Kelimeler arşivi içinde; başında "dür" olan, toplam 103 adet kelime bulunmaktadır. dür ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu dür ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde dür olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
DÜRTMEKLEMEK, DÜRTMELEMEYH, DÜRTÜŞTÜRMEK
DÜRRÜŞEHVAR, DÜRTEKLEMEK, DÜRTÜKLEMEK, DÜRTÜŞLEMEK, DÜRTÜŞTÜRME
DÜREBİLMEK, DÜRELENMEK, DÜRMELEMEK, DÜRMEPINAR, DÜRMÜLEMEK, DÜRTELEMEK, DÜRTLENGİÇ, DÜRTÜKLEME, DÜRTÜŞLEME, DÜRÜMCÜLÜK, DÜRÜMLEMEK
DÜRALÜMİN, DÜREBİLME, DÜREKOMAK, DÜRELEMEK, DÜRMENMEK, DÜRTELEME, DÜRTLEMEK, DÜRTÜLMEK, DÜRTÜNMEK, DÜRTÜŞMEK, DÜRÜLEMEK, DÜRÜMLEME, DÜRÜSTLÜK
DÜRBÜNLÜ, DÜREFŞAN, DÜRETMEK, DÜRTMECE, DÜRTÜLME, DÜRTÜŞME, DÜRÜKKAŞ, DÜRÜKLÜK, DÜRÜLGEN, DÜRÜLMEK, DÜRÜMEVİ, DÜRÜNMEK, DÜRÜŞMEK, DÜRÜTMEK
DÜRDANE, DÜREMEÇ, DÜREMEK, DÜRMECE, DÜRMEYH, DÜRTMEÇ, DÜRTMEK, DÜRÜLME, DÜRÜLÜK, DÜRÜLÜŞ, DÜRÜMCÜ, DÜRÜMEK, DÜRÜMLÜ, DÜRÜNGE, DÜRÜŞME
DÜRBÜN, DÜREYH, DÜRİYE, DÜRMEÇ, DÜRMEH, DÜRMEK, DÜRMÜK, DÜRNEV, DÜRREK, DÜRTEÇ, DÜRTEK, DÜRTME, DÜRTÜK, DÜRTÜŞ, DÜRÜLÜ, DÜRÜME, DÜRÜST, DÜRÜŞT, DÜRÜYH
DÜREÇ, DÜREK, DÜREN, DÜRGE, DÜRGÜ, DÜRİT, DÜRLÜ, DÜRME, DÜRPÜ, DÜRRİ, DÜRŞÜ, DÜRTÜ, DÜRÜK, DÜRÜL, DÜRÜM, DÜRÜS, DÜRZİ, DÜRZÜ
DÜRE, DÜRİ, DÜRR, DÜRÜ
DÜR
DÜR
İnci.
DÜRTÜŞTÜRMEK
Kısa aralıklarla sık sık dürtmek.
DÜRTMELEMEYH
Birisini parmakla dürtmek.
DÜRMÜLEMEK
Katlamak, katlayarak kaldırmak, sarmak, kıvırmak.
DÜREBİLMEK
Dürme imkânı veya olasılığı bulunmak.
DÜRMELEMEK
Parmağıyle itmek.
DÜRELENMEK
Ürkerek, sıçrayarak ayağa kalkmak. Yatan ya da oturan bir kimse bir büyüğü gelince toparlanmak. Yatmak. Uyumak.
DÜRRÜŞEHVAR
Padişahlara yaraşır değerde inci.
DÜRTÜKLEMEK
Üst üste birkaç kez dürtmek. Birini uyarmak ya da kışkırtmak.
DÜRTEKLEMEK
Dürtüp durmak.
DÜRTÜŞTÜRME
Dürtüştürmek işi.
DÜRTLENGİÇ
Üvendire.
DÜRMEPINAR
Sivas ili, Konakpınar bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi.
DÜRTELEMEK
Dürter gibi yapmak, hafifçe dürtmek. Dürtüp durmak.
DÜRTÜŞLEMEK
Birkaç kez dürtmek.
DÜRTMEKLEMEK
Dürtüp durmak.
Bu bölümde tanımı içerisinde DÜR geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ANLAMLI
Anlamı olan, manalı. İçeriği olan. Gizli bir anlamı olan, düşündürücü, manidar.
ADA
Deniz veya göl suları ile çevrilmiş küçük kara parçası, cezire. Tali yoldan ana yola güvenli çıkışı sağlamak için tali yolun sağ tarafına yapılan, çizgilerle ayrılmış bölüm. Çevresi yollarla belirlenmiş olan arsa ve böyle bir arsayı kaplayan yapılar topluluğu. Kavşaklarda trafiği düzenleyici, yönlendirici veya ayırıcı olmak üzere bordürle sınırlandırılmış veya yer çizgileriyle belirlenmiş alan.
ASILMAK
Asma işi yapılmak veya asma işine konu olmak. Bir şey isterken karşısındakini tedirgin edecek derecede üstelemek, ısrar etmek, ileri gitmek. Bir yere tutunup sarkmak. Sonuna kadar mücadele etmek. Karşı cinsin ilgisini çekmek için rahatsız edici davranışlarda bulunmak. Hızla eline almak. Tutup çekmek. Boynuna ip geçirip sallandırılarak öldürülmek, idam edilmek.
