Kelimeler arşivi içinde; başında "ebe" olan, toplam 94 adet kelime bulunmaktadır. ebe ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu ebe ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde ebe olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
EBEGÜMECİGİLLER
EBEDİLEŞTİRMEK
EBEDİLEŞTİRME, EBEMSECCADESİ
EBEMGİRGULAÇ, EBERDİVERMEK
EBEMKURŞAĞI, EBEDİLEŞMEK, EBEĞİMSAĞMA, EBERİVERMEK, EBEMBULGURU
EBEMKUŞAĞI, EBEMPİSİĞİ, EBEMEKŞİSİ, EBEMEŞKİSİ, EBEMGÖMECİ, EBEMGUŞAĞI, EBEMKÖMECİ, EBEMKÖMESİ, EBEMKUŞAĞA, EBEBULGURU, EBEDİLEŞME, EBERTLEMEK
EBEHÖRLÜM, EBELEŞMEK, EBEÇÖREĞİ, EBEMBÜKME, EBEMBÜLÜK, EBEKUŞAĞI, EBEKULAĞI, EBENLEMEK, EBEKÖMECİ, EBEMKEŞİK, EBEGÜMECİ, EBEGULAĞI, EBEGÖMECİ, EBEMKÖMCİ, EBEBULGUR, EBEYILANI, EBEZEMZEM
EBEDİYET, EBEMKARI, EBEMGUŞA, EBECELİK, EBELEYİŞ, EBELEMEK, EBEDİYEN, EBEGEÇTİ, EBELEBEL, EBEDİLİK, EBEGÜMEÇ, EBERTMEK, EBENNEKA
EBENENE, EBERMEK, EBEGARI, EBEVEYN, EBEKUŞA, EBEMEVİ, EBETMEK, EBETAŞI, EBELEME, EBESİLİ
EBESÜT, EBESİZ, EBELOH, EBELİK, EBEBİN, EBECEN, EBEKÖY, EBEKAÇ, EBECİK, EBECÜK
EBEDE, EBEBE, EBECE, EBEÇE, EBERU, EBEDİ, EBERE, EBENK, EBELİ
EBEE, EBEM, EBEH, EBES, EBEÇ, EBEK, EBEŞ, EBET, EBER, EBEY, EBEN
EBE
EBE
Doğum işini yaptıran kadın. Genellikle çocuk oyunlarında baş olan, diğer çocuklara veya gruba karşı cezasını çekmek ve bundan kurtulmak için tek başına bütün sorumluluğu üzerine alan çocuk, oyun ebesi. Büyükanne, nine.
EBEMSECCADESİ
Gökkuşağı.
EBEMEKŞİSİ
Kuzukulağı.
EBEMKUŞAĞI
Gökkuşağı.
EBEDİLEŞMEK
Ebedi duruma gelmek, sonsuzlaşmak, ölümsüzleşmek.
EBEMBULGURU
Bulgur iriliğinde yağan kar. Bük üzümü.
EBEDİLEŞTİRME
Ebedileştirmek işi.
EBEDİLEŞTİRMEK
Ebedi duruma getirmek, sonsuzlaştırmak, ölümsüzleştirmek.
EBEĞİMSAĞMA
Gökkuşağı.
EBEMEŞKİSİ
Kuzukulağı.
EBERİVERMEK
Getirivermek. Çağırıvermek.
EBERDİVERMEK
Alıvermek, verivermek.
EBEMPİSİĞİ
Bir otun uçan tüylü tohumu, pisi pisi.
EBEMKURŞAĞI
Gökkuşağı.
EBEMGİRGULAÇ
Yuvarlak bir cismi sopalarla çukura sokma oyunu.
EBEGÜMECİGİLLER
Ayrı taç yapraklı iki çeneklilerden, örnek bitkisi ebegümeci olan bir bitki familyası.
Bu bölümde tanımı içerisinde EBE geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ACIKTIRMAK
Açlık duymasına sebep olmak. Aç bırakmak.
AKSIRTMAK
Birinin aksırmasına sebep olmak, hapşırtmak.
AĞIZOTU
Topları ateşlemek için falyaya konulan ve barutun patlamasına sebep olan madde.
AKSIRIK
Herhangi bir sebeple burun zarının gıcıklanması sonucu solunum kaslarının birdenbire kasılmasıyla ağız ve burundan hızlı, gürültülü soluk boşalması olayı, aksırma, hapşırma, hapşırık.
