Kelimeler arşivi içinde; başında "düz" olan, toplam 233 adet kelime bulunmaktadır. düz ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu düz ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde düz olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
DÜZELTİLEBİLMEK, DÜZENLENEBİLMEK, DÜZENLETEBİLMEK, DÜZENLEYEBİLMEK
DÜZELTİLEBİLME, DÜZENLEMECİLİK, DÜZENLENEBİLME, DÜZENLETEBİLME, DÜZENLETTİRMEK, DÜZENLEYEBİLME, DÜZENLEYİCİLİK
DÜZELTEBİLMEK, DÜZELTMECİLİK, DÜZENLEŞTİRME, DÜZENLETTİRME, DÜZGÜNGİNELİK, DÜZKANATLILAR, DÜZMEBAZİLİKA, DÜZMEDİPTEROS
DÜZAKÇAŞEHİR, DÜZANLATIŞLI, DÜZDEĞİŞMECE, DÜZELEBİLMEK, DÜZELTEBİLME, DÜZELTİCİLİK, DÜZELTTİRMEK, DÜZGENLEYİCİ, DÜZGÜNLENMEK, DÜZLEMSELLİK, DÜZLEŞTİRMEK
DÜZÇİFTLİĞİ, DÜZDİŞLİLER, DÜZELEBİLME, DÜZELTİLMEK, DÜZELTTİRME, DÜZENBAZLIK, DÜZENLEMECİ, DÜZENLENMEK, DÜZENLETMEK, DÜZENLEYİCİ, DÜZENNEMEYH, DÜZENSİZLİK, DÜZENTARAĞI, DÜZENTİLEME, DÜZEYSİZLİK, DÜZGÜNCÜLÜK, DÜZGÜSÜZLÜK, DÜZKANTARMA, DÜZKARAAĞAÇ, DÜZLEMYUVAR, DÜZLEŞTİRME, DÜZMEKLASİK, DÜZTABANLIK
DÜZANLATIŞ, DÜZCELİLİK, DÜZEBİLMEK, DÜZELİŞMEK, DÜZELTİLME, DÜZELTMECİ, DÜZENCİLİK, DÜZENLEMEK, DÜZENLENME, DÜZENLEŞİK, DÜZENLEŞİM, DÜZENLETME, DÜZENLEYEN, DÜZENLEYİM, DÜZENLEYİŞ, DÜZENLİLİK, DÜZENNEMEK, DÜZENTASAR, DÜZEYÖLÇER, DÜZEYSİZCE, DÜZGENALLI, DÜZGENLEME, DÜZGÜLÜLÜK, DÜZLERÇAMI, DÜZMECELİK, DÜZMECİLİK
DÜZCEALAN, DÜZDÜRMEK, DÜZEBİLME, DÜZEÇLEME, DÜZELTİCİ, DÜZELTMEK, DÜZELTMEN, DÜZENKOLU, DÜZENLEME, DÜZERLEME, DÜZGELEME, DÜZGÜLEME, DÜZGÜNLÜK, DÜZGÜNNÜG, DÜZGÜNSÜZ, DÜZĞÜNLÜK, DÜZKISKAÇ, DÜZLEMSEL, DÜZLENMEK, DÜZLEŞMEK, DÜZLETMEK, DÜZSAYLAN, DÜZTOPRAK
DÜZARDIÇ, DÜZARMAN, DÜZBAHÇE, DÜZBASDI, DÜZBASKI, DÜZBASTI, DÜZBAYIR, DÜZBUNAT, DÜZÇUKUR, DÜZDABAN, DÜZDİKLİ, DÜZDÖNER, DÜZDÜRME, DÜZELDEK, DÜZELMEK, DÜZELTEÇ, DÜZELTİM, DÜZELTİŞ, DÜZELTME, DÜZENBAZ, DÜZENCİK, DÜZENDAŞ, DÜZENGEÇ, DÜZENLEÇ, DÜZENLİK, DÜZENMEK, DÜZENSİZ, DÜZERMEK, DÜZETMEK, DÜZEYSİZ, Devamını Oku »»
DÜZAĞAÇ, DÜZAĞIL, DÜZALAN, DÜZAYAK, DÜZCELİ, DÜZELME, DÜZELTİ, DÜZEMEÇ, DÜZEMEK, DÜZENCE, DÜZENCİ, DÜZENEK, DÜZENGE, DÜZENLİ, DÜZENME, DÜZENNİ, DÜZENTİ, DÜZEREK, DÜZEREN, DÜZERGE, DÜZEYLİ, DÜZGÜLÜ, DÜZLEME, DÜZLÜCE, DÜZMECE, DÜZMECİ, DÜZMEŞE, DÜZRIZA, DÜZÜLME, DÜZÜNGE, Devamını Oku »»
DÜZARA, DÜZBAĞ, DÜZBEL, DÜZBER, DÜZÇAM, DÜZDAĞ, DÜZDİŞ, DÜZEGİ, DÜZEME, DÜZENİ, DÜZGEÇ, DÜZGEN, DÜZGÜÇ, DÜZGÜN, DÜZİÇİ, DÜZİKO, DÜZİLİ, DÜZİNE, DÜZKÖY, DÜZLEK, DÜZLEM, DÜZLEN, DÜZLER, DÜZLÜK, DÜZMEK, DÜZOBA, DÜZOVA, DÜZOYA, DÜZTAŞ, DÜZÜCÜ, Devamını Oku »»
DÜZCE, DÜZEÇ, DÜZEL, DÜZEM, DÜZEN, DÜZEY, DÜZGE, DÜZGÜ, DÜZME, DÜZÜM
DÜZE
DÜZ
DÜZ
