ETİ ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "eti" olan, toplam 43 adet kelime bulunmaktadır. eti ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu eti ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde eti olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

12 harfli kelimeler

ETİKETLENMEK, ETİKETLETMEK

11 harfli kelimeler

ETİYOLASYON, ETİKETÇİLİK, ETİKETLEMEK, ETİKETLENME, ETİKETLETME, ETİLVANİLİN

10 harfli kelimeler

ETİYOPYALI, ETİYOLOJİK, ETİMOLOJİK

9 harfli kelimeler

ETİKETLİK, ETİMOLOJİ, ETİMESGUT, ETİKETSİZ, ETİYOLOJİ

8 harfli kelimeler

ETİKETLİ, ETİRİKLİ, ETİRENGİ, ETİKETÇİ, ETİMOLOG

7 harfli kelimeler

ETİKMEK, ETİŞMEK, ETİŞKEN, ETİPANK

6 harfli kelimeler

ETİBBA, ETİŞTE, ETİYAR, ETİRAF, ETİMAD, ETİLEN, ETİKET, ETİDAL

5 harfli kelimeler

ETİNE, ETİNA, ETİLİ, ETİKE

4 harfli kelimeler

ETİR, ETİM, ETİŞ, ETİL, ETİK

3 harfli kelimeler

ETİ

Bazı kelimelerin anlamları

ETİ

Hitit.

ETİLVANİLİN

Gıda maddelerine vanilya aroması vermek üzere katılan, gerçek vanilyadan yaklaşık 3 kat daha güçlü etkili sentetik bir ürün.

ETİKETLETME

Etiketletmek işi.

ETİKETLENME

Etiketlenmek işi.

ETİYOLOJİK

Neden bilimsel, sebep bilimsel.

ETİYOPYALI

Etiyopya halkından veya bu halkın soyundan olan kimse, Habeş, Habeşî.

ETİKETSİZ

Etiketi olmayan.

ETİKETLETMEK

Etiketleme işini yaptırmak.

ETİKETLENMEK

Satışa çıkarılan mal üzerine etiket konulmak.

ETİMOLOJİ

Köken bilimi.

ETİKETLİK

Etiket yapmaya yarayan kap.

ETİKETLEMEK

Satışa çıkarılan mal üzerine etiket koymak.

ETİMESGUT

Ankara iline bağlı ilçelerden biri.

ETİKETÇİLİK

Etiketçinin yaptığı iş. Etiketçi olma durumu.

ETİYOLASYON

Karanlıkta gelişen bitkilerde kloroplâstların ve klorofilin bulunmaması sebebiyle görülen sararma olayı.

ETİMOLOJİK

Köken bilimsel.

  -   -   -  

Anlamında ETİ bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde ETİ geçen kelimeler listesi verilmiştir.

ADALET

Yasalarla sahip olunan hakların herkes tarafından kullanılmasının sağlanması, türe. Herkese kendine uygun düşeni, kendi hakkı olanı verme, doğruluk. Bu işi uygulayan, yerine getiren devlet kuruluşları. Hak ve hukuka uygunluk, hakkı gözetme.

AÇMA

Açmak işi. Bir tür susamsız, kalınca, yağlı çörek. Orman içinde ağaç kesme veya yakma yoluyla tarıma elverişli bir duruma getirilen arazi.

ABONE

Süreli yayınları, parasını önceden ödeyerek alma işi. Bir şeyi sürekli olarak kullanmak için hizmeti verenle sözleşme yapan kimse, sürdürümcü. Bir yere gitmeyi alışkanlık hâline getiren (kimse).

ADAM

İnsan. Birinin yararlandığı, kullandığı kimse. Birinin yanında bulunan ve işini yapan kimse. Bir alanı benimseyen kimse. Eş, koca. Görevli kimse. İyi huylu, güvenilir kimse. Erkek kişi. Daima birinin yanında olan, onu destekleyen, isteklerini yerine getiren kimse.

ACILAŞTIRMAK

Acı bir duruma getirmek.

ABECESEL

Alfabetik.

