Kelimeler arşivi içinde; sonunda "eten" olan, toplam 52 adet kelime bulunmaktadır. Sonu eten ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında eten olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde eten olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
DAMARGENİŞLETEN
MERHAMETEN
HEKİKETEN, SİYASETEN, NEZAKETEN, NETİCETEN, AYRİYETEN, ÇELEPETEN, KEFALETEN, BEDAHETEN, AYRIYETEN, VEKALETEN
KELPETEN, HÜCCETEN, HÖCCETEN, ASALETEN, HAKGETEN, MEDDETEN, ÖLENETEN, BİRLETEN, SABGETEN, ACELETEN, TEPPETEN, VEHLETEN, MADDETEN, ARİYETEN, BELLETEN, CÜMLETEN, EMANETEN, FÜCCETEN, HÜRMETEN, İDARETEN, İLAVETEN, İZAFETEN, KERPETEN, NİSPETEN
ERYETEN, ERPETEN, ELPETEN, ELFETEN, EYVETEN, ÖÇCETEN, PİYETEN
KRETEN
YETEN, VETEN, TETEN, SETEN, KETEN, PETEN, ÇETEN
ETEN
ETEN
Etene. Yemişlerin yenilen bölümü.
SİYASETEN
Siyaset bakımından, siyaset açısından.
AYRİYETEN
Ayriyeten, ayrıca. Ayrıca.
MERHAMETEN
Acıyarak, merhamet ederek.
NEZAKETEN
Nezaket olarak, nazik davranarak.
HEKİKETEN
Hakikaten.
HÖCCETEN
Ansızın ölmeyi anlatır.
KEFALETEN
Kefalet yoluyla.
KELPETEN
Kerpeten. Arapça kökenli kelbetân, keltpeteyn: kerpeten.
DAMARGENİŞLETEN
Damarların kas tabakasını gevşeterek çapını büyüten (sinir, madde).
HÜCCETEN
Arapça kökenli füc'eten: fücceten;. ansızın; birdenbire.
VEKALETEN
Vekil olarak, asaleten karşıtı.
AYRIYETEN
ayrıca.
ÇELEPETEN
Kırlarda yetişen yabani bir ot türü.
NETİCETEN
Sonuç olarak.
BEDAHETEN
Ansızın. Düşünmeksizin.
Bu bölümde tanımı içerisinde ETEN geçen kelimeler listesi verilmiştir.
BEDAHET
Besbelli, apaçık olma durumu. Bir konuda hazırlıksız konuşabilme yeteneği.
BANKO
İş yerlerinde üzerine eşya koymaya elverişli, iş takibi için gelen kişiyle görevli arasına konulmuş tezgâh. Talih oyunlarında ortada toplanan paranın hepsine oynandığını anlatan bir söz. Talih oyunlarında, oyunu yönetenin ortaya koyduğu para. Talih oyunlarında oyunu yöneten kimse. Su altı tepeliği. Kesinlikle.
ALIRLIK
Duygusal uyarımları alabilme yeteneği, idrak kabiliyeti.
ATLETİZM
Beden gücünü, çevikliği, yetenekleri geliştirmeye yarayan koşu, atlama, ağırlık kaldırma, atma vb. tek başına yapılmış olan bireysel sporların genel adı.
ANSIZIN
Hatıra gelmeyen bir sırada, ani, anide, aniden, ansız, apansız, apansızın, birden, birdenbire, dangadak, defaten, durup dururken, fücceten, gürpedek, larp, larpadak, patadak, pattadak, rappadak, şakkadak, şapadanak, şappadak, şırakkadak, bedaheten, fücceten, nagehan, vehleten.
ARDİYECİ
Ardiye işleten kimse. Ardiyeye bakan kimse.
AKSAKAL
Köyün veya mahallenin ihtiyar heyetinde olan kimse. Ermiş, evliya. Bir meslekte yaşça, kıdemce ileride ve yetenek bakımından üstün niteliğe sahip olan kimse, duayen.
ANTREPOCU
Antrepo işleten kimse. Antrepoya bakan kimse.
BAŞKOMUTAN
Savaşta bir devletin bütün kara, deniz ve hava kuvvetlerini yöneten büyük komutan, başkumandan, serdar.
BAŞHAKEM
Yarışmayı veya oyunu yöneten hakemlerin başı, başyargıcı.
ASALETEN
Bir görevde temelli olarak, asıl olarak, vekâleten karşıtı. Kendi adına hareket ederek.
BASIMCI
Basımevi işleten kimse, matbaacı.
BASİRET
Gerçekleri yanılmadan görebilme yeteneği, uzağı görüş, seziş, anlayış, kavrayış, sağgörü, vizyon.
AYNAZ
Bataklık. Köy oyunlarını yöneten kimse.
BAKIR
Atom numarası 29, yoğunluğu 8,95 olan, 1084 °C'ye doğru eriyen, doğada serbest veya birleşik olarak bulunan, ısı ve elektriği iyi ileten, kolay dövülür ve işlenir olduğundan eski çağlardan beri türlü işlerde kullanılan, kızıl renkli element (simgesi Cu). Bu elementten yapılmış.
AKTARICI
Dam kiremitlerini aktarıp kırıkları yenileyen kimse. Kaynak kişiden derlenen herhangi bir parçayı kitlelere duyuran ve yayan kimse. Görüntüyü bir bölgeden başka bir bölgeye ileten araç.
BECERİ
Elinden iş gelme durumu, ustalık, maharet. Kişinin yatkınlık ve öğrenime bağlı olarak bir işi başarma ve bir işlemi amaca uygun olarak sonuçlandırma yeteneği, maharet. Vücudun, yapılması güç alıştırmalara yatkın olması durumu.
ANLAYIŞ
Anlama işi, telakki. Anlama yeteneği, feraset, izan, zekâ. Benzerlerinden ayıran özellik, konsept. Hoş görme, hâlden anlama. Bir toplum veya topluluktaki bireylerde görüş ve inanış etmenlerinin etkisiyle beliren düşünme yolu, düşünüş biçimi, zihniyet, mantalite.
BARCI
Bar işleten kimse.
BABA
Çocuğu olan erkek, peder. Kazılarda çıkarılan toprağın miktarını hesaplayabilmek için yer yer bırakılan toprak dikme. Çok kaliteli, üstün nitelikli. Tarikatların bazısında tekke büyüğü. Çocuğun dünyaya gelmesinde etken olan erkek. Koruyucu, babalık duyguları ile dolu kimse. Çatı merteği. Bir ülkeye veya bir topluluğa yararlı olmuş kimse. Gemi veya iskelede halatın takıldığı yuvarlak başlı iri demir, ağaç veya beton dikme. Anlayışlı, iyi huylu erkek. Silah kaçakçılığı, kara para aklama ve uyuşturucu madde ticareti vb. kirli ve gizli işler yapan çetenin başı. Ata. Bir merdivende, tırabzanın sahanlıkla birleştiği yerde bulunan dikey öge. Bu gibi kimselere verilen unvan.