Kelimeler arşivi içinde; başında "bela" olan, toplam 16 adet kelime bulunmaktadır. bela ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu bela ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde bela olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
BELAGATSİZ, BELASIZLIK
BELAGATLİ, BELAĞEYRU
BELABUKİ, BELANARI
BELADAN, BELAGAT, BELAHET, BELALAN, BELASIZ
BELALI
BELAK, BELAN, BELAŞ
BELA
BELA
İçinden çıkılması güç, sakıncalı durum. Hak edilen ceza. Büyük zarar ve sıkıntıya yol açan olay veya kimse.
BELAGAT
İyi konuşma, sözle inandırma yeteneği. Söz sanatlarını inceleyen bilgi dalı, retorik. Bir şeyde gizli olan derin anlam. Konuyu bütün yönleriyle kavrayarak hiçbir yanlış ve eksik anlayışa yer bırakmayan, yorum gerektirmeyen, yapmacıktan uzak, düzgün anlatma sanatı.
BELANARI
Şöyle böyle, az çok, oldukça, biraz, üstünkörü.
BELAK
Kundak, çocuk bezi.
BELASIZ
Bela içermeyen.
BELAHET
Alıklık.
BELALI
Yoran, üzen, can sıkan. Kavgacı, şirret. Yolsuz kadının zorba dostu.
BELADAN
Çınar ağacı.
BELALAN
Tepe, yüksek yer, üzeri yassı tepe, ufak tepe. Ordu kenti, Korgan ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri. Samsun ilinde, Çakıralan nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi. Samsun şehrinde, Kavak belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim birimi. Samsun ili, Mezraa bucağına bağlı bir bölge.
BELABUKİ
Halbuki.
BELAGATLİ
Belagati olan.
BELAGATSİZ
Belagati olmayan.
BELAŞ
Beleş, parasız.
BELAĞEYRU
Lüzumsuz, faydasız, boşuboşuna.
BELAN
İki tepe arasındaki alçak kısım, belen. Tarla, sert topraklı yer. Tepe, yüksek yer, üzeri yassı tepe, ufak tepe. Dağ üzerindeki yüksek geçit, yol, dönemeçli, dik dağ yolu.
BELASIZLIK
Belasız olma durumu.
Bu bölümde tanımı içerisinde BELA geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ALIKLIK
Alık olma durumu, belahet.
KELBAY
Kerbelai, Kerbelâ'yı ziyaret eden.
LEVHA
Bir yere asılmak için yazılmış yazı, safiha. Tabela. Tablo, resim.
ONMADIK
Talihi yaver gitmeyen, başı beladan kurtulmayan. Bereketsiz.
AVARIZ
Kazalar, belalar. Engebe. Osmanlılarda önceleri yalnız olağanüstü durumlarda, sonraları ise sürekli olarak halktan toplanan vergi.
TABELACI
Tabela yazan kimse.
GADA
Dert, hastalık. Belâ. Kardeş. Teyze. Ağabey. Kaza, bela. Dert, keder, üzüntü. Eski türkçe kadaş: Arkadaş. "Yunus gadam annadur.". Eski türkçe kadaş: kardeş; arkadaş. Kadar. Bela. Erkek kardeş (Çayağzı). Kaza, dert (Gadan alım şeklinde kullanılır.). Kadar (Kuşu). Kadar (bk. kada, kadar, kadan).
ANDIR
Korku, şaşma, hayranlık bildirir ünlem. Ölüden kalan eşya, sahipsiz kalan eşya, soyka. İnsan ve hayvanlara ilenç yerine, sahipsiz kal anlamında kullanılır. Pis, iğrenç, hantal, kötü, uğursuz, çirkin, miskin, tembel. Erkeklik organı. Kadının cinsiyet organı. Akrep. Uğursuz. Bela, kötülük. Kötü yürekli. Sahipsiz.
BELİĞ
Belagati olan, belagatli. Anlaşılır.
DEFİBELA
Başa gelen belayı savma.
RETORİK
Güzel söz söyleme, hitabet sanatı. Söz sanatlarını inceleyen bilim dalı, belagat.
MEKİR
Umacı, hortlak. Şeytan. İnatçı. Tedirgin edecek denli birinin üstüne düşen, yapışkan. Belâ. Pislik, bela.
GÜÇLÜKLE
Kolay olmayan bir biçimde, zar zor, zor bela.
KARTELA
Tombala vb. oyunlarda sayıların yazılı olduğu kart. Boya, kumaş, halı vb. ürünlerin çeşitlerini küçük parçalar hâlinde gösteren liste. Tuluat tiyatrosunun kapısına asılan tabela.
ABELA
Böyle, bu şekilde: Abela oyna.
KÜNERE
Eski: Evin küneresi başa bela.
GAİLE
Sıkıntı, dert, keder, üzüntü. İstenmeyen durum, baş belası. Uğraştırıcı iş, çekilmesi zor yük.
ŞERGİL
Askıntı, baş belası.
ASCETOSPORA
Türbelalar, annelidler, yumuşakçalar ve kabuklularda parazitlenen Haplosporea ve Paramyxea olmak üzere iki sınıfı bulunan, polar kapsülleri ve polar iplikçikleri bulunmayan hücre içi protozoonların bir bölümü.
FELAKET
Büyük zarar, üzüntü ve sıkıntılara yol açan olay veya durum, yıkım, bela. Çok kötü. Şaşırtıcı, hayrete düşürücü.