Kelimeler arşivi içinde; başında "dağ" olan, toplam 144 adet kelime bulunmaktadır. dağ ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu dağ ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde dağ olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
DAĞÇİFTLİĞİKÖYÜ
DAĞITILABİLMEK, DAĞITILIVERMEK
DAĞDEMİRCİLER, DAĞITILABİLME, DAĞITILIVERME
DAĞÇUKURÖREN, DAĞHACIYUSUF, DAĞILABİLMEK, DAĞILIVERMEK, DAĞINIKCILIK, DAĞITABİLMEK, DAĞITIMCILIK
DAĞDAĞANCIK, DAĞDEMİRLER, DAĞILABİLME, DAĞILIVERME, DAĞIMLAŞMAK, DAĞITABİLME, DAĞITICILIK
DAĞAHMETÇE, DAĞAKÇAKÖY, DAĞANLAMAK, DAĞBAKLASI, DAĞBELÖREN, DAĞDAGEZEN, DAĞDAĞASIZ, DAĞDEMİRLİ, DAĞDEVİREN, DAĞHACILAR, DAĞINIKLIK, DAĞIŞTAMAK, DAĞITILMAK, DAĞITIMEVİ
DAĞALLAMA, DAĞALMASI, DAĞÇATAĞI, DAĞÇAYIRI, DAĞÇİÇEĞİ, DAĞDAĞACI, DAĞDAĞALI, DAĞDIRALI, DAĞESEMEN, DAĞEYMİRİ, DAĞGEÇİSİ, DAĞHOROZU, DAĞINIKCI, DAĞINIKÇA, DAĞITILMA, DAĞITIMCI, DAĞLANMAK, DAĞLATMAK
DAĞALASI, DAĞALLIK, DAĞANCIK, DAĞARASI, DAĞARCIH, DAĞARCIK, DAĞARCUH, DAĞARCUK, DAĞARÇIK, DAĞARLAR, DAĞBAKAN, DAĞBELEN, DAĞCILAR, DAĞCILIK, DAĞDAGÜL, DAĞDAĞAN, DAĞDELEN, DAĞDELİK, DAĞDEMİR, DAĞETEĞİ, DAĞGÖREN, DAĞGÜNEY, DAĞILGAN, DAĞILMAK, DAĞIRŞAK, DAĞISTAN, DAĞITICI, DAĞITMAK, DAĞLAMAK, DAĞLANIŞ, Devamını Oku »»
DAĞAĞAN, DAĞAĞZI, DAĞALAN, DAĞALTI, DAĞANAK, DAĞARDI, DAĞAŞAN, DAĞBAŞI, DAĞBELİ, DAĞÇATI, DAĞÇAYI, DAĞDAĞA, DAĞDAKİ, DAĞDERE, DAĞDİBİ, DAĞDÜŞÜ, DAĞDÜZÜ, DAĞGÜLÜ, DAĞILIM, DAĞILIŞ, DAĞILMA, DAĞILTI, DAĞINIH, DAĞINIK, DAĞINIM, DAĞINTI, DAĞITIK, DAĞITIM, DAĞITIŞ, DAĞITMA, Devamını Oku »»
DAĞACA, DAĞALA, DAĞBAĞ, DAĞBEK, DAĞCIL, DAĞDAÇ, DAĞDEL, DAĞEVİ, DAĞHAN, DAĞLIÇ, DAĞLIK
DAĞAL, DAĞAM, DAĞAN, DAĞAR, DAĞAŞ, DAĞCA, DAĞCI, DAĞIL, DAĞIM, DAĞIN, DAĞLI
DAĞA, DAĞI, DAĞİ
DAĞ
DAĞ
Yer kabuğunun çıkıntılı, yüksek, eğimli yamaçlarıyla çevresine hâkim ve oldukça geniş bir alana yayılan bölümü. Büyük üzüntü, acı. Kızgın bir demirle vurulan damga, nişan. İyileştirmek için vücudun hastalıklı bölümüne kızgın bir araçla yapılmış olan yanık.
DAĞITILABİLMEK
Dağıtılma imkânı veya olasılığı bulunmak.
DAĞITABİLMEK
Dağıtma imkânı veya olasılığı bulunmak.
DAĞÇUKURÖREN
Çankırı ilinde, Çerkeş ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi.
DAĞILABİLMEK
Dağılma imkânı veya olasılığı bulunmak.
DAĞITILIVERMEK
Çabucak dağıtılmak.
DAĞÇİFTLİĞİKÖYÜ
Kırşehir ili, Mucur belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yer.
DAĞITIMCILIK
Dağıtımcının yaptığı iş.
DAĞDEMİRLER
Uşak ilinde, merkez belediyesi, merkez bucağına bağlı bir bölge.
DAĞITILABİLME
Dağıtılabilmek işi.
DAĞITILIVERME
Dağıtılıvermek işi.
DAĞDAĞANCIK
Gaziantep kenti, Araban belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir bölge.
DAĞHACIYUSUF
Manisa şehrinde, Alaşehir ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir bölge.
DAĞDEMİRCİLER
Bursa ili, Keles ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir bölge. Zonguldak ilinde, Gökçebey ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi.
DAĞILIVERMEK
Çabucak veya ansızın dağılmak.
DAĞINIKCILIK
Malın doğrudan doğruya tüketiciye bölüntülü olarak satılması.
