Sonu ENET ile biten kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; sonunda "enet" olan, toplam 26 adet kelime bulunmaktadır. Sonu enet ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.

Bunun yanı sıra, başında enet olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde enet olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.

 
 

11 harfli kelimeler

CİCİNENENET

10 harfli kelimeler

HEYRESENET

9 harfli kelimeler

MUKARENET, MÜBAYENET

8 harfli kelimeler

MESKENET, MEYMENET, MUAVENET

7 harfli kelimeler

KESENET, İSKENET, METENET, ALVENET, AYVENET, HESENET, ERKENET, ERGENET

6 harfli kelimeler

ANENET, EMENET

5 harfli kelimeler

MENET, TENET, RENET, ÇENET, JENET, SENET, KENET, DENET

4 harfli kelimeler

ENET

Bazı kelimelerin anlamları

ENET

İğdiş edilmiş hayvan. Kayık ve gemilerin denize indikleri eğik yer. Enginde akan suya ve pınara gidebilmek için açılan yol. Kara sığır gerdanı. İnat.

ALVENET

Yumurtayı yağda unla pişirip, üzerine yoğurt dökülerek yapılan yemek.

HEYRESENET

Arapça kökenli hayr-hasenât: hayır-hasanet; fayda.

ERKENET

Bir üzüm çeşidi.

ERGENET

Kırmızı saplı, beyaz taneli bir çeşit üzüm.

METENET

Arapça kökenli metânet: metanet; sabır; tahammül.

İSKENET

Asma çardağı.

KESENET

İnanca, güvence.

MÜBAYENET

Ayrılık, başkalık. Karşıtlık, uyuşmazlık.

MEYMENET

Uğur (I).

MUKARENET

Yaklaşma, kavuşma, bitişme. Yakınlık.

MESKENET

Miskinlik, beceriksizlik. Yoksulluk, fakirlik.

HESENET

Arapça kökenli hasenât: hasenat; iyilik.

AYVENET

Çılbır, yoğurtlu yumurta yemeği.

MUAVENET

Yardım.

CİCİNENENET

Arabulucu kadın.

  -   -   -  

Anlamında ENET bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde ENET geçen kelimeler listesi verilmiştir.

ÇAKIŞMAK

Birbirine geçip kenetlenmek, takılmak. Doğru, açı, yüzey vb. geometrik biçimler üst üste konulduklarında birbirini bütünüyle örterek eşit olmak. Aynı zaman dilimine denk gelmek. Söz yarışı etmek.

BANDROL

Denetim pulu. Bayrak direğinin tepesine süs olarak konulan uzun, kumaş şerit.

BAŞMÜFETTİŞ

Başdenetmen.

ARALIK

Ara. Borsada hisse senetlerinin alım satım emirlerinin verildiği süre. Yarı açık, tam kapanmamış. Uygun, elverişli durum, fırsat. Yılın on ikinci ayı, ilk kânun, kânunuevvel. İki nota arasındaki perde uzaklığı. Basımcılıkta harfler veya satırlar arasındaki açıklık, espas. Tuvalet. Evin iki bölümü veya iki oda arasındaki dar geçit, geçenek, koridor. Iğdır iline bağlı ilçelerden biri. Toplu beden eğitiminde art arda dizilenleri ayıran açıklık. Portenin paralel çizgileri arasındaki boşluk. Bir sesi bir başka sesten, kalına veya inceye doğru ayıran uzaklık.

AVAL

Ticari senetlerde, ödemeden sorumlu olanların ödememesi durumunda üçüncü bir kişinin alacaklılara senet bedelini ödeyeceğine ilişkin verdiği güvence. Saflığı sersemlik derecesine varan (kimse).

BAŞMURAKIP

Başdenetçi.

BONO

Belirli bir sürenin sonunda, belirli bir paranın, belirli bir kimseye ödeneceğini belirten senet, emre muharrer senet.

ACYO

Herhangi bir paranın gerçek değeriyle sürüm değeri arasında veya bir ticaret senedinin üzerinde yazılı miktar ile indirimden sonraki tutarı arasında doğan fark. Bankaların senetli kredi işlemlerinde yaptıkları tahsilat. Bir ticaret senedinin yenilenmesinde alınan komisyon.

AYRILIK

Ayrı olma durumu. Evlilik birliğinin yargıç kararı ile geçici bir süre için kaldırılması. Düşünce, görüş veya duygu arasındaki uymazlık, mübayenet. Birinden uzak düşme, firak, firkat.

BELEDİYE

İl, ilçe, kasaba, belde vb. yerleşim merkezlerinde temizlik, aydınlatma, su, toplu taşıma ve esnafın denetimi gibi kamu hizmetlerine bakan, başkanı ve üyeleri halk tarafından seçilen, tüzel kişiliği olan örgüt, şehremaneti. Bu örgütün bulunduğu bina.

BAŞMÜFETTİŞLİK

Başdenetmenlik.

BELLETMEN

Eğitim kurumlarında etütleri denetleyen kimse, belletici.

BAŞMURAKIPLIK

Başdenetçilik.

BAŞIBOŞ

Bir şeye veya kimseye bağlı olmayan. (başı'boş) Kendi isteğine göre, hiçbir etki altında kalmadan. (başı'boş) Yönetimsiz, baskısız, denetimsiz bir biçimde. Bağlanmamış, serbest bırakılmış.

AYARCI

Esnafın kullandığı ölçü aletlerini denetleyen görevli.

BAŞSIZLIK

Başı ya da başkanı bulunmama durumu. Siyasi ve idari kurumlardaki çözülme sonucunda devlet denetiminin kalmaması durumu, erksizlik.

BAKI

Özellikle dağlık yörelerde bir yamacın güneş ışınlarına, güneye veya kuzeye karşı konumunu belirleyen, bunun sonucu olarak da doğal şartlarını tespit eden durumu. Denetleme. Fal.

BORSA

Bazı tüccarların ve özellikle sarraflarla değerli kâğıt ve tahvil alışverişiyle uğraşanların alım satım ve değişim amacıyla devlet denetimi altında iş yaptıkları yer.

BELGİT

Senet. Bir önermeyi tanıtlamak için gösterilen ve daha önce doğru diye kabul edilen başka önerme, hüccet, burhan.

BAŞHEMŞİRE

Sağlık kuruluşlarında hemşirelik hizmetlerinin en üst düzeyde sunulması için hizmetlerin düzenlenmesinden, yürütülmesinden, denetlenmesinden sorumlu yönetici hemşire.