AKTİF
Etkin, canlı, hareketli, çalışkan, faal. Bir ticarethanenin, ortaklığın para ile değerlendirilebilen mal ve haklarının tümü. Etkili. Çalışan, çalışmasını sürdüren. Etken.
ASMAK
Bir şeyi aşağıya sarkacak bir biçimde bir yere iliştirip sarkıtmak. Gitmek zorunda olunan bir yere özürsüz gitmemek. Görevi olan bir işi özürsüz yapmamak. Bir kimseyi boğazından ip vb. geçirip sallandırarak öldürmek, idam etmek. Üzerine takınmak, kuşanmak.
AKSEPTANS
Yabancı ülkelerde okuyacak öğrenciler için gönderilen kabul belgesi. Poliçelerin üzerine "kabulümdür" biçiminde yazılarak altı imzalanan açıklama, kabul.
AÇIKLIK
Açık olma durumu, aleniyet. Uzaklık, mesafe. Bitki örtüsü olmayan, çıplak yer. Gerçeği olduğu gibi yansıtma durumu. Boş ve geniş yer, meydanlık. Bir söz veya yazıda maksadın açık olması özelliği, duruluk, vuzuh. Dürbün, fotoğraf makinesi vb. optik araçlarda ağız çapı, ışığın girebildiği delik.
BAKICI
Bakma işiyle görevlendirilen kimse. Bir şeyi satın almayı düşünmeden yalnızca bakarak ilgilenen kimse. Falcı. Yabancı ülkede bir aile yanında kalarak eğitimini sürdüren ve aynı zamanda o evin çocuklarına bakan kimse. Genellikle çocuk, yaşlı ve hastalara bakma işiyle görevli kimse. Yeme içme, barınma ve eğitim karşılığında bakıcılık görevi yapan kimse.
AK
Kar, süt vb.nin rengi, beyaz, kara ve siyah karşıtı. Bu renkte olan. Sıkıntısız, rahat. Dürüst. Beyaz leke. Temiz.
ARMAĞAN
Birini sevindirmek, mutlu etmek, onurlandırmak, kutlamak için veya anı olarak verilen şey, hediye, dürü. Bağış, ihsan. Bir bilim adamının emek verdiği dalda onu anmak için hazırlanan bilimsel eser. Ödül.
AMANSIZCA
Öldürücü bir durumda, acımasız olarak, amansızcasına. Hoşgörüsüz olarak, amansızcasına.
ARTÇI
Geçmiş bir sanat veya edebiyat çığırını sürdüren sanatçı veya hareket. Yürüyüş durumunda bulunan bir askerî birliğin güvenliğini sağlamak için arkadan gelmek üzere bırakılan kıta, dümdar, öncü karşıtı. Arkadan gelen, sonra olan, öncü karşıtı.
BALTACI
Balta yapan ya da satan kimse. Yangın söndürme kuruluşlarında balta kullanan er, baltalı. Önceleri sefer sırasında çalılık ve ormanlık yerleri temizlemek, yol açmak, çadırları kurup kaldırmak, yükleri bindirip indirmekle, sonraları kızlar ağasına bağlı olarak sarayı korumak ve sarayın dış hizmetlerini yapmakla görevli kimse, baltalı. Odun kırıcı.
AHLAKSIZ
Ahlak kurallarına uymayan. Dürüst davranmayan, kötü huylu, terbiyesiz.
ABONMAN
Bir satıcı veya kamu kuruluşu ile alıcılar arasında yapılmış olan anlaşma, sürdürüm. Abone olma durumunu gösteren belge. Kent içinde ulaşımı sağlayan otobüslerde para yerine geçen bilet veya kart.
AKHARDAL
Hekimlikte iç sürdürücü olarak kullanılan hardal türlerinden biri (Sinapis alba).
BAKAÇ
Dürbün. Vizör.
ABONE
Süreli yayınları, parasını önceden ödeyerek alma işi. Bir şeyi sürekli olarak kullanmak için hizmeti verenle sözleşme yapan kimse, sürdürümcü. Bir yere gitmeyi alışkanlık hâline getiren (kimse).
ANAKONDA
Boğagillerden, tropikal Güney Amerika'da yaşayan, 8-10 metre uzunluğunda, avını sararak ve sıkarak öldüren bir tür yılan (Eunectes murinus).
AYNA
Işığı yansıtan, varlıkların görüntüsünü veren, cilalı ve sırlı cam, gözgü, mirat. Gemilerde işaretçi erlerin kullandığı dürbün. Atların diz kapağı. İyi bir durumda, yolunda. Doğramacılık ve yapıcılıkta çerçeve içine geçirilen tahta veya taş levha. Küreğin yassı uç bölümü. Karagöz oyununda perde. Bir olayı, bir durumu yansıtan, göz önünde canlandıran olay, durum, şey. Akıntı ve anaforun birleştiği yerde oluşan su burgacı.