İçinde EMİK geçen kelimeler

Kelimeler arşivinde; içinde "emik" olan, toplam 69 tane kelime bulunuyor. İçerisinde emik bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ek olarak sonu emik ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında emik olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.

 
 

16 harfli kelimeler

KEMİKDİLLİGİLLER

14 harfli kelimeler

KEMİKLEŞTİRMEK

13 harfli kelimeler

HEMİKRİPTOFİT, KEMİKLEŞTİRME, TÜMKEMİKLİLER

12 harfli kelimeler

HİPERENDEMİK, POLEMİKÇİLİK

11 harfli kelimeler

KEMİKLİDERE, HİPOENDEMİK, KEMİKLİALAN, KEMİKLEŞMEK, KEMİKSİZLİK, HİPOKALEMİK, HOLOENDEMİK, PLEKTONEMİK, ŞEMİKLENMEK

10 harfli kelimeler

KEMİKLEŞME, KEMİKGERİŞ

9 harfli kelimeler

POLİNEMİK, POLEMİKÇİ, ANOKSEMİK, KERTLEMİK

8 harfli kelimeler

AKADEMİK, KEMİKÇİL, ZERZEMİK, KEMİKLER, KEMİKLİK, KEMİKMEK, PANDEMİK, ÇİĞNEMİK, EPİDEMİK, KEMİKÇİK, TOKSEMİK, SİSTEMİK, KEMİKSİZ

7 harfli kelimeler

PREMİKS, PEMİKAN, KOLEMİK, VOLEMİK, ENDEMİK, KEMİKLİ, KEMİKSİ, POLEMİK, ŞEMİKLİ, İŞŞEMİK, PİYEMİK, İSKEMİK, AKKEMİK, EMİKDAŞ, RASEMİK, GÖĞEMİK

6 harfli kelimeler

REMİKS, İREMİK, İŞEMİK, IREMİK, EREMİK, EDEMİK, ACEMİK, ÜREMİK, ANEMİK

5 harfli kelimeler

MEMİK, HEMİK, GEMİK, SEMİK, ŞEMİK, ÇEMİK, KEMİK, ZEMİK

4 harfli kelimeler

EMİK

Bazı kelimelerin anlamları

EMİK

Emmekten çürüyen yer, emme izi. İnsan beyni.

TÜMKEMİKLİLER

(Holostei), Omurgalı hayvanlardan balıklar (Pisces) sınıfının bir takımı. İyi gelişmiş kemik iskeletleri vardır. Bazı sınıflandırmalara göre yuvarlakpullular (Cycloganoidea) ve eşkenarpullular (Rhomboganoidea) takımlarına karşılıktır. Yapı bakımından kemikli balıklara çok, yaklaşmışlardır.

HİPOENDEMİK

Enfeksiyon oranının sabit ve birkaç hayvanda sınırlı kalması.

POLEMİKÇİLİK

Polemikçinin işi.

HOLOENDEMİK

Bir enfeksiyonun görülme sıklığının bir bölge, ülke veya kıtada oldukça yüksek ve bir örnek özellik göstermesi.

HİPERENDEMİK

Belirli bir coğrafik bölgede, genellikle mevsimsel olarak bir hastalık ve enfeksiyonun yüksek bulaşma durumu.

HEMİKRİPTOFİT

Tomurcukları toprak seviyesinde olan rozet şeklindeki bitkiler ile iki yıllık bitkiler.

KEMİKSİZLİK

Kemiksiz olma durumu.

KEMİKLİDERE

Manisa şehri, Saruhanlı ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir bölge.

KEMİKLEŞMEK

Kemik durumuna gelmek. Dokusu kemik doku durumuna gelmek. Sert, değişmez bir durum almak.

PLEKTONEMİK

Biraz basit ve düzenli bir biçimde dizilerin bir biri etrafında net bir dönüşüyle ortaya çıkan moleküler polimerlerdeki yapı.

KEMİKLİALAN

Çanakkale ili, Lâpseki ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri.

KEMİKLEŞTİRME

Kemikleştirmek işi.

KEMİKLEŞTİRMEK

Kemiğe dönüştürmek.

KEMİKDİLLİGİLLER

(Osteoglossidae), bantang (heterotis niloticus) iyi bilinen türleridir.

HİPOKALEMİK

Kanda potasyum noksanlığıyla belirgin.

  -   -   -  

Anlamında EMİK bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde EMİK geçen kelimeler listesi verilmiştir.

BARBUNYA

Barbunyagillerden, kırmızı pullu, beyaz etli, kemikli bir balık, barbun (Mullus barbahıs). Taneleri yuvarlak, oval veya yassı, kırmızı benekli, bir tür fasulye.

