Kelimeler arşivi içinde; başında "dil" olan, toplam 265 adet kelime bulunmaktadır. dil ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu dil ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde dil olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
DİLLENDİREBİLMEK
DİLLENDİREBİLME
DİLFIRLATANLAR, DİLLENDİRİLMEK
DİLBERKİRPİĞİ, DİLENDİRİLMEK, DİLLENDİRİLME
DİLBERDUDAĞI, DİLENDİRİLME, DİLENEBİLMEK, DİLEYEBİLMEK, DİLKİGUYRUĞU, DİLLENDİRMEK
DİLATOMETRE, DİLBERDUDAK, DİLCEPARMAK, DİLEKPINARI, DİLEKSÜZREK, DİLENDİRMEK, DİLENEBİLME, DİLEPİDİDAE, DİLEYEBİLME, DİLGİLDEMEK, DİLİMLENMEK, DİLKURTLARI, DİLKÜCEKLİK, DİLKÜLENMEK, DİLLENDİRME, DİLMAÇLAMAK, DİLSEVERLİK
DİLALANMAK, DİLALENMEK, DİLATASYON, DİLBEDİRİK, DİLBİLGİSİ, DİLEBİLMEK, DİLEKÇİLİĞ, DİLEKPINAR, DİLENCİLİK, DİLENDİRME, DİLİMLEMEK, DİLKEMLEĞİ, DİLKİBOĞAN, DİLLEŞMEYH, DİLLİDEMİR, DİLLİDİBEK, DİLLİGELİN, DİLLİLEYİN, DİLLİTURNA, DİLLİZAĞAR, DİLSİZDAĞI
DİLATASYO, DİLATATOR, DİLBERLİK, DİLBEZEĞİ, DİLCENMEK, DİLDAŞLIK, DİLDOLAĞI, DİLEBİLME, DİLEKDERE, DİLEKKAYA, DİLEKLEME, DİLEKTAŞI, DİLEKTEPE, DİLEKYAZI, DİLEKYOLU, DİLEMENLİ, DİLİMLEME, DİLKIRMAK, DİLLANMAK, DİLLEKLİK, DİLLENGEÇ, DİLLENMEĞ, DİLLENMEK, DİLLEŞMEK, DİLLİBİSİ, DİLLİKSİZ, DİLMAÇLIK, DİLSİZLİK, DİLTİAZEM, DİLÜVİYUM
DİLASYON, DİLBASAR, DİLBEDER, DİLBESEK, DİLBESTE, DİLBEZEK, DİLBİDİR, DİLBİLİM, DİLBİTTİ, DİLBURAN, DİLBURNU, DİLCİLER, DİLCİLİK, DİLCİMEN, DİLDAMAK, DİLDEREN, DİLDİRİK, DİLDİRİM, DİLEFRUZ, DİLENMEK, DİLERCAN, DİLEŞMEK, DİLETMEK, DİLFERAH, DİLFİGAR, DİLFİRUZ, DİLFİTİL, DİLHAYAT, DİLİNMEK, DİLKECEK, Devamını Oku »»
DİLALTI, DİLAMAK, DİLAŞUP, DİLAVAR, DİLAVER, DİLBAĞI, DİLBENT, DİLBEZE, DİLBUNU, DİLCEVE, DİLÇEYH, DİLDADE, DİLDOKU, DİLEĞEN, DİLEKCE, DİLEKCİ, DİLEKÇE, DİLEKÇİ, DİLEKLİ, DİLEKLÜ, DİLEMCİ, DİLEMEK, DİLEMLİ, DİLEMMA, DİLEMRE, DİLENCİ, DİLENÇİ, DİLENİŞ, DİLENME, DİLERKE, Devamını Oku »»
DİLACA, DİLARA, DİLATE, DİLAVI, DİLBAN, DİLBAR, DİLBAZ, DİLBER, DİLCAN, DİLCEK, DİLCİK, DİLCUG, DİLÇEK, DİLÇİK, DİLDAN, DİLDAR, DİLDAŞ, DİLDEN, DİLEBE, DİLEGE, DİLEME, DİLFİL, DİLFİN, DİLFİR, DİLFON, DİLGEM, DİLGEN, DİLGİT, DİLGİZ, DİLGOZ, Devamını Oku »»
DİLAĞ, DİLAK, DİLAM, DİLAN, DİLAY, DİLBU, DİLCE, DİLCİ, DİLEH, DİLEK, DİLEM, DİLER, DİLGE, DİLİM, DİLİŞ, DİLKE, DİLKİ, DİLKÜ, DİLLİ, DİLLÜ, DİLME, DİLSİ, DİLÜK, DİLVE
DİLA, DİLÜ
DİL
DİL
