Kelimeler arşivi içinde; sonunda "eçer" olan, toplam 13 adet kelime bulunmaktadır. Sonu eçer ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında eçer olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde eçer olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
BELGEGEÇER, GENELGEÇER
RENKSEÇER
TEZGEÇER
GÜLEÇER, İLMEÇER, SUGEÇER
EMEÇER
GEÇER, KEÇER, LEÇER, SEÇER
EÇER
EÇER
Aşevi, mutfak. Oda.
EMEÇER
Belli başlı.
SEÇER
Serçe.
GÜLEÇER
Her zaman gülen, gülümseyen, güler yüzlü kimse.
LEÇER
Arsız kadın, kötü kadın. Kıl elek. Reçel.
GEÇER
Yürürlükte bulunan, geçerliği olan, kullanılan. Geçme özelliği olan. Geçer not. Beğenilen, makbul, mergup.
BELGEGEÇER
Yazılı, bilgi ve belgelerin telefon sistemi vasıtasıyla bir yerden bir yere iletilmesini anında sağlayan araç, belgeç, faks.
İLMEÇER
Boyunduruktaki kayışın ucuna takılan eğri demir, çengel. Çapraz. Kadınların çene altından geçirip başın iki tarafına tutturdukları boncuk ve benzerleri şeylerle süslü ip. Çengelliiğne. Çengelliiğne. (Kötüören Pınarbaşı Kayseri). Giysiye düğme dikme. (Güllüce Gümüşhacıköy Amasya). Kadınların yüzlerine taktıkları gümüş süs eşyası. (Tahtacı Burhaniye Balıkesir).
TEZGEÇER
Diyarbakır şehri, merkez ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim birimi.
RENKSEÇER
Tek dalga boyunda ışığı seçip veren araç. Sürekli izge veren bir ışın demetinden belli dalga boyda tek renkli ışık ayıran aygıt.
SUGEÇER
Van şehrinde, Özalp ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir bölge.
KEÇER
Geçiyor.
GENELGEÇER
Toplum tarafından kabul edilen, hemen herkesçe benimsenen.
Bu bölümde tanımı içerisinde EÇER geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ÇARÇUR
"Gereksiz yerlere harcayıp tüketmek" anlamındaki çarçur etmek ve "gereksiz yere harcanmak, ziyan olmak" anlamlarındaki çarçur olmak sözlerinde geçer.
FAKSLAMA
Belgegeçerleme işi.
DOLANIM
Tedavül, sirkülasyon, dolaşım. Mal veya paranın elden ele dolaşması, dolaşım, sirkülasyon, para dolaşımı. Alışveriş ve hizmet karşılığının ödenmesini sağlamak üzere paranın el değiştirmesi, dolaşım, tedavül, sirkülasyon. Para ve para yerine geçen bono, senet vb.nin geçerli olması, sürümde bulunması, dolaşım, sirkülasyon.
BOZMAK
Bir şeyi kendisinden beklenilen işi yapamayacak duruma getirmek. Büyük parayı küçük birimlere ayırmak. Dokunmak, zarar vermek. Bir yerin, bir şeyin düzenini karıştırmak. Bağ veya bostanın son ürününü toplamak. Geçersiz bir duruma getirmek. Bırakmak, dağıtmak. Biçimini ve kullanılışını değiştirmek. Altını paraya çevirmek, bozdurmak. Bir kimseyi beklemediği bir davranış karşısında bırakarak veya sözünü yalana çıkararak küçük düşürmek. Yabancı ülke parasını Türk parasına çevirmek. Kızlığına zarar vermek. Kötü duruma getirmek. Aklını yitirecek derecede bir şeye düşkün olmak. Bozguna uğratmak, yenmek, mağlup etmek.
ALLEM
"Bir işi istediği duruma getirmek için her türlü kurnazca çareye başvurmak" anlamıyla allem etmek, kallem etmek sözünde geçer.
DERTOP
"Getirilmek, büzülmek" anlamındaki dertop edilmek, "bir araya getirmek, toparlamak" anlamındaki dertop etmek ve "bir araya gelmek, toplu hâlde olmak" anlamındaki dertop olmak birleşik fiillerinde geçer.
FAKS
Belgegeçer.
BİLİM
Evrenin veya olayların bir bölümünü konu olarak seçen, deneye dayanan yöntemler ve gerçeklikten yararlanarak sonuç çıkarmaya çalışan düzenli bilgi, ilim. Genel geçerlik ve kesinlik nitelikleri gösteren yöntemli ve dizgesel bilgi. Belli bir konuyu bilme isteğinden yola çıkan, belli bir amaca yönelen bir bilgi edinme ve yöntemli araştırma süreci.
CANCAĞIZ
"Kendiliğinden isterse, içinden gelirse" anlamındaki cancağızı isterse sözünde geçer.
BUTLAN
Batıl olma durumu. Geçersizlik, hükümsüzlük. Yanlışlık, haksızlık.
ERK
Bir işi yapabilme gücü, kudret, iktidar. Bir bireyin, bir toplumun, başka birey, küme veya toplumları egemenliği, baskısı ve denetimi altına alma, hürriyetlerine karışma ve onları belli biçimlerde davranmaya zorlama yetkisi veya yeteneği. Sözü geçerlik, istediğini yaptırabilme gücü, nüfuz.
DALINÇ
Kendinden geçercesine sessiz bir coşkuya dalma, istiğrak, meditasyon. Günlük hayatın sıkıntılarından sıyrılmak amacıyla bağdaş kurarak sessiz ve hareketsiz bir biçimde düşüncelerden uzaklaşma, kendini dinleme, istiğrak, meditasyon.
ESKİ
Çoktan beri var olan, üzerinden çok zaman geçmiş bulunan, yeni karşıtı. Herhangi bir görevden düştüğü veya durumunu yitirdiği için bir kimsenin eski saygınlığının kalmadığı durumlarda kullanılan bir söz. Herhangi bir meslekte uzun süreden beri çalışmış olan. Mesleğinde uzmanlaşmış, deneyimi olan. Önceki, sabık. Geçerli olmayan. Çok kullanmaktan yıpranmış, harap olmuş şey.
DELDİRMEK
Delme işini yaptırmak. Geçersiz duruma getirmek.
BATIL
İnançlar bakımından gerçek olmayan. Geçersiz. Çürük, temelsiz, asılsız. Boş, beyhude.
CARİ
Geçerli olan, yürürlükte olan. Akan.
ÇATKI
Uç uca, birbirine çatılan şeylerin bütünü. Bir işin bütününün veya parçalarının bir araya getirilmesinde uyulan yöntem. Alından geçerek başın çevresine çember gibi bağlanan bağ, kaşbastı. Sehpa.
DİRİLMEK
Güçlenip canlanmak. Bitki solmuş, pörsümüş durumdayken yeniden canlılık kazanmak, diri duruma gelmek. Öldüğü sanılan şey canlanmak. Yeniden etkin olmak, geçerli duruma gelmek. Hasta yeniden sağlığını kazanmak, iyileşmek.
BİYOELEKTRONİK
Moleküler biyolojinin hücrelerin yapısına giren moleküller arasında geçerli elektrostatik güçlerini inceleyen bölümü.
ÇİZMEK
Çizgi çekmek. Geçersiz kılmak için üzerine çizgi çekmek. Kişiyle ilgiyi kesmek, bağı koparmak. Çizgi biçiminde yaralamak. Resmini yapmak, resmetmek. Çizgiler hâlinde belirtmek, desenini yapmak.