Kelimeler arşivi içinde; sonunda "emik" olan, toplam 42 adet kelime bulunmaktadır. Sonu emik ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında emik olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde emik olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
HİPERENDEMİK
PLEKTONEMİK, HOLOENDEMİK, HİPOKALEMİK, HİPOENDEMİK
POLİNEMİK, KERTLEMİK, ANOKSEMİK
ZERZEMİK, AKADEMİK, TOKSEMİK, PANDEMİK, ÇİĞNEMİK, EPİDEMİK, SİSTEMİK
AKKEMİK, VOLEMİK, RASEMİK, GÖĞEMİK, ENDEMİK, PİYEMİK, POLEMİK, KOLEMİK, İŞŞEMİK, İSKEMİK
ANEMİK, İŞEMİK, İREMİK, IREMİK, ÜREMİK, ACEMİK, EREMİK, EDEMİK
EMİK
Emmekten çürüyen yer, emme izi. İnsan beyni.
HİPOKALEMİK
Kanda potasyum noksanlığıyla belirgin.
KERTLEMİK
Çitlembik.
PANDEMİK
Bir hastalığın birden fazla ülke veya kıtada salgın hâlinde görülmesi. Aynı zamanda birçok ülkede olan salgın. Kıtalar arası salgın.
ÇİĞNEMİK
Ağızda çiğnenip çıkarılan yemek.
ANOKSEMİK
Kanda ileri derecede oksijen azlığı veya hiç oksijen olmaması.
EPİDEMİK
Salgın hastalıkla ilgili.
AKADEMİK
Akademi ile ilgili olan. Bilimsel niteliği olan.
HOLOENDEMİK
Bir enfeksiyonun görülme sıklığının bir bölge, ülke veya kıtada oldukça yüksek ve bir örnek özellik göstermesi.
HİPOENDEMİK
Enfeksiyon oranının sabit ve birkaç hayvanda sınırlı kalması.
SİSTEMİK
Sayısal ve ekonomik konulara belli sistemler çerçevesinde bakan.
POLİNEMİK
Birden çok iplikten oluşan.
HİPERENDEMİK
Belirli bir coğrafik bölgede, genellikle mevsimsel olarak bir hastalık ve enfeksiyonun yüksek bulaşma durumu.
ZERZEMİK
Doluyla karışık yağan yağmur.
PLEKTONEMİK
Biraz basit ve düzenli bir biçimde dizilerin bir biri etrafında net bir dönüşüyle ortaya çıkan moleküler polimerlerdeki yapı.
TOKSEMİK
Toksemiyle ilgili olan. Toksemiye bağlı, tokseminin neden olduğu.
Bu bölümde tanımı içerisinde EMİK geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ALT
Bir şeyin yere bakan yanı, zir, üst karşıtı. Birkaç şeyden aşağıda olan. Bir şeyin yere yakın bölümü. Birine göre daha aşağı mevkide olan kimse, madun. Sınıflamalarda ikinci derecede olan. Bir nesnenin tabanı. Oturulurken uyluk kemiklerinin yere gelen bölümü.
ÇATLAK
Çatlamış olan. Yer altındaki taş kütlelerinin basınç ve gerilim dolayısıyla yer değiştirmeden çatlayıp yarılması, diyaklaz. Değişimin başlangıcı. Deli. Deri, mukoza, kemik veya herhangi bir organ üzerinde uzunluğuna olan açıklık, yarık, fissür. Ara, aralık. Herhangi bir yerde uzunluğuna olan açıklık.
CEBİRE
Kırık ve çıkık kemikleri yerinde tutmak için kullanılan tahta, mukavva veya tenekeden yapılmış, üzeri sargıyla kaplanan levha, süyek, koaptör. Rayları iki ucundan birbirine bağlamak için kullanılan delikli metal çubuk.
BALIKGÖZÜ
Ayakkabıların bağ geçirilen deliklerine ve kemer deliklerine takılan maden, kemik vb.nden yapılmış halka.
AĞIRŞAK
Yün veya iplik eğrilen iği ağırlaştırmak için alt ucuna geçirilen yarım küre biçiminde, ortası delik ağaç veya kemik parça. Teker biçiminde yassı nesne, kurs (I).
ÇİVİ
İki şeyi birbirine tutturmak, bir nesneyi bir yere sabitlemek için çakılan, ucu sivri, başlı, metal veya ağaçtan yapılmış ufak çubuk, mıh. Kalkan balığının üzerindeki düğmeye benzer kemiksi oluşum.
BICIL
Aşık kemiğinin altında bulunan küçük bir kemik. Bu kemikle oynanan bir oyun.
BARBUNYA
Barbunyagillerden, kırmızı pullu, beyaz etli, kemikli bir balık, barbun (Mullus barbahıs). Taneleri yuvarlak, oval veya yassı, kırmızı benekli, bir tür fasulye.
BAĞ
Bir şeyi başka bir şeye veya birçok şeyi topluca birbirine tutturmak için kullanılan ip, sicim, şerit, tel vb. düğümlenebilir nesne. Meyve bahçesi. Üzüm kütüklerinin dikili bulunduğu toprak parçası. Bir halat üzerine atılan sağlam, düzgün ve istendiğinde kolayca çözülebilen her türlü düğüm. Kemikleri birbirine bağlamaya, iç organları yerinde tutmaya yarayan lif demeti. Nota yazarken yan yana gelen aynı veya farklı değerdeki notaların birbirine bağlanarak çalınacağını belirtmek için yapılmış olan yay biçimindeki işaret. İlgi, ilişki, rabıta. Bağlam, deste, demet. Sargı.
BREŞ
Doğal çimento ile lavlı, kavkılı, kabuklu, kemikli kırıntıların kaynaşmasıyla oluşmuş kütle. Bir yapay mermer türü.
BÜKEN
Oynak kemikleri arasındaki açıları daraltan kasların genel adı, açan karşıtı.
BAKANAK
Geviş getiren hayvanların ayaklarının arkasındaki körelmiş tırnak, kemik çıkıntısı.
AÇAN
Oynak kemiklerin arasındaki açıları genişletmeye yarayan kasların genel adı, büken karşıtı.
ALABALIKGİLLER
Omurgalı hayvanlardan, kemikli balıkların bir familyası.
ÇIKIK
Bir kemik veya organın yerinden çıkmış olması. Yerinden çıkmış (kemik veya organ). Çıkıntısı olan.
BINGILDAK
Kafatasının kemikleşmeden önce kemiklerin birleşme yerlerinde bulunan kıkırdak bölümü.
AKARCA
Küçük akarsu. Sürekli işleyen çıban, fistül. Kaplıca. Kemik veremi.
ÇOTİRAGİLLER
Örnek hayvanı çotira olan kemikli balıklar familyası.
ÇENE
Canlılarda baş bölümünde yer alan, kemik veya kıkırdak ile desteklenen, altlı üstlü dişleri taşıyan ve ağzın kapanıp açılmasını sağlayan kasları üzerinde barındıran iki parçaya verilen ad. Baş bodoslamasının omurga ile birleştiği yer, çarık. Köşe. Mengene, kerpeten vb. araçların eşyayı sıkıştıran karşılıklı iki parçasından her biri. Çok konuşma huyu, gevezelik.
AKROMEGALİ
Genel gelişme bittikten sonra el, çene, burun vb. vücudun sivri kısımlarındaki kemiklerin kalınlaşması, büyümesi veya uzaması.