Kelimeler arşivinde; içinde "ebe" olan, toplam 513 tane kelime bulunuyor. İçerisinde ebe bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu ebe ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında ebe olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
TAVUSKELEBEKLERİ
EBEGÜMECİGİLLER, MÜNASEBETSİZLİK, KRALİÇEKELEBEĞİ, SEREBELLOSPİNAL, YUVARLAKTEBERRİ
KÖSTEBEKGİLLER, EBEDİLEŞTİRMEK, GEBERCİKLENMEK, MÜNASEBETSİZCE, NEBELUNGKEDİSİ, SEBEPLENDİRMEK
MUHASEBECİLİK, MÜNASEBETİYLE, BAŞMUHASEBECİ, DERİKÖSTEBEĞİ, EBEDİLEŞTİRME, EBEMSECCADESİ, GEBERTEBİLMEK, KÖSTEBEKTİLER, LİTTREBEZLERİ, MUHAREBECİLİK, SAVCILIEBEYİT, SEBEPLENDİRME, TEBEŞİRLENMEK, USLUEBEKÖMECİ, ÜNLEMKELEBEĞİ, YILANKELEBEĞİ
GÖÇEBELEŞMEK, MÜNASEBETSİZ, TEBEŞİRLEŞME, ALTINKELEBEK, BELLİNEBEBEK, DEREBEYSİBEY, EBEMGİRGULAÇ, EBERDİVERMEK, GEBELİKATRAN, GEBERTEBİLME, GÖREBEŞLEMEK, KARAİNEBEYLİ, KELEBEKDELGİ, PARMAKBEBEĞİ, SEREBELLARİS, TEBERZİLEMEK, TEBEŞİRLEMEK, TEBEŞİRLENME
BEBEKLEŞMEK, BİLMÜNASEBE, CEBELLEŞMEK, GEBERTİLMEK, GÖÇEBELEŞME, İNCİTMEBENİ, KALEBENTLİK, MÜNASEBETLİ, SEBEPLENMEK, SÜMBÜLTEBER, TEBESSÜMSÜZ, BAŞMUHASEBE, BEBEKDERESİ, BELLİMBEBEK, BELLÜMBEBEK, BÜLLÜMBEBEK, EBEDİLEŞMEK, EBEĞİMSAĞMA, EBEMBULGURU, EBEMKURŞAĞI, EBERİVERMEK, HEBERSİZDEN, SEBEPSİZLİK, ŞEBEKLEŞMEK, TEBELLEŞMEK, TEBEŞİRBOYA, TEBEŞİRLEME, TESTEBETSİZ, YASSITEBERİ
CEBELLEŞME, DEBDEBESİZ, DEBELENMEK, DEREBEYLİK, EBEBULGURU, KELEBEKLER, MUHASEBECİ, MÜNAVEBELİ, MÜTEBEDDİL, MÜTEBESSİM, SEBEPLENME, SEBEPSİZCE, TEBERRÜKEN, TEBESSÜMLÜ, TEBEŞİRSİZ, TEREBENTİN, VEÇHİŞEBEH, EBEMKUŞAĞI, BEBEKLEŞME, BEBEKSİLİK, BEBELENMEK, BÖLMEBELEN, DENİZEBESİ, DEREBERÇİN, EBEDİLEŞME, EBEMEKŞİSİ, EBEMEŞKİSİ, EBEMGÖMECİ, EBEMGUŞAĞI, EBEMKÖMECİ, Devamını Oku »»
AKKELEBEK, BİLASEBEP, CEBELLEZİ, DEBDEBELİ, DEBELENİŞ, DEBELENME, EBEGÜMECİ, EBEKUŞAĞI, ENGEBELİK, ENGEBESİZ, GEBERTMEK, GÖÇEBELİK, HEBENNEKA, MÜNASEBET, SEBEBİYET, TALEBELİK, TEBEŞİRLİ, CEBELEMEK, CEBERHANE, DULCANEBE, EBEBULGUR, EBEÇÖREĞİ, EBEGÖMECİ, EBEGULAĞI, EBEHÖRLÜM, EBEKÖMECİ, EBEKULAĞI, EBELEŞMEK, EBEMBÜKME, EBEMBÜLÜK, Devamını Oku »»
BEBEKLİK, BEBERUHİ, DEREBEYİ, EBEDİYEN, EBEDİYET, EBELEMEK, EBELEYİŞ, ENGEBELİ, GEBERMEK, GEBERTME, GEBEŞLİK, GÖKÇEBEY, İLELEBET, KALEBENT, KÖSTEBEK, KÖŞEBENT, MUDAREBE, MUHAREBE, MUHASEBE, MUKTEBES, MÜNAVEBE, PORTBEBE, SEBEPSİZ, ŞEBEKLER, ŞEBEKLİK, TEBEDDÜL, TEBELLEŞ, TEBELLÜĞ, TEBELLÜR, TEBERRÜK, Devamını Oku »»
