Kelimeler arşivi içinde; başında "dak" olan, toplam 71 adet kelime bulunmaktadır. dak ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu dak ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde dak olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
DAKRİYOSİSTOGRAFİ
DAKRİYOADENİTİS, DAKRİYOSİSTİTİS
DAKTİLOMEGALİ
DAKTİLOJİROZ, DAKTİLOGRAFİ, DAKTİLOSKOPİ, DAKTİLOTEKNİ, DAKTİNOMİSİN
DAKİKALARCA, DAKİKASINDA, DAKTİLOGRAF, DAKIŞTIRMAK
DAKİKALAMA, DAKTİLİTİS, DAKARBAZİN, DAKANNAMAK, DAKRİYOLİT, DAKTİLOLUK, DAKILANMAK, DAKIRDALAK
DAKİKALIK, DAKILAMAK, DAKLAŞMAK, DAKNAŞMAK, DAKALAMAK
DAKLAŞAK, DAKINMAK, DAKLAMAK, DAKILMAK, DAKIŞMAK, DAKMAMAK, DAKNAŞIK, DAKDELEN, DAKTİLUS, DAKANMAK, DAKKADAK
DAKINTI, DAKTİLO, DAKINCO, DAKINAK, DAKDUKA, DAKDAKA, DAKANAK, DAKTİRİ
DAKİKA, DAKKIÇ, DAKICA, DAKGUZ, DAKMAK, DAKGEÇ, DAKNAK
DAKUK, DAKNE, DAKMA, DAKLI, DAKKI, DAKKE, DAKKA, DAKİK, DAKIM, DAKOZ, DAKGI, DAKGA, DAKET, DAKAT, DAKAN, DAKAÇ
DAKI, DAKU
DAK
DAK
Pancar, şeker pancarı. Özür, kusur. Doğu Anadolu Kırmızısı sığırı.
DAKTİLOSKOPİ
Parmak izine dayanarak kimlik belirleme yöntemi.
DAKTİLOGRAFİ
Yazı makinesi ile yazı yazma işi.
DAKRİYOSİSTOGRAFİ
Kontrast madde verilerek gözyaşı kesesi ve kanalının radyolojik olarak incelenmesi.
DAKTİLOTEKNİ
Suçlunun parmak izlerini belirlemeye, kimliğini araştırıp bulmaya yarayan yöntemlerin bütünü.
DAKİKASINDA
Hemen o anda.
DAKTİLOMEGALİ
Parmakların normalden daha büyük olması.
DAKİKALAMA
Oyunun süresini hesaplayabilmek için her bölümün kaçar dakika sürdüğünü saptama. Tamamlanmış bir filmin ya da televizyon izlencesinin kaç dakika tutacağını kestirmek amacıyla çevirim senaryosu üzerinde çekimlerin uzunluğunu hesaplama. Oyunun uzunluğunu, her perdenin, her sahnenin kaç dakika sürdüğünü hesaplama.
DAKRİYOADENİTİS
Gözyaşı bezinin yangısı. Göz çukurunun yangısı, sellülitisi, travmalarının yanısıra, sığırların gangrenli nezlesi, kedilerin enfeksiyoz peritonitisi ve köpek gençlik hastalığı gibi sistemik hastalıkların ve laboratuvar sıçanlarında bir Koronavirüs enfeksiyonunun seyri sırasında görülür.
DAKTİLOGRAF
Yazı makinesi ile yazı yazan kimse, daktilo.
DAKİKALARCA
Uzun süre.
DAKRİYOSİSTİTİS
Gözyaşı kanallarının ve kesesinin yangısı.
DAKTİLOJİROZ
Monogenea sınıfından Dactylogyrus cinsi parazitlerin sazanların solungaç filamentlerinde ciddi tahribatlara neden olduğu hastalık.
DAKTİNOMİSİN
Streptomyces parvulvus kültürlerinden elde edilen, DNA çift zinciri içinde, komşu guanozin-sitozin baz çiftleri arasına enine yerleşip DNA ve mRNA üretimini bozarak etkiyen, antineoplastik olarak kullanılan bir kemoterapötik.
DAKTİLİTİS
Parmağın yangısı.
DAKIŞTIRMAK
Suçlandırmak, sanık gibi göstermek. Dövmek, vurmak. Kovalamak.
Bu bölümde tanımı içerisinde DAK geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ALA
Karışık renkli, çok renkli, alaca. Alabalık. Kekliğin boynundaki siyah halka. Açık kestane renginde olan, ela (göz).
AÇAN
Oynak kemiklerin arasındaki açıları genişletmeye yarayan kasların genel adı, büken karşıtı.
AİLE
Evlilik ve kan bağına dayanan, karı, koca, çocuklar, kardeşler arasındaki ilişkilerin oluşturduğu toplum içindeki en küçük birlik. Eş, karı. Aynı gaye üzerinde anlaşan ve birlikte çalışan kimselerin bütünü. Temel niteliği bir olan dil, hayvan veya bitki topluluğu, familya. Aynı soydan gelen veya aralarında akrabalık ilişkileri bulunan kimselerin tümü. Birlikte oturan hısım ve yakınların tümü.
AKROMEGALİ
Genel gelişme bittikten sonra el, çene, burun vb. vücudun sivri kısımlarındaki kemiklerin kalınlaşması, büyümesi veya uzaması.
AKILLI
Gerçeği iyi gören ve ona göre davranan, akil. Uyanık geçinen. Karşısındakini küçümseme amacıyla söylenen bir söz.
ADAKLAMA
Adaklamak işi.
AJİTE
"Körüklemek; duygu sömürüsü yapmak" anlamlarındaki ajite etmek birleşik fiilinde ve "çırpıntıya uğramak" anlamındaki ajite olmak teriminde geçen bir söz.
AĞIZ
Yüzde, avurtlarla iki çene arasında bulunan, ses çıkarmaya, soluk alıp vermeye yarayan ve besinlerin sindirilmeye başlandığı organ. Bu boşluğun dudakları çevreleyen bölümü. Birkaç yolun birbirine kavuştuğu yer, kavşak. Koy, körfez, liman vb. yerlerin açık tarafı. Aynı dil içinde ses, şekil, söz dizimi ve anlamca farklılıklar gösterebilen, belli yerleşim bölgelerine veya sınıflara özgü olan konuşma dili. Uç, kenar. Kapların veya içi boş şeylerin açık tarafı. Bir bölge ezgilerinde görülen özelliklerin tümü. Çıkış yeri. Kesici aletlerin keskin tarafı. Bir akarsuyun denize veya göle döküldüğü yer, munsap. Yeni doğurmuş memelilerin ilk sütü. Üslup, ifade biçimi.
ADIM
Yürümek için yapılmış olan ayak atışlarının her biri. Bir yarışın belirli uzaklığı kapsayan bölümlerinden her biri, etap. Ayakta, esas duruşta, bir ayağın türlü yönlerde iki ayak boyu kadar yer değiştirmesi. Girişim, hamle. Bir ayak atışıyla alınan ve uzunluğu yaklaşık 75 santimetre olan mesafe. Bir gösterge ucunun eş olarak ayrılmış yaylardan biri boyunca aldığı yol. İki diş arasındaki aralık.
AKPAS
Lahana, turp, şalgam, karnabahar vb. bitkilerin kök dışındaki bütün bölgelerine yerleşebilen, özellikle semizotugillerde karşılaşılan yosunumsu mantar (Albugo candida).
AGOP
"Aptal aptal bakmak" anlamındaki Agop'un kazı gibi bakmak deyiminde geçen bir söz.
ADAKLIK
Adak adanan yer. Adak olarak ayrılmış (hayvan).
ABANİ
Genellikle sarık, bohça, kundak ve yorgan yüzü yapımında kullanılan, zemini beyaz, üzerinde safran renginde nakışlar bulunan ipek kumaş. Bu kumaştan yapılmış.
ADAKLI
Adağı olan, adak adamış olan. Bingöl iline bağlı ilçelerden biri. Nişanlı.
ABBAS
"Yola çıkacak veya ölümü yaklaşan kimse" anlamlarındaki Abbas yolcu deyiminde geçen bir söz.
AKORTSUZLUK
Ses düzensizliği ya da ayarsızlığı. Radyoda gerçek ayar frekansı ile doğru değeri arasındaki sapma.
AFİŞE
"Açığa vurmak, belirtmek; duyurmak, dile düşürmek, reklam etmek; açıklamak" anlamlarındaki afişe etmek, "bir kimse bilinmeyen bir yönüyle tanınmak" anlamındaki afişe olmak birleşik fiillerinde geçen bir söz. Açıklanmış.
ADAKSIZ
Adağı olmayan, adak adamamış olan. Nişanlı olmayan.
AFFETMEK
Bağışlamak. Hoşgörü ile karşılamak, mazur görmek. Birinin sorumluluğundaki bir görevden veya işten çıkmasına izin vermek.
AÇMAZ
Satranç oyununda şahı koruyan taşlardan birinin yerinden oynatılamaması durumu. Tuluatta karşısındakine bir nükte veya tekerleme söyleme kolaylığını veren söz. İçinden zor çıkılır durum.