EMET ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "emet" olan, toplam 5 adet kelime bulunmaktadır. emet ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu emet ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde emet olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

Bazı kelimelerin anlamları

EMET

Kütahya iline bağlı ilçelerden biri.

EMETULLAH

Allah'ın kulu (kadınlar için kullanılır).

EMETİK

Kusmaya neden olan madde.

EMETE

Hala, babanın kız kardeşi.

EMETİ

Hala, babanın kız kardeşi.

  -   -   -  

Anlamında EMET bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde EMET geçen kelimeler listesi verilmiştir.

DEMETLEME

Demetlemek işi.

DEMETLİ

Demet biçiminde olan.

DİRENÇ

Dayanma, karşı koyma gücü, mukavemet. Bir nesnenin elektrik akımına karşı dayanma özelliği, mukavemet, rezistans. Bir çevrime istenilen değerde ek direnç katmak için kullanılan düzen, mukavemet, rezistans.

FAVORİ

Herhangi bir iş veya yarışmada üstünlük sağlayacağına inanılan (kimse, taraf, takım vb.). Yüzün iki yanında, saçın devamı olarak bırakılan sakal demeti, duluk. Gözde.

DEMETLEMEK

Demet yapmak, demet durumunda ayırıp bağlamak.

DEMETLENMEK

Demet yapılmak.

CEMETME

Cemetmek işi.

BUKET

Çiçek demeti.

DAYANMAK

Bir yere yaslanmak, kendini dayamak. Varmak, ulaşmak. Tutunmak, karşı durmak, karşı koymak, mukavemet etmek. Uzun süre kullanılmaya uygun olmak. Güç bir duruma katlanmak, çekmek, sabretmek, tahammül etmek. Birinden, bir şeyden güç almak, güvenmek, istinat etmek. Yetişmek, yeter olmak. Bir şeyin üzerinde kurulmuş olmak. Zarar görmemek, varlığını korumak, hasar görmemek. Bir iş sonunda birinin veya bir şeyin üzerinde kalmak. Bütün gücünü kullanarak bir işi yapmak.

BAŞAKÇIK

Çiçeklerde başağı oluşturan çiçek demeti veya topluluğu.

ÇİLE

Zahmet, sıkıntı. Yay kirişi. İpek, yün, pamuk vb. her türlü iplik demeti. Dervişlerin kırk gün süre ile kendilerine uyguladıkları zahmetli ve perhizli dönem.

ELÇİM

Bir defada ele alınabilecek kadar az olan nesne. Tutam, bir demet, bir parça.

DİYAFRAM

Göğüs ve karın boşluklarını birbirinden ayıran ince ve geniş kas. Bir ışık demetinde uçtaki ışıkları tutmak ve optik cihazlarda daha net bir görüntü elde etmek için kullanılan çapı ayarlanabilir ışık geçirmez levha.

DEMETLETMEK

Demet yaptırmak.

BAĞ

Bir şeyi başka bir şeye veya birçok şeyi topluca birbirine tutturmak için kullanılan ip, sicim, şerit, tel vb. düğümlenebilir nesne. Meyve bahçesi. Üzüm kütüklerinin dikili bulunduğu toprak parçası. Bir halat üzerine atılan sağlam, düzgün ve istendiğinde kolayca çözülebilen her türlü düğüm. Kemikleri birbirine bağlamaya, iç organları yerinde tutmaya yarayan lif demeti. Nota yazarken yan yana gelen aynı veya farklı değerdeki notaların birbirine bağlanarak çalınacağını belirtmek için yapılmış olan yay biçimindeki işaret. İlgi, ilişki, rabıta. Bağlam, deste, demet. Sargı.

DESTE

Cinsleri aynı veya birbirine yakın olan şeylerin bir arada bağlanmışı, demet, bağlam. Yağlı güreşte pehlivanların ayrıldıkları derecelerden biri. Elli iki karttan oluşan iskambil kâğıdı. Kılıç, bıçak vb.nin elle tutulacak yeri. Aynı cinsten onluk bir küme.

ANADUT

Ekin ve ot demetlerini arabaya yüklemeye veya harmanı aktarmaya yarayan uzun saplı, üç dişli, ahşap araç.

DAYANIRLIK

Direnç, mukavemet.

DEMETÇİ

Demet yapan kimse. Harman makinesini ekin demetleriyle dolduran kimse.

DEMETÇİK

Küçük demet.