BEBECİK, BEBEKÇE, CEBERUT, DEBDEBE, EBELEME, EBEVEYN, GEBELİK, GEBERİK, GEBERME, KELEBEK, MERTEBE, MUTEBER, ÖTEBERİ, SEBEPLİ, ŞEBEKÇİ, TEBERLİ, TEBERRU, TEBEŞİR, ZEBELLA, ABAKEBE, BEBECÜK, BEBEKLİ, BEREBER, CEBCEBE, CEBEALP, CEBEDAK, CEBELEK, CEBELER, CEBESOY, CENGEBE, Devamını Oku »»
CEBECİ, CEBELİ, EBELİK, EBESİZ, ENGEBE, GALEBE, GÖÇEBE, KEBERE, KÖREBE, NEBEVİ, ŞEBEKE, TALEBE, ACEBEK, AKCEBE, BEBELİ, CEBELE, CEBELÜ, CEBERE, DEREBE, DILEBE, DİLEBE, EBEBİN, EBECEN, EBECİK, EBECÜK, EBEKAÇ, EBEKÖY, EBELOH, EBESÜT, ECEBEY, Devamını Oku »»
BEBEK, CEBEL, EBELİ, GEBEŞ, SEBEN, SEBEP, ŞEBEK, TEBER, ACEBE, AKEBE, BEBER, BEBEY, CEBEK, CEBEN, CEBER, EBEBE, EBECE, EBEÇE, EBEDE, EBEDİ, EBENK, EBERE, EBERU, ECEBE, EKEBE, ETEBE, GEBEÇ, GEBEN, GEBER, GEBES, Devamını Oku »»
BEBE, CEBE, EBET, GEBE, KEBE, EBEÇ, EBEE, EBEH, EBEK, EBEM, EBEN, EBER, EBES, EBEŞ, EBEY, HEBE, LEBE, SEBE, ŞEBE, TEBE
EBE
EBE
Doğum işini yaptıran kadın. Genellikle çocuk oyunlarında baş olan, diğer çocuklara veya gruba karşı cezasını çekmek ve bundan kurtulmak için tek başına bütün sorumluluğu üzerine alan çocuk, oyun ebesi. Büyükanne, nine.
SEBEPLENDİRMEK
Sebeplenme işini yaptırmak.
NEBELUNGKEDİSİ
Amerika'dan köken alan, en belirgin özellikleri geniş boyutlu yassı ve düz baş yapısı ve dolgun tüyleri olan, tüyleri çift kat olmasından dolayı vücut hatları pek belli olmayan, tüyleri orta uzunlukta, parlak ve tek renk tonlarında olup Amerika'da grinin açık tonları, İngiltere'de maviye dönen renklerde, atılan objeleri yakalayıp getirmekten çok hoşlanan, sevecen, hareketli ve oldukça zeki yapıda, yarı uzun tüylü kedi ırkı.
KRALİÇEKELEBEĞİ
Tırtıl çağında özellikle kayısılara zarar veren ve yurdumuzda rastlanan, ön kanatları sarı, arka kanatları beyaz kelebek.
TAVUSKELEBEKLERİ
En büyük, en güzel kelebek türlerini içine alan ve tırtıl çağında yaprakla beslenen pulkanatlılar familyası.
MUHASEBECİLİK
Saymanın görevi, saymanlık.
BAŞMUHASEBECİ
Başmuhasebe dairesinin başkanı.
MÜNASEBETSİZLİK
Münasebetsiz olma durumu. Münasebetsizce davranış.
EBEDİLEŞTİRMEK
Ebedi duruma getirmek, sonsuzlaştırmak, ölümsüzleştirmek.
MÜNASEBETSİZCE
Münasebetsiz bir biçimde.
GEBERCİKLENMEK
İlkbaharda ağaçlar tomurcuklanmak.
SEREBELLOSPİNAL
Beyincik ve omurilikle ilgili olan.
MÜNASEBETİYLE
Dolayısıyla, sebebiyle, itibarıyla, ilgisinden dolayı.
EBEGÜMECİGİLLER
Ayrı taç yapraklı iki çeneklilerden, örnek bitkisi ebegümeci olan bir bitki familyası.
YUVARLAKTEBERRİ
Yuvarlak başlı tenekeci örsü. (Yalvaç Isparta).
KÖSTEBEKGİLLER
Omurgalı hayvanlardan, memeliler sınıfının böcekçiller takımına giren bir familya.
Bu bölümde tanımı içerisinde EBE geçen kelimeler listesi verilmiştir.
