Kelimeler arşivi içinde; sonunda "flaş" olan, toplam 1 adet kelime bulunmaktadır. Sonu flaş ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında flaş olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde flaş olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
FLAŞ
Fotoğraf çekiminde ışık yeterli olmadığında bir görüntüyü net almak için kullanılan çok kısa süreli ve güçlü parıltı. İletişimde üstünlüğü, önceliği olan, önemli (haber). Fotoğraf çekiminde güçlü parıltıya gereksinim duyulduğunda kullanılan lamba. Gösterişe, ilgiye düşkün. Televizyon yayınlarında görüntüyü net almak için kullanılan çok kısa süreli ve güçlü ışıltı. Ünlü, gözde.
Bu bölümde tanımı içerisinde FLAŞ geçen kelimeler listesi verilmiştir.
DÖRTLÜ
Dört parçadan oluşan, kendinde herhangi bir şeyden dört tane bulunan. Dört kişiden oluşan müzik topluluğu, kuartet. Taşıtlarda uyarı için dört sinyal lambasının aynı anda yanıp sönmesini sağlayan düzen, flaşör. İskambil, domino vb. oyunlarda üzerinde dört işareti bulunan kâğıt veya pul.
PALMİN
Tereyağı imalatında kullanılan saflaştırılmış kokonat yağı.
SAYDAMLAŞTIRMAK
Saydam duruma getirmek, şeffaflaştırmak.
TUHAFLAŞMA
Tuhaflaşmak işi.
ARILAŞMAK
Arı duruma gelmek, arılanmak, saflaşmak, özleşmek.
HEPARİN
Evcil hayvanların ak ve kara ciğerlerinden elde edilen ve kanın pıhtılaşmasını önleyen madde. Kan pıhtılaşmasını önleyen, tromboz hâllerinin tedavisinde kullanılan ve özellikle karaciğerde bol miktarda bulunan doğal bir madde. Yapıca, asidik mukopolisakkarit nitelikteki glikozaminoglikan zincirlerinin bir karışımı olan, fizyolojik olarak masthücreleriile kandaki bazofiller tarafından salınan ve sığır akciğeri ve domuz ince bağırsağından saflaştırılarak elde edilen, kanda normalde etkisiz bir biçimde bulunan antirombin 3 adlı bileşiği etkinleştirmesi sonucunda tüm pıhtılaşma faktörlerinin baskılanmasına bağlı olarak pıhtılaşmanın önlenmesini sağlayan, sindirim kanalından emilmediği için sadece parenteral yolla kullanılan sülfatlanmış glikozaminoglikan yapısında bir bileşik. Karaciğerde ve diğer bazı dokularda bulunan bir madde olup trombin meydana gelmesini ya da çalışmasını önler.
SAYDAMLAŞMAK
Saydam bir duruma gelmek, şeffaflaşmak. Belirgin, açık bir duruma gelmek.
SAYDAMLAŞMA
Saydamlaşmak işi, şeffaflaşma.
FİLOZOFLAŞMA
Filozoflaşmak durumu.
ABAZIRMAK
Günlerce yorucu işlerde çalışarak takatsiz kalmak. İçi boşalmak, çürümek, koflaşmak: Şu kavak ağacı abazırmış.
KOFLAŞMA
Koflaşmak işi.
SAFLAŞMA
Saflaşmak işi.
EBELEŞMEK
Eşleşmek, taraflaşmak. Kökleşmek, yerleşmek.
KAFİRİN
Süpürge darısından saflaştırılan bir protein.
SAFLAŞTIRMA
Saflaştırmak işi.
SINIFLAŞMA
Sınıflaşmak işi.
KOVALMAK
Gururlanmak, övünmek. Ağaç koflaşmak. Çıbanın içi boşalmak. Tenhalaşmak, serbest kalmak, boş kalmak. Kapı genişçe açılmak.
KATALAZ
Hidrojen peroksiti suya ve oksijen molekülüne parçalayan ve oksijen alıcısı gerektirmeyen bir enzim. Hidrojen peroksidi parçalayan hayvan ve bitki hücrelerinde bulunan, mol kütlesi 225000-250000 g aralığında olan, pH=7 de ciğer ve bakterilerden saflaştırılan, haemartin içeren, toksik peroksiti oksijene dönüştürerek, toksik peroksitlerin birikimini önleyen enzim. Hidrojen peroksidin su ve oksijene ayrılmasını sağlayan enzim. Hidrojen peroksidi oksijen ve suya ayrıştıran, hem hayvan hem de bitki hücrelerinde bulunan enzim.
ANTİKALAŞMAK
Antika duruma gelmek. Tuhaflaşmak, yadırganacak bir duruma gelmek.
MİKROKİMYA
Maddelerin çok küçük miktarlarıyla uğraşan ve saflaştırma, nitel ve nicel analizler için 0,1-10 mg maddeyle çalışılan analitik kimya dalı.