Kelimeler arşivi içinde; başında "emme" olan, toplam 8 adet kelime bulunmaktadır. emme ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu emme ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde emme olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
EMMETROP
EMMEMA, EMMETE
EMMEÇ, EMMEK, EMMEL, EMMEN
EMME
EMME
Emmek işi. Petrol ile ilgili işlemlerde bir akışkanın çekilişi. Bir deponun böyle bir çekilme ile doldurulması işlemi. Soğurma. Boruda akan sıvının oluşturduğu çekiş.
EMMEL
Hayvanları yürütmek için kullanılan, ucunda demir bulunan sopa, değnek. Boyunduruğa alışkın öküz.
EMMEMA
İmame, cübbe.
EMMEN
Çukur, bağ çubuğu, ağaç ya da sebze dikmek için açılan çukur.
EMMEK
Dudak, dil ve soluk yardımıyla bir şeyi içine çekmek, somurmak. Tükürük yardımıyla eriterek içine çekmek. Uzun süre yararlanmak. Soğurmak.
EMMETROP
Normal görüş.
EMMEÇ
Aspiratör.
EMMETE
Amcaoğlu.
Bu bölümde tanımı içerisinde EMME geçen kelimeler listesi verilmiştir.
EMDİRME
Emmesini sağlama, emdirme işi.
KIYAK
Benzerlerinden üstün olan, çok güzel, mükemmel. Kıyıcı, zalim, gaddar. Hoşgörü, ayrıcalık tanıma. Güzel, biçimli, yakışıklı, düzgün giyimli.
EMİŞMEK
Karşılıklı olarak emmek. Sağılmadan önce koyunlar kuzular tarafından gizlice emilmek.
İMTİSAS
Emme, emerek çekme, soğurma.
İLAHİ
"Bu ne hâl, ne tuhaf" gibi şaşma, sitem bildiren bir söz. Tanrı ile ilgili olan, Tanrı'ya özgü olan, tanrısal, lahuti. Çok güzel, mükemmel. Tanrı'yı övmek, ona dua etmek için yazılıp makamla okunan nazım.
EMİLMEK
Emme işine konu olmak.
ASPİRATÖR
Havadaki duman, is, koku vb. yabancı maddeleri emerek dışarı atan aygıt, emmeç. Kendisine bağlanan bir kabın içindeki gazı seyreltmeye veya sıkıştırmaya yarayan, içinden bir sıvı geçirilerek çalıştırılan araç, emmeç.
EMİŞ
Emme işi.
HARİKA
Yaradılışın ve imkânların üstünde nitelikleriyle insanda hayranlık uyandıran. "Güzel" anlamında kullanılan bir söz. Çok büyük bir hayranlık uyandıran, eksiksiz, kusursuz, tam, mükemmel.
İÇMEK
Bir sıvıyı ağza alıp yutmak. Bir şey, bir sıvıyı içine çekmek, emmek. Sigara, nargile vb.nin dumanını içe çekmek. İçki kullanmak.
EMİCİ
Emme özelliği olan.
BURUNSAK
Hayvan yavrusunun anasından süt emmesini önlemek için burnuna geçirilen başlık, burunsalık, burunluk. Hayvanların burunlarına geçirilen ip, burunsalık, burunluk.
BİTLER
Kanatlılar alt sınıfına giren, ağız yapıları sokup emmeye elverişli, memelilerde yaşayan ve kanla beslenen bir böcek takımı.
EKSİK
Bir bölümü olmayan, noksan, natamam. Mükemmel olmayan, kusurlu, muallel, sakat. Az. İhtiyaç duyulan şey.
BERKEMAL
Mükemmel, pek iyi.
EMİK
Emmekten çürüyen yer, emme izi. İnsan beyni.
KOMPLE
Dolu. Bütünü aynı şeyden olup bir takım oluşturan. Üstün nitelikleri kendinde toplayan, mükemmel. Eksiksiz, gerekli her şeyi tamam olan, tam.
ÇEKMEK
Bir şeyi tutup kendine ya da başka bir yöne doğru yürütmek. Atmak, vurmak. Taşıma gücü olmak. Bir kimseyi veya bir şeyi geri almak. Kaçan ilmeği örmek. Asmak. Herhangi bir engel kurmak. Şans denemek amacıyla hazırlanmış kâğıtlardan birini almak. Güç durumlara dayanmak, katlanmak. Görüntüyü bir aletle özel bir nesne üzerine kaydetmek. Üzerinde bulunan bir silahla saldırmak için davranmak. Dişi hayvanı çiftleşmek için erkeğin yanına götürmek. İmbik yardımı ile elde etmek. Hoşa gitmek, sarmak. Tartıda ağırlığı olmak. Masrafını karşılamak, ikramda bulunmak. Yollamak. İçine almak, emmek. Hamur vb. iyice pişmiş duruma gelmek. Daralıp kısalmak. Vericiden gelen dalgaları algılayarak televizyon, radyo, telefon vb. aygıtlarla bağlantı kurmak. Bir kimse ailesinden birine herhangi bir bakımdan benzemek. Germek. Tedavi amacıyla şişe, vantuz, sülük vb.ni uygulamak. Bir duyguyu içinde yaşatmak. Aynısını yazmak veya çizmek. Bir yerden bir şeyi yukarı doğru almak. Öğütmek. Çizgi durumunda uzatmak. Boya, badana vb. sürmek. Döşemek. Yürütmek, sürmek. Yol, ay sürmek. Bir yerden başka bir yere taşımak. Örtmek, giymek. Protesto, poliçe, çek vb. düzenleyip yürürlüğe koymak. Bir amaçla ortadan kaldırmak. Bir cisim, belli bir yakınlıktaki başka bir cismi kendisine yaklaşmaya zorlamak, itmek karşıtı. Herhangi bir anlama almak. Taşıtı bir yere bırakmak, koymak. Bir şeyin içyüzünü anlamak amacıyla bir kimseyi sıkıştırmak. İçki içmek. Bir şeyi emip dışarıya çıkarmak.
EMDİRMEK
Emmesini sağlamak.
EMLİK
Emme döneminde olan çocuk. Zamanından daha geç doğan kuzu veya oğlak.