Kelimeler arşivi içinde; başında "dağa" olan, toplam 30 adet kelime bulunmaktadır. dağa ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu dağa ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde dağa olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
DAĞAHMETÇE, DAĞAKÇAKÖY, DAĞANLAMAK
DAĞALLAMA, DAĞALMASI
DAĞALLIK, DAĞARCIK, DAĞARCIH, DAĞARASI, DAĞARCUH, DAĞANCIK, DAĞARCUK, DAĞARÇIK, DAĞALASI, DAĞARLAR
DAĞALTI, DAĞANAK, DAĞALAN, DAĞARDI, DAĞAĞZI, DAĞAĞAN, DAĞAŞAN
DAĞACA, DAĞALA
DAĞAR, DAĞAN, DAĞAM, DAĞAL, DAĞAŞ
DAĞA
Yayla, yüksek yer. Tekrar, daha.
DAĞALMASI
Dağ elması, yabani elma. Adaçayı ve fındık büyüklüğündeki meyvesi.
DAĞALLIK
Zayıflık, sıskalık.
DAĞARCUK
Dağarcık.
DAĞARCIH
Dağarcık.
DAĞANCIK
Meyve toplamaya yarayan üç ayaklı ya da tek ayaklı uzun merdiven.
DAĞALASI
Eti kırmızı bir çeşit küçük alabalık (Salmo alpinus)..
DAĞALLAMA
Karlı havalarda kalabalık bir gurup tarafından deynek ve sopalarla yapılan keklik ve tavşan avı. (Akviran Çumra Konya).
DAĞARCIK
Meşin torba. Bir müzik topluluğunun veya sanatçının hazırlamış olduğu parçalar, repertuvar. Bellek.
DAĞARLAR
Manisa şehri, Alaşehir ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yerleşim birimi.
DAĞAHMETÇE
Çanakkale ili, Bayramiç ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi.
DAĞARASI
Diyarbakır ili, Ergani belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim yeri.
DAĞARCUH
Dağarcık.
DAĞANLAMAK
Ayıplamak.
DAĞAKÇAKÖY
Bursa kenti, Osmangazi belediyesi, merkez bucağına bağlı bir bölge.
DAĞARÇIK
Dağarcık.
Bu bölümde tanımı içerisinde DAĞA geçen kelimeler listesi verilmiştir.
DA
Doğrulama, uygun bulma, evet. Daha anlamında kullanılır. Şaşma bildirir ünlem. Değil mi ya anlamında kullanılır. İşte, orada, şurada. Genellikle cümle sonlarında çeşitli anlamlarda kullanılan ünlem. Bağlama ve kuvvetlendirme edatı. Daha, henüz. Da, dahi (bk. de). Dağ. Dahi, da. Henüz. Dağı. Dağa. Daha.
KUNDAKLI
Kundağı olan, kundağa sarılmış olan.
AYRIKLIK
Ayrıklı olma durumu, ayrı tutma, ayrı tutulma. Kaplamları birbirinden ayrı olmakla birlikte aynı yakın cinsin kaplamına giren kavramlar arasındaki bağlantı. Elips, daire, parabol, hiperbol vb. bir konik üzerinde hareket eden cismi, odağa veya merkeze birleştiren doğrunun büyük eksen ile yaptığı açı. Önermelerin birbirine bağlanması işleminde ya . ya . ve ya da ile gösterilen ilişki. Kural dışılık. Genel kuraldan ayrılma, derogasyon.
BEDİRLER
Aydın ilinde, Çine ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi. Kütahya ilinde, Dağardı nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi.
AHSIL
Dişbudağa benziyen bir ağaç.
MAŞRAPA
Metal, toprak, plastik vb.nden yapılmış, ağzı açık, kulplu, bardağa benzeyen, küçük kap.
DİL
Ağız boşluğunda, tatmaya, yutkunmaya, sesleri boğumlamaya yarayan etli, uzun, hareketli organ, tat alma organı. Ayakkabı bağlarının ayağı rahatsız etmemesini sağlayan ve bağ altına rastlayan saya parçası. Sorguya çekilmek için yakalanan tutsak. Gönül, yürek. Büyükbaş hayvanların haşlanıp pişirildikten sonra yenebilen dili. Kıstak. Belli mesleklere özgü dil. Bazı üflemeli çalgılarda titreşerek ses çıkaran ince metal yaprak. Bir çağa, bir gruba, bir yazara özgü söz dağarcığı ve söz dizimi. Düşünce ve duyguları bildirmeye yarayan herhangi bir anlatım aracı. Birçok aletin uzun, yassı ve çoğu hareketli bölümleri. Makaraların ve bastikaların içine yerleştirilmiş olan, üzerinden geçirilen halatı istenilen yöne çevirmeye yarayan, çevresi oluklu, küçük döner tekerlek. Düşmanın durumunu öğrenmek için sorguya çekilmek amacıyla ele geçirilen tutsak. İnsanların düşündüklerini ve duyduklarını bildirmek için kelimelerle veya işaretlerle yaptıkları anlaşma, lisan, zeban. Anahtar.
KUŞEKMEĞİ
Turpgillerden, çorak yerlerde yetişen, beyaz veya mor çiçekli, eskiden hekimlikte kullanılmış olan otçul bir bitki, çobandağarcığı (Thlaspi).
KUNDAKLAMAK
Bebeği kundağa sarmak. Bir yeri kundakla yakmak. Ara bozmak, aldatmak. Tüfek namlusunu kundağa bağlamak. Saçları yemeninin içine toplayarak bağlamak.
JARGON
Aynı meslek veya topluluktaki insanların ortak dilden ayrı olarak kullandıkları özel dil veya söz dağarcığı.
DAGAR
Kunduz. Kavga, savaş. Çukur. Topraktan yapılmış, ağzı geniş, dibi dar, içine su, pekmez, ayran, süt, yoğurt, turşu ve küllü su konulan bir çeşit küp. Çömlek. Dağarcık.
DAĞLI
Dağlık bölge halkından olan. Dağlanmış olan. Dağa ait. Kaba saba, görgüsüz.
BELLEK
Yaşananları, öğrenilen konuları, bunların geçmişle ilişkisini bilinçli olarak zihinde saklama gücü, dağarcık, akıl, hafıza, zihin. Bir bilgisayarda, programı değişmeyen verileri, yapılacak iş için gerekli olan ara sonuçları toplayan bölüm.
SALKIM
Üzüm gibi, birçoğu bir sap üzerinde bir arada bulunan meyve. Topla atılan demir parçaları. Baklagillerden, salkım durumunda mor çiçekler açan ve çoğu asma gibi çardağa sarılan bir tür ağaç ve çiçeği (Wistaria sinensis). Ana saptan çıkan yan çiçekleri, sapları hep aynı uzunlukta olan çiçek durumu.
DAARCIK
Dağarcık.
ÇINARLIDERE
Balıkesir kenti, Konakpınar nahiyesine bağlı bir yer. Kütahya ilinde, Dağardı nahiyesine bağlı bir yer. Kütahya şehri, Emet ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri. Tekirdağ şehrinde, Ballı nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri.
REPERTUVAR
Bir tiyatro kurulunun oynamak için seçip hazırlamış olduğu oyunların listesi. Bir oyuncunun ezberlediği ve oynadığı rollerin listesi. Birikim. Dağarcık.
DAĞCILIK
Dağa tırmanma sporu, alpinizm.
DAĞCI
Dağa tırmanma sporu yapan kimse, alpinist.
DAĞAR
Ağzı yayvan, dibi dar toprak kap. Dağarcık.