Ağız boşluğunda, tatmaya, yutkunmaya, sesleri boğumlamaya yarayan etli, uzun, hareketli organ, tat alma organı. Ayakkabı bağlarının ayağı rahatsız etmemesini sağlayan ve bağ altına rastlayan saya parçası. Sorguya çekilmek için yakalanan tutsak. Gönül, yürek. Büyükbaş hayvanların haşlanıp pişirildikten sonra yenebilen dili. Kıstak. Belli mesleklere özgü dil. Bazı üflemeli çalgılarda titreşerek ses çıkaran ince metal yaprak. Bir çağa, bir gruba, bir yazara özgü söz dağarcığı ve söz dizimi. Düşünce ve duyguları bildirmeye yarayan herhangi bir anlatım aracı. Birçok aletin uzun, yassı ve çoğu hareketli bölümleri. Makaraların ve bastikaların içine yerleştirilmiş olan, üzerinden geçirilen halatı istenilen yöne çevirmeye yarayan, çevresi oluklu, küçük döner tekerlek. Düşmanın durumunu öğrenmek için sorguya çekilmek amacıyla ele geçirilen tutsak. İnsanların düşündüklerini ve duyduklarını bildirmek için kelimelerle veya işaretlerle yaptıkları anlaşma, lisan, zeban. Anahtar.
DİLEYEBİLMEK
Dileme imkânı veya olasılığı bulunmak.
DİLLENDİRMEK
Biri hakkında dedikodu yapılmasına sebep olmak. Bir şeyi söz ile ifade etmek, söylemek.
DİLLENDİREBİLME
Dillendirebilmek işi.
DİLBERDUDAĞI
Dudak biçiminde hazırlanan bir hamur tatlısı.
DİLLENDİRİLME
Dillendirilmek işi.
DİLBERDUDAK
Nergis çiçeği.
DİLBERKİRPİĞİ
Kasımpatına benzeyen ve çeşitli renklerde olan bir çiçek.
DİLLENDİRİLMEK
Dillendirme işi yapılmak.
DİLENDİRİLMEK
Dilenme işi yaptırılmak.
DİLKİGUYRUĞU
Salkımları tilki kuyruğu biçiminde uzun, beyaz ve sık taneli bir çeşit üzüm.
DİLLENDİREBİLMEK
Dillendirme imkânı veya olasılığı bulunmak.
DİLENDİRİLME
Dilendirilmek işi.
DİLFIRLATANLAR
Sürüngenler (Reptilia) sınıfının, pullu sürüngenler (Squamata) takımından, dillerini yay gibi dışarı uzatan, renk değiştirme özellikleri olan, çoğu ağaçların üzerinde yaşayan, başları çıkıntılı, yuvarlak göz kapakları bulunan türlere sahip bir alt takım.
DİLENEBİLMEK
Dilenme imkânı veya olasılığı bulunmak.
DİLATOMETRE
Genleşmeölçer.
Bu bölümde tanımı içerisinde DİL geçen kelimeler listesi verilmiştir.
AĞIZ
Yüzde, avurtlarla iki çene arasında bulunan, ses çıkarmaya, soluk alıp vermeye yarayan ve besinlerin sindirilmeye başlandığı organ. Bu boşluğun dudakları çevreleyen bölümü. Birkaç yolun birbirine kavuştuğu yer, kavşak. Koy, körfez, liman vb. yerlerin açık tarafı. Aynı dil içinde ses, şekil, söz dizimi ve anlamca farklılıklar gösterebilen, belli yerleşim bölgelerine veya sınıflara özgü olan konuşma dili. Uç, kenar. Kapların veya içi boş şeylerin açık tarafı. Bir bölge ezgilerinde görülen özelliklerin tümü. Çıkış yeri. Kesici aletlerin keskin tarafı. Bir akarsuyun denize veya göle döküldüğü yer, munsap. Yeni doğurmuş memelilerin ilk sütü. Üslup, ifade biçimi.
