Sonu EBE ile biten kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; sonunda "ebe" olan, toplam 63 adet kelime bulunmaktadır. Sonu ebe ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.

Bunun yanı sıra, başında ebe olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde ebe olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.

 
 

11 harfli kelimeler

BİLMÜNASEBE, BAŞMUHASEBE

9 harfli kelimeler

DULCANEBE

8 harfli kelimeler

MUDAREBE, MUHAREBE, MUHASEBE, MÜNAVEBE, PORTBEBE, MEHEREBE, MIHASEBE, SARIKEBE

7 harfli kelimeler

DEBDEBE, MERTEBE, ABAKEBE, CEBCEBE, CENGEBE, CEPCEBE, GÖKGEBE, HASGEBE, HENGEBE, MEAREBE, MERŞEBE, MEŞREBE, MUAREBE

6 harfli kelimeler

ENGEBE, GALEBE, GÖÇEBE, KÖREBE, TALEBE, AKCEBE, DEREBE, DILEBE, DİLEBE, ENKEBE, GELEBE, GİREBE, GOÇEBE, GÜREBE, GÜVEBE, HÖSEBE, KELEBE, MAREBE, MESEBE, ÖZCEBE, SEHEBE, TELEBE

5 harfli kelimeler

ACEBE, AKEBE, EBEBE, ECEBE, EKEBE, ETEBE, ÖZEBE

4 harfli kelimeler

BEBE, CEBE, GEBE, KEBE, HEBE, LEBE, SEBE, ŞEBE, TEBE

3 harfli kelimeler

EBE

Bazı kelimelerin anlamları

EBE

Doğum işini yaptıran kadın. Genellikle çocuk oyunlarında baş olan, diğer çocuklara veya gruba karşı cezasını çekmek ve bundan kurtulmak için tek başına bütün sorumluluğu üzerine alan çocuk, oyun ebesi. Büyükanne, nine.

BAŞMUHASEBE

Osmanlı maliyesinde, bugünkü Sayıştayın işini yapan daire.

MUHASEBE

Hesaplaşma, karşılıklı hesap görme. Hesap işlerinin yürütüldüğü yer. Hesapların bütünü. Hesap işleriyle uğraşma.

MERTEBE

Aşama, derece, rütbe. Evre, safha.

DULCANEBE

Her söze, her işe karışan kişi.

PORTBEBE

Bebekleri kucakta veya elde taşımak için kullanılan çanta.

MUDAREBE

Bir yandan sermaye, öte yandan emek konularak kurulan şirket.

MIHASEBE

Muhasebe.

CEBCEBE

Özellikle tuvalet malzemeleri koymakta kullanılan, on santim eninde, yetmiş beş, yüz santim boyunda ve üzerinde küçük cepler bulunan işlemeli bir bez: Cicili micili bir cebcebe diktim.

MUHAREBE

Savaşta yapılmış olan çarpışmalardan her biri. Güçlü tartışma.

MEHEREBE

Arapça kökenli muhârebe: muharebe.

DEBDEBE

Görkem.

MÜNAVEBE

Nöbetleşme, keşikleme.

BİLMÜNASEBE

Sırası gelince, sırası düşünce.

SARIKEBE

Baykuş cinsinden puğu ta'bir oluan kuşun büyük nev'i.

ABAKEBE

Uygunsuz, densiz.

  -   -   -  

Anlamında EBE bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde EBE geçen kelimeler listesi verilmiştir.

AĞIZOTU

Topları ateşlemek için falyaya konulan ve barutun patlamasına sebep olan madde.

AFET

Çeşitli doğa olaylarının sebep olduğu yıkım. Çok kötü. Hastalıkların dokularda yaptığı bozukluk. Güzelliği ile insanı şaşkına çeviren, aklını başından alan kadın. Kıran.

AKLIEVVEL

Akıllı geçinen. Densiz, münasebetsiz, sağduyu sahibi olmayan.

ALÇAKLAŞTIRMAK

Alçaklaşmasına sebep olmak.

AKKELEBEK

Hemen bütün meyve ağaçları için tomurcuk düşmanı sayılan, iri ak kanatları kalın, kara damarlı bir kelebek (Aporia crataegi).