ADAPTÖR

Bir aletin çapları birbirinden farklı olan parçalarından birini ötekine geçirebilmek için yararlanılan bağlayıcı. Aygıtın kullanabileceği düzeye göre elektrik akımını ayarlayan alet, uyarlayıcı.

AÇILIM

Açılma işi. Herhangi bir konuyla veya sorunla ilgili olarak düşünce ve uygulamalarda yeni koşulların gerektirdiği değişiklikleri veya yenilikleri yapma. Yeni bir bakış açısı getirme. Sağ açıklık. Bir kısaltma veya formülün açık biçimi.

AÇIKTAN

Bir yerin uzağından. Ayrıca, ek olarak. Sıra ve aşama gözetilmeden, dışarıdan atayarak. Önceden belirlenmiş bir bütçeye bağlı kalmaksızın.

ACAYİPLEŞTİRMEK

Yadırganacak bir duruma getirmek.

AÇILMAK

Açma işine konu olmak. Kendine gelmek, biraz iyileşmek, ferahlamak. Kıyıdan uzaklaşmak. Yeni bir bakış açısı getirmek. Renk koyuluğunu yitirmek. Kapı, yol vb. geçit vermek. Gereken güce ulaşmak. Kuruluşlar ilk kez veya yeniden işe başlamak. Sıkılması, çekinmesi, tutukluğu kalmamak. Herhangi bir konuyla veya sorunla ilgili olarak düşünce ve uygulamalarda yeni koşulların gerektirdiği değişiklikleri veya yenilikleri yapmak. Ayrıntıya girmek. Sırrını, üzüntüsünü, sorunlarını birine söylemek. Genişlemek, bollaşmak. İşini gereğinden veya yapabileceğinden geniş tutmak. Delinmek, yırtılmak. Sis, karanlık, duman vb. dağılmak, yoğunluğunu yitirmek.

ADALETSİZ

Adalete aykırı düşen (şey). Adaleti olmayan (kimse).

ABANOZGİLLER

İki çeneklilerden, sıcak ülkelerde yetişen bir bitki familyası.

ACINDIRMAK

Birinin acımasına yol açmak, birini merhamete getirmek.

ADAY

Bir görev, bir iş için kendini ileri süren veya başkaları tarafından ileri sürülen kimse. Bir iş için yetiştirilmekte, eğitilmekte olan kimse, namzet.

ABİYE

Gece kıyafeti.

ABDÜLLEZİZ

Akdeniz bölgesinde ve Afrika'da yetişen, çok yıllık, yumrulu ve otsu bir bitki (Cyperus esculentus). Bu bitkinin yemiş olarak yenilen, tatlı ve yağlı ürünü.

AÇMAK

Bir şeyi kapalı durumdan açık duruma getirmek. Yakışmak, güzel göstermek. Engeli kaldırmak. Savaşla almak, fethetmek. Bir kuruluşu, bir iş yerini işler duruma getirmek. Sarılmış, katlanmış, örtülmüş veya iliklenmiş olan şeyleri bu durumdan kurtarmak. Birbirinden uzaklaştırmak. Satranç, poker vb. oyunları başlatmak. Ayırmak, tahsis etmek. Yarmak. Bir şeyi, bir yeri oyarak veya kazarak çukur, delik oluşturmak. Düğümü veya dolaşmış bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Yapmak, düzenlemek. Avunmak veya danışmak üzere söylemek, içini dökmek. Alışverişi başlatmak. Görünür duruma getirmek. Geçit sağlamak. Bir toplantıyı, etkinliği başlatmak. Bulutların dağılmasıyla gökyüzü aydınlanmak. Ferahlık vermek. Bir konu ile ilgili konuşmak. Tıkalı bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Sıkılganlığını, utangaçlığını gidermek. Rengin koyuluğunu azaltmak. Beğenmek. Bir aygıtı, bir düzeneği çalıştırmak. Alanını genişletmek.

ABANOZ

Abanozgillerden, sıcak ülkelerde yetişen, kerestesinden yararlanılan birçok ağacın ortak adı. Bu tahtadan yapılmış. Bu ağacın ağır, sert ve siyah renkli tahtası. Koyu, parlak siyah. Bu renkte olan.

AÇIKLAŞTIRMAK

Açık duruma getirmek. Rengini açtırmak.