ACITMAK
Acılık vermek. Ağrı, sızı duyulmasına sebep olmak.
AĞIRCANLI
Çok yavaş iş yapan, çevik olmayan. Varlığı sıkıntı veren, sevimsiz. Tembel. Gebe (kadın).
AĞIR
Tartıda çok çeken, hafif karşıtı. Değeri çok olan, gösterişli. Dokunaklı, insanın gücüne giden, kırıcı. Yoğun. Sindirimi güç (yiyecek). Çetin, güç. Çapı, boyutu büyük. Yavaş. Ağır sıklet. Keskin, boğucu (koku). Fiziksel sebeplerden dolayı güç işiten (kulak). Kısık, alçak. Yavaş bir biçimde. Ciddi. Ağırbaşlı, ciddi. Sıkıntı veren, bunaltan. Davranışları yavaş olan.
ALÇAKLAŞTIRMAK
Alçaklaşmasına sebep olmak.
ALDANMAK
Görünüşe bakarak yanlış bir yargıya varmak, yanılmak. Hayal kırıklığına uğramak. Havanın birden ısınmasıyla zamansız açan çiçek, soğuk sebebiyle donmak. Bir hileye, bir yalana kanmak. Avunmak, oyalanmak.
AGULAMAK
Bebek "agu" diye ses çıkarmak.
AĞDIRMAK
Ağmasına sebep olmak. Aşağı inmek, yük veya terazide denge bozularak bir yanı ağır gelmek.
AKINTI
Akma işi. Sıvı yapıştırıcıların ağaç yüzeylerine gereğinden çok sürülmesi ile oluşan durum. Hastalık sebebiyle vücudun herhangi bir yerinden sulu madde akması. Havanın veya suyun herhangi bir yöne doğru yer değiştirmesi, akım, cereyan. Eğiklik, eğim, meyil. Çam türü ağaçlarda bulunan reçinenin eriyerek akması olayı.
AĞIRLAŞMAK
Ağır duruma gelmek. Sıkıcı ve bunaltıcı bir durum almak. Güçleşmek, zorlaşmak. Gökyüzü bulutlu ve karanlık, iç karartıcı bir hâl almak. Ağırbaşlı olmak. Yavaşlamak. Yiyecek bozulmaya yüz tutmak. Gebe kadın doğurması yaklaşmak. Hasta tehlikeli duruma gelmek, fenalaşmak. Organ görevini yapamaz duruma gelmek.
AFET
Çeşitli doğa olaylarının sebep olduğu yıkım. Çok kötü. Hastalıkların dokularda yaptığı bozukluk. Güzelliği ile insanı şaşkına çeviren, aklını başından alan kadın. Kıran.
AKKELEBEK
Hemen bütün meyve ağaçları için tomurcuk düşmanı sayılan, iri ak kanatları kalın, kara damarlı bir kelebek (Aporia crataegi).
AĞ
İplik, sicim, tel vb. ince şeylerden kafes biçiminde yapılmış örgü. Ulaşım ve iletişim gibi alanlarda ülkenin her yerine yaygınlaştırılmış şebeke. Örümcek vb. hayvanların salgılarıyla oluşturdukları örgü. Çaprazlama örgü ile yapılmış olan ve kale direkleri arkasına gerilen örgü, file. Pantolon veya külotun apış arasına gelen yeri, apışlık. Tuzak. Oyun alanını ortadan ikiye bölen iple yapılmış örgü, file.
AKLIEVVEL
Akıllı geçinen. Densiz, münasebetsiz, sağduyu sahibi olmayan.
AGLÜTİNİN
Serumda meydana gelen ve pıhtılaşmaya sebep olan antikor.
ALAYLI
Erlikten yetişmiş, askerî okullarda okumadan başarı gösterip rütbe alan ve yükselen subay. Gerekli okul eğitimini görmeden kendini yetiştirmiş olan (kimse), mektepli karşıtı. Gösterişli, görkemli, debdebeli. Alay edici, küçümseyici, müstehzi.
ALDIRMAK
Alma işini yaptırmak. Sığdırmak. Vücuttan herhangi bir parçayı veya organı sağlık sebebiyle çıkarttırmak. Önem vermek, değer vermek. Başkasına kaptırmak. Getirtmek.