FLAŞ ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "flaş" olan, toplam 3 adet kelime bulunmaktadır. flaş ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu flaş ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde flaş olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

Bazı kelimelerin anlamları

FLAŞ

Fotoğraf çekiminde ışık yeterli olmadığında bir görüntüyü net almak için kullanılan çok kısa süreli ve güçlü parıltı. İletişimde üstünlüğü, önceliği olan, önemli (haber). Fotoğraf çekiminde güçlü parıltıya gereksinim duyulduğunda kullanılan lamba. Gösterişe, ilgiye düşkün. Televizyon yayınlarında görüntüyü net almak için kullanılan çok kısa süreli ve güçlü ışıltı. Ünlü, gözde.

FLAŞÖR

Dörtlü.

FLAŞİNG

Kısrakta endometritis tedavisinde döl yatağının serum fizyolojikle yıkanması. Aşım zamanında besleme.

  -   -   -  

Anlamında FLAŞ bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde FLAŞ geçen kelimeler listesi verilmiştir.

KAFİRİN

Süpürge darısından saflaştırılan bir protein.

EBELEŞMEK

Eşleşmek, taraflaşmak. Kökleşmek, yerleşmek.

KATALAZ

Hidrojen peroksiti suya ve oksijen molekülüne parçalayan ve oksijen alıcısı gerektirmeyen bir enzim. Hidrojen peroksidi parçalayan hayvan ve bitki hücrelerinde bulunan, mol kütlesi 225000-250000 g aralığında olan, pH=7 de ciğer ve bakterilerden saflaştırılan, haemartin içeren, toksik peroksiti oksijene dönüştürerek, toksik peroksitlerin birikimini önleyen enzim. Hidrojen peroksidin su ve oksijene ayrılmasını sağlayan enzim. Hidrojen peroksidi oksijen ve suya ayrıştıran, hem hayvan hem de bitki hücrelerinde bulunan enzim.

SAYDAMLAŞMA

Saydamlaşmak işi, şeffaflaşma.

TUHAFLAŞMA

Tuhaflaşmak işi.

FİLOZOFLAŞMA

Filozoflaşmak durumu.

ARILAŞMAK

Arı duruma gelmek, arılanmak, saflaşmak, özleşmek.

MİKROKİMYA

Maddelerin çok küçük miktarlarıyla uğraşan ve saflaştırma, nitel ve nicel analizler için 0,1-10 mg maddeyle çalışılan analitik kimya dalı.

SAFLAŞTIRMA

Saflaştırmak işi.

ABAZIRMAK

Günlerce yorucu işlerde çalışarak takatsiz kalmak. İçi boşalmak, çürümek, koflaşmak: Şu kavak ağacı abazırmış.

KOFLAŞMA

Koflaşmak işi.

KOVALMAK

Gururlanmak, övünmek. Ağaç koflaşmak. Çıbanın içi boşalmak. Tenhalaşmak, serbest kalmak, boş kalmak. Kapı genişçe açılmak.

SAYDAMLAŞMAK

Saydam bir duruma gelmek, şeffaflaşmak. Belirgin, açık bir duruma gelmek.

HEPARİN

Evcil hayvanların ak ve kara ciğerlerinden elde edilen ve kanın pıhtılaşmasını önleyen madde. Kan pıhtılaşmasını önleyen, tromboz hâllerinin tedavisinde kullanılan ve özellikle karaciğerde bol miktarda bulunan doğal bir madde. Yapıca, asidik mukopolisakkarit nitelikteki glikozaminoglikan zincirlerinin bir karışımı olan, fizyolojik olarak masthücreleriile kandaki bazofiller tarafından salınan ve sığır akciğeri ve domuz ince bağırsağından saflaştırılarak elde edilen, kanda normalde etkisiz bir biçimde bulunan antirombin 3 adlı bileşiği etkinleştirmesi sonucunda tüm pıhtılaşma faktörlerinin baskılanmasına bağlı olarak pıhtılaşmanın önlenmesini sağlayan, sindirim kanalından emilmediği için sadece parenteral yolla kullanılan sülfatlanmış glikozaminoglikan yapısında bir bileşik. Karaciğerde ve diğer bazı dokularda bulunan bir madde olup trombin meydana gelmesini ya da çalışmasını önler.

PALMİN

Tereyağı imalatında kullanılan saflaştırılmış kokonat yağı.

DÖRTLÜ

Dört parçadan oluşan, kendinde herhangi bir şeyden dört tane bulunan. Dört kişiden oluşan müzik topluluğu, kuartet. Taşıtlarda uyarı için dört sinyal lambasının aynı anda yanıp sönmesini sağlayan düzen, flaşör. İskambil, domino vb. oyunlarda üzerinde dört işareti bulunan kâğıt veya pul.

SINIFLAŞMA

Sınıflaşmak işi.

ANTİKALAŞMAK

Antika duruma gelmek. Tuhaflaşmak, yadırganacak bir duruma gelmek.

SAFLAŞMA

Saflaşmak işi.

SAYDAMLAŞTIRMAK

Saydam duruma getirmek, şeffaflaştırmak.