Kelimeler arşivi içinde; başında "düş" olan, toplam 160 adet kelime bulunmaktadır. düş ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu düş ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde düş olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
DÜŞÜNCELLEŞTİRME
DÜŞMANLAŞTIRMAK, DÜŞÜNDÜREBİLMEK
DÜŞMANLAŞTIRMA, DÜŞÜNDÜREBİLME, DÜŞÜNDÜRÜCÜLÜK, DÜŞÜNÜLEBİLMEK
DÜŞLEYEBİLMEK, DÜŞÜNCESİZLİK, DÜŞÜNDÜRMELİK, DÜŞÜNÜLEBİLME
DÜŞKÜNLEREVİ, DÜŞKÜNLEŞMEK, DÜŞLEMSELLİK, DÜŞLEMSİZLİK, DÜŞLEYEBİLME, DÜŞMANCASINA, DÜŞMANLAŞMAK, DÜŞÜNCELİLİK, DÜŞÜNCESİZCE, DÜŞÜNDÜRTMEK, DÜŞÜNEBİLMEK, DÜŞÜNÜVERMEK, DÜŞÜREBİLMEK, DÜŞÜRTTÜRMEK, DÜŞÜRÜVERMEK
DÜŞGÜNNEMEK, DÜŞKÜNLEŞME, DÜŞLEMLİLİK, DÜŞMANLAŞMA, DÜŞÜNCELLİK, DÜŞÜNCEMELİ, DÜŞÜNDEŞLİK, DÜŞÜNDÜRMEK, DÜŞÜNDÜRTME, DÜŞÜNDÜRÜCÜ, DÜŞÜNEBİLME, DÜŞÜNÜCÜLÜK, DÜŞÜNÜVERME, DÜŞÜREBİLME, DÜŞÜRTTÜRME, DÜŞÜRÜVERME
DÜŞEBİLMEK, DÜŞEYAZMAK, DÜŞEYÖLÇER, DÜŞMANSAMA, DÜŞÜNBİLİM, DÜŞÜNCESİZ, DÜŞÜNDÜRME, DÜŞÜNDÜRÜK, DÜŞÜNGÜDÜM, DÜŞÜNÜKSÜZ, DÜŞÜNÜLMEK, DÜŞÜNÜRLÜK, DÜŞÜRÜLMEK, DÜŞÜVERMEK
DÜŞEBİLME, DÜŞERGEME, DÜŞEYAZMA, DÜŞGELMEK, DÜŞKÜNLÜK, DÜŞLEMSEL, DÜŞLEMSİZ, DÜŞLENMEK, DÜŞLEŞMEK, DÜŞMANLIK, DÜŞSÜZLÜK, DÜŞÜNCELİ, DÜŞÜNCEME, DÜŞÜNEKLÜ, DÜŞÜNGÜLÜ, DÜŞÜNTÜLÜ, DÜŞÜNÜLME, DÜŞÜNYAPI, DÜŞÜRTMEK, DÜŞÜRÜLME, DÜŞÜVERME
DÜŞBUDAK, DÜŞÇÜLÜK, DÜŞDÜMÜN, DÜŞERLİK, DÜŞESLİK, DÜŞEYLİK, DÜŞİNMEK, DÜŞLEMEK, DÜŞLEMLİ, DÜŞLEŞİK, DÜŞLEYİM, DÜŞMANCA, DÜŞMEMEK, DÜŞÜKDON, DÜŞÜKLÜK, DÜŞÜNCEL, DÜŞÜNDEŞ, DÜŞÜNMEK, DÜŞÜNSEL, DÜŞÜNÜCÜ, DÜŞÜRMEK, DÜŞÜRTME, DÜŞYORUM
DÜŞECEK, DÜŞEĞEN, DÜŞELEK, DÜŞELGE, DÜŞELİK, DÜŞENGİ, DÜŞERCE, DÜŞERGE, DÜŞGELE, DÜŞİRGE, DÜŞKENT, DÜŞLEME, DÜŞÜLKE, DÜŞÜLKÜ, DÜŞÜNCE, DÜŞÜNEK, DÜŞÜNGÜ, DÜŞÜNME, DÜŞÜNTÜ, DÜŞÜNÜK, DÜŞÜNÜM, DÜŞÜNÜR, DÜŞÜNÜŞ, DÜŞÜRME, DÜŞÜRÜM, DÜŞÜRÜŞ, DÜŞYAPI
DÜŞENK, DÜŞGUN, DÜŞGÜN, DÜŞKÜN, DÜŞLEM, DÜŞLÜK, DÜŞMAN, DÜŞMEK, DÜŞNEK, DÜŞNÜK, DÜŞSEL, DÜŞSÜZ, DÜŞÜNÜ, DÜŞÜYH, DÜŞVAR
DÜŞAH, DÜŞAK, DÜŞÇÜ, DÜŞEK, DÜŞER, DÜŞES, DÜŞEŞ, DÜŞEY, DÜŞKÜ, DÜŞME, DÜŞTÜ, DÜŞÜH, DÜŞÜK, DÜŞÜM, DÜŞÜN, DÜŞÜŞ, DÜŞÜT
DÜŞ
DÜŞ
Uyurken zihinde beliren olayların, düşüncelerin bütünü, rüya. Gerçek olmayan şey, imge. Gerçekleşmesi istenen şey, umut. Raslantı. Belli olmayan, bilinmeyen. Öğle vakti. Rüya. Cihet, yön, yol. Küfüv, aynı derecedeki, denk, eş, akran.