ACİL
Hemen yapılması gereken, ivedi, ivedili, evgin, müstacel.
AĞIRBAŞLILIK
Ağırbaşlı olma durumu, vakar, ciddilik, ciddiyet, vakurluk.
AKAMBER
Özellikle amber balığının bağırsaklarından çıkarılan, kül renginde, yapışkan, bükülgen ve misk gibi kokusu olan bir taş. Sıcak ülkelerde yetişen bir ağaçtan elde edilen katı, güzel kokulu reçine.
AFİŞE
"Açığa vurmak, belirtmek; duyurmak, dile düşürmek, reklam etmek; açıklamak" anlamlarındaki afişe etmek, "bir kimse bilinmeyen bir yönüyle tanınmak" anlamındaki afişe olmak birleşik fiillerinde geçen bir söz. Açıklanmış.
AFOROZLU
Aforoz edilmiş, kovulmuş, uzaklaştırılmış.
ACI
Bazı maddelerin dilde bıraktığı yakıcı duyu, tatlı karşıtı. Kırıcı, üzücü, incitici, dokunaklı, kötü. Herhangi bir dış etken dolayısıyla duyulan rahatsızlık, ızdırap. Keskin, şiddetli. Çarpıcı, göz alıcı (renk). Tadı bu nitelikte olan. Ölüm, yangın, deprem vb. olayların yarattığı üzüntü, keder, elem.
ADALETLİ
Adil.
AGANTA
Yısa veya laçka edilmekte olan bir halatın ve zincirin kısa bir süre elde tutulup bırakılmaması için verilen emir.
ADİLEŞTİRMEK
Adileşmesine yol açmak.
AİLE
Evlilik ve kan bağına dayanan, karı, koca, çocuklar, kardeşler arasındaki ilişkilerin oluşturduğu toplum içindeki en küçük birlik. Eş, karı. Aynı gaye üzerinde anlaşan ve birlikte çalışan kimselerin bütünü. Temel niteliği bir olan dil, hayvan veya bitki topluluğu, familya. Aynı soydan gelen veya aralarında akrabalık ilişkileri bulunan kimselerin tümü. Birlikte oturan hısım ve yakınların tümü.
AĞIT
Ölenin iyi niteliklerini, ölümünden duyulan acıyı dile getiren söz veya ezgi. Gelinin arkasından niteliklerini anlatan söz veya ezgi. Ölen bir kimsenin gençliğini, güzelliğini, iyiliklerini, değerlerini, arkada bıraktıklarının acılarını, büyük felaketlerin acılı etkilerini dile getiren söz veya okunan ezgi, yazılan yazı, sagu, mersiye.
AÇIKLANMAK
Açıklama işi yapılmak, izah edilmek, ifşa edilmek.
ABDAL
Gezgin derviş. Tasavvufta manevi üst bir rütbe. Safeviler devrinde İran'da yaşayan Türk oymaklarından biri. Dilenci kılıklı, üstü başı perişan kimse. Anadolu'da yaşayan oymaklardan bazısı.
ADİLEŞTİRME
Adileştirmek işi.
ACEMCE
Farsça. Bu dille yazılmış olan.
ADİLLİK
Adil olma durumu.
ADİLEŞME
Adileşmek durumu.
AHRAZ
Dilsiz (kimse). Sağır ve dilsiz (kimse).
ADAMAK
Bir dileğin gerçekleşmesi amacıyla kutsal olduğuna inanılan bir güce niyette bulunmak, nezretmek. İthaf etmek. Bir şeyle yoğun olarak ilgilenmek. Kutsal saydığı bir şey uğruna kendini feda etmek üzere söz vermek. Ayırmak, tahsis etmek.