Kelimeler arşivi içinde; başında "endi" olan, toplam 39 adet kelime bulunmaktadır. endi ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu endi ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde endi olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
ENDİŞELENEBİLMEK
ENDİŞELENDİRMEK, ENDİŞELENEBİLME
ENDİRELLEMEMEK, ENDİŞELENDİRME
ENDİŞESİZLİK, ENDİŞELENMEK
ENDİŞELENME, ENDİRTLEMEK
ENDİKLEMEK, ENDİKASYON
ENDİŞESİZ
ENDİŞELİ, ENDİRTME, ENDİRMEK, ENDİRİCE, ENDİYGÜN, ENDİREKT, ENDİREDE, ENDİKMEK
ENDİREZ, ENDİGÜN, ENDİRİZ, ENDİRDE, ENDİĞUN, ENDİREK, ENDİMEN
ENDİNE, ENDİĞİ, ENDİKİ, ENDİME, ENDİŞE, ENDİRA, ENDİRE, ENDİRİ
ENDİ
Evvelki: Endi gün.
ENDİRTME
Bir çeşit koyun sağma.
ENDİŞELENEBİLMEK
Endişelenme imkânı veya olasılığı bulunmak.
ENDİŞELİ
Endişesi olan.
ENDİŞELENME
Endişelenmek işi.
ENDİKASYON
Bir hastalıkta izlenecek tedavi yöntemi ve müdahalenin belirlenmesi, indikasyon. Bir ilacın hangi hastalıklara ve hangi biçimde uygun olacağını veya bir operasyonun hangi koşullarda gerekli olduğunu ifade eder.
ENDİRTLEMEK
İneği sağmadan önce, sütü gelsin diye danasına bir iki yudum emdirtmek.
ENDİŞESİZ
Endişesi olmayan.
ENDİŞELENMEK
Tasalanmak, kaygılanmak.
ENDİŞESİZLİK
Endişesiz olma durumu.
ENDİŞELENDİRME
Endişelendirmek işi.
ENDİŞELENDİRMEK
Endişelenme işini yaptırmak.
ENDİŞELENEBİLME
Endişelenebilmek işi.
ENDİRELLEMEMEK
Tenezzül etmemek.
ENDİKLEMEK
Yoksuzluğun son derecesine varmak.
ENDİRMEK
İndirmek. indirmek.
Bu bölümde tanımı içerisinde ENDİ geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ADAMAK
Bir dileğin gerçekleşmesi amacıyla kutsal olduğuna inanılan bir güce niyette bulunmak, nezretmek. İthaf etmek. Bir şeyle yoğun olarak ilgilenmek. Kutsal saydığı bir şey uğruna kendini feda etmek üzere söz vermek. Ayırmak, tahsis etmek.
ADLANDIRMAK
Çağırmak veya anmak için bir canlıya, bir yere, bir şeye ad vermek, ad koymak, ad takmak, ad vermek, isimlendirmek, isim koymak, isim takmak, isim vermek, tesmiye etmek.
ADLANDIRILMA
Adlandırılmak işi, isimlendirilme.
ADA
Deniz veya göl suları ile çevrilmiş küçük kara parçası, cezire. Tali yoldan ana yola güvenli çıkışı sağlamak için tali yolun sağ tarafına yapılan, çizgilerle ayrılmış bölüm. Çevresi yollarla belirlenmiş olan arsa ve böyle bir arsayı kaplayan yapılar topluluğu. Kavşaklarda trafiği düzenleyici, yönlendirici veya ayırıcı olmak üzere bordürle sınırlandırılmış veya yer çizgileriyle belirlenmiş alan.
ADAY
Bir görev, bir iş için kendini ileri süren veya başkaları tarafından ileri sürülen kimse. Bir iş için yetiştirilmekte, eğitilmekte olan kimse, namzet.
ADAMCAĞIZ
Kendisine sevgi veya acıma duyulan erkek.
ADLANMAK
Kendisine ad verilmek, isimlenmek. Kötü ün kazanmak, isimlenmek.