DÜŞLEMSELLİK
Düşlemsel özellik taşıma, düşlemsel olma durumu.
DÜŞLEYEBİLMEK
Düşleme imkânı veya olasılığı bulunmak.
DÜŞÜNCELLEŞTİRME
Kimi olguların en belirgin örneklerine dayalı bir bilimsel çözümleme aracı ve kuram yapma temeli.
DÜŞÜNDÜREBİLMEK
Düşündürme imkânı veya olasılığı bulunmak.
DÜŞLEMSİZLİK
Düşlemi olmama durumu.
DÜŞMANLAŞTIRMA
Düşmanlaştırmak işi.
DÜŞÜNÜLEBİLMEK
Düşünülme imkânı veya olasılığı bulunmak.
DÜŞÜNDÜREBİLME
Düşündürebilmek işi.
DÜŞKÜNLEREVİ
Çalışma gücünden yoksun, kazancı olmayan yoksul kimselerin barındırıldığı toplumsal bir yardım kuruluşu, bakım yurdu, darülaceze.
DÜŞÜNÜLEBİLME
Düşünülebilmek işi.
DÜŞÜNDÜRMELİK
Düşündürmeye yol açan şey.
DÜŞMANLAŞTIRMAK
Düşmanlaşmasına yol açmak.
DÜŞÜNDÜRÜCÜLÜK
Düşündürücü olma durumu.
DÜŞKÜNLEŞMEK
Düşkün duruma gelmek.
DÜŞÜNCESİZLİK
Düşüncesizce davranma durumu.
Bu bölümde tanımı içerisinde DÜŞ geçen kelimeler listesi verilmiştir.
AÇILIM
Açılma işi. Herhangi bir konuyla veya sorunla ilgili olarak düşünce ve uygulamalarda yeni koşulların gerektirdiği değişiklikleri veya yenilikleri yapma. Yeni bir bakış açısı getirme. Sağ açıklık. Bir kısaltma veya formülün açık biçimi.
AD
Bir kimseyi, bir şeyi anlatmaya, tanımlamaya, açıklamaya, bildirmeye yarayan söz, isim, nam. Canlı ve cansız varlıkları, duygu ve düşünceleri, çeşitli durumları bildiren kelime, isim. Sayma. Sayılma. Herkesçe tanınmış veya işitilmiş olma durumu.
ADAVET
Düşmanlık.
AHLAKLILIK
Bir insanın veya bir insan grubunun iyi ve kötü açısından davranış biçimi ve ahlaki düşünüşü. Ahlak kuralları ile uyum içinde olma.
AKIN
Kalabalık bir şeyin arkası kesilmeyen bir geliş durumunda olması. Düşman topraklarına tedirgin etme, yıldırma, çapul vb. amaçlarla toplu olarak yapılmış olan baskın. Gol atmak veya sayı yapmak amacıyla karşı takımın sahasına doğru genellikle topluca girişilen hücum. Kazak ve Kırgız Türklerinin saz şairlerine verdiği ad.
ADİLİK
Bayağılık, düşüklük, aşağılık.
AKINCI
Düşman ülkesine akın yapan savaşçı. İleri uç oyuncusu.