ACITMAK

Acılık vermek. Ağrı, sızı duyulmasına sebep olmak.

ALDANMAK

Görünüşe bakarak yanlış bir yargıya varmak, yanılmak. Hayal kırıklığına uğramak. Havanın birden ısınmasıyla zamansız açan çiçek, soğuk sebebiyle donmak. Bir hileye, bir yalana kanmak. Avunmak, oyalanmak.

AĞDIRMAK

Ağmasına sebep olmak. Aşağı inmek, yük veya terazide denge bozularak bir yanı ağır gelmek.

AKSIRIK

Herhangi bir sebeple burun zarının gıcıklanması sonucu solunum kaslarının birdenbire kasılmasıyla ağız ve burundan hızlı, gürültülü soluk boşalması olayı, aksırma, hapşırma, hapşırık.

AKINTI

Akma işi. Sıvı yapıştırıcıların ağaç yüzeylerine gereğinden çok sürülmesi ile oluşan durum. Hastalık sebebiyle vücudun herhangi bir yerinden sulu madde akması. Havanın veya suyun herhangi bir yöne doğru yer değiştirmesi, akım, cereyan. Eğiklik, eğim, meyil. Çam türü ağaçlarda bulunan reçinenin eriyerek akması olayı.

İplik, sicim, tel vb. ince şeylerden kafes biçiminde yapılmış örgü. Ulaşım ve iletişim gibi alanlarda ülkenin her yerine yaygınlaştırılmış şebeke. Örümcek vb. hayvanların salgılarıyla oluşturdukları örgü. Çaprazlama örgü ile yapılmış olan ve kale direkleri arkasına gerilen örgü, file. Pantolon veya külotun apış arasına gelen yeri, apışlık. Tuzak. Oyun alanını ortadan ikiye bölen iple yapılmış örgü, file.

AĞIRCANLI

Çok yavaş iş yapan, çevik olmayan. Varlığı sıkıntı veren, sevimsiz. Tembel. Gebe (kadın).

AĞIRLAŞMAK

Ağır duruma gelmek. Sıkıcı ve bunaltıcı bir durum almak. Güçleşmek, zorlaşmak. Gökyüzü bulutlu ve karanlık, iç karartıcı bir hâl almak. Ağırbaşlı olmak. Yavaşlamak. Yiyecek bozulmaya yüz tutmak. Gebe kadın doğurması yaklaşmak. Hasta tehlikeli duruma gelmek, fenalaşmak. Organ görevini yapamaz duruma gelmek.

AĞIR

Tartıda çok çeken, hafif karşıtı. Değeri çok olan, gösterişli. Dokunaklı, insanın gücüne giden, kırıcı. Yoğun. Sindirimi güç (yiyecek). Çetin, güç. Çapı, boyutu büyük. Yavaş. Ağır sıklet. Keskin, boğucu (koku). Fiziksel sebeplerden dolayı güç işiten (kulak). Kısık, alçak. Yavaş bir biçimde. Ciddi. Ağırbaşlı, ciddi. Sıkıntı veren, bunaltan. Davranışları yavaş olan.

AGULAMAK

Bebek "agu" diye ses çıkarmak.

ALAYLI

Erlikten yetişmiş, askerî okullarda okumadan başarı gösterip rütbe alan ve yükselen subay. Gerekli okul eğitimini görmeden kendini yetiştirmiş olan (kimse), mektepli karşıtı. Gösterişli, görkemli, debdebeli. Alay edici, küçümseyici, müstehzi.

ACIKTIRMAK

Açlık duymasına sebep olmak. Aç bırakmak.

ALDIRMAK

Alma işini yaptırmak. Sığdırmak. Vücuttan herhangi bir parçayı veya organı sağlık sebebiyle çıkarttırmak. Önem vermek, değer vermek. Başkasına kaptırmak. Getirtmek.

AKSIRTMAK

Birinin aksırmasına sebep olmak, hapşırtmak.

AGLÜTİNİN

Serumda meydana gelen ve pıhtılaşmaya sebep olan antikor.