AKKELEBEK
Hemen bütün meyve ağaçları için tomurcuk düşmanı sayılan, iri ak kanatları kalın, kara damarlı bir kelebek (Aporia crataegi).
AGULAMAK
Bebek "agu" diye ses çıkarmak.
ACITMAK
Acılık vermek. Ağrı, sızı duyulmasına sebep olmak.
ALÇAKLAŞTIRMAK
Alçaklaşmasına sebep olmak.
AGLÜTİNİN
Serumda meydana gelen ve pıhtılaşmaya sebep olan antikor.
AĞIR
Tartıda çok çeken, hafif karşıtı. Değeri çok olan, gösterişli. Dokunaklı, insanın gücüne giden, kırıcı. Yoğun. Sindirimi güç (yiyecek). Çetin, güç. Çapı, boyutu büyük. Yavaş. Ağır sıklet. Keskin, boğucu (koku). Fiziksel sebeplerden dolayı güç işiten (kulak). Kısık, alçak. Yavaş bir biçimde. Ciddi. Ağırbaşlı, ciddi. Sıkıntı veren, bunaltan. Davranışları yavaş olan.
AĞIRCANLI
Çok yavaş iş yapan, çevik olmayan. Varlığı sıkıntı veren, sevimsiz. Tembel. Gebe (kadın).
ALDIRMAK
Alma işini yaptırmak. Sığdırmak. Vücuttan herhangi bir parçayı veya organı sağlık sebebiyle çıkarttırmak. Önem vermek, değer vermek. Başkasına kaptırmak. Getirtmek.
AKSIRIK
Herhangi bir sebeple burun zarının gıcıklanması sonucu solunum kaslarının birdenbire kasılmasıyla ağız ve burundan hızlı, gürültülü soluk boşalması olayı, aksırma, hapşırma, hapşırık.
AĞIZOTU
Topları ateşlemek için falyaya konulan ve barutun patlamasına sebep olan madde.
AKLIEVVEL
Akıllı geçinen. Densiz, münasebetsiz, sağduyu sahibi olmayan.
AKSIRTMAK
Birinin aksırmasına sebep olmak, hapşırtmak.
AFET
Çeşitli doğa olaylarının sebep olduğu yıkım. Çok kötü. Hastalıkların dokularda yaptığı bozukluk. Güzelliği ile insanı şaşkına çeviren, aklını başından alan kadın. Kıran.
ALAYLI
Erlikten yetişmiş, askerî okullarda okumadan başarı gösterip rütbe alan ve yükselen subay. Gerekli okul eğitimini görmeden kendini yetiştirmiş olan (kimse), mektepli karşıtı. Gösterişli, görkemli, debdebeli. Alay edici, küçümseyici, müstehzi.
AĞ
İplik, sicim, tel vb. ince şeylerden kafes biçiminde yapılmış örgü. Ulaşım ve iletişim gibi alanlarda ülkenin her yerine yaygınlaştırılmış şebeke. Örümcek vb. hayvanların salgılarıyla oluşturdukları örgü. Çaprazlama örgü ile yapılmış olan ve kale direkleri arkasına gerilen örgü, file. Pantolon veya külotun apış arasına gelen yeri, apışlık. Tuzak. Oyun alanını ortadan ikiye bölen iple yapılmış örgü, file.
AKINTI
Akma işi. Sıvı yapıştırıcıların ağaç yüzeylerine gereğinden çok sürülmesi ile oluşan durum. Hastalık sebebiyle vücudun herhangi bir yerinden sulu madde akması. Havanın veya suyun herhangi bir yöne doğru yer değiştirmesi, akım, cereyan. Eğiklik, eğim, meyil. Çam türü ağaçlarda bulunan reçinenin eriyerek akması olayı.
ACIKTIRMAK
Açlık duymasına sebep olmak. Aç bırakmak.
AĞDIRMAK
Ağmasına sebep olmak. Aşağı inmek, yük veya terazide denge bozularak bir yanı ağır gelmek.
ALDANMAK
Görünüşe bakarak yanlış bir yargıya varmak, yanılmak. Hayal kırıklığına uğramak. Havanın birden ısınmasıyla zamansız açan çiçek, soğuk sebebiyle donmak. Bir hileye, bir yalana kanmak. Avunmak, oyalanmak.
AĞIRLAŞMAK
Ağır duruma gelmek. Sıkıcı ve bunaltıcı bir durum almak. Güçleşmek, zorlaşmak. Gökyüzü bulutlu ve karanlık, iç karartıcı bir hâl almak. Ağırbaşlı olmak. Yavaşlamak. Yiyecek bozulmaya yüz tutmak. Gebe kadın doğurması yaklaşmak. Hasta tehlikeli duruma gelmek, fenalaşmak. Organ görevini yapamaz duruma gelmek.