Yatay durumda olan, eğik ve dik olmayan. Düz rakı. Engebesiz olan yer, düzlük, ova. Kıvırcık ya da dalgalı olmayan (saç). Yüzeyinde girinti çıkıntı olmayan, müstevi. Kıvrımlı olmayan, doğru, stabil. Yalın, sade, süssüz. Kısa ökçeli, ökçesiz (ayakkabı). Yayvan, altı derin olmayan. Çizgisiz, desensiz ve tek renkli.
DÜZENLEYİCİLİK
Düzenleyicinin yaptığı iş.
DÜZELTEBİLMEK
Düzeltme imkânı veya olasılığı bulunmak.
DÜZENLENEBİLME
Düzenlenebilmek işi.
DÜZENLETTİRMEK
Düzenletme işini yaptırmak.
DÜZENLEŞTİRME
(karşılık: ko-ordinasyon),Ahenkli bir sonuç elde etmek için uygun bir işbirliği halinde çalışma; kas hareketlerindeki düzenleştirme gibi.
DÜZELTİLEBİLMEK
Düzeltilme imkânı veya olasılığı bulunmak.
DÜZENLETEBİLME
Düzenletebilmek işi.
DÜZENLEYEBİLME
Düzenleyebilmek işi.
DÜZENLETEBİLMEK
Düzenletme imkânı veya olasılığı bulunmak.
DÜZELTMECİLİK
Eldeki imkânlarla, ihtilale başvurmadan toplum düzeninin daha iyi duruma getirilebileceğini, sosyal adaletin sağlanabileceğini ileri süren siyasi sistem, ıslahatçılık, reformculuk.
DÜZENLEMECİLİK
Düzenlemecinin yaptığı iş.
DÜZENLEYEBİLMEK
Düzenleme imkânı veya olasılığı bulunmak.
DÜZENLENEBİLMEK
Düzenlenme imkânı veya olasılığı bulunmak.
DÜZELTİLEBİLME
Düzeltilebilmek işi.
DÜZENLETTİRME
Düzenlettirmek işi.
Bu bölümde tanımı içerisinde DÜZ geçen kelimeler listesi verilmiştir.
AHENKLİ
Uyumlu, düzenli. Eğlenceli.
AĞITLAMA
Ölmüşleri anmak için düzenlenen törende okunan övgü.
AÇKI
Bir cismin yüzeyi üzerinde sert bir madde veya bir araç sürterek onu düzleştirip parlatma, perdah. Her türlü açma aracı. Anahtar. Demircilikte delik büyütmekte kullanılan araç.
AÇIKÇASI
Açık söylemek gerekirse, Türkçesi. Düpedüz.
AKINTIÖLÇER
Bir akarsuyun veya kanalın akıntı hızını ve düzeyini ölçmeye yarayan alet.
AÇMAK
Bir şeyi kapalı durumdan açık duruma getirmek. Yakışmak, güzel göstermek. Engeli kaldırmak. Savaşla almak, fethetmek. Bir kuruluşu, bir iş yerini işler duruma getirmek. Sarılmış, katlanmış, örtülmüş veya iliklenmiş olan şeyleri bu durumdan kurtarmak. Birbirinden uzaklaştırmak. Satranç, poker vb. oyunları başlatmak. Ayırmak, tahsis etmek. Yarmak. Bir şeyi, bir yeri oyarak veya kazarak çukur, delik oluşturmak. Düğümü veya dolaşmış bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Yapmak, düzenlemek. Avunmak veya danışmak üzere söylemek, içini dökmek. Alışverişi başlatmak. Görünür duruma getirmek. Geçit sağlamak. Bir toplantıyı, etkinliği başlatmak. Bulutların dağılmasıyla gökyüzü aydınlanmak. Ferahlık vermek. Bir konu ile ilgili konuşmak. Tıkalı bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Sıkılganlığını, utangaçlığını gidermek. Rengin koyuluğunu azaltmak. Beğenmek. Bir aygıtı, bir düzeneği çalıştırmak. Alanını genişletmek.