ACENTE
Bir kuruluşun yaptığı işi onun adına kazanç karşılığında yürüten daha küçük kuruluş. Bu kuruluşun veya şubelerinin başında bulunan kimse. Bir kuruluşa bağlı olmaksızın sözleşmeye dayanarak belirli bir yer ve bölge içinde sürekli olarak ticarethane veya işletmeyi ilgilendiren işlerde aracılık eden, bunları o işletme adına yapan kimse. Banka şubesi. Vapur ortaklığı.
AFTOS
Gönül eğlendiren kimse.
ABLA
Bir kimsenin kendisinden büyük olan kız kardeşi. Erkeklerin kız veya kadınlara seslenirken söyledikleri söz. Büyük kız kardeş gibi saygı ve sevgi gösterilen kız veya kadın. Genelev veya randevuevi işletmecisi kadın, çaça, mama (II).
AGU
Süt çocuklarının neşelendikleri zaman çıkardıkları ses.
ADLANDIRMA
Adlandırmak işi, isimlendirme.
AFOROZ
Hristiyanlıkta kilise tarafından verilen cemaatten kovma cezası. Darılıp biriyle konuşmama, ilgiyi kesip kendinden uzaklaştırma, toplum dışılama.
AÇILMAK
Açma işine konu olmak. Kendine gelmek, biraz iyileşmek, ferahlamak. Kıyıdan uzaklaşmak. Yeni bir bakış açısı getirmek. Renk koyuluğunu yitirmek. Kapı, yol vb. geçit vermek. Gereken güce ulaşmak. Kuruluşlar ilk kez veya yeniden işe başlamak. Sıkılması, çekinmesi, tutukluğu kalmamak. Herhangi bir konuyla veya sorunla ilgili olarak düşünce ve uygulamalarda yeni koşulların gerektirdiği değişiklikleri veya yenilikleri yapmak. Ayrıntıya girmek. Sırrını, üzüntüsünü, sorunlarını birine söylemek. Genişlemek, bollaşmak. İşini gereğinden veya yapabileceğinden geniş tutmak. Delinmek, yırtılmak. Sis, karanlık, duman vb. dağılmak, yoğunluğunu yitirmek.
AĞIRKANLI
Ağırcanlı. Hippokrates'in ortaya attığı ağırcanlılık, soğukluk, kolayca duygulanmayış gibi nitelikleri kendinde toplayan kişilik tipi.
ADLANDIRILMAK
Adlandırma işi yapılmak, isimlendirilmek.
AÇIKLAYICI
Bir sorunu gerekli açıklığa kavuşturan. Kendinden önce gelen kelimeyi belirten, açıklayan (kelime veya kelimeler): "Atatürk, yeni Türkiye'nin kurucusu, daima saygı ile anılacaktır" cümlesindeki 'yeni Türkiye'nin kurucusu' sözü Atatürk adının açıklayıcısıdır.
AĞIRLIK
Ağır olma durumu. Ağırbaşlılık. Terazilerde tartma işi yapılırken bir kefeye konulan nesne. Değerlendirmelerde herhangi bir konu veya evreye, olağanın üzerinde ve belli oranda tanınan değer. Yer çekiminin, bir cismin molekülleri üzerindeki etkisinin oluşturduğu bileşke, gravite. Uykudayken gelen ve insana boğulur gibi bir duygu veren durum. Uyuşukluk ve gevşeklik durumu. Sıkıcı, bunaltıcı, iç karartıcı durum. Orduda bir birliğin cephane, yiyecek ve eşya yükleri. Sorumluluk. Sıkıntı. Takı. Değerli olma durumu. Yük, külfet. Dikkati ve önemi bir şey üzerinde yoğunlaştırmak. Güreş, boks, halter, judo vb. spor dallarında, sporcuların kilolarına göre girdikleri kategori. Etki, baskı, güçlük. Çeyizini düzmek için damadın geline verdiği para, kalın.
ADAMCIK
Kendisine acınılan kimse. Yerilen, küçümsenen kimse.
ADALET
Yasalarla sahip olunan hakların herkes tarafından kullanılmasının sağlanması, türe. Herkese kendine uygun düşeni, kendi hakkı olanı verme, doğruluk. Bu işi uygulayan, yerine getiren devlet kuruluşları. Hak ve hukuka uygunluk, hakkı gözetme.