EMRE ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "emre" olan, toplam 12 adet kelime bulunmaktadır. emre ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu emre ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde emre olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

12 harfli kelimeler

EMREDEBİLMEK

11 harfli kelimeler

EMREDEBİLME, EMREMSULTAN

10 harfli kelimeler

EMREYLEMEK

9 harfli kelimeler

EMREYLEME

8 harfli kelimeler

EMRETMEK

7 harfli kelimeler

EMRECİK, EMREHEL, EMRELER, EMRETME

5 harfli kelimeler

EMREZ

4 harfli kelimeler

EMRE

Bazı kelimelerin anlamları

EMRE

Kardeş. Âşık, müptelâ. Âşık, tutkun. Halk şairi. Arkadaş. Balıkesir şehrinde, Bandırma belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi. Erzurum ili, Köprüköy ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir bölge. Manisa kenti, Gökçeören nahiyesine bağlı bir bölge. Sivas ilinde, Hafik ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi.

EMREHEL

Şaşkın, miskin, Allahlık: Emrehelim sen ne işe yararsın?.

EMREDEBİLME

Emredebilmek işi.

EMRELER

Kastamonu şehri, Seydiler belediyesi, merkez bucağına bağlı bir bölge.

EMREZ

Kütahya şehrinde, Aslanapa belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri.

EMRETMEK

Buyurmak, emir vermek.

EMREDEBİLMEK

Emretme imkânı veya olasılığı bulunmak.

EMREYLEME

Emreylemek işi.

EMREYLEMEK

Buyurmak, emretmek.

EMREMSULTAN

Ankara şehri, Nallıhan ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yer.

EMRECİK

Erzurum kenti, Ilıca belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim birimi.

EMRETME

Emretmek işi.

  -   -   -  

Anlamında EMRE bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde EMRE geçen kelimeler listesi verilmiştir.

DERMATOFİTOZİS

Deri ve eklentilerinin keratinli tabakalarının patojen dermatofit türü mantarlardan biriyle yüzeysel, çok bulaşıcı ve insanlara da bulaşabilen enfeksiyonu, epidermofitozis, Halk dilinde demregü, dermem. Tanı anamneze, klinik bulgu, deri kazıntılarının ve kılların mikroskobik incelemesine, kılların morötesi ışık altında muayenesine, deri biopsilerine ve mantar kültürlerine dayanır.

LEBBEYK

"Buyurun efendim, emredin" anlamlarında bir seslenme sözü.

BAŞAK

Arpa, buğday, yulaf ve benzerleri ekinlerin tanelerini taşıyan kılçıklı başı. Tarlalarda, bağlarda dökülmüş veya tek tük kalmış olan ürün. Zodyak üzerinde Aslan ile Terazi arasında bulunan takımyıldızın adı. Merdiven, el merdiveni, merdiven basamağı, iskele. Tahıl ve meyveleri devşirdikten sonra geriye kalan döküntüler: Zavallı ihtiyar kadın, ömrünü başak toplamakla geçirir. Sigara izmariti: Tütün alacak parası yok ki başak toplayıp içiyor. Ana eksen üzerindeki çiçekleri sapsız olan çiçek durumu. Spika. Mahsûl devşirildikten sonra dal ve sap üzerinde kalmış olan artıklar. Demren, okun ucundaki sivri demir. İstanbul şehri, Karacaköy bucağına bağlı bir yerleşim birimi. Malatya ilinde, Hasançelebi bucağına bağlı bir yerleşim birimi. Mardin kenti, Kızıltepe belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir bölge. Şırnak şehri, Silopi ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi. Bir takımyıldızın ve bir burcun adı; Başak takımyıldızı, Başak burcu.

ÇEMREME

Çemremek işi.

BUYURMAK

Bir şeyin yapılmasını veya yapılmamasını kesin olarak söylemek, emretmek. Söylemek, demek, düşüncesini bildirmek. Etmek, eylemek. Almak. Gelmek, gitmek, geçmek, girmek.

ÇEMİRLEMEK

Kolunu veya paçalarını sıvamak, eteğini toplamak. Etekleri toplamak, paçaları sıvamak, hazırlanmak. Cemremek; çemrelemek; sıvamak.

BONO

Belirli bir sürenin sonunda, belirli bir paranın, belirli bir kimseye ödeneceğini belirten senet, emre muharrer senet.

BAŞKALDIRI

Herhangi bir amaçla kurulu düzene veya devlet güçlerine karşı gelme, başkaldırma, ayaklanma, isyan. Bir düzene veya emre boyun eğmeme, uymama, itaat etmeme.

KEMRELEME

Kemrelemek işi.

BUYRUKÇU

Buyuran, emreden kimse.

EĞEŞMEK

Herhangi bir işin yapılmasını birbirinden bekleyerek iki kişi iddialaşmak. Yarışmak. Güvenmek. Şakalaşmak, sataşmak. Bir işin yapılmasını emretmek. Söz etmek.

GÜBRE

Verimini artırmak için toprağa dökülen her türlü hayvan dışkısı, kimyasal veya bitkisel madde, kemre.

DERMEN

Yelek, önü işlemeli bir çeşit yelek. Değirmen. İlaç. Değirmen, karşılığı d'armen, davermen. Demren.

BUYURULMAK

Emir almak, emredilmek.

ÇEMİRLENMEK

Kolunu veya paçalarını sıvamak, eteğini toplamak. İşe girişmek; cemrenmek.

OTORİTE

Yaptırma, yasak etme, emretme, itaat ettirme hakkı ya da gücü, yetke, sulta, velayet. Çalışmalarıyla kendini kabul ettirmiş, başarılı kimse. Siyasi veya idari güç.

KARÇUNLANMAK

Emretmek.

KONUŞUK

Sözleşme, mukavele. Konuşma, sohbet etme. Zühre yıldızı. Fazla soğuk yapan cemreler. Konuşma, söz, lakırtı.

ÇEMRENME

Çemrenmek işi.

GÜBRELİK

Gübre konulan yer, kemrelik.