AKIŞKANLAŞTIRMA
Akışkanlaştırmak işi. Akışkanların niteliğini düzeltmek üzere yoğunlaşmış bir akım içinde parçacıkların yüzmesini sağlayan yöntem.
AKI
Herhangi bir kuvvet alanında, belli bir düzlemin belli bir bölümünden geçtiği varsayılan güç çizgileri, seyelan.
AKBABAGİLLER
Gündüz yırtıcıları alt takımının, kanatları geniş ve büyük olan, iyi uçan büyük kuşları içine alan bir familyası.
AKÇAKOCA
Düzce iline bağlı ilçelerden biri.
AÇINIM
Açınma işi, inkişaf. Bir cismin yüzeylerinin açılıp bir düzlem üzerine yayılması, inkişaf.
AĞIRLIK
Ağır olma durumu. Ağırbaşlılık. Terazilerde tartma işi yapılırken bir kefeye konulan nesne. Değerlendirmelerde herhangi bir konu veya evreye, olağanın üzerinde ve belli oranda tanınan değer. Yer çekiminin, bir cismin molekülleri üzerindeki etkisinin oluşturduğu bileşke, gravite. Uykudayken gelen ve insana boğulur gibi bir duygu veren durum. Uyuşukluk ve gevşeklik durumu. Sıkıcı, bunaltıcı, iç karartıcı durum. Orduda bir birliğin cephane, yiyecek ve eşya yükleri. Sorumluluk. Sıkıntı. Takı. Değerli olma durumu. Yük, külfet. Dikkati ve önemi bir şey üzerinde yoğunlaştırmak. Güreş, boks, halter, judo vb. spor dallarında, sporcuların kilolarına göre girdikleri kategori. Etki, baskı, güçlük. Çeyizini düzmek için damadın geline verdiği para, kalın.
AHENKSİZLİK
Uyumsuzluk, düzensizlik.
ABRAŞ
Alaca benekli. Klorofil azlığından dolayı açık renkte lekeleri olan (bitki yaprağı). Cildin rengini bozup beyaz benekler ve lekeler yapan hastalık. Ters, kaba, görgüsüz (kimse). Deseni ve atkısı bozuk halı. Atın tüysüz yerlerinde görülen uyuza benzer bir hastalık. Çarpık, eğri, düzgün olmayan. Çilli, çopur yüzlü, gözleri açık renk olan (kimse).
AHENKSİZ
Uyumsuz, düzensiz. Eğlencesiz.
ABDEST
Müslümanların, belli ibadetleri yapabilmek için bir düzen içerisinde bazı organları yıkayıp bazılarını mesh etme yoluyla yaptıkları arınma.
AÇILMA
Açılmak işi. Bir grupta, sıraların jimnastik alıştırmaları için dağınık düzene girmesi. Bir film çekiminde karanlıkta başlayıp gittikçe aydınlanarak görüntülerin belirmesine dayanan noktalama. Çatlama.
AİDAT
Dernek, kuruluş, kulüp üyelerinin belli sürelerde, belli miktarlarda ödedikleri para, ödenti. Bir hizmet karşılığı sürekli ve düzenli ödenen para. Kesenek.
ADAPTÖR
Bir aletin çapları birbirinden farklı olan parçalarından birini ötekine geçirebilmek için yararlanılan bağlayıcı. Aygıtın kullanabileceği düzeye göre elektrik akımını ayarlayan alet, uyarlayıcı.
ADA
Deniz veya göl suları ile çevrilmiş küçük kara parçası, cezire. Tali yoldan ana yola güvenli çıkışı sağlamak için tali yolun sağ tarafına yapılan, çizgilerle ayrılmış bölüm. Çevresi yollarla belirlenmiş olan arsa ve böyle bir arsayı kaplayan yapılar topluluğu. Kavşaklarda trafiği düzenleyici, yönlendirici veya ayırıcı olmak üzere bordürle sınırlandırılmış veya yer çizgileriyle belirlenmiş alan.