BAĞ

Bir şeyi başka bir şeye veya birçok şeyi topluca birbirine tutturmak için kullanılan ip, sicim, şerit, tel vb. düğümlenebilir nesne. Meyve bahçesi. Üzüm kütüklerinin dikili bulunduğu toprak parçası. Bir halat üzerine atılan sağlam, düzgün ve istendiğinde kolayca çözülebilen her türlü düğüm. Kemikleri birbirine bağlamaya, iç organları yerinde tutmaya yarayan lif demeti. Nota yazarken yan yana gelen aynı veya farklı değerdeki notaların birbirine bağlanarak çalınacağını belirtmek için yapılmış olan yay biçimindeki işaret. İlgi, ilişki, rabıta. Bağlam, deste, demet. Sargı.

BÜKEN

Oynak kemikleri arasındaki açıları daraltan kasların genel adı, açan karşıtı.

AĞIRŞAK

Yün veya iplik eğrilen iği ağırlaştırmak için alt ucuna geçirilen yarım küre biçiminde, ortası delik ağaç veya kemik parça. Teker biçiminde yassı nesne, kurs (I).

AÇAN

Oynak kemiklerin arasındaki açıları genişletmeye yarayan kasların genel adı, büken karşıtı.

AKARCA

Küçük akarsu. Sürekli işleyen çıban, fistül. Kaplıca. Kemik veremi.

ÇENE

Canlılarda baş bölümünde yer alan, kemik veya kıkırdak ile desteklenen, altlı üstlü dişleri taşıyan ve ağzın kapanıp açılmasını sağlayan kasları üzerinde barındıran iki parçaya verilen ad. Baş bodoslamasının omurga ile birleştiği yer, çarık. Köşe. Mengene, kerpeten vb. araçların eşyayı sıkıştıran karşılıklı iki parçasından her biri. Çok konuşma huyu, gevezelik.

BALIKGÖZÜ

Ayakkabıların bağ geçirilen deliklerine ve kemer deliklerine takılan maden, kemik vb.nden yapılmış halka.

ÇIKIK

Bir kemik veya organın yerinden çıkmış olması. Yerinden çıkmış (kemik veya organ). Çıkıntısı olan.

ÇOTİRAGİLLER

Örnek hayvanı çotira olan kemikli balıklar familyası.

ALT

Bir şeyin yere bakan yanı, zir, üst karşıtı. Birkaç şeyden aşağıda olan. Bir şeyin yere yakın bölümü. Birine göre daha aşağı mevkide olan kimse, madun. Sınıflamalarda ikinci derecede olan. Bir nesnenin tabanı. Oturulurken uyluk kemiklerinin yere gelen bölümü.

ALABALIKGİLLER

Omurgalı hayvanlardan, kemikli balıkların bir familyası.

BAKANAK

Geviş getiren hayvanların ayaklarının arkasındaki körelmiş tırnak, kemik çıkıntısı.

BICIL

Aşık kemiğinin altında bulunan küçük bir kemik. Bu kemikle oynanan bir oyun.

ÇİVİ

İki şeyi birbirine tutturmak, bir nesneyi bir yere sabitlemek için çakılan, ucu sivri, başlı, metal veya ağaçtan yapılmış ufak çubuk, mıh. Kalkan balığının üzerindeki düğmeye benzer kemiksi oluşum.

BINGILDAK

Kafatasının kemikleşmeden önce kemiklerin birleşme yerlerinde bulunan kıkırdak bölümü.

CEBİRE

Kırık ve çıkık kemikleri yerinde tutmak için kullanılan tahta, mukavva veya tenekeden yapılmış, üzeri sargıyla kaplanan levha, süyek, koaptör. Rayları iki ucundan birbirine bağlamak için kullanılan delikli metal çubuk.

AKROMEGALİ

Genel gelişme bittikten sonra el, çene, burun vb. vücudun sivri kısımlarındaki kemiklerin kalınlaşması, büyümesi veya uzaması.

BREŞ

Doğal çimento ile lavlı, kavkılı, kabuklu, kemikli kırıntıların kaynaşmasıyla oluşmuş kütle. Bir yapay mermer türü.

ÇATLAK

Çatlamış olan. Yer altındaki taş kütlelerinin basınç ve gerilim dolayısıyla yer değiştirmeden çatlayıp yarılması, diyaklaz. Değişimin başlangıcı. Deli. Deri, mukoza, kemik veya herhangi bir organ üzerinde uzunluğuna olan açıklık, yarık, fissür. Ara, aralık. Herhangi bir yerde uzunluğuna olan açıklık.