ADALET
Yasalarla sahip olunan hakların herkes tarafından kullanılmasının sağlanması, türe. Herkese kendine uygun düşeni, kendi hakkı olanı verme, doğruluk. Bu işi uygulayan, yerine getiren devlet kuruluşları. Hak ve hukuka uygunluk, hakkı gözetme.
AKILCILIK
Akla dayanan, doğruluğun ölçütünü duyularda değil, düşünmede ve tümdengelimli çıkarmalarda bulan öğretilerin genel adı, usçuluk, akliye, rasyonalizm, deneycilik karşıtı. Akla ve akıl yolu ile varılan yargıya inanma, akla aykırı veya akıl dışı hiçbir şeyi tanımama davranışı ve tutumu, akliye, rasyonalizm. Bilginin evrensellik ve zorunluluğunun deneyden ve deneye dayanan genellemeden değil, yalnızca akıldan çıkartılabileceğini savunan öğreti, rasyonalizm.
ABANDONE
Boks sporunda dövüşemeyecek duruma gelen boksörün karşılaşmayı yarıda bırakması. Herhangi bir olay karşısında çaresiz duruma düşme.
ADALETSİZ
Adalete aykırı düşen (şey). Adaleti olmayan (kimse).
AKILSAL
Düşünceyi ve gerçeği somut değerlerle birbirine bağlayan, hakikati içine alan.
AKIM
Akma işi. Sanatta, siyasette, düşünce hayatında ortaya çıkan yeni bir görüş, yöntem, hareket, cereyan, tarz. Debi. Hava, su vb. akışkan maddelerin veya elektrik yüklerinin belli bir yönde akışı, yer değiştirmesi, cereyan.
AFYONLAMAK
Afyon vererek uyuşturmak, uyutmak. Birini telkin yoluyla doğru düşünmesini önleyerek zararlı bir yola sürüklemek.
AÇILMAK
Açma işine konu olmak. Kendine gelmek, biraz iyileşmek, ferahlamak. Kıyıdan uzaklaşmak. Yeni bir bakış açısı getirmek. Renk koyuluğunu yitirmek. Kapı, yol vb. geçit vermek. Gereken güce ulaşmak. Kuruluşlar ilk kez veya yeniden işe başlamak. Sıkılması, çekinmesi, tutukluğu kalmamak. Herhangi bir konuyla veya sorunla ilgili olarak düşünce ve uygulamalarda yeni koşulların gerektirdiği değişiklikleri veya yenilikleri yapmak. Ayrıntıya girmek. Sırrını, üzüntüsünü, sorunlarını birine söylemek. Genişlemek, bollaşmak. İşini gereğinden veya yapabileceğinden geniş tutmak. Delinmek, yırtılmak. Sis, karanlık, duman vb. dağılmak, yoğunluğunu yitirmek.
AFALLATMAK
Şaşkınlığa düşürerek sersemleştirmek.
AKKELEBEK
Hemen bütün meyve ağaçları için tomurcuk düşmanı sayılan, iri ak kanatları kalın, kara damarlı bir kelebek (Aporia crataegi).
AKIL
Düşünme, anlama ve kavrama gücü, us. Öğüt, salık verilen yol. Düşünce, kanı. Bellek.
AÇIK
Açılmış, kapalı olmayan, kapalı karşıtı. Örtüsüz, çıplak. Bir gereksinimin karşılanamaması durumu. Görevlisi olmayan, boş (iş, görev), münhal. Çalışır durumda olan. Gizliliği olmayan, olduğu gibi görünen. Sevişme sahnelerini bütün çıplaklığıyla anlatan (kitap, resim, film vb.). Boş. Belirgin bir biçimde. Rengi koyu olmayan, koyu karşıtı. Belli bir yerin biraz uzağı. Engelsiz, serbest. Aralığı çok. Kolay anlaşılır, vazıh. Denizin kıyıdan uzakça olan yeri. Her türlü düşünceyi hoşgörüyle karşılayabilen, etkisinde kalabilen.
AFİŞE
"Açığa vurmak, belirtmek; duyurmak, dile düşürmek, reklam etmek; açıklamak" anlamlarındaki afişe etmek, "bir kimse bilinmeyen bir yönüyle tanınmak" anlamındaki afişe olmak birleşik fiillerinde geçen bir söz. Açıklanmış.