Kelimeler arşivi içinde; sonunda "din" olan, toplam 134 adet kelime bulunmaktadır. Sonu din ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında din olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde din olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
BROMODEOKSİÜRİDİN
DİHİDROPRİDİN, PROSTAGLANDİN, SÜLFAGUANİDİN
AZİDOTİMİDİN, KLORHEKSİDİN, STREPTAVİDİN, SÜLFADİMİDİN, YABANİMERDİN, ZEYNELABİDİN
ALIVERİŞDİN, İKTİLEPİDİN, MUSLİHİDDİN, RADYOİYODİN, UTEROVERDİN
ANİLERİDİN, BORRELİDİN, GRAMİSİDİN, HEMATOİDİN, KEFALOİDİN, MOKSONİDİN, REHAYEDDİN, REŞİDİDDİN, RİMANTADİN, SAFİYÜDDİN, TERFENADİN, TİKLOPİDİN, VELİYÜDDİN
AMANTADİN, ASKARİDİN, FAMOTİDİN, KALBİNDİN, LAMİVUDİN, LORATADİN, LÖKOSİDİN, NASREDDİN, NEJMEDDİN, PİRİMİDİN, ROBENİDİN, SAVKELDİN, SPERMİDİN, TEVHİDDİN, ZEYNEDDİN, ZİDOVUDİN, ZİMELİDİN
BOLVADİN, GABARDİN, MOLİBDİN, TİRPİDİN, ALAADDİN, AŞAGADİN, BİLYEDİN, FUKOİDİN, GLİYADİN, GOSBADİN, GUANİDİN, İLKİNDİN, İSOPEDİN, KİRPİDİN, KLONİDİN, KUBBEDİN, LİGANDİN, PRİMİDİN, SARKODİN, SEKUNDİN, SPORADİN, YİRGİDİN
DİYADİN, KOMODİN, SANİDİN, AKRİDİN, BİLADİN, BİREDİN, BİRİDİN, ELEİDİN, ENİPDİN, HİRUDİN, İHTİDİN, İKİNDİN, İLKİDİN, KALİDİN, KİNİDİN, MİDİDİN, MUİDDİN, NİNEDİN, OĞADDİN, PİREDİN, SİTİDİN, TİLİDİN, TİMİDİN
HAYDİN, MARDİN, NARDİN, ABİDİN, AVİDİN, BEYDİN, DANDİN, DERDİN, EMODİN, GEDDİN, GİZDİN, İLEDİN, İREDİN, İZEDİN, KINDİN, KİMDİN, KİNDİN, MELDİN, MENDİN, MERDİN, SERDİN, SİNDİN, ŞEMDİN, URİDİN, ÜRİDİN, VİRDİN, YİĞDİN, YİVDİN, YİYDİN
LADİN, ERDİN, EYDİN, GIDİN, HADİN, İBDİN, İĞDİN, İPDİN, İYDİN, LEDİN, ÖNDİN, YEDİN, YİDİN
İDİN
DİN
DİN
Tanrı'ya, doğaüstü güçlere, çeşitli kutsal varlıklara inanmayı ve tapınmayı sistemleştiren toplumsal bir kurum, diyanet. Bir şeyin en yüksek ve sivri noktası. İnanılıp çok bağlanılan düşünce, inanç veya ülkü, kült. İlmek. C.G.S. sisteminde 1 gramlık bir kütlenin hızını saniyede 1 santimetre artıran güç birimi: Bir nevton 105 din'e eşittir. Bu nitelikteki inançları kurallar, kurumlar, töreler ve semboller biçiminde toplayan, sağlayan düzen.
ALIVERİŞDİN
Alınca.
SÜLFADİMİDİN
Genellikle sodyum tuzu durumunda, özellikle koksidiyoz tedavisinde kullanılan hızla emilen ve hızlı atılan sülfonamid.
YABANİMERDİN
Ausjarotu, Arasum Aristolachiaceae.
AZİDOTİMİDİN
Zidovudin.
İKTİLEPİDİN
Balıklarda bulunan kolajen ve keratin arasında olan bir protein.
PROSTAGLANDİN
Basit proteinler.
RADYOİYODİN
Tiroit bezinin incelenmesinde ve tiroit kanserinin tedavisinde kullanılan iyotunun radyoaktif izotopu.
MUSLİHİDDİN
Dini iyileştiren, düzelten, ıslah eden.
DİHİDROPRİDİN
Kalsiyum kanal engelleyicisi olan ve kalp damar sistemi hastalıklarının tedavisinde kullanılan bir ilaç.
ZEYNELABİDİN
İbadet edenlerin süsü.
UTEROVERDİN
Köpeklerde loşyanın yeşil renkte görülmesine neden olan, hemoglobinden sentezlenen bir bilirubin prekürsörü.
BROMODEOKSİÜRİDİN
Virüslere karşı ilaç olarak kullanılan bir timidin analoğu. 5-bromodeoksiüridin.
SÜLFAGUANİDİN
Özellikle sindirim kanalı enfeksiyonlarının tedavisinde kullanılan ve büyük oranda dışkı yoluyla değişmemiş olarak atılan sülfonamid türevi.
KLORHEKSİDİN
Daha çok glukonat tuzu biçiminde antiseptik kullanılan klorlu fenilguanidin türevi katyonik deterjan.
STREPTAVİDİN
Streptomyces griseus adlı bakterinin yapısında bulunan ve biyotine karşı büyük bir çekim merkezi oluşturduğundan immünofloresan ve immünohistokimyasal çalışmalarda yararlanılan bir protein.
Bu bölümde tanımı içerisinde DİN geçen kelimeler listesi verilmiştir.
AÇILMAK
Açma işine konu olmak. Kendine gelmek, biraz iyileşmek, ferahlamak. Kıyıdan uzaklaşmak. Yeni bir bakış açısı getirmek. Renk koyuluğunu yitirmek. Kapı, yol vb. geçit vermek. Gereken güce ulaşmak. Kuruluşlar ilk kez veya yeniden işe başlamak. Sıkılması, çekinmesi, tutukluğu kalmamak. Herhangi bir konuyla veya sorunla ilgili olarak düşünce ve uygulamalarda yeni koşulların gerektirdiği değişiklikleri veya yenilikleri yapmak. Ayrıntıya girmek. Sırrını, üzüntüsünü, sorunlarını birine söylemek. Genişlemek, bollaşmak. İşini gereğinden veya yapabileceğinden geniş tutmak. Delinmek, yırtılmak. Sis, karanlık, duman vb. dağılmak, yoğunluğunu yitirmek.
AĞIRKANLI
Ağırcanlı. Hippokrates'in ortaya attığı ağırcanlılık, soğukluk, kolayca duygulanmayış gibi nitelikleri kendinde toplayan kişilik tipi.
ABRAŞ
Alaca benekli. Klorofil azlığından dolayı açık renkte lekeleri olan (bitki yaprağı). Cildin rengini bozup beyaz benekler ve lekeler yapan hastalık. Ters, kaba, görgüsüz (kimse). Deseni ve atkısı bozuk halı. Atın tüysüz yerlerinde görülen uyuza benzer bir hastalık. Çarpık, eğri, düzgün olmayan. Çilli, çopur yüzlü, gözleri açık renk olan (kimse).
AHZÜKABZ
Kendine mal etme. Para tahsili yapmaya yetkili olma.
AHİRET
Dinî inanışa göre, insanın öldükten sonra dirilip sonsuza dek kalacağı ve Tanrı'ya hesap vereceği yer, öbür dünya, öteki dünya.
AHDETMEK
Bir şeyi yapmak için kendi kendine söz vermek.
ADALET
Yasalarla sahip olunan hakların herkes tarafından kullanılmasının sağlanması, türe. Herkese kendine uygun düşeni, kendi hakkı olanı verme, doğruluk. Bu işi uygulayan, yerine getiren devlet kuruluşları. Hak ve hukuka uygunluk, hakkı gözetme.
ADAMAK
Bir dileğin gerçekleşmesi amacıyla kutsal olduğuna inanılan bir güce niyette bulunmak, nezretmek. İthaf etmek. Bir şeyle yoğun olarak ilgilenmek. Kutsal saydığı bir şey uğruna kendini feda etmek üzere söz vermek. Ayırmak, tahsis etmek.
AHİT
Kendi kendine söz vererek bir işi üzerine alma, ant. Devir, zaman. Antlaşma.
ACYO
Herhangi bir paranın gerçek değeriyle sürüm değeri arasında veya bir ticaret senedinin üzerinde yazılı miktar ile indirimden sonraki tutarı arasında doğan fark. Bankaların senetli kredi işlemlerinde yaptıkları tahsilat. Bir ticaret senedinin yenilenmesinde alınan komisyon.
AKORTÇU
Piyano, org vb. müzik aletlerini ayarlamayı meslek edinmiş kimse.
ADAY
Bir görev, bir iş için kendini ileri süren veya başkaları tarafından ileri sürülen kimse. Bir iş için yetiştirilmekte, eğitilmekte olan kimse, namzet.
AÇIKLAYICI
Bir sorunu gerekli açıklığa kavuşturan. Kendinden önce gelen kelimeyi belirten, açıklayan (kelime veya kelimeler): "Atatürk, yeni Türkiye'nin kurucusu, daima saygı ile anılacaktır" cümlesindeki 'yeni Türkiye'nin kurucusu' sözü Atatürk adının açıklayıcısıdır.
ABARTICI
Abartıyı huy edinen (kimse), abartmacı, mübalağacı.
AKS
Dingil.
AKSESUAR
Bir aletin, bir makinenin işlevine katılmayan ancak kendine özgü ayrı bir yararı bulunan alet, araç veya nesne. Konunun gerektirdiği ölçüde kullanılan, bir sahne içinde yer alan veya oyuncunun dekor gereği kullandığı çeşitli eşya. Giysiyi bütünleyen çanta, kemer, şapka, eldiven, mücevher vb. eşya.
AHLAT
Gülgillerden, kendi kendine yetişen, üzerine armut aşılanan ağaç, yaban armudu, dağ armudu (Pirus piraster). Beden yapısının temelini oluşturan ögeler. Kaba adam, yol iz bilmez kimse. Bitlis iline bağlı ilçelerden biri. Bu ağacın, armuda benzeyen, iyice olgunlaştıktan sonra yenilebilen yemişi. Bir karışım içindeki parçalar, ögeler.
AFOROZ
Hristiyanlıkta kilise tarafından verilen cemaatten kovma cezası. Darılıp biriyle konuşmama, ilgiyi kesip kendinden uzaklaştırma, toplum dışılama.
AKAİT
Bir dinin öğrenilmesi gereken inançlarının ve tapınma kurallarının tümü. Bu kuralları toplayan kitap.
AĞDACI
Şeker, tatlı ve helva yapımında ağda hazırlayan işçi. Ağda ile vücuttaki fazla tüyleri veya kılları temizlemeyi meslek edinmiş kimse.