Kelimeler arşivi içinde; sonunda "enes" olan, toplam 7 adet kelime bulunmaktadır. Sonu enes ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında enes olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde enes olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
ALCALİGENES
GECENES, MAKENES
FRENES
PENES, KENES
ENES
ENES
Soylu Arap atı, küheylan.
KENES
Sütün üstünden kaymağı toplamak için kullanılan, mala büyüklüğünde yassı bir çeşit kaşık.
GECENES
Çamur kazımaya yarayan, övendirenin alt ucundaki demir araç.
MAKENES
Fransızca kökenli machiniste: makinist.
ALCALİGENES
Çoğunlukla toprak, su, gübre ve omurgalıların bağırsak florasında bulunan, Gram negatif, mutlak aerob oksidaz ve katalaz pozitif, hareketli kokobasil veya çubuk biçimindeki bakteri cinsi.
PENES
Genellikle halk oyunlarında kızların süs olarak kullandığı, altın taklidi, sarı tenekeden pul.
FRENES
Diyafram.
Bu bölümde tanımı içerisinde ENES geçen kelimeler listesi verilmiştir.
BULDOK
Köpekgillerden, burnu basık, alt çenesi üsttekinden uzun, iri ve güçlü bir tür köpek (Canis familiaris molosus hibernicus).
GEVEZE
Çok konuşan, çenesi düşük, gevşek ağızlı, lafçı, lafazan, zevzek, lakırtı ebesi, ağız kavafı, lakırtı kavafı, çene kavafı, cır cır, çaçaron. Sır saklamayan, boşboğaz, ayran ağızlı.
MUAYENE
Bir kimsenin hasta olup olmadığını veya hastalığın ne olduğunu araştırma, sağlık muayenesi. Gözden geçirme, araştırma, yoklama, kontrol.
ETENESİZ
Etenesi olmayan.
ETENESİZLER
Etenesi bulunmayan basit yapılı memeli hayvanlar.
ÇENEBAZ
Çok konuşan, çenesi kuvvetli, çeneli.
FERMENELİ
Fermenesi olan.
ETENELİ
Etenesi olan.
ÇENESİZ
Çenesi olmayan. Yerinde ve düzgün konuşmasını bilmeyen. Çok konuşan.
DENGESİZ
Dengesi olmayan, muvazenesiz. Tutum ve davranışlarında uyum olmayan (kimse), istikrarsız, kararsız.
OTURAK
Oturulacak yer ya da şey. Bacaklarında veya başka bir yerinde, gezmesine engel olacak bir özrü olduğundan hep evde oturan (kimse), kötürüm. Bir şeyin yere gelen tarafı, taban. İçkili, çalgılı ve kadınlı eğlenti. Kürekli teknelerde kürekçilerin oturduğu enli tahta. Alçak iskemle. Boru mengenesinin tezgâha oturduğu ve vidalandığı bölüm. Ördek.
ÇALÇENE
Durup dinlenmeden konuşan, çenesi düşük (kimse), geveze.
DENİZİBİĞİ
Deniz rezenesi.
ENDOSKOPİ
İnsan vücudunda, organ veya kovuk içlerinin endoskopla muayenesi, iç görüm.
KİLİT
Anahtar, düğme gibi takılıp çıkarılabilen bir parça yardımıyla çalışan kapatma aleti. Bir yanı değirmi, öbür yanına demir çubuk geçirilmiş olan yarım halka. Atların alnından alt çenesine uzanan beyazlık.
SEDİMANTASYON
Tortu oluşması, çökelme. Tortulaşma. Pıhtılaşması önlenmiş kanda, alyuvarların dibe çökme hızının ölçülmesiyle yapılmış olan bir tür kan muayenesi.
KLİNİK
Hastanın bakıldığı, muayene edildiği yer. Vücut muayenesinde görülen (hastalık belirtisi). Hekim olacak öğrencilerin hasta başında uygulamalı olarak ders gördükleri hasta koğuşu.
KÖPEKKUYRUĞU
Yağlı güreşte rakibinin sırtını yere getirmek için onu çenesinden, alnından veya gırtlağından elle çekip sırtını yere getirmeye çalışma.
ÇENELİ
Çenesi olan. Çenebaz.
RADYOSKOPİ
Bir organ veya cismin her türlü açıdan biçiminin ve hareketlerinin ışınlar altında incelenmesini sağlayan muayenesi.