Bu bölümde tanımı içerisinde DAĞ geçen kelimeler listesi verilmiştir.
AHLAT
Gülgillerden, kendi kendine yetişen, üzerine armut aşılanan ağaç, yaban armudu, dağ armudu (Pirus piraster). Beden yapısının temelini oluşturan ögeler. Kaba adam, yol iz bilmez kimse. Bitlis iline bağlı ilçelerden biri. Bu ağacın, armuda benzeyen, iyice olgunlaştıktan sonra yenilebilen yemişi. Bir karışım içindeki parçalar, ögeler.
ALPYILDIZI
Dağların çok yüksek yamaçlarında yetişen bir çiçek (Paradisia liliastrum).
ANEMON
Dağ lalesi.
ALACALIK
Alaca olma durumu. Renkli ve renksiz kılların bütün vücutta düzenli bir biçimde dağılmayarak büyük ve küçük parçalar hâlinde birleşmesiyle meydana gelen bir at donu.
ANIK
Hazır. Ballıbabagillerden, tek yıllık, mavi çiçekli, yemeklere koku vermek için kullanılan bir bitki, dağ reyhanı (Ziziphora).
ARJANTİN
Büyük bira bardağı.
ALPİNİST
Dağcı.
AÇMAK
Bir şeyi kapalı durumdan açık duruma getirmek. Yakışmak, güzel göstermek. Engeli kaldırmak. Savaşla almak, fethetmek. Bir kuruluşu, bir iş yerini işler duruma getirmek. Sarılmış, katlanmış, örtülmüş veya iliklenmiş olan şeyleri bu durumdan kurtarmak. Birbirinden uzaklaştırmak. Satranç, poker vb. oyunları başlatmak. Ayırmak, tahsis etmek. Yarmak. Bir şeyi, bir yeri oyarak veya kazarak çukur, delik oluşturmak. Düğümü veya dolaşmış bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Yapmak, düzenlemek. Avunmak veya danışmak üzere söylemek, içini dökmek. Alışverişi başlatmak. Görünür duruma getirmek. Geçit sağlamak. Bir toplantıyı, etkinliği başlatmak. Bulutların dağılmasıyla gökyüzü aydınlanmak. Ferahlık vermek. Bir konu ile ilgili konuşmak. Tıkalı bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Sıkılganlığını, utangaçlığını gidermek. Rengin koyuluğunu azaltmak. Beğenmek. Bir aygıtı, bir düzeneği çalıştırmak. Alanını genişletmek.
ALPİNİZM
Dağcılık.
AKBABA
Akbabagillerden, başı ve boynu çıplak olan, dağlık yerlerde yaşayan, leşle beslenen, çok yüksekten uçarak keskin gözleriyle çok uzakları görebilen, iri ve yırtıcı bir kuş, kerkes (Vultur monachus). İhtiyar. Çıkarı için başkalarını sömüren.
AÇILMA
Açılmak işi. Bir grupta, sıraların jimnastik alıştırmaları için dağınık düzene girmesi. Bir film çekiminde karanlıkta başlayıp gittikçe aydınlanarak görüntülerin belirmesine dayanan noktalama. Çatlama.
ARGIT
Geçit, boğaz, dağ boğazı, derbent. Keklik tutmakta kullanılan, tahtadan kapanların yan taraflarına bağlanan ağaç parça.
ADAKLI
Adağı olan, adak adamış olan. Bingöl iline bağlı ilçelerden biri. Nişanlı.
AKLAN
Sularını bir denize veya göle gönderen bölge, maile. Bir dağ sırasının yamaçlarından her biri.
AFAL
Şaşkın, dağınık, ne yapacağını bilmez.
AÇILMAK
Açma işine konu olmak. Kendine gelmek, biraz iyileşmek, ferahlamak. Kıyıdan uzaklaşmak. Yeni bir bakış açısı getirmek. Renk koyuluğunu yitirmek. Kapı, yol vb. geçit vermek. Gereken güce ulaşmak. Kuruluşlar ilk kez veya yeniden işe başlamak. Sıkılması, çekinmesi, tutukluğu kalmamak. Herhangi bir konuyla veya sorunla ilgili olarak düşünce ve uygulamalarda yeni koşulların gerektirdiği değişiklikleri veya yenilikleri yapmak. Ayrıntıya girmek. Sırrını, üzüntüsünü, sorunlarını birine söylemek. Genişlemek, bollaşmak. İşini gereğinden veya yapabileceğinden geniş tutmak. Delinmek, yırtılmak. Sis, karanlık, duman vb. dağılmak, yoğunluğunu yitirmek.
AŞEVİ
Lokanta. Düğün, nişan vb. toplantılarda, verilecek yemekleri hazırlamak için geçici olarak mutfak gibi kullanılan yer. Yoksullara parasız yemek yedirilen veya dağıtılan yer, aşhane. Tekkelerde yemek pişirilen yer.
AJANS
Haber toplama, yayma ve üyelerine dağıtma işiyle uğraşan kuruluş. Bu iş kollarının çalıştığı büro. Radyoda haber bülteni.
ADAKSIZ
Adağı olmayan, adak adamamış olan. Nişanlı olmayan.
ARKAÇ
Ağıl. Dağ sırtlarında davarların yatırıldığı düz, rüzgâr almayan kuytu yer.