKIN
Kalabalık bir şeyin arkası kesilmeyen bir geliş durumunda olması. Düşman topraklarına tedirgin etme, yıldırma, çapul vb. amaçlarla toplu olarak yapılmış olan baskın. Gol atmak veya sayı yapmak amacıyla karşı takımın sahasına doğru genellikle topluca girişilen hücum. Kazak ve Kırgız Türklerinin saz şairlerine verdiği ad.
AÇIKLIK
Açık olma durumu, aleniyet. Uzaklık, mesafe. Bitki örtüsü olmayan, çıplak yer. Gerçeği olduğu gibi yansıtma durumu. Boş ve geniş yer, meydanlık. Bir söz veya yazıda maksadın açık olması özelliği, duruluk, vuzuh. Dürbün, fotoğraf makinesi vb. optik araçlarda ağız çapı, ışığın girebildiği delik.
AÇMAK
Bir şeyi kapalı durumdan açık duruma getirmek. Yakışmak, güzel göstermek. Engeli kaldırmak. Savaşla almak, fethetmek. Bir kuruluşu, bir iş yerini işler duruma getirmek. Sarılmış, katlanmış, örtülmüş veya iliklenmiş olan şeyleri bu durumdan kurtarmak. Birbirinden uzaklaştırmak. Satranç, poker vb. oyunları başlatmak. Ayırmak, tahsis etmek. Yarmak. Bir şeyi, bir yeri oyarak veya kazarak çukur, delik oluşturmak. Düğümü veya dolaşmış bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Yapmak, düzenlemek. Avunmak veya danışmak üzere söylemek, içini dökmek. Alışverişi başlatmak. Görünür duruma getirmek. Geçit sağlamak. Bir toplantıyı, etkinliği başlatmak. Bulutların dağılmasıyla gökyüzü aydınlanmak. Ferahlık vermek. Bir konu ile ilgili konuşmak. Tıkalı bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Sıkılganlığını, utangaçlığını gidermek. Rengin koyuluğunu azaltmak. Beğenmek. Bir aygıtı, bir düzeneği çalıştırmak. Alanını genişletmek.
AKBABAGİLLER
Gündüz yırtıcıları alt takımının, kanatları geniş ve büyük olan, iyi uçan büyük kuşları içine alan bir familyası.
AÇAN
Oynak kemiklerin arasındaki açıları genişletmeye yarayan kasların genel adı, büken karşıtı.
AĞA
Geniş toprakları olan, sözü geçen, varlıklı kimse. Halk arasında sayılan ve sözü geçen erkeklere verilen unvan. Osmanlı Devleti'nde bazı kuruluşların başında bulunanlara verilen resmî san. Ağabey. Cömert, eli açık. Okuryazar olmayan yaşlı kimselerin adlarıyla birlikte kullanılan san. Koca.
ACILAŞMAK
Tadı bozulmak, acı olmak. Konuşma sert bir durum almak, kırıcılaşmak. Dokunaklı duruma gelmek. Yemlerde genellikle yağ asitlerinin oksidasyonu ve hidroliz sonucu uygun olmayan koku ve tat meydana gelmek.
AKILCILIK
Akla dayanan, doğruluğun ölçütünü duyularda değil, düşünmede ve tümdengelimli çıkarmalarda bulan öğretilerin genel adı, usçuluk, akliye, rasyonalizm, deneycilik karşıtı. Akla ve akıl yolu ile varılan yargıya inanma, akla aykırı veya akıl dışı hiçbir şeyi tanımama davranışı ve tutumu, akliye, rasyonalizm. Bilginin evrensellik ve zorunluluğunun deneyden ve deneye dayanan genellemeden değil, yalnızca akıldan çıkartılabileceğini savunan öğreti, rasyonalizm.
AÇILMAK
Açma işine konu olmak. Kendine gelmek, biraz iyileşmek, ferahlamak. Kıyıdan uzaklaşmak. Yeni bir bakış açısı getirmek. Renk koyuluğunu yitirmek. Kapı, yol vb. geçit vermek. Gereken güce ulaşmak. Kuruluşlar ilk kez veya yeniden işe başlamak. Sıkılması, çekinmesi, tutukluğu kalmamak. Herhangi bir konuyla veya sorunla ilgili olarak düşünce ve uygulamalarda yeni koşulların gerektirdiği değişiklikleri veya yenilikleri yapmak. Ayrıntıya girmek. Sırrını, üzüntüsünü, sorunlarını birine söylemek. Genişlemek, bollaşmak. İşini gereğinden veya yapabileceğinden geniş tutmak. Delinmek, yırtılmak. Sis, karanlık, duman vb. dağılmak, yoğunluğunu yitirmek.