Kelimeler arşivi içinde; başında "eni" olan, toplam 39 adet kelime bulunmaktadır. eni ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu eni ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde eni olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
ENİŞKELENDİRMEK
ENİZÇAKIRI
ENİYİLEME, ENİHLEMEK, ENİKLEMEK
ENİSALKI, ENİŞİREK, ENİKLECİ, ENİKLEME, ENİKONUM
ENİKONU, ENİPDİN, ENİLEME, ENİCEYH
ENİKLİ, ENİŞTE, ENİHON, ENİMEÇ, ENİMEK, ENİŞKE, ENİPTA, ENİŞDE, ENİCEH
ENİZE, ENİYH, ENİSE, ENİRE
ENİS, ENİŞ, ENİR, ENİN, ENİL, ENİK, ENİT, ENİH, ENİG, ENİZ, ENİÇ
ENİ
Küçük kardeş. Ne, soru edatı. Aynı.
ENİHLEMEK
Yavrulamak (kedi, köpek).
ENİKLİ
Oyuncu.
ENİKONU
İyiden iyiye, iyice, oldukça.
ENİYİLEME
Bir dizgenin ya da bir izlencenin, çalışma süresi, bellek sığası ve benzerleri değişkenlerle ilgili olarak verilen bir amaca göre en etkin biçimde çalışması için yapılan tasarım ve değiştirme çalışması.
ENİLEME
İnceleme, derinden derine araştırma.
ENİKLECİ
Gebe kalmış köpek ve kedi.
ENİKLEMEK
Kedi, köpek vb. doğurmak.
ENİKONUM
Hısım akraba.
ENİCEYH
Hemen; anında; o an.
ENİPDİN
İlkönce.
ENİŞİREK
Meyil, iniş.
ENİKLEME
Eniklemek işi.
ENİSALKI
Bir işi ağırdan almayı, geciktirmeyi anlatır.
ENİŞKELENDİRMEK
Alçaltmak, seviyeyi düşürmek.
ENİZÇAKIRI
Adana şehri, Tepecikören bucağına bağlı bir bölge.
Bu bölümde tanımı içerisinde ENİ geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ACIMA
Acımak durumu. Başka bir kimsenin veya canlının mutsuzluğuna karşı duyulan üzüntü, merhamet.
ABANDIRMAK
Bir kimsenin bir yere veya bir kimseye yaslanmasını sağlamak. Bir hayvanı yere çöktürmek.
ACENTELİK
Acentenin yaptığı iş. Acente kuruluşu.
AÇILAMA
Güç bir sahnenin çeşitli açılardan çekiminin yapılması.
AÇIKLAYICI
Bir sorunu gerekli açıklığa kavuşturan. Kendinden önce gelen kelimeyi belirten, açıklayan (kelime veya kelimeler): "Atatürk, yeni Türkiye'nin kurucusu, daima saygı ile anılacaktır" cümlesindeki 'yeni Türkiye'nin kurucusu' sözü Atatürk adının açıklayıcısıdır.
ACAR
Atılgan. Güçlü ve becerikli, çevik, enerjik. Yeni. Güneybatı Kafkasya'nın Türkiye sınırına yakın bölgesinde yaşayan bir halk, Acara.
ABRAŞ
Alaca benekli. Klorofil azlığından dolayı açık renkte lekeleri olan (bitki yaprağı). Cildin rengini bozup beyaz benekler ve lekeler yapan hastalık. Ters, kaba, görgüsüz (kimse). Deseni ve atkısı bozuk halı. Atın tüysüz yerlerinde görülen uyuza benzer bir hastalık. Çarpık, eğri, düzgün olmayan. Çilli, çopur yüzlü, gözleri açık renk olan (kimse).
ACIPAYAM
Denizli iline bağlı ilçelerden biri.
ABDÜLLEZİZ
Akdeniz bölgesinde ve Afrika'da yetişen, çok yıllık, yumrulu ve otsu bir bitki (Cyperus esculentus). Bu bitkinin yemiş olarak yenilen, tatlı ve yağlı ürünü.
ABLATYA
Uzunluğu 150, genişliği 4-10 kulaç olan, geniş gözlü bir balık ağı türü.
ABORDA
Bir deniz teknesinin başka bir tekneye, bir iskeleye veya bir rıhtıma yanını vererek yanaşması.
ACEMLEŞMEK
Kültür ve medeniyet bakımından İran halkını örnek almak veya etkisi altında kalmak.
AÇIKLIK
Açık olma durumu, aleniyet. Uzaklık, mesafe. Bitki örtüsü olmayan, çıplak yer. Gerçeği olduğu gibi yansıtma durumu. Boş ve geniş yer, meydanlık. Bir söz veya yazıda maksadın açık olması özelliği, duruluk, vuzuh. Dürbün, fotoğraf makinesi vb. optik araçlarda ağız çapı, ışığın girebildiği delik.
ACEMİ
Bir işin yabancısı olan, eli işe alışmamış, bir işi beceremeyen. Saraya yeni alınmış cariye. İşinde, mesleğinde yeni olan, toy. Bir yere, bir şeye yabancı olan.
ABANMAK
Eğilerek bir şeyin, bir kimsenin üzerine kapanmak. Bir yere veya bir kimseye yaslanmak, dayanmak. Bir şeyin veya bir kimsenin üzerine çöküp çullanmak. Birine yük olarak onun sırtından geçinmeye çalışmak. Boksta karşılaşma sırasında rakibine yaslanmak. Futbolda topa olanca gücüyle vurmak.
AÇIKLAMALI
Birtakım açıklamalarla anlaşılması, öğrenilmesi kolaylaştırılmış, izahlı.
AÇIK
Açılmış, kapalı olmayan, kapalı karşıtı. Örtüsüz, çıplak. Bir gereksinimin karşılanamaması durumu. Görevlisi olmayan, boş (iş, görev), münhal. Çalışır durumda olan. Gizliliği olmayan, olduğu gibi görünen. Sevişme sahnelerini bütün çıplaklığıyla anlatan (kitap, resim, film vb.). Boş. Belirgin bir biçimde. Rengi koyu olmayan, koyu karşıtı. Belli bir yerin biraz uzağı. Engelsiz, serbest. Aralığı çok. Kolay anlaşılır, vazıh. Denizin kıyıdan uzakça olan yeri. Her türlü düşünceyi hoşgörüyle karşılayabilen, etkisinde kalabilen.
ABLA
Bir kimsenin kendisinden büyük olan kız kardeşi. Erkeklerin kız veya kadınlara seslenirken söyledikleri söz. Büyük kız kardeş gibi saygı ve sevgi gösterilen kız veya kadın. Genelev veya randevuevi işletmecisi kadın, çaça, mama (II).
AÇAN
Oynak kemiklerin arasındaki açıları genişletmeye yarayan kasların genel adı, büken karşıtı.
ACYO
Herhangi bir paranın gerçek değeriyle sürüm değeri arasında veya bir ticaret senedinin üzerinde yazılı miktar ile indirimden sonraki tutarı arasında doğan fark. Bankaların senetli kredi işlemlerinde yaptıkları tahsilat. Bir ticaret senedinin yenilenmesinde alınan komisyon.