Kelimeler arşivi içinde; sonunda "enet" olan, toplam 26 adet kelime bulunmaktadır. Sonu enet ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında enet olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde enet olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
CİCİNENENET
HEYRESENET
MUKARENET, MÜBAYENET
MESKENET, MEYMENET, MUAVENET
KESENET, İSKENET, METENET, ALVENET, AYVENET, HESENET, ERKENET, ERGENET
ANENET, EMENET
MENET, TENET, RENET, ÇENET, JENET, SENET, KENET, DENET
ENET
ENET
İğdiş edilmiş hayvan. Kayık ve gemilerin denize indikleri eğik yer. Enginde akan suya ve pınara gidebilmek için açılan yol. Kara sığır gerdanı. İnat.
CİCİNENENET
Arabulucu kadın.
HEYRESENET
Arapça kökenli hayr-hasenât: hayır-hasanet; fayda.
İSKENET
Asma çardağı.
ALVENET
Yumurtayı yağda unla pişirip, üzerine yoğurt dökülerek yapılan yemek.
MÜBAYENET
Ayrılık, başkalık. Karşıtlık, uyuşmazlık.
MEYMENET
Uğur (I).
MESKENET
Miskinlik, beceriksizlik. Yoksulluk, fakirlik.
HESENET
Arapça kökenli hasenât: hasenat; iyilik.
KESENET
İnanca, güvence.
MUAVENET
Yardım.
MUKARENET
Yaklaşma, kavuşma, bitişme. Yakınlık.
ERGENET
Kırmızı saplı, beyaz taneli bir çeşit üzüm.
ERKENET
Bir üzüm çeşidi.
METENET
Arapça kökenli metânet: metanet; sabır; tahammül.
AYVENET
Çılbır, yoğurtlu yumurta yemeği.
Bu bölümde tanımı içerisinde ENET geçen kelimeler listesi verilmiştir.
AYRILIK
Ayrı olma durumu. Evlilik birliğinin yargıç kararı ile geçici bir süre için kaldırılması. Düşünce, görüş veya duygu arasındaki uymazlık, mübayenet. Birinden uzak düşme, firak, firkat.
AYARCI
Esnafın kullandığı ölçü aletlerini denetleyen görevli.
BAKI
Özellikle dağlık yörelerde bir yamacın güneş ışınlarına, güneye veya kuzeye karşı konumunu belirleyen, bunun sonucu olarak da doğal şartlarını tespit eden durumu. Denetleme. Fal.
BANDROL
Denetim pulu. Bayrak direğinin tepesine süs olarak konulan uzun, kumaş şerit.
BONO
Belirli bir sürenin sonunda, belirli bir paranın, belirli bir kimseye ödeneceğini belirten senet, emre muharrer senet.
BORSA
Bazı tüccarların ve özellikle sarraflarla değerli kâğıt ve tahvil alışverişiyle uğraşanların alım satım ve değişim amacıyla devlet denetimi altında iş yaptıkları yer.
ARALIK
Ara. Borsada hisse senetlerinin alım satım emirlerinin verildiği süre. Yarı açık, tam kapanmamış. Uygun, elverişli durum, fırsat. Yılın on ikinci ayı, ilk kânun, kânunuevvel. İki nota arasındaki perde uzaklığı. Basımcılıkta harfler veya satırlar arasındaki açıklık, espas. Tuvalet. Evin iki bölümü veya iki oda arasındaki dar geçit, geçenek, koridor. Iğdır iline bağlı ilçelerden biri. Toplu beden eğitiminde art arda dizilenleri ayıran açıklık. Portenin paralel çizgileri arasındaki boşluk. Bir sesi bir başka sesten, kalına veya inceye doğru ayıran uzaklık.
BELEDİYE
İl, ilçe, kasaba, belde vb. yerleşim merkezlerinde temizlik, aydınlatma, su, toplu taşıma ve esnafın denetimi gibi kamu hizmetlerine bakan, başkanı ve üyeleri halk tarafından seçilen, tüzel kişiliği olan örgüt, şehremaneti. Bu örgütün bulunduğu bina.
ACYO
Herhangi bir paranın gerçek değeriyle sürüm değeri arasında veya bir ticaret senedinin üzerinde yazılı miktar ile indirimden sonraki tutarı arasında doğan fark. Bankaların senetli kredi işlemlerinde yaptıkları tahsilat. Bir ticaret senedinin yenilenmesinde alınan komisyon.
BAŞMÜFETTİŞ
Başdenetmen.
BAŞHEMŞİRE
Sağlık kuruluşlarında hemşirelik hizmetlerinin en üst düzeyde sunulması için hizmetlerin düzenlenmesinden, yürütülmesinden, denetlenmesinden sorumlu yönetici hemşire.
ÇAKIŞMAK
Birbirine geçip kenetlenmek, takılmak. Doğru, açı, yüzey vb. geometrik biçimler üst üste konulduklarında birbirini bütünüyle örterek eşit olmak. Aynı zaman dilimine denk gelmek. Söz yarışı etmek.
AVAL
Ticari senetlerde, ödemeden sorumlu olanların ödememesi durumunda üçüncü bir kişinin alacaklılara senet bedelini ödeyeceğine ilişkin verdiği güvence. Saflığı sersemlik derecesine varan (kimse).
BAŞMÜFETTİŞLİK
Başdenetmenlik.
BELGİT
Senet. Bir önermeyi tanıtlamak için gösterilen ve daha önce doğru diye kabul edilen başka önerme, hüccet, burhan.
BAŞIBOŞ
Bir şeye veya kimseye bağlı olmayan. (başı'boş) Kendi isteğine göre, hiçbir etki altında kalmadan. (başı'boş) Yönetimsiz, baskısız, denetimsiz bir biçimde. Bağlanmamış, serbest bırakılmış.
BAŞSIZLIK
Başı ya da başkanı bulunmama durumu. Siyasi ve idari kurumlardaki çözülme sonucunda devlet denetiminin kalmaması durumu, erksizlik.
BAŞMURAKIP
Başdenetçi.
BAŞMURAKIPLIK
Başdenetçilik.
BELLETMEN
Eğitim kurumlarında etütleri denetleyen kimse, belletici.