Kelimeler arşivi içinde; başında "din" olan, toplam 263 adet kelime bulunmaktadır. din ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu din ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde din olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
DİNÇLEŞTİREBİLMEK, DİNSİZLEŞTİRİLMEK
DİNAMİKLEŞTİRMEK, DİNÇLEŞTİREBİLME, DİNLENDİREBİLMEK, DİNSİZLEŞEBİLMEK, DİNSİZLEŞTİRİLME
DİNAMİKLEŞTİRME, DİNGİNLEŞTİRMEK, DİNLENDİREBİLME, DİNSİZLEŞEBİLME, DİNSİZLEŞTİRMEK
DİNÇLEŞEBİLMEK, DİNLENDİRİLMEK, DİNOFLAGELLATA, DİNOFLAGELLİDA, DİNSİZLEŞTİRME
DİNAMİKLEŞMEK, DİNAMİTLENMEK, DİNÇLEŞEBİLME, DİNÇLEŞTİRMEK, DİNDİREBİLMEK, DİNDİRİVERMEK, DİNLENDİRİLME, DİNLENEBİLMEK, DİNLETEBİLMEK, DİNLEYEBİLMEK, DİNLEYİVERMEK, DİNOFLAGELLAT, DİNOZORLAŞMAK
DİNAMİKLEŞME, DİNAMİTÇİLİK, DİNAMİTLEMEK, DİNAMİTLENME, DİNBELENDİYH, DİNÇLEŞTİRME, DİNDARLAŞMAK, DİNDİREBİLME, DİNDİRİVERME, DİNGDİNGKARA, DİNGİLDEKLİK, DİNGİNLEŞMEK, DİNKALAHOÇEK, DİNLENDİRMEK, DİNLENEBİLME, DİNLETEBİLME, DİNLEYEBİLME, DİNLEYİCİLİK, DİNLEYİVERME, DİNNENDİRMEK, DİNNEŞTİRMEK, DİNOZORLAŞMA, DİNSİZLEŞMEK
DİNAMİTLEME, DİNAMOMETRE, DİNCERLEMEK, DİNDARLAŞMA, DİNDİKLEMEK, DİNDİRİLMEK, DİNDİRMEMEĞ, DİNDİRMEMEK, DİNDİYNEMEH, DİNERKÇİLİK, DİNGELEKLİK, DİNGİLDEMEK, DİNGİNCİLİK, DİNGİNLEŞME, DİNİZLEŞMEK, DİNKİRCİLİK, DİNLENDİRME, DİNLENİLMEK, DİNLENMELİK, DİNLETİLMEK, DİNNENDİREN, DİNSİKLEMEK, DİNSİZLEŞME, DİNÜKLEOTİT
DİNCELTMEK, DİNÇLENMEK, DİNÇLEŞMEK, DİNDİNKANA, DİNDİRİLME, DİNDİRTMEK, DİNEBİLMEK, DİNEKSARAY, DİNEZİRMEK, DİNİMBİLİM, DİNİVERMEK, DİNLENİLME, DİNLETİLME, DİNLEYİŞLİ, DİNNAMAMAK, DİNOZORLAR
DİNAMİTÇİ, DİNCALMAK, DİNCELMEK, DİNCELTME, DİNCETMEK, DİNÇLENME, DİNÇLEŞME, DİNDARLIK, DİNDAŞLIK, DİNDİRMEG, DİNDİRMEK, DİNDİRTME, DİNDORUĞU, DİNDÜRMEK, DİNEBİLME, DİNELTMEK, DİNEZİMEK, DİNGELMEK, DİNGİLDEK, DİNGİNLİK, DİNİVERME, DİNİZİMEK, DİNKAÇIĞI, DİNLANMAK, DİNLEMECE, DİNLENDİK, DİNLENGİN, DİNLENGÜN, DİNLENMEK, DİNLETMEK, Devamını Oku »»
DİNAMİZM, DİNARBEY, DİNCELME, DİNCİLİK, DİNÇKAYA, DİNÇTÜRK, DİNDARLI, DİNDİRİŞ, DİNDİRME, DİNELMEK, DİNENMEÇ, DİNENMEK, DİNETMEK, DİNGABAK, DİNGARGA, DİNGEDEK, DİNGELEK, DİNGESEK, DİNGİLLİ, DİNİZLİK, DİNKABAK, DİNKİRCİ, DİNLAMAK, DİNLEMEK, DİNLENCE, DİNLENEK, DİNLENİM, DİNLENİŞ, DİNLENME, DİNLETME, Devamını Oku »»
DİNAMİK, DİNAMİT, DİNAYET, DİNBURÇ, DİNÇALP, DİNÇÇAĞ, DİNÇERK, DİNÇKAL, DİNÇKOL, DİNÇKÖK, DİNÇLİK, DİNÇMEN, DİNÇSAN, DİNÇSAV, DİNÇSAY, DİNÇSEL, DİNÇSOY, DİNÇTAŞ, DİNDİLİ, DİNDORU, DİNELEK, DİNELME, DİNELÜK, DİNEMEK, DİNERKİ, DİNGALA, DİNGECİ, DİNGEDE, DİNGENE, DİNKAFA, Devamını Oku »»
DİNAMO, DİNBAÇ, DİNÇAY, DİNÇEL, DİNÇER, DİNÇOK, DİNÇOL, DİNÇÖZ, DİNÇSÜ, DİNDAR, DİNDAŞ, DİNDİK, DİNDON, DİNDUK, DİNEİN, DİNERİ, DİNGEÇ, DİNGEL, DİNGİÇ, DİNGİK, DİNGİL, DİNGİN, DİNİRİ, DİNKÇİ, DİNKİŞ, DİNKOZ, DİNMEK, DİNNİK, DİNSEK, DİNSEL, Devamını Oku »»
DİNAR, DİNCE, DİNCİ, DİNEK, DİNEN, DİNEP, DİNGA, DİNGE, DİNGİ, DİNİŞ, DİNİZ, DİNKE, DİNLİ, DİNME, DİNOD, DİNOS, DİNOT, DİNÜZ, DİNYO
DİNÇ, DİNE, DİNG, DİNK
DİN
DİN
Tanrı'ya, doğaüstü güçlere, çeşitli kutsal varlıklara inanmayı ve tapınmayı sistemleştiren toplumsal bir kurum, diyanet. Bir şeyin en yüksek ve sivri noktası. İnanılıp çok bağlanılan düşünce, inanç veya ülkü, kült. İlmek. C.G.S. sisteminde 1 gramlık bir kütlenin hızını saniyede 1 santimetre artıran güç birimi: Bir nevton 105 din'e eşittir. Bu nitelikteki inançları kurallar, kurumlar, töreler ve semboller biçiminde toplayan, sağlayan düzen.
DİNSİZLEŞTİRİLME
Dinsizleştirilmek işi.
DİNÇLEŞTİREBİLME
Dinçleştirebilmek işi.
DİNGİNLEŞTİRMEK
Dingin duruma gelmesini sağlamak.
DİNAMİKLEŞTİRMEK
Dinamik duruma getirmek.
DİNLENDİRİLMEK
Dinlenmesi sağlanmak.
DİNLENDİREBİLMEK
Dinlendirme imkânı veya olasılığı bulunmak.
DİNOFLAGELLATA
Dinoflagellida.
DİNSİZLEŞTİRİLMEK
Dinsiz duruma getirilmek.
DİNLENDİREBİLME
Dinlendirebilmek işi.
DİNSİZLEŞEBİLMEK
Dinsizleşme olasılığı bulunmak.
DİNÇLEŞEBİLMEK
Dinçleşme imkânı veya olasılığı bulunmak.
DİNSİZLEŞEBİLME
Dinsizleşebilmek işi.
DİNSİZLEŞTİRMEK
Dinsiz duruma getirmek.
DİNÇLEŞTİREBİLMEK
Dinçleştirme imkânı veya olasılığı bulunmak.
DİNAMİKLEŞTİRME
Dinamikleştirmek.
Bu bölümde tanımı içerisinde DİN geçen kelimeler listesi verilmiştir.
AKS
Dingil.
AÇIKLAYICI
Bir sorunu gerekli açıklığa kavuşturan. Kendinden önce gelen kelimeyi belirten, açıklayan (kelime veya kelimeler): "Atatürk, yeni Türkiye'nin kurucusu, daima saygı ile anılacaktır" cümlesindeki 'yeni Türkiye'nin kurucusu' sözü Atatürk adının açıklayıcısıdır.
ABRAŞ
Alaca benekli. Klorofil azlığından dolayı açık renkte lekeleri olan (bitki yaprağı). Cildin rengini bozup beyaz benekler ve lekeler yapan hastalık. Ters, kaba, görgüsüz (kimse). Deseni ve atkısı bozuk halı. Atın tüysüz yerlerinde görülen uyuza benzer bir hastalık. Çarpık, eğri, düzgün olmayan. Çilli, çopur yüzlü, gözleri açık renk olan (kimse).
AKORTÇU
Piyano, org vb. müzik aletlerini ayarlamayı meslek edinmiş kimse.
AHİRET
Dinî inanışa göre, insanın öldükten sonra dirilip sonsuza dek kalacağı ve Tanrı'ya hesap vereceği yer, öbür dünya, öteki dünya.
ADAMAK
Bir dileğin gerçekleşmesi amacıyla kutsal olduğuna inanılan bir güce niyette bulunmak, nezretmek. İthaf etmek. Bir şeyle yoğun olarak ilgilenmek. Kutsal saydığı bir şey uğruna kendini feda etmek üzere söz vermek. Ayırmak, tahsis etmek.
ADALET
Yasalarla sahip olunan hakların herkes tarafından kullanılmasının sağlanması, türe. Herkese kendine uygun düşeni, kendi hakkı olanı verme, doğruluk. Bu işi uygulayan, yerine getiren devlet kuruluşları. Hak ve hukuka uygunluk, hakkı gözetme.
AĞIRKANLI
Ağırcanlı. Hippokrates'in ortaya attığı ağırcanlılık, soğukluk, kolayca duygulanmayış gibi nitelikleri kendinde toplayan kişilik tipi.
AFOROZ
Hristiyanlıkta kilise tarafından verilen cemaatten kovma cezası. Darılıp biriyle konuşmama, ilgiyi kesip kendinden uzaklaştırma, toplum dışılama.
AĞDACI
Şeker, tatlı ve helva yapımında ağda hazırlayan işçi. Ağda ile vücuttaki fazla tüyleri veya kılları temizlemeyi meslek edinmiş kimse.
AHDETMEK
Bir şeyi yapmak için kendi kendine söz vermek.
AHLAT
Gülgillerden, kendi kendine yetişen, üzerine armut aşılanan ağaç, yaban armudu, dağ armudu (Pirus piraster). Beden yapısının temelini oluşturan ögeler. Kaba adam, yol iz bilmez kimse. Bitlis iline bağlı ilçelerden biri. Bu ağacın, armuda benzeyen, iyice olgunlaştıktan sonra yenilebilen yemişi. Bir karışım içindeki parçalar, ögeler.
AÇILMAK
Açma işine konu olmak. Kendine gelmek, biraz iyileşmek, ferahlamak. Kıyıdan uzaklaşmak. Yeni bir bakış açısı getirmek. Renk koyuluğunu yitirmek. Kapı, yol vb. geçit vermek. Gereken güce ulaşmak. Kuruluşlar ilk kez veya yeniden işe başlamak. Sıkılması, çekinmesi, tutukluğu kalmamak. Herhangi bir konuyla veya sorunla ilgili olarak düşünce ve uygulamalarda yeni koşulların gerektirdiği değişiklikleri veya yenilikleri yapmak. Ayrıntıya girmek. Sırrını, üzüntüsünü, sorunlarını birine söylemek. Genişlemek, bollaşmak. İşini gereğinden veya yapabileceğinden geniş tutmak. Delinmek, yırtılmak. Sis, karanlık, duman vb. dağılmak, yoğunluğunu yitirmek.
AKAİT
Bir dinin öğrenilmesi gereken inançlarının ve tapınma kurallarının tümü. Bu kuralları toplayan kitap.
AHİT
Kendi kendine söz vererek bir işi üzerine alma, ant. Devir, zaman. Antlaşma.
ABARTICI
Abartıyı huy edinen (kimse), abartmacı, mübalağacı.
ACYO
Herhangi bir paranın gerçek değeriyle sürüm değeri arasında veya bir ticaret senedinin üzerinde yazılı miktar ile indirimden sonraki tutarı arasında doğan fark. Bankaların senetli kredi işlemlerinde yaptıkları tahsilat. Bir ticaret senedinin yenilenmesinde alınan komisyon.
AKSESUAR
Bir aletin, bir makinenin işlevine katılmayan ancak kendine özgü ayrı bir yararı bulunan alet, araç veya nesne. Konunun gerektirdiği ölçüde kullanılan, bir sahne içinde yer alan veya oyuncunun dekor gereği kullandığı çeşitli eşya. Giysiyi bütünleyen çanta, kemer, şapka, eldiven, mücevher vb. eşya.
AHZÜKABZ
Kendine mal etme. Para tahsili yapmaya yetkili olma.
ADAY
Bir görev, bir iş için kendini ileri süren veya başkaları tarafından ileri sürülen kimse. Bir iş için yetiştirilmekte, eğitilmekte